T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/210
KARAR NO : 2025/670
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/03/2024
KARAR TARİHİ : 08/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin hazır beton tedarikine yönelik hizmet
verdiğini, davalının da müvekkilmi şirttten hazır beton satın aldığını, müvekkilinin davalının bildirdiği adrese tam ve eksiksiz olarak hazır betonları teslim ettiğini ve verdiği hizmete ilişkin düzenlediği faturaları davalıya gönderdiğini, ödemelerin en başta düzenli yapıldığını ancak sonra düzensiz ödeme yapıldığını sonrasında da hiç ödeme yapmadığını, en son 30.09.2022 tarihli faturaya istinaden ödemesi gereken bedeli ödemediğini, müvekkili şirket defterlerinde bilirkişi incelemesi yapılması neticesinde bu durumun ortaya çıkacağını, alacağın tahsili için Bergama İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, davanın kabulünü, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve
vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin müteahhitlik yaptığını, 2022 yılında Bergama ilçesinde ... parselde yeni inşaata başladığını, bu inşaatın beton ihtiyacı için davacı şirket ile anlaştıklarını, sözleşmeler imzalandıktan sonra müvekkilince peyderpey ödeme yapılarak toplamda 969.140,00-TL EFT yapıldığını, sözleşme gereği beton bedellerinin tümünün davalı şirket hesaplarına ödendiğini, sözleşme ve yapılan ödemeler incelendiğinde müvekkilinin sözleşmeden dolayı davacı şirkete borcu olmadığının anlaşılacağını, davacı tarafın 30/09/2022 tarihli faturadan alacağı bulunduğunu iddia etmişse de, söz konusu faturanın sözleşmeye aykırı olarak düzenlendiğini, faturada belirtilen 263 m³ betonun ne zaman ve ne şekilde teslim edildiği, birim fiyatın nasıl tek taraflı olarak 788,13-TL olarak belirlendiğinin belli olmadığını, sözleşmede özellikle sabit fiyat olarak 665,00-TL olarak belirtildiğini ve taraflarca imzalandığını, davacının icra inkar tazminatı talebinin kötü niyetli olduğunu, başlatılan icra takibinin asılsız olduğunu, müvekkilince yapılan ödemeler göz önüne alındığında borcun bulunmadığının görüleceğini, davacının cari hesap dökümü sunmadığını, 123.830,00-TL bakiye alacak bedeline nasıl ulaştığının da anlaşılamadığını, alacak likit olmadığı için icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini beyan etmekle, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-Bergama Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-Bergama İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası,
3-Davalıya ait vergi sicil kayıtları, esnaf sicil kayıtları ile ticaret sicil kayıtları,
4-Davalıya ait ticaret sicil kayıtları, vergi sicil kayıtları,
5-Davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler,
6-Davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler,
7-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 18/02/2025 havale tarihli raporu,
8-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 10/06/2025 havale tarihli ek raporu,
9-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, taraflar arasındaki hazır beton alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalıya satıldığı ve teslim edildiği iddia edilen hazır beton ürünlerine ilişkin olarak davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen 30/09/2022 tarih ve... numaralı faturadan kaynaklanan alacağın davalıdan tahsili amacıyla davalı aleyhinde başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
Bergama İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ..., borçlunun ise ... olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 123.830,00-TL fatura alacağı, 7.877,62-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 131.707,62-TL toplam alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
12/12/2024 tarihli duruşma tutanağının 5 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
12/12/2024 tarihli duruşma tutanağının 6 numaralı ara kararında ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davalı vekili davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde, dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen 30/09/2022 tarih ve ... numaralı fatura, Bergama İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, taraflara ait BA/BS formları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davalıya ait ticari defter ve belgeler ve sair deliller birlikte değerlendirilerek; taraflara ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki hazır beton alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalıya satıldığı ve teslim edildiği iddia edilen ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediği, teslim olgusuna yönelik olarak taraflara ait ticari defter ve belgelerde yazılı delil bulunup bulunmadığı, 30/09/2022 tarih ve... numaralı faturanın taraflara ait ticari defter ve belgeler ile taraflara ait BA/BS formlarında yer alıp almadığı, neticeten davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen 30/09/2022 tarih ve ...numaralı faturadan kaynaklı olarak davacı şirketin davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarı, icra takibinde işletilen faiz miktar ve oranının usul ve yasa hükümlerine uygun olup olmadığının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 18/02/2025 havale tarihli raporunda sonuç olarak; davacı şirketin, davalı ...'ten Bergama İcra
Dairesini... Esas sayılı takip dosyasına 15.06.2023 takip tarihi itibariyle 109.850,99-TL
alacaklı olduğu,
asıl alacağa 15.06.2023 takip tarihinden itibaren %9 kanuni faizi talep edilebileceğini mütalaa etmiştir.
Taraf vekillerinin itirazları ve görülen lüzum üzerine dosyanın 18/02/2025 havale tarihli raporu tanzim eden Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile taraf vekillerinin itirazları her biri ayrı ayrı ve gerekçeli olarak karşılanmak suretiyle değerlendirilerek düzenlenecek ek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 10/06/2025 havale tarihli ek raporunda sonuç olarak; davacı vekilinin talebine bağlı kalınarak, 30.09.2022 tarih ve ... sayılı 245.053,27-TL'lik icra takibine konu fatura düzenlendikten sonra davalı
tarafından yapılan ödemeler dikkate alındığında, incelenen davacı firmanın kendi
kayıtlarına göre 18.11.2022- 31.01.2023 tarih aralığında toplam 524.900,00-TL'nin davalı firma
cari hesabına borç kaydedilmiş olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin talebine uygun
hesaplama yapılması halinde davacı firma tarafından düzenlenen 245.053,27-TL fatura bedeline
karşı davalı firma cari hesabına toplam 524.900,00-TL alacak kaydedilmiş olduğu, davalı firmanın toplam (524.900,00-TL–245.053,27-TL) 279.846,73-TL fazla yapmış olacağı, bu durumda davacı
firmanın 30.09.2022 tarih ve... sayılı 245.053,27-TL'lik fatura nedeniyle davalı
firmadan alacaklı olmayacağı, hangi hesaplamaya göre karar oluşturulacağı takdirinin mahkemeye ait olduğu, davaya konu alacağın TTK'nın 1530.madde hükümlerine tabi
olacağı ve 30/09/2022 tarih ve... sayılı fatura nedeniyle 30.10.2022
tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği görüşünün mahkemece benimsenmesi halinde; takip talebinde 7.877,62-TL işlemiş faiz talebinde
bulunulduğu anlaşıldığından ve talebe bağlı kalınacağından, davacı firmanın kanuni defter
kayıtlarına bağlı kalınarak, davacı şirketin, davalı ... firmasından 15.06.2023 takip tarihi itibariyle
109.850,99-TL asıl alacak+7.877,62-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 117.728,61-TL alacaklı olduğuna karar verilmesinin mahkemenin takdirinde olduğu, davaya konu alacağın Türk Borçlar Kanunu ve 3095 Sayılı Kanunun 2. maddesine mi, yoksa
TTK'nın 1530. madde hükümlerine mi tabi olacağı takdininin mahkemeye ait olduğu,
dava dosyasına ibraz edilen 06.02.2022 tarihli belge örneğinde, C-16 Beton 560 TL Pomplı peşin fiyattan ve 1000 m³ C-30 Betonun 665 Pompa sabit fiyat ile verileceği bilgisinin
yer almakta olduğu, bu fiyata KDV'nin dahil olduğu hususunda herhangi bir ifadeye yer
verilmediği, davacı firma tarafından düzenlenen faturalarda, C-16 beton için 474,58-TL+85,42-TL KDV=
560,00-TL birim fiyat üzerinden fatura düzenlenmiş olduğu, C-30 Beton yönünden ise, 294 m³ için 743,22-TL+KDV olduğu anlaşıldığından, 273 m³ için 743,22-TL+KDV, 337,5 m³ için 743,22-TL+KDV, 263,5 m³ için 788,13-TL+KDV fiyat üzerinden fatura düzenlenmiş olduğu, davalı
firmanın kanuni defter kayıtları incelendiğinde, 31.05.2022 tarih ve ... sayılı yevmiye maddesi
ile, davacı firma tarafından düzenlenen 31.05.2022 tarih ve ... sayılı fatura
bedeli 361.221,20-TL'nin, 320.26 davacı şirket hesabına alacak kaydedilmiş olduğu, anılan faturada 273 m³ C-30 beton için 743,72-TL+KDV brim fiyat bilgisinin yer almakta olduğu,
davalı firma tarafından itirazda bulunulmadan bu faturanın kayda alınmış olduğu, diğer faturaların
ise kayda alınmamış olduğu anlaşıldığından, 06.02.2022 tarihli belge örneğinde C-16 için
kararlaştırılan 560,00-TL'lik fiyatın davacı tarafından KDV dahil olarak uygulanmasından
hareketle, C-30 yönünden 1.000 m³ için tespit edilen 665,00-TL sabit fiyatın da KDV dahil olarak uygulanması görüşünün mahkemece benimsenmesi halinde; C-30 Beton yönünden
davacı tarafından toplam 1.038.299,40-TL'lik satış faturası düzenlenmiş olmasına karşılık,
06.02.2022 tarihli sözleşmeye göre toplam 797.547,70-TL'lik fatura düzenlenebileceği
anlaşıldığından, davacı firmanın c-30 beton yönünden sözleşme koşullarına göre
(1.038.299,40-TL-797.547,70-TL) 240.751,70-TL fazla fatura düzenlemiş olacağı, bu
kapsamda olmak üzere davaya konu olan 30.09.2022 tarihli 245.053,26-TL'lik fatura bedelinin de
sözleşme koşullarına göre (245.053,26-TL- 63.507,50-TL–132.547,70-TL) 48.998,06-TL fazla düzenlenmiş olacağı, davalı firma tarafından 31.05.202 tarih ve 845 sayılı faturanın kanuni
defter kayıtlarında yer verilmesi ve davacı firmanın kanuni defterlerinin sahibi lehine delil
niteliği taşıdığı, dolayısı ile fatura bedellerinin geçerli olduğu görüşünün benimsenmesi
halinde ise, fatura bedellerinin geçerli olacağı, buna göre; tarafların kanuni defter kayıtlarına ilişkin olarak kök raporda yer alan tespit
ve değerlendirmeler de dikkate alınarak, sözleşmeye göre hesaplanan farkın davacı firma kanuni defter kayıtlarından hareketle tespit edilen alacak tutarının düşülüp düşülmeyeceğine karar verilmesi takdirinin mahkemeye ait olduğu hususunda mütalaada bulunulmuştur.
Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir ve Türk Hukuk Lûgatında “kanıtlama, tanıtlama” olarak ifade edilmektedir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara 2021, Cilt I, s. 595).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187/1. maddesi; ''İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukukî sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.
Diğer taraftan hâkim kural olarak, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.'' şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir
Bu hüküm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 6. maddesinde yer alan: ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir.
Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde taraflar arasındaki taraflar arasındaki hazır beton alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalıya satıldığı ve teslim edildiği iddia edilen hazır beton ürünlerine ilişkin olarak davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen 30/09/2022 tarih ve ...numaralı faturadan kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu iddia edildiğine göre, teslim olgusu ve alacağın varlığı ile miktarı yönünden ispat yükünün davacı taraf üzerinde bulunduğu, davalı tarafça teslim olgusunun kabul edilmediği, dava konusu itirazın yöneltildiği ödeme emrine dayanak faturada yer alan malzemelerin teslimine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, faturada yer alan bedellerin dosya içeriğinde yer alan sözleşmede yazılı bulunan fiyatlara aykırı şekilde düzenlenmesinin gerekçelendirilemediği gözetildiğinde, iddiaların usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, Bergama Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, Bergama İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, davalıya ait vergi sicil kayıtları, esnaf sicil kayıtları ile ticaret sicil kayıtları, davalıya ait ticaret sicil kayıtları, vergi sicil kayıtları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 18/02/2025 havale tarihli raporu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 10/06/2025 havale tarihli ek raporu ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasındaki hazır beton alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalıya satıldığı ve teslim edildiği iddia edilen hazır beton ürünlerine ilişkin olarak davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen 30/09/2022 tarih ve ... numaralı faturadan kaynaklanan alacağın davalıdan tahsili amacıyla davalı aleyhinde başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, Bergama İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 123.830,00-TL fatura alacağı, 7.877,62-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 131.707,62-TL toplam alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, taraflar arasındaki taraflar arasındaki hazır beton alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalıya satıldığı ve teslim edildiği iddia edilen hazır beton ürünlerine ilişkin olarak davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen 30/09/2022 tarih ve...numaralı faturadan kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu iddia edildiğine göre, teslim olgusu ve alacağın varlığı ile miktarı yönünden ispat yükünün davacı taraf üzerinde bulunduğu, davalı tarafça teslim olgusunun kabul edilmediği, dava konusu itirazın yöneltildiği ödeme emrine dayanak faturada yer alan malzemelerin teslimine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, faturada yer alan bedellerin dosya içeriğinde yer alan sözleşmede yazılı bulunan fiyatlara aykırı şekilde düzenlenmesinin gerekçelendirilemediği, belirtilen gerekçeler dahilinde davacı tarafın teslim olgusu ile takibe dayanak faturadan kaynaklı alacaklı olduğunu iddia ettiği davasını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlayamadığı, aksine satın alınan malzeme bedellerinin ödendiğinin davalı tarafça usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlandığı anlaşılmakla, açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 1.590,70-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 975,30-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
4-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333.maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/07/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır