T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/232 Esas
KARAR NO : 2024/445
DAVA : Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz (TTK'nun 34. Maddesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/03/2024
KARAR TARİHİ : 19/07/2024
Mahkememize tevzi edilen Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz (TTK'nun 34. Maddesinden Kaynaklanan) itiraza ilişkin oluşturulan tensip tutanağı ara kararlarının tümünün yerine getirilmiş olması üzerine tensip tutanağının beş nolu ara kararı uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
DAVA:
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün... sicil nosu ile tescilli olduğunu, şirketin 15.01.2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan tür değişikliği kararı ile limited olan türünün, anonim şirket olarak değiştirilmesine karar verildiğini, kararın tescil ve ilanı için davalıya başvurulduğunu, davalının başvuruyu sistem üzerinde reddederek, gerekçesini TTK'nun 376.maddesi hükümleri gereği sermayesinin zayi durumda olduğunun tespit edildiğine dayandırdığını, ancak bu gerekçenin hatalı olduğunu, TTK'nun 134.maddesinde ticaret şirketlerinin birleşmelerine, bölünmelerine ve tür değiştirmelerine Kanunun 134 ila 194. maddelerinin uygulanacağının hüküm altına alındığını, TTK'nun 139.maddesinde sermayesiyle kanuni yedek akçeleri toplamının yarısı zararlarla kaybolan veya borca batık durumda bulunan bir şirketin, kaybolan sermayeyi veya gerekiyorsa borca batıklık durumunu karşılayabilecek tutarda serbestçe, tasarruf edilebilen özvarlığa sahip bulunan bir şirket ile birleşebileceğinin, bu şartın gerçekleşmiş olduğunu ispatlayan belgelerin, devralan şirketin merkezinin bulunduğu yerin ticaret sicili müdürlüğüne sunulmasının şart olduğunun belirtildiğini, madde gerekçesinde TTK'nun 139(1). maddesindeki sermaye kaybı ile TTK'nun 376(1).maddesindeki sermaye kaybı kavramlarından anlaşılanın aynı olduğunun, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kalmasının buna karşılık İsviçre Borçlar Kanunu'nun 725.maddesinde karşılığı bulunmayan TTK'nun 376.maddesinin 2.fıkrasındaki daha ağır bir sermaye kaybı hâli olan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kalmasına TTK'nun 139(1).maddesinde yer verilmediğinin, ancak bu durumun bir eksiklik olarak görülmemesi gerektiğinin, özvarlık şartı yerine getirilmek kaydıyla hem daha az miktardaki sermayesini kaybeden, hem borca batmış şirketin birleşmesine izin verilmesi karşısında sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisi zarar sebebiyle karşılıksız kalan bir şirketin, bu tutarda serbestçe tasarruf edilebilen özvarlığa sahip bulunan bir şirket ile TTK'nun 139.maddesinin 1.fıkrasına göre birleşebileceğinin belirtildiğini, açıklanan yasal düzenlemelerde TTK'nun 139.maddesinin sert ve katı bir madde olması sebebiyle, dünyada ve ülkemizde yaşanan salgın hastalıklar nedeniyle bu hükmün uygulanmasında Ticaret Bakanlığı'nca çıkarılan, 15.09.2018 tarihli ve 30536 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 376'ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in geçici 1'inci maddesi ile yumuşatıldığını, geçici birinci maddede 01/01/2025 tarihine kadar Kanunun 376'ncı maddesi kapsamında sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararlarının tamamı ile 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan giderler, amortismanlar ve personel giderlerinin toplamının yarısının dikkate alınmayabileceğinin, bu tutarların belirlenmesinde mükerrerlik oluşmayacak şekilde hesaplama yapılacağının, bu fıkra kapsamında yapılacak hesaplamalara ilişkin olarak 13'üncü madde uyarınca hazırlanan finansal tablolarda herhangi bir kayda yer verilmeyerek, bu durumun bilgi mahiyetinde dipnotlarda gösterileceğinin düzenlendiğini, müvekkili şirketin, öz varlığını kaybetmesinin, önceki dönemde meydana gelen zararlardan kaynaklandığını, bunun da nedeninin 2019 yılında başlayan ve 2021 yılı ortalarına kadar devam eden pandemi ile bunun arkasından çıkan ekonomik durgunluk olduğunu, bu durumda şirketin sermaye kaybının olup olmadığının 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 376'ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in geçici 1'inci maddesi hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini, bu maddeye göre öz varlık hesaplanırken henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararlarının tamamı ile 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan giderlerin, amortismarlar ve personel giderlerinin toplamının yarısının dikkate alınacağını, yukarıda yer alan unsurların müvekkili şirketin, 30.09.2023 tarihli finansal tablolarına göre hesaplanan 71.935.424,23 TL'nin, Tebliğin geçici 1'nci maddesi uyarınca şirketin öz varlık tutarına eklenmesi gerektiğini, bu durumda sirketin öz varlığının 76.153.729,14 TL olup, bu tutarın şirketin ödenmiş sermayesinin üzerinde olup, öz varlığını koruduğunu, davalının, tebliğin geçici 1'nci maddesinin hükümlerinin tür değişikliği işlemlerinde uygulanamayacağı iddiasında olduğunu, Tebliğin geçici 1'nci maddesinin uygulanmasına ilişkin herhangi bir sınırlama getirilmediğini, bu yönü ile davalının yasal dayanaktan yoksun olarak talebi reddettiğini, uyuşmazlığın çözümünde tür değişim işlemlerinde tebliğin geçici 1.maddesi hükümlerinin uygulanmasının gerektiğini, müvekkili şirketin, tebliğ hükümlerini esas alarak tür değişim kararı aldığını ve tür değişim raporunda da bu durumun detaylı olarak açıklanarak davalıya sunulduğunu, müvekkili şirketin, TTK'nun 376.maddesi hükümleri gereği sermayesinin zayi durumda olmaması nedeniyle davalının ret gerekçesinin ve kararının haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle iptalinin gerektiğini bildirmiş, incelemenin dosya üzerinden yapılarak, müvekkili şirketin, TTK'nun 376.maddesi hükümleri uyarınca sermayesini kaybedip kaybetmediğinin tespiti açısından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, itirazın kabulü ile davacı şirketin, 15.01.2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan tür değişikliği kararının tescili ve ilanı talepli 02.02.2024 tarihli başvurusunun davalı ticaret sicil müdürlüğü tarafından reddine dair kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü, cevap dilekçesinde; davacı şirketin tür değişikliği tescili talebine ilişkin olarak ibraz edilen karar, rapor, belge vesaire tescile esas evrakların incelenmesi neticesinde tespit edilen diğer eksik hususlar ile birlikte en son 20/02/2024 tarihinde, TTK'nun 376.maddesi gereği sermaye ile kanuni yedek akçelerinin karşılıksız kaldığının tespit edildiğinin bildirildiğini, TTK'nun 376.maddesinin 1.fıkrasında sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığının anlaşılması halinde yönetim kurulunun, genel kurulu hemen toplantıya çağıracağının ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunacağının, 2.fıkrasında son yıllık bilançoya göre sermaye ile yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığının anlaşıldığı takdirde derhal toplantıya çağrılan genel kurulun, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirketin kendiliğinden sona ereceğinin, 3.fıkrasında ise şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulunun, aktiflerin hem işletmenin devamlı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartacağının, bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması halinde, yönetim kurulunun, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildireceğinin ve şirketin iflasını isteyeceğinin hüküm altına alındığını, TTK'nun 633.maddesi gereğince, limited şirketlerde, esas sermayenin kaybı ya da borca batık olma hallerinde anonim şirketlere ilişkin Kanunun ilgili hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanmakta olduğunu, dolayısıyla, Kanun'un 376. maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde borca batık durumda bulunan şirketin, borca batıklık durumunun ortadan kaldırılması halinde tür değişikliği işleminin gerçekleştirilebilmesinin mümkün bulunduğunu, diğer taraftan, 15.9.2018 tarihli ve 30536 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6102 Sayılı TTK'nun 376'ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ ile anılan madde kapsamında sermayenin kaybı veya borca batık olmak durumlarında uyulacak usul ve esasların düzenlendiğini, 26.12.2020 tarihli ve 31346 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik ile Tebliğde bir takım değişikliklerin gerçekleştirildiğini, Tebliğ'in geçici 1.maddesinde, 1.1.2023 tarihine kadar Kanun'un 376'ncı maddesi kapsamında sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda, henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararlarının tamamı ile 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan giderlerin, amortismanlar ve personel giderlerinin toplamının yarısının dikkate alınmayabileceğinin, bu tutarların belirlenmesinde mükerrerlik oluşmayacak şekilde hesaplama yapılacağının ve hesaplamalara ilişkin olarak finansal tablolarda herhangi bir kayda yer verilmeyerek bu durumun bilgi mahiyetinde dipnotlarda gösterileceğinin belirtildiğini, Tebliğ'in bu düzenlemesi doğrultusunda, geçici 1.maddesinde düzenlenmiş olan istisnalara ilişkin olarak finansal tablolarda herhangi bir değişiklik yapılamayacağını, yönetim organının, şirketin 376'ncı madde kapsamındaki durumuna ilişkin değerlendirmeleri yaparken söz konusu istisnaları dikkate alabileceğini, dolayısıyla bu istisnaların indirim kalemi olarak kullanılmasının mümkün bulunmadığını, yasal düzenlemeler kapsamında inceleme ve değerlendirmelerin yapılmış olup, tespit edilen eksik hususlarda herhangi bir hukuka aykırı hususun bulunmadığını, davacı tarafça, kararın iptali talep edilmiş ise de, TSY'nin 34.maddesinin 2.fıkrası hükmü uyarınca yönetmeliğin ilgili maddesi kapsamında inceleme yapılarak eksik hususların davacıya bildirildiğini, yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı husunun bulunmadığını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Talep; TTK'nun 34(1).maddesi uyarınca davacı şirketin, genel kurul toplantısında alınan tür değişikliğine ilişkin kararın, tescil ve ilanına ilişkin talebinin, davalı tarafından reddine ilişkin kararın, itiraz yolu ile kaldırılması istemine ilişkindir.
Dosyada toplanan tüm belge örnekleri ve tarafların dilekçelerinin içeriği ile; itiraz eden şirketin yönetim kurulunun 11/01/2024 tarihli kararı ile sicilde limited şirket olarak kayıtlı şirketin, tür değişikli yapılarak anonim şirket olmasına ve bu konuda rapor alınarak raporun ve yönetim kurulu kararının, şirketin yapılacak olağanüstü genel kurul toplantısına sunulmasına karar verildiği, 12/01/2024 tarihli tür değişim raporunun alındığı, şirketin olağanüstü genel kurul toplantısının 15/01/2024 tarihinde yapılarak, tür değişikli kararının alındığı, kararın, tescil ve ilanı için davalıya 02/02/2024 tarihinde başvurulduğu, davalı tarafından aynı tarihte ve kararda belirtilen eksik ve hataların bulunduğunun belirtildiği, davacı şirketin, 13/02/2024 tarihinde ikinci başvuruda bulunduğu, davalı tarafından aynı tarihte tescil ret notlarında belirtilen eksiklik ve düzeltmelerin yapılmasının gerektiğinin belirtildiği, ardından davacı şirketin başvurusunu 21/02/2024 tarihinde tekrarladığı, aynı tarihte davalı tarafından TTK'nun 376. hükümleri gereği sermayenin zayi durumda olduğunun tespit edildiği notunu kaydettiği, davacı tarafın 14/03/2024 tarihindeki başvurusuna bu kez tescil talebinin reddine karar verildiğinin belirtildiği görülmüştür.
İtiraza konu karar, davalının, tescil ve ilan talebinin reddine ilişkin 14/03/2024 tarihli karar olup, itirazın, 18/03/2024 tarihinde yapılmış olması nedeniyle TTK'nun 34(1).maddesinde belirtilen yasal süre içinde yapıldığı görülmüştür.
TTK'nun 34(2).maddesi hükmü gereği; somut itirazda, 2.fıkranın 2.cümlesindeki halin bulunmaması nedeniyle duruşma açılmaksızın dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmesine ve hukuki dinlenme hakkı çerçevesinde davalı tarafa cevap hakkı tanınmasına karar verilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi sunulup, itirazı incelemeye yarar bilgi ve belgelerin toplanmasından sonra itiraz konusunun niteliği, toplanan belgeler, itiraz dilekçesi ile cevap dilekçesinde dile getirilen savunmalar, Ticaret Sicil Müdürlüğünün talebi ret gerekçeleri ile yeminli mali müşavir tarafından hazırlanan talep dilekçesine ekli raporda yapılan tespit, değerlendirme ve hesaplamalara göre davacı tarafça yeniden bilirkişi raporu alınması talep edilmiş ise de, raporun yeminli mali müşavir tarafından hazırlanıp, davalı tarafça ret gerekçeleri içinde rapordaki tespit, değerlendirme ve hesaplamaların gerçeğe uygun olmadığının, hatalı veya eksik olduğunun iddia edilmemesi karşısında bilirkişi raporu alınmaksızın karar verilmesinin mümkün olduğu dikkate alınarak, davacı şirketin, TTK'nun 376.maddesi hükümleri uyarınca sermayesini kaybedip kaybetmediğinin tespiti açısından bilirkişi incelemesi yaptırılması isteminin, verilecek karara ve uyuşmazlığın çözümüne bir katkı sağlamayacağı anlaşılır olmakla, bilirkişi raporu alınmaksızın dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilmiştir.
TTK'nun 134(1).maddesinde; ticari şirketlerin birleşmelerine, bölünmelerine ve tür değiştirmelerine 134 ila 194.maddelerinin uygulanacağı, diğer kanunların, bu Kanunun 135 ila 194 maddelerine aykırı olmayan hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiş, 136.maddeden itibaren birleşmeye, 159.maddeden itibaren bölünmeye, 180.maddeden itibaren tür değiştirmeye ilişkin hükümlere yer verilmesinden sonra 191.maddeden itibaren ortak hükümlere yer verilmiştir. TTK'nun 633(1).maddesinde, esas sermayenin kaybı ya da borca batık olma hallerinde anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağı, ek ödeme yükümlülüğü hakkında hükümlerin saklı olduğu, TTK'nun 376.maddesinde ise, son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığının anlaşılması halinde, yönetim kurulunun, genel kurulu hemen toplantıya çağıracağı ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunacağı, son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığının anlaşıldığı takdirde, derhal toplantıya çağrılan genel kurulun, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirketin kendiliğinden sona ereceğinin, şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulunun, aktiflerin hem işletmenin devamlı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartacağı, bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması halinde, yönetim kurulunun, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildireceği ve şirketin iflasını isteyeceği, iflas kararının verilmesinden önce şirket açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklarının, alacaklarının sırasının diğer tüm alacakların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmeleri ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği veya geçerliliğinin, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olması gerektiği, aksi halde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvurunun, iflas bildirimi olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
6102 Sayılı TTK'nun 376'ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Tebliğin geçici 1.maddesinde; 01/01/2025 tarihinde kadar Kanunun 376.maddesi kapsamında sermaye kaybı ve borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda, henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararlarının tamamı ile 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan giderlerin, amortismanlar ve personel giderlerinin toplamının yarısının dikkate alınmayabileceği, bu tutarların belirlenmesinde mükerrerlik oluşmayacak şekilde hesaplama yapılacağı, bu fıkra kapsamında yapılacak hesaplamalara ilişkin olarak 13.madde uyarınca hazırlanan finansal tablolarda herhangi bir kayda yer verilmeyerek, bu durumun bilgi mahiyetinde dipnotlarda gösterileceği belirtilmiştir.
Ticaret Sicil Müdürlüğü, cevap dilekçesinde, davacı tarafın talebinin reddi sebebi olarak; TTK'nun 376.maddesi hükmü gereği itiraz eden şirketin borca batık durumda olup, bu haldeyken tür değişikliği işleminin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı, 15.09.2018 tarihli ve 30536 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren TTK'nun 376'ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğde, 26.12.2020 tarihli ve 31346 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişikliğin 1.maddesinde, 1.1.2023 tarihine kadar Kanun'un 376'ncı maddesi kapsamında sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda, henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararlarının tamamı ile 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan giderlerin, amortismanlar ve personel giderlerinin toplamının yarısının dikkate alınmayabileceğinin, bu tutarların belirlenmesinde mükerrerlik oluşmayacak şekilde hesaplama yapılacağının ve hesaplamalara ilişkin olarak finansal tablolarda herhangi bir kayda yer verilmeyerek bu durumun bilgi mahiyetinde dipnotlarda gösterileceğinin belirtildiği, Tebliğ'in bu düzenlemesi doğrultusunda, geçici 1.maddesinde düzenlenmiş olan istisnalara ilişkin olarak finansal tablolarda herhangi bir değişiklik yapılamayacağı, yönetim organı şirketin 376'ncı madde kapsamındaki durumuna ilişkin değerlendirmeleri yaparken söz konusu istisnaları dikkate alabileceği, dolayısıyla bu istisnaların indirim kalemi olarak kullanılmasının mümkün bulunmadığı, yasal düzenlemeler kapsamında inceleme ve değerlendirme yapılmış olup, tespit edilen eksik hususlarda herhangi bir hukuka aykırı husus bulunmadığı iddiasına dayanmış, davacı tarafın ilk başvurusu eksik ve hatalar bulunduğu gerekçesiyle reddedilip, sonraki başvurunun da aynı gerekçeyle reddedilmesinden sonra 21/02/2024 tarihli başvurusunun TTK'nun 376. maddesi hükümleri gereği sermayenin zayi durumda olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle tescil işleminin yapılmadığı, 14/03/2024 tarihli son tescil başvurusu ise sebep gösterilmeksizin reddedilmiştir.
Tür değişikliğine ilişkin hükümler, TTK'nunda 180 ile 194.maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre; bir şirket, hukuki şeklini değiştirebilir, yeni bir türe dönüşebilir ve yeni türe dönüştürülen şirket eskisinin devamıdır. Uygulamada tür değişikliğinin önemli sebebinin bazı vergi avantajları nedeniyle limited şirketlerin, anonim şirkete ve şahıs işletmelerinin, sermaye işletmelerine dönüştürülmesi şeklinde gerçekleştiği görülmektedir. 6102 Sayılı TTK'nunda, 6762 Sayılı TTK'nuna göre en önemli değişiklik; tür değişikliği işleminin ayni sermaye hükümlerine tabi tutulmayacak olması, öz varlık tutarının ticaret mahkemesi tarafından atanacak bilirkişi marifetiyle tespitine ilişkin hükmün kaldırılmasıdır. Bilirkişinin öz varlık tespit görevini yeni uygulamada yeminli mali müşavirler ve serbest muhasebeci mali müşavirler üstlenmiştir. Kanunda öz varlığın nasıl hesaplanacağı ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Uygulamada bazı ticaret sicil müdürlüklerince zararda olan şirketin, zarar kapatılmadan tür değişikliği yapamayacağına ilişkin kararlar verilse de, bu nitelikteki kararların yasal dayanağı yoktur. Zarar durumundaki bir şirketin, TTK'nun 376.maddesi uyarınca işlem yapmasını zorunlu kılacak borca batıklığının bulunmaması halinde tür değişikliğinin tescil edilmesinde yasal bir engel yoktur. Tür değiştiren şirket eskisinin devamı olmakla külli halefiyet söz konusu olup, hak ve yükümlülüklerde müteselsil sorumluluk esası geçerlidir. Gerek TTK, gerekse KVK hükümlerine göre bilanço kalemlerini aynen yeni tür şirketin defterine geçirilmesi kural olup, tür değişikliği ile değişen şirketin bilançosu değil, yalnız hukuki statüsüdür. Tür değiştirmede ortakların şirket payları ve haklarının korunması esas olup, bu ilkenin ihlal edilmesi halinde ortakların bu konudaki yasal haklarını kullanmaları mümkündür. Tür değiştirecek limited şirketin ödenmiş sermayesinin, anonim şirketin kuruluşu için gerekli olan en az sermaye tutarı olan miktarı sağlamadığı takdirde tür değiştirerek anonim şirkete dönüşümü mümkün değildir. Şirketin tür değiştirmesi halinde alacaklılar yönünden bir hak kaybı oluşmayacağı gibi anonim şirketin tabi olduğu hükümler açısından alacaklılar lehine bir durumun oluştuğunu söylemek de mümkündür.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, dava dilekçesi ile cevap dilekçesi içeriği, dosyaya sunulan belge örnekleri, yeminli mali müşavir tarafından hazırlanan rapor ile yukarıda açıklanan TTK'nun ilgili hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, yeminli mali müşavir tarafından hazırlanan raporun, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 376. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Tebliğ hükümlerine ve 01.01.2025 tarihinde kadar geçerli olan geçici 1.maddesi hükümlerine uygun olarak hazırlanarak itiraz eden şirketin geçici 1.madde ile öngörülen hesaplama yönteminden yararlandırılarak şirketin mali durumu ve borca batıklık halinin belirlendiği, ticaret sicil müdürlüğü tarafından raporun gerçeğe aykırı hazırlandığı veya yapılan tespit, değerlendirme ve hesaplamaların hatalı olduğu iddiasında bulunulmadığı gibi tescil isteminin reddi gerekçesinin bu nitelikte bir sebebe dayanmadığı, itiraz eden davacının geçici 1.maddede öngörülen hesaplama yönteminden yararlanması konusunda yasal bir engel bulunmadığı, aksi iddiadaki ticaret sicil müdürlüğü görüşünün haklı bir gerekçeye dayanmadığı, tescil talebinin reddi sebebinin davacı şirketin borca batık olduğu gösterilmiş ise de, yeminli mali müşavir raporunda ayrıntıları açıklandığı üzere Tebliğin Geçici 1. Maddesi hükümlerine göre yapılan hesaplamada, kanunda aranan nitelikte ve oranda borca batıklık durumunun bulunmadığı, ticaret sicil müdürlüğünce sunulan cevap dilekçesinde geçici 1.maddedeki düzenlemenin 01.01.2025 yerine "01.01.2023 tarihine kadar" geçerli olduğuna ilişkin sözcüklere yer verilmişse de, düzenlemenin 01.01.2025 tarihine kadar geçerli olması nedeniyle davacı şirketin borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda bu maddeden yararlanmasının yasada öngörülen süre itibariyle mümkün bulunduğu birlikte değerlendirildiğinde, ticaret sicil müdürülüğünün haklı bir gerekçeye dayanmaksızın tescil talebinin reddi kararında usul ve yasaya uygunluk bulunmadığı anlaşılmakla, itirazın kabulüne ve ticaret sicil müdürlüğünün tescil talebinin reddi kararının iptaline karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-İtirazın KABULÜ İLE; ticaret sicil müdürlüğünün tür değişikliğine ilişkin kararın tescili ve ilanına ilişkin talebin reddine ilişkin 14.03.2023 tarihli kararının İPTALİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken harcın peşin alınmış olması nedeniyle başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı yararına A.A.Ü.T. hükümleri uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç, 10,00 TL bir adet e-tebligat gideri ile 4,00 TL iki adet kep ücretinden oluşan toplam 869,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça peşin yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/07/2024
Başkan ...
e-imza
Üye...
e-imza
Üye...
e-imza
Katip ...
e-imza