T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/1022 Esas
KARAR NO : 2025/496
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ : 04/12/2024
KARAR TARİHİ : 27/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Zorunlu mali sorumluluk sigortası davalı firma tarafından yapılan ve dava dışı ...in sevk ve idaresindeki... Plaka sayılı araç ile... otoyulunu takiben Osmaniye ili istikametinden Gaziantep ili istikametine seyir halindeyken belirtilen kilometreye geldiginde aracın ön kısımları ile yine aynı istikamette önünde seyreden ...n sevk ve idaresindeki... cekici ve buna bağlı ... plakalı yarı römorkun sol arka kısımlarına çarpmasi sonucu çift taraflı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazanın olusumunda sürücü ... 2918 sayılı KTK da belirtilen sürücülere ait kusurlardan 56/1c (önlerinde giden araçları yönetmelikle belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlememek yakin takip) kuralını ihlal ettiği görüş ve kanaatine varıldığını, kaza neticesinde müvekkili ... yaralanmış ve çok büyük operasyonlar geçirdiğini, sağlık giderleri harcamaları meydana gelmiş olup, halende sağlık harcamaları devam ettiğini, müvekkili... tedavi gördüğünü, kazanın oluşumu ile müvekkilinin sağlık giderleri davalı sigorta şirketi kapsamında karşılanması gerektiğini, sağlık giderleri sigorta poliçesinde teminat altına alındığını, bu kapsamda oluşan zarardan davalı firma sorumlu olduğunu, davalı firmaya başvuruda bulunulmuş ve akabinde arabuluculuk süreci başlatılmış ancak davalı firma ile anlaşma sağlanamadığını belirterek davanın kabulü ile kaza neticesinde müvekkilinin sağlık giderlerinin tespiti ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500-TL sağlık giderlerinin kaza tarihinden (07.07.2024) itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, her türlü yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartlar gereğince...lakalı sigortalı araç sürücüsünün atfı kabil kusuru bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru olmadığını, dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere sigortalımız aracın maluliyete sebebiyet veren kazaya etkisi olmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğu, Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. ve Trafik Poliçesi Genel Şartlarının 1. maddesi gereğince sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davaya konu alacak haksız fiilden kaynaklandığından ve haksız fillerden doğan alacaklara yasal faiz işletildiğinden, davacı ile müvekkili sigorta şirketi arasında herhangi bir ticari iş ilişkisi de bulunmadığından, sigorta poliçesinden kaynaklanan uyuşmazlığa yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirterek haksız olarak açılan davanın reddini, davacının davasının ispatı halinde; müvekkili şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmaması, olmaz ise, asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını, davanın reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVA KONUSU :
Dava, 07/07/2024 tarihinde davalı sigorta şirketinden sigortalı olan dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki... araç ile aynı istikamette seyreden dava dışı ...n sevk ve idaresindeki ... cekici ve buna bağlı ... plakalı yarı römorkun çarpışması sonucu çift taraflı yaralanmalı kaza meydana geldiği iddiasıyla davacının yaralanmasına bağlı olarak meydana gelen kazada davacı ...in yaralanmasına bağlı olarak sağlık gideri oluşup oluşmadığı ve söz konusu giderlerden davalının sorumlu bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Gerekli bilgi ve belgeleri temini akabinde somut olay değerlendirilerek Mahkememizce dosya bir trafik alanında uzman bilirkişiye tevdi edilerek rapor aldırılmıştır. 22/05/2025 havale tarihli bilirkişi raporunda; Sürücü ...sevk ve idaresindeki ... plakalı...marka açısından
yapılan değerlendirmede;
sürücünün meydana gelen kazada, yukarıda açıklaması yapılan kurallara riayet etmeyerek
trafiğin akışını uygun şekilde, aracının hızını yol ve trafik şartlarına uydurmaması ve
önündeki araç ile arasındaki takip mesafesini korumaması sonucu önünde seyir halinde olan
araca arkadan çarpması nedeniyle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84/d
maddesindeki sürücü kural ihlallerinden; “d) Arkadan çarpma,” kural ihlalini işlediğinden
kazanın meydana gelmesine sebep olduğu, sürücü... sevk ve idaresindek... plakalı...marka çekici ve buna
bağlı yarı römork (...) araç açısından yapılan değerlendirmede;
sürücünün meydana gelen kazada, şeridi içinde normal seyrini sürdürmekte olması
nedeniyle kazanın oluşumuna yönelik bir kural ihlali yapmadığı değerlendirildiğinden
sürücünün kazanın meydana gelmesine bir, etkisinin olmadığı hususlarında görüş bildirilmiştir.
Davacı vekilinin, 27/05/2025 tarihli dilekçesinde görülmekte olan davada, davalı taraf ile iş bu dosyada ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla sulh olunduğunu ve bu kapsamda anlaşma yapıldığını herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama gideri talebi olmadığını bildirdiği görülmüştür.
Davalı vekilinin, 27/05/2025 tarihli dilekçesi ile davalı ile sulh olduklarını belirterek davadan feragat edildiğini, yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığının bildirdiği görülmüştür.
HMK Madde 313: Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir.
(2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir.
(3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir.
(4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davalı ve davacı vekilinin 27/05/2025 tarihli dilekçeleri ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, tarafların sulh oluğu anlaşılmakla sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davada SULH NEDENİYLE KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA
2-Sulh ilk duruşmadan sonra yapılmış olması nedeni ile Harçlar Kanununun 22. maddesi uyarınca 2/3 oranında hükmedilmesi gereken 410,27 TL karar ve ilam harcının, davanın açıldığı sırada peşin olarak alınan 427,60-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 17,33-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdirine yer ve gerek olmadığına,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yokluklarında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.29/05/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza