T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/814 Esas
KARAR NO : 2024/404
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/10/2023
KARAR TARİHİ : 09/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir... İcra Müdürlüğü ...E. sayılı dosyasına konu alacağın tahsili amacıyla taraflarınca 29/06/2022 tarihinde icra takibi başlatıldığını, ödeme emri davalı tarafa tebliğ edildikten ve takip kesinleştikten 6 ay sonra borçlu tarafça takibe itiraz edildiğini takibin durdurulduğunu, davalı tarafın itirazının haksız olduğunu, taraflarınca başlatılan icra takibinin 11/08/2022 tarihinde kesinleştirildiğini ve borçlu şirket yetkilisi ...'a 17/09/2022 tarihinde İİK m. 89/1 uyarınca birinci haciz ihbarnamesi tebliğ edildiğini ancak şirket yetkilisince ihbarnameye herhangi bir itiraz sunulmadığını, bunun üzerine 11/11/2022 tarihinde İİK m. 89/2 uyarınca ikinci haciz ihbarnamesi tebliğ edildiğini ancak yine süresi içinde haciz ihbarnamesine itiraz edilmediğini, borçlu şirket yetkilisinin icra takibinden haberdar olmasına rağmen haciz ihbarnamelerine itiraz etmemiş olması ve sonrasında dosyaya şirket adına vekaletname sunulmuş olması ve takipten henüz haberdar olunduğundan bahisle takibe itiraz edilmiş olmasının açıkça kötü niyetli olduğunu, davalı tarafça takibe itiraz edilmesi sonrası menfi tespit davasına konu edilmek üzere arabuluculuğa başvuru yapıldığını ve akabinde İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını ve hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine karar verildiğini, müvekkilince üretimi sağlanan ve davalı şirkete fatura karşılığı satılmış olan ürünün bedelinin müvekkiline eksik ödendiğini, davalı tarafça da söz konusu ödemenin eksik yapılmasına gerekçe olarak ürünün ayıplı olduğu iddiasının ileri sürüldüğünü, davalı taraf her ne kadar icra takibine itiraz etmişse de açmış oldukları menfi tespit davası ile de ürün bedelinin eksik ödendiğinin ikrar edildiğini ve bu eksik bedelin üründe bulunan ayıba ilişkin olarak bedelden yapılan indirim olarak nitelediklerini, ancak davalı tarafından her ne kadar malın ayıplı olması dolayısıyla borçlu olunmadığı ve bu nedenle de faturadan doğan alacağın ödenmediği iddia olunmuşsa da söz konusu iddialara itibar edilebilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirket adına müvekkili ile iletişime geçen ve işin tamamlanmasına kadar geçen sürede işi takip eden ... tarafından işin her aşamada onaylandığını, müvekkili ile işin yapılması adına anlaşma yapıldığında müvekkilinin işin tesliminin ancak ay sonuna mümkün olduğunu bildirdiğini, davalı tarafın ısrarla sıkıştırması ve baskı yapması sonucunda müvekkilinin işi olabildiğince hızlı tamamladığını ve ...'ın talimatları doğrultusunda da davalı tarafça istenilen günde teslim ettiğini, birçok defa müvekkilince üretimin ne şekilde yapılması gerektiği söylendiğinde... tarafından bu öneriler dikkate alınmaksızın baştan savarcasına "yap geç, bitsin yeter" şeklinde ifadeler kullanıldığını ve müvekkilinin işi olabildiğince hızlı tamamlamasının talep edildiğini, müvekkilinin bu ifadelere rağmen üretimi olması gereken şekilde ve mümkün olan en hızlı sürede tamamladığını ve davalı şirket adına hareket eden... beyden de onay aldığını, müvekkilince tamamlanan ve fatura karşılığı teslimi sağlanan ürünün teslim edilmesinden sonra müvekkiline ayıba ilişkin bir bildirimde bulunulmadığı gibi müvekkilince kesilen ve icra takibine konu edilen faturaya da davalı tarafça itiraz edilmediğini, taraflarınca başlatılan faturanın davalı tarafa gereği gibi ulaştırıldığını ve fakat davalı tarafça faturanın belli bir kısmı ödenirken takibe konu miktarının ödenmediğini, faturaya süresi içinde itiraz edilmemişken işbu faturanın takibe konu edilmesinden sonra da takibe itiraz edilmediği de değerlendirildiğinde davalı şirket yetkilisine İİK m. 89/1 ve 89/2 hükümleri uyarınca düzenlenen ihbarnameler tebliğ edildikten sonra borca itiraz edilmesi ve takibin durdurulmasına sebebiyet verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın kabulüne, İzmir... İcra Müdürlüğü...E. sayılı dosyaya davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, icra dosyasına konu alacağın, işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkil davacıya verilmesine, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı tarafça, dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, taraflar arasındaki alım satım ilişkisine binaen bulunan ticari ilişki çerçevesinde, davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan ürünler sebebiyle olarak davalı şirket adına düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ... olduğu, borçlusunun ... Endüstriyel Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti. olduğu, davacı vekilinin davalı şirket aleyhine 16.000,00-TL fatura alacağı ve 15,12-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.015,12-TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
30/11/2023 tarihli duruşma tutanağının 3 numaralı ara kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, davacı vekilinin davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin uyap sistemi üzerinden mahkememize bildirildiği beyan dilekçesini verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmuş olduğu, davalı şirket tarafından ise herhangi bir bilgi veya belge sunulmamış olduğu görülmüştür.
Davacı vekili tarafından 14.12.2023 havale tarihli dilekçesi ile müvekkiline ait defterlerin "... Mh. Faik Kayserilioğlu Cd.... Merkez/KARAMAN"da bulunduğunun bildirilmesi üzerine mahkememizce Karaman ... Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 14/05/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda; davacı ...’un, davalı...Endüstriyel Makina Sanayi Ve Tic. Ltd. Şti.'ne toplam 236.000,00-TL'lik 3x5m³ agrega tartı bunkeri sattığı, satış bedelinin 220.000,00-TL'sini tahsil ettiği, geriye: 16.000,00-TL alacağı kaldığı hususlarının ticari defter üzerinde yapılan incelemeler sonucu tespit edildiği bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, icra dosyası, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin raporu ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari iş kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, icra dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 16.000,00-TL fatura alacağı ve 15,12-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.015,12-TLalacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davacıya ait delil niteliğini haiz olan ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde icra takip tarihi itibariyle davacının 16.000,00-TL alacaklı olduğu, Mahkememizce 30/11/2023 tarihinde yapılan duruşmada "...davalı şirkete bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki hafta kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içinde ticari defter ve belgelerin mahkememize sunulmaması veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yerin mahkememize bildirilmemesi durumunda, söz konusu ticari defter ve belgelere delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına," şeklinde karar verildiği ve davalıya anılan kararın tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından defter ibrazının gerçekleştirilmediği, mahkememiz denetimine uygun ve elverişli olarak düzenlendiği kanaatiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalıdan 16.000,00-TL alacağı olduğunun anlaşıldığı, işlemiş faiz yönünden ihtar şartının gerçekleşmediği her ne kadar davacı vekili tarafında dava açılış değeri 24.659,92-TL olarak belirtilmiş ise de 09/07/2024 tarihli duruşmada davacı vekilinin "...bizim talebimiz icra takip dosyasında tahsilini talep ettiğimiz asıl alacak 16.000,00-TL ve bu alacağa işlemiş faiz ve işleyecek ve ferilere yapılan itirazın iptaline ilişkindir" şeklinde beyanda bulunduğu, alacağın likit ve hesaplanabilir olduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile,
A)İzmir ... İcra Müdürlüğü... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın asıl alacak yönünden iptali ile, takibin 16.000,00-TL asıl alacak ve bu asıl alacağın takip talebinde belirtilen işleyecek faizi ile birlikte devamına,
B)İşlemiş faiz yönünden itirazın iptali talebinin reddine,
C)Alacak miktarı likit olduğundan takip konusu kabul edilen asıl alacak miktarı olan 16.000,00-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 1.092,96-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 341,05-TL harcın mahsubu ile bakiye 751,91-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 60,00-TL elektronik tebligat, 5,25-TL (KEP) posta masrafı, 2.000,00-TL bilirkişi ücreti, 341,05-TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.676,15-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 16.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5- 7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafların yokluğunda miktar itibariyle KESİN nitelikte olmak üzere karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.09/07/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza