T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/278
KARAR NO : 2025/157
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/04/2024
KARAR TARİHİ : 18/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin “...” markası altında
üçüncü kişilere franchise hakkı vermek yahut bizzat işletmek suretiyle restoran ve kafeterya
işletmeciliği alanında faaliyet göstermekte olduğunu, davalı yanla da aralarında,...Merkez Mah. ... Sk. No:... (... AVM) Bahçelievler/İstanbul adresindeki dükkanın davalı tarafça bu marka adı altında kafeterya olarak işletilmesi için Franchise Sözleşmesi
imzalandığını, sözleşme süresince müvekkili tarafından davalıya gönderilen ürünlerin ile sarf malzemeleri ile her
ay alınan marka kullanım ve danışmanlık bedelleri için faturalar kesildiğini ve davalı tarafça da
sözleşme süresince kısmi ödemeler yapıldığını, bu ticari ilişki, sözleşmeye de uygun olarak taraflar
arasında bir açık/cari hesap üzerinden takip edildiğini,
Müvekkil şirket kayıtlarının incelenmesinde, takip tarihi itibariyle davalının, müvekkil şirkete
203.873,80-TL borcu olduğunun anlaşıldığını, bu alacağın tahsili için müvekkili tarafından İzmir ... İcra
Dairesinin ... Esas sayılı icra takibi başlatıldığı ancak davalı tarafça takibe itiraz edilmesi
üzerine takip durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, İzmir ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı takibe sunulan
itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesinini talep etmiştir.
CEVAP :
Usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşıldı.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...arabuculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-İzmir... İcra Dairesine yazı yazılarak... Esas sayılı icra dosyası,
3-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
4-Davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022-2023 yılına ilişkin BA/BS formları,
5-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
6-Davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022-2023 yılına ilişkin BA/BS formları,
7-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 02/12/2024 havale tarihli raporu,
8-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, taraflar arasındaki Franchise Sözleşmesi çerçevesinde davacı şirket tarafından davalı şirkete gönderilen ürünler ile sarf malzemeleri ve her ay alınan marka kullanım ve danışmanlık bedellerine ilişkin olarak davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesap kayıtlarından kaynaklanan bakiye alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ...Ticaret Limited Şirketi, borçlunun ise... Limited Şirketi olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 203.873,80-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
Mahkememizin 26/09/2024 tarihli duruşmanın 5 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
Mahkememizin 26/09/2024 tarihli duruşmanın 6 numaralı ara kararında ise davalı... Limited Şirketi adına davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak ya da ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter ve belgeleri iki haftalık kesin süre içerisinde sunmanız veya bulundukları yeri bildirmeniz, verilen kesin süre içinde ticari defterlerin sunulmaması veya bulunduğu yerin bildirilmemesi durumunda söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağınız ihtaren bildirilir." şerhini içeren tebligat çıkartılmasına karar verilmiş, davalı... Limited Şirketi ticari defter ve belgeleri verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmadığı gibi, ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmemiştir.
Davalı vekili tarafından usulüne uygun şekilde yapılan ihtara rağmen ticari defter ve belgelerin verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunulmaması ve ticari defter ve belgelerin bulunduğu yerin verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirilmemesi sebebiyle, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelere delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılmalarına karar verilmiştir.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde davacı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması amacıyla dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar, cari hesap kayıtları, İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, taraflara ait vergi sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler, talimat dosyası ve içeriğinde yer alan bilirkişi raporu, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler ile sair deliller birlikte değerlendirilerek; davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadıkları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadıkları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadıkları, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki Franchise Sözleşmesi çerçevesinde davacı şirket tarafından davalı şirkete gönderilen ürünler ile sarf malzemeleri ve her ay alınan marka kullanım ve danışmanlık bedellerine ilişkin olarak davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalarda yer alan ürünlerin davalı şirkete teslim edilip edilmediği, marka kullanım ve danışmanlık hizmetinin davalı şirkete verilip verilmediği, ürün teslimi ve hizmet verildiğine dair davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde yazılı bir bilgi veya belge bulunup bulunmadığı, faturalar ve cari hesap kayıtlarının davacı şirkete ait ticari defter ve belgelere işlenip işlenmediği, faturalar ve cari hesap kayıtlarından kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarı, icra takibinde işletilen faiz miktar ve oranının usulüne uygun şekilde işletilip işletilmediği hususlarının belirlenerek, talimat dosyası ve içeriğinde yer alan bilirkişi raporu da göz önünde bulundurularak düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 02/12/2024 havale tarihli raporunda sonuç olarak; davacı firmanın kanuni defter kayıtlarına göre, davacı firmasının davalı firmadan, 31.01.2024 takip tarihi itibariyle 218.724,73-TL ve 01.04.2024
dava tarihi itibariyle 223.753,04-TL alacaklı olduğu anlaşılmış olup, takip talebinde 203.873,80-TL asıl alacak talebine yer veriliğinden ve talebe bağlı kalınacağından,
davacı firmanın davalı firmadan, İzmir... İcra Dairesinin ...Esas icra takibinde 31.01.2024
takip tarihi itibariyle 203.873,80-TL alacaklı olduğu,
31.01.2024 takip tarihi ile 01.04.2024 dava tarihi arasında kalan dönemde davalı firma tarafından, 21.02.2024 tarihinde 20.000,00-TL ve 08.03.2024 tarihinde 25.000,00-TL olmak üzere toplam 45.000,00-TL'nin EFT ile davacı firmaya ödenmiş olduğu, aynı
dönemde davacı firma tarafından düzenlenen marka kullanım bedeli kaynaklı 29.02.2024
tarihli 50.028,31-TL bedelli fatura ile 01.04.2024 dava tarihi itibariyle cari hesap bakiyesinin (218.724,73-TL-45.000,00-TL+50.028,31-TL) 223.753,04-TL'ye yükseldiği anlaşılmış olup, davalı firma tarafından 21.02.2024 ve 08.03.2024 tarihleri
itibariyle yapılan toplam 45.000,00-TL'lik ödemenin takip borcuna mahsuben yapıldığı görüşünün mahkememizce benimsenmesi halinde davacı firmanın davalı firmadan, İzmir ... İcra
Dairesinin... Esas icra takibinde 01.04.2024 dava tarihi itibariyle (203.873,80-TL-45.000,00-TL) 158.873,80-TL alacaklı olduğu,
asıl alacağa 31.01.2024 takip tarihinden itibaren %44,25 TCMB Avans faizi talep
edilebileceği hususunda mütalaada bulunulmuştur.
Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamış iken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2004 gün, 2004/9-508 E., 2004/562 K, 30.03.2005 gün, 2005/19-200 E., 2005/210 K; 08.06.2005 gün, 2005/19-270 E., 2005/365 K, 18.04.2007 gün, 2007/19-159 E., 2007/220 K., 04.07.2007 gün ve 2007/13-453 E.,2007/453 K.; 09.02.2011 gün ve 2011/13-29 E., 2011/56 K sayılı kararları).
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ... Karar sayılı kararında aynen; ''İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibariyle belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Takipten sonra davadan önce yapılan ödeme yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı yoktur. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.'' ibarelerine yer verilmiş, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce dikkate alınacağı belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen karar da dikkate alındığında, davalı şirket tarafından takip tarihinden sonra ancak dava açılmadan önce 21.02.2024 tarihinde 20.000,00-TL ve 08.03.2024 tarihinde 25.000,00-TL olmak üzere toplam 45.000,00-TL olarak yapılan ödeme açısından davacı şirketin hukuki yararının bulunmadığı izahtan varestedir.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-h. maddesinde davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması da dava şartları arasında sayılmıştır.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir ... İcra Dairesine yazı yazılarak... Esas sayılı icra dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022-2023 yılına ilişkin BA/BS formları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022-2023 yılına ilişkin BA/BS formları, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 02/12/2024 havale tarihli raporu ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasındaki Franchise Sözleşmesi çerçevesinde davacı şirket tarafından davalı şirkete gönderilen ürünler ile sarf malzemeleri ve her ay alınan marka kullanım ve danışmanlık bedellerine ilişkin olarak davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesap kayıtlarından kaynaklanan bakiye alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir ... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 203.873,80-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, taraflar arasında Franchise Sözleşmesine binaen bir ticari ilişki bulunduğu, davacı şirket tarafından davalı şirkete ürün ile sarf malzemeleri satışı ile her ay alınan marka kullanım ve danışmanlık hizmeti verildiği, yapılan satışlar ve verilen hizmetlere binaen düzenlenen faturalardan kaynaklı olarak davacı şirketin takip tarihi itibarıyla davalı şirketten 218.724,73-TL tutarında alacaklı olduğu, taraflara ait BA/BS formlarında dava konusu edilen faturaların yer aldığı ve cari hesap kayıtları ile alacak borç verilerinin örtüştüğü, davacı şirket tarafından düzenlenen faturaların BA/BS formlarında yer alması kapsamında yapılan satış ve verilen hizmetlerin davalı şirket tarafından kabul edildiği, faturalara binaen davalı şirket tarafından takip tarihinden sonra ancak dava açılmadan önce 21.02.2024 tarihinde 20.000,00-TL ve 08.03.2024 tarihinde 25.000,00-TL olmak üzere toplamda 45.000,00-TL tutarında ödeme yapıldığı, takipten sonra ancak davadan önce yapılan bu ödemeler açısından itirazın iptalinin talep edilmesi açısından davacı şirketin hukuki yararının bulunmadığı, bu kapsamda icra takibine konu edilen faturalar ve cari hesap kayıtları çerçevesinde davacı şirketin dava tarihi itibarıyla davalı şirketten 158.873,80-TL tutarında alacaklı olduğu, yani dava tarihi itibarıyla davalı şirketin itirazının 158.873,80-TL'lik kısmının haksız olduğu, takipten sonra ancak dava tarihinden önce yapılan ödeme kapsamında ise davalı şirketin ödeme emrine yönelttiği itirazının tamamıyla haksız olduğu anlaşılmakla, takip tarihinden sonra ancak dava açılmadan önce ödenen 45.000,00-TL yönünden hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine, davalı şirketin itirazının 158.873,80-TL yönünden iptaline karar vermek gerekmiş, alacağın faturaya dayalı olması, her iki tarafa ait BA/BS formlarında yer alıyor olması karşısından likit mahiyette olduğu ve itirazın tamamıyla haksızlığı dikkate alınarak icra inkar tazminatının ise takip talebinde yer alan alacak bedeli üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE,
1-Takipten sonra ancak dava açılmadan önce davalı şirket tarafından yapılan kısmi mahiyetteki 45.000,00-TL tutarındaki ödeme yönünden açılan davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,
2-Davalı ... Limited Şirketinin İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin İTİRAZININ 158.873,80-TL asıl alacak bedeli yönünden İPTALİNE, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 158.873,80-TL asıl alacak bedeli üzerinden, asıl alacağa değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına,
3-Alacak miktarı likit olduğundan takip konusu kabul edilen asıl alacak miktarı olan 203.873,80-TL'nin %20'si oranındaki 40.774,76-TL tutarındaki icra inkar tazminatının davalı ...Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacı... Ticaret Limited Şirketine verilmesine,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 10.852,66-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 2.462,29-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.390,37-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 40,00-TL elektronik tebligat, 820,00-TL normal tebligat, 4,00-TL posta (KEP), 3.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.864,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranı dikkate alınarak 3.011,11-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı tarafından yapılan 2.462,29-TL peşin harç ile 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.889,89-TL giderin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi hükmü uyarınca 7.200,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin 2.805,39-TL'sinin davalıdan, 794,60-TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
10-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne, davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır