T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR-
ESAS NO : 2024/280 Esas
KARAR NO : 2025/848
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/04/2024
KARAR TARİHİ : 16/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasında düzenlenen 25.01.2022 tarihli sözleşmeye istinaden yapılan iş karşılığı ödenmesi gereken toplam 408.438,12 fatura bedelinin 150.000,00 TL’lik kısmının ödendiği, bakiye 258.438,12 TL'nin ödenmediğini, borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında İzmir....İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasıyla bakiye 258.438,12 TL’nin yasal faizi ile birlikte tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, davalının 01.03.204 tarihli dilekçe ile bu takibe karşı haksız ve kötü niyetli bir şekilde itiraz ettiğini ve yasal takibin durmasına sebebiyet verdiğini, davalının, icra takip dosyasına sundukları faturalardan dolayı borçlu bulunduğunu, davalının, itirazında müvekkili şirkete borcu olmadığından bahisle borca itiraz ettiğini, ancak icra takip dosyasına sunulan faturalar ile ilgili herhangi bir açıklama getirmediğini ve ödeme belgesi de sunmadığını, davalının, müvekkiline belirtilen faturadan dolayı borçlu olduğunu, arabuluculuk başvrusunun da sonuçsuz kaldığını, borçlunun takibin dayanağı olan faturalara yasal süre içinde itiraz etmemek suretiyle faturaların münderecatını kabul etmiş olduğunu ve borçlu olmadığını ileri süremeyeceğini, davalının borca, borcun konusunu ve mahiyeti ile kendisinin borçlu sıfatına haiz olduğunu bilmesine rağmen söz konusu hususları inkar ederek itiraz ettiğinden davalı hakkında takip tutarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, alacağın likit bir alacak olduğunu belirterek fazlaya ilişkin dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile; İzmir...İcra Müdürlüğünün ...sas numaralı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazının iptaline ve takibin devamına, borçlunun bu itiraz başvurusu bakımından kötü niyeti sabit olduğundan yasa gereği takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere hakkında icra inkâr tazminatına / kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin, dava dışı olan arsa sahibi ... ile İzmir ili, Çeşme ilçesi, ... Mahalles... adresindeki. pafta... parsel numarası ile kayıtlı arsasında yapılacak üç adet villanın yapımı için anlaştıklarını ve aralarında mütehatlik sözleşmesini imzaladıklarını, müvekkilinin hem imalat hem mütehatlik bedellerinin ödenmesi karşılığında iş bu vilların altyapı, üst yapı, villa içleri mobilya, dekorasyon vb tüm iç yapı işlerini, tesisat, elektrik, çevre düzenleme vb. resmi ve özel tüm kurumlardaki işleri de dahil anahtar teslim mütahitlik hizmeti ve inşaat yapım işini üstlendiğini, arsa sahibi olan dava dışı ...in, İzmir ili, Çeşme ilçesi, ...Mahallesi ...o:...adresindeki... pafta...parsel numarası ile kayıtlı arsasında yapılacak üç adet villanın özel imal edilecek mobilya işleri için davacı şirket ile 25.01.2022 tarihli eser sözleşmesi tanzim edildiğini, davacının tanık olarak dinletmeyi talep ettiği ve eser işini yaptığı evin sahibi...in davacı şirket sahibinin hem kuzeni hem de işyerinin mülk sahibi yani kiraya vereni olduğunu ki bu sebeple de arsa sahibi...'in arsasında yapılacak özel mobilya işleri için tercihini davacı şirketten yana kullandığını, dava dışı arsa sahibi...'e villaları teslim edilmesine rağmen çeşitli bahaneler sunarak, davalı müvekkiline ne müteahhitlik bedelini ne de imalat bedellerini ödememek amacıyla çeşitli polemikler yarattığını, davacının alacaklı olduğu iddiasıyla, faturaya dayalı olarak 258.438,12 TL alacağın tahsili için İzmir... İcra Dairesi... sayılı ilamsız icra takibini başlattığını, davacının temerrüt koşulları oluşmamasına rağmen ilamsız takiple, takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizini de ekleyerek takip talebinde bulunduğunu, müvekkilinin daha fazla mağdur olmamak için başlatılan ilamsız icra takibine süresinde itiraz ettiğini, davacı tarafın faturaya dayalı alacağının tahsilini talep ettiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun eser sözleşmesinden kaynaklandığını, eserin sözleşmeye uygun imal edildiğini ve teslim edildiğini kanıtlama yükünün davacı yüklenicide olduğunu, bu imalatın nasıl olacağı, teslimin nasıl olması gerektiği ve yine ödemenin nasıl yapılacağı ve tüm bu hususlara ilişkin usul ve merasimlerinin de taraflar arasındaki 25.01.2022 tarihli eser sözleşmesinin 5. maddesi, 7. maddesi, 10. maddesi ile 13. maddesinde net bir şekilde kararlaştırıldığını, davalının sözleşmenin 10. maddesi gereği 150.000,00-TL'yi davalının ...nka hesabından davacının ... Bankası hesabına yaptığı 25.01.2022 tarihli EFT ile ödediğinin davacının takip dosyasına ve dava dilekçesine sunduğu ... Bankası banka dekontuyla ve kabulüyle sabit olduğunu, davacının eser sözleşmesinin 5., 7., 10. ve 13. maddelerindeki yükümlülüklerini yerine getirdiği taktirde hakedişinin onaylanacağı ve/veya hakedişinin ödemesinin yapılacağı kararlaştırıldığı için davacının, üstlendiği imalat işlerini, sözleşmenin 5., 7., 10. ve 13. maddelerindeki yükümlülüklerini yerine getirdiği ve/veya bu yükümlülüklerini yazılı belgeler ile kanıtladığı kadar alacaklı olacağını, davacının tanık olarak dinlenilmesini talep ettiği villaların sahibi...'in davacı şirketin sahibinin kuzeni olması yanında aynı zamanda davacı şirketin faaliyet gösterdiği mülkün de sahibi yanı davacı şirketin de dava dışı arsa sahibi ...'in kiracısı nedeniyle tarafsız tanıklık yapamayacağı kanaatiyle itiraz ettiklerini, davacının, 25.01.2022 tarihli sözleşmenin 6. maddesi gereği işin toplam bedeli 318.484 TL olduğu halde işin bedeli olarak 13.07.2022 tarihinde 408.438,12 TL bedelli tek fatura düzenlediğinin anlaşıldığını, taraflar arasında imzalanan 25.01.2022 tarihli eser sözleşmesinde işin toplam bedelinin 318.484 TL olduğu ve işin teslim süresinin maksimum 60 GÜN olduğu halde icra takibine ve davaya konu alacağa dayanak yapılan 13.07.2022 tarihli 408.438,12 TL bedelli faturanın gerek bedel yönünden gerek işin teslim tarihi yönünden sözleşmeye aykırı olduğunu, davacı ile davalı arasında herhangi bir sözleşme dışı imalat için karşılıklı yazılı mutabakat yapılmadığını ve bu sebepledir ki davalının da 25.01.2022 tarihli eser sözleşmesi dışındaki herhangi bir ilave iş ve imalat için davacıya yazılı onay vermediğini, eser sözleşmesinin, karşılıklı edimlere havi bir sözleşme olması nedeniyle, işin imalatının nasıl olacağı, işin teslimi, kabulü, denetimi ve ödemenin nasıl olacağının sözleşmede yazılı olduğunu, ticari bir mal alım satımı söz konusu olmadığını, karşılıklı edimlere havi bir eser sözleşmesi olduğundan, faturalar ve cari hesapların alacağın ispatına ve varlığına yeterli delil olmayacağını, kesin hesap yapılmadığını, davacının edimlerini yerine getirmediğini, davacının sözleşmenin 5., 7., 10. ve 13. maddelerinde kararlaştırılan şart ve usullerde, mutabık kalınan merasime uygun şekilde imalat ve teslimi yapmadığını, dolayısıyla sözleşmenin 7. maddesinde düzenlenen işin tesliminin yapılmaması ve gecikmesi halinde davacının, işi süresinde ve nitelikte teslim etmemesi halinde her geçen gün için günlük 3.000 TL+KDV ödemeyi kabul ettiğini, ayrıca bu gecikme cezasının yüklenicinin alacağından mahsup edileceğini de kabul ettiğini, davacının işin sözleşmeye uygun ve süresinde yapılıp teslim edildiğini ve hakedişi/alacağı olduğunu ispatla yükümlü olduğu halde dava dilekçesinde davacının işin sözleşmenin maddelerine uygun olarak teslim edildiğine dair yazılı belge sunamadığının açık olduğunu, dava konusu icra takibine konu edilen faturanın eser sözleşmesine aykırı olarak düzenlendiğini, alacağın varlığına ispata yeterli olmadığını, davacının öncelikle eser sözleşmesinin sözleşmeye uygun olarak yerine getirildiği hususunu ispat etmesi gerektiğini, davacının alacaklı olduğu tespit edilecek olsa bile temerrüt koşullarının oluşmadığını, müvekkiline kanunlarda aranan şartlara uygun bir ihtar tebliği olmadığını belirterek dava konusu İzmir ... İcra Müdürlüğünü... sayılı icra dosyasına yaptığımız itirazların tamamının hukuka uygun olduğunu, davanın usulden ve esastan reddine, %20 icra inkar tazminatı taleplerinin de huykuka aykırı olması ve yasal şartları taşımaması nedeniyle ayrıca reddine, borçlu olmadıklarından kötü niyetli haksız ve dayanaksız olarak açılan icra takibi ve dava nedeniyle davacının %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesi uyarınca düzenlenen fatura alacağına dayalı davacı tarafından, davalı hakkında İzmir ...icra Dairesi'nin... E.
sayılı icra takip dosyasından başlatılan icra takibine davalı borçlunun yapmış olduğu itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ... olduğu, borçlusunun ... olduğu, davacı vekilinin davalı şirket aleyhine 258.438,12-TL asıl alacak ve 82.365,64-TL faiz olmak üzere toplam 340.803,76-TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
Mahkememiz 24/02/2025 tarihli ara kararının 2 numaralı ara kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, taraf vekillerine bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, taraf vekillerinin, müvekkillerine ait ticari defter ve belgelerin uyap sistemi üzerinden mahkememize bildirildiği beyan dilekçesini verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmuş oldukları görülmüştür.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosya SMMM bilirkişiye tevdi edilerek rapor aldırılmıştır. 17/04/2025 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafın incelemeye 2022, 2023 ve e-defter olarak 2024 yılı yılı ticari defterlerini ibraz ettiği, 2022, 3023 yılları yevmiye defterleri yıl sonu noter kapanış tasdikine haiz olmakla usulüne uygun bulunduğu, davalı tarafın ise incelemeye 2022, 2023 ve 2024 yılları ticari defterlerini ibraz ettiği, 2022 ve 2023 yılı yevmiye defterleri yıl sonu noter kapanış tasdiki olmamakla usulüne uygun olmadığı, 2024 e-defterinin ise usulüne uygun olduğu, dava ve takip konusu olan... seri numaralı, 13.07.2022 tarihli 408.438,12 TL bedelli faturanın taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, yine taraf ticari defterlerine göre davalının 26.01.2022 tarihli 150.000-TL avans ödemesinin de taraf defterlerinde kayıtlı bulunduğu, tarafların ticari defter kayıtlarının usulüne uyuşmakta olup kayıtlara göre davacının davalı taraftan 258.438,12 TL bakiye alacağı kaldığının anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşme bedelinin KDV hariç toplam 319.484-TL olduğu, buna karşın dava konusu faturanın KDV hariç bedelinin 375.405,67-TL olduğu, davalı tarafın davacının tahakkuk ettirdiği faturada sözleşmeye ve özellikle metrajlara uymadığını, faturanın işveren siparişini desteklemediğini savunduğunu, teknik konular olan sözleşmeye uygunluk ve yapılan iş miktarına bağlı iş bedelleri üzerinden değerlendirmenin uzmanlık alanı dışında bulunduğu, bu halde davalının davacı tarafa ne zaman imalat onayı verdiğinin kayıtlardan anlaşılamadığı, VUK-231/5 gereği davacının mal ve hizmet teslimine dair 7 gün içinde düzenlemesi gereken faturayı 13.07.2022 tarihinde tahakkuk ettirdiği, davalının ise itirazı ve iade kaydı gözükmediği, faturayı kabul ederek ticari defterlerine işlemiş gözüktüğünün taktilerde olabileceği, buna karşın, davalı tarafın, savunmasında sözleşmenin 5., 7., 10. Ve 13. maddelerinde kararlaştırılan şart ve usullerde, mutabık kalınan merasime uygun şekilde imalat ve teslimi yapmadığını, dolayısıyla sözleşmenin 7. maddesinde düzenlenen işin tesliminin yapılmaması ve gecikmesi halinde her geçen gün için günlük 3.000 TL+KDV ödemeyi kabul ettiği gibi ayrıca bu gecikme cezasının yüklenicinin alacağından mahsup edileceğini de kabul ettiğini, davacı işin sözleşmeye uygun ve süresinde yapılıp teslim edildiğini ve hakedişi/alacağı olduğunu ispatla yükümlü olduğu halde dava dilekçesinde davacının işin sözleşmenin maddelerine uygun olarak teslim edildiğine dair yazılı belge sunamadığını belirttiğini, sözleşmenin 5. Maddesinde yapılacak işe dair işveren onayı ile işin yapılacağı, 7. maddesi imalat teslim süresinin işverenin imalat onayından sonra 60 gün olup gecikme halinde cezai şartı ve feshi düzenlediği, 10. maddede avans ödemesi sonrası bakiye ödemesi için yüklenicinin gereken evrakları teslimine dair bulunduğu ve bu evrakların teslimi sonrası mutabık kalınan hakediş tarihleri itibariyle 7 hafta içinde ödeneceğini, 13. maddede ise “yüklenicinin SGK tahakkuk fişi, sigortalı hizmet listesi, SGK dendi makbuzları, çalışan personellerin maaş ödeme listesi, ve ödeme dekontlarının her ay ilgili ay içinde işverene teslim edileceği, teslim edilmediği taktirde hakediş onayı ve hakediş ödemesi yapılmayacağı” şartının getirildiğinin savunulduğu, sözleşmenin 7. maddesi gereği imalatın davalı onayından sonra 60 günlük süre içinde yapılması gerekmekle, süreyi başlatıcı onay tarihi bilinememekle, davalı tarafından savunulan gecikme ve buna gecikme cezası hesabı bakımından bir hesap ve değerlendirme yapılamadığı, yine sözleşme gereği ödemenin hakediş tarihi belirlenmesinden sonra 7 gün içinde yapılacağı sözleşmede kararlaştırılmış olmakla taraflar arasında böyle bir ödeme gününü dair olarak da mutabakat sağlanmış gözükmemekle bu sebeple işlemiş faiz hesabı da yapılamadığı hususlarında görüş bildirilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir.
Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478 maddeleri ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir.
6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.
Ayıplı eser, sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede (TBK m.474); gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir (TBK m. 477). Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır.
Eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E., 1979/80 K. sayılı ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 16.01.2013 tarih ve 2012/5835 E., 2013/129 K. sayılı ilamında bu ilke ve esaslar ayrıntıları ile açıklanmıştır.)
Öte yandan, YHGK'nın 13.05.2009 tarih ve 13-160 E., 185 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkün olup, tespit dilekçesinin ya da raporunun tebliği işleminin de ayıp ihbarı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 30.06.2021 gün ve 2020/1263 Esas, 2021/3148 Karar sayılı kararı)
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası, taraflara ait ticari defter ve kayıtlar, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen fatura, serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki eser sözleşmesine konu iş kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, icra dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 258.438,12-TL asıl alacak ve 82.365,64-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 340.803,76-TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davacıya ve davalıya ait delil niteliğini haiz olan ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde düzenlenen hükme ve denetime elverişli bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere icra takip tarihi itibariyle davalının davacıya fatura borcundan kaynaklı 258.438,12-TL borçlu olduğunun tespit edildiği, her ne kadar davalı tarafından sözleşme konusu işin sözleşmenin tarafları dışındaki 3. Kişi adına yapıldığını ve bu işleri eksik ifası nedeniyle lehine iş yapılan dava dışı 3. Kişi tarafından davalıya ödeme yapmada güçlük çıkarıldığı belirtilmiş ise de bu yönde taraflarına açılan bir dava veya bildirilen bir ihtarname bulunduğuna dair bilgi belge sunulmadığı, yukarıda yazılı olan hükümler uyarınca ayıp iddiasının davalı iş sahibi tarafından ispat edilmesi gerektiği, davalı tarafından ödeme emrine yöneltilen itirazın bu miktar yönünden yerinde olmadığı, işlemiş faiz talebi yönünden ise davacı tarafından davalıya bildirimde bulunulduğuna dair bilgi belge sunulmadığı, temerrütün oluşmadığı, diğer yandan takibe ve davaya konu alacağın likit ve taraflarca bilinebilir durumda olduğu, bu itibarla takibe itirazında haksız çıkan davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması gerektiği takdir ve sonucuna ulaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-İzmir ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasından tahsili talep edilen 258.438,12-TL asıl alacağa yönelik itirazın iptali talebinin KABULÜ ile takibin 258.438,12-TL asıl alacak yönünden devamına,
2-İşlemiş faiz talebi yönünden itirazın iptali talebinin Reddine,
3-İzmir ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasından tahsili talep edilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 17.653,90-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 2.709,46-TL harç ile 1.406,60-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 13.537,84-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 70,00-TL elektronik tebligat, 155,00-TL tebligat, 7,00-TL posta (KEP) masrafı ve 4.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.232,00-TL yargılama giderinin davanın kabul oranı dikkate alınarak 3.209,21-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça yatırılan gider avansından harcama yapılmadığı ve davalı tarafça başkaca yargılama gideri yapılmadığı dikkate alınarak bu konuda hüküm verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 2.709,46-TL peşin harç ve 1.406,60-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 4.543,66-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 41.350,10-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davanın kabul oranı dikkate alınarak, 870,05-TL'sinin davacıdan tahsili, 2.729,95-TL'sinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
11-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/09/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza