T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/286
KARAR NO : 2025/19
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 03/04/2024
KARAR TARİHİ : 09/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 31/12/2022 tarihinde İzmir İli, Urla İlçesinde müvekkili sürücü ...idaresindeki... plakalı araç ile ... caddesinde seyrederken aracın sağ ön kısımlarına yan yoldan caddeye çıkış yapan sürücü... idaresindeki... plakalı aracın ön kısımları ile çarpması sonucu maddi
hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Müvekkilin işbu kazanın oluşumunda kusursuz olduğu ve etken olmadığını, müvekilinin aracında meydana gelen değer kaybı ile değer kaybının tespiti maksadı ile tanzim
edilen ekspertiz rapor ücretinin, kazaya asli ve tam kusuruyla sebebiyet veren...lakalı aracın kaza tarihinde yürürlükte bulunan... Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesinden tahsili maksadı ile ikame edilen İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı icra takibine davalı tarafça haksız olarak itiraz edildiğini, hasarlanan müvekkile ait araç tamamen onarılmış olsa bile, tahribatın izlerini taşıyacağından
onarıldıktan sonraki rayiç değerinin olaydan önceki rayiç değerinden az olacağını,... plakalı aracında, işbu maddi hasarlı trafik kazası neticesinde, ön tampon ve sağ ön çamurluk yüksek hasar aldığını, sağ far ve sağ ön çamurluk bağlantı sacının da hasarlanarak onarım ve boyama işlemlerine maruz kaldığını, karşı yan sigorta şirketinin, onarım yapılan tamirhanenin anlaşmalı/yetkili servisi olmaması karşısında işçilik yapılan iskonto anlaşılabilir olmadığını, yapılan hesaplama neticesinde hasar bedeli çok düşük belirlendiğini, araç onarılsın veya onarılmasın, onarım faturası olsun ya da olmasın hasar bedelinin iskontosuz kdv bedeli ile birlikte ödenmesi ve hasar durumunun yeniden değerlendirilerek değer kaybının belirlenmesi gerektiğini, araçta oluşan değer kaybı zararının da karşılanması gerektiğini, Eksper...arafından tanzim
olunan raporda araçta meydana gelen değer kaybının 12.500,00.-TL tespit edildiğini, ekspertiz ücreti makul bir gider olduğunu, sigorta şirketince karşılanması gerektiğini, Değer kaybı zararının tespiti yönünden ekspere 540,00.-TL ödendiğini, ekspertiz ücretinin de zaruri bir gider olduğunu, izah edilen nedenlerle davalı
borçlunun itirazı yerinde olmadığını, itirazın tamamen kötü niyetli, haksız ve mesnetsiz olarak yapıldığını, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;... plaka sayılı aracın müvekkili sigorta şirketi tarafından ... numaralı ZMMS Poliçesi ile teminat altına alındığını, uyuşmazlık öncesinde müvekkil şirketçe davacının hesabına 08/11/2023 tarihinde 3.242,63-TL tutarında değer kaybı tazminatı ödemesi gerçekleştirildiğini, yapılan ödemelerle davacı yanın zararı tamamen karşılandığını, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığı,
yetki itirazları olduğunu, dava dilekçesi eklerinde aracın geçmiş hasar kayıtları/ağır hasar kaydına ilişkin herhangi bir evrak mevcut olmadığını, aracın tramer sorgusu yapılıp, geçmiş hasar/ağır hasar sorgusunun dosyaya sunulması gerektiğini, uyuşmazlık öncesi müvekkil şirkete yapılan başvuruda da bu belgeler ibraz edilmediğini, başvurunun, usulüne uygun başvuru yapılmaması nedeniyle usulen reddini talep ettiklerini, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kusuru olmadığı taktirde pasif husumet yokluğundan davalı lehine karar verilmesi gerektiğini, poliçe teminat limitleri
dahilinde sınırlı sorumlu olduklarını, kaydıyla birlikte müvekkil şirketin hasar tutarının KDV’sine ilişkin
herhangi bir sorumluluğu olmadığını, yapılan ödemeler sonrasında davacının zararı tamamen karşılanmış olup haksız ve mesnetsiz iş bu davanın reddi gerektiğini, aksi kanaatteyse de ödemenin tenzil edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketçe objektif hesaplama gerçekleştirildiğini ve işbu hesaplamaya istinaden ödeme yapıldığını,
dilekçe eklerinde değer kaybı eksper raporunu sunduklarını, İşbu hesaplamadaki verilerle başvuranın gerçek zararının tamamen giderildiğini, aracın geçmişte aynı bölgeden hasar mevcut ise, ikinci kez aynı bölgeden alınan hasarın araçta değer kaybı yaratmayacağının Yargıtay kararları ile sabit olduğunu, geçmiş hasar kayıtlarının dosyaya sunularak aynı bölgeden geçmiş hasarının mevcut olup olmadığı dikkatlice incelenmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının yalnızca bazı maddelerini iptal edip, iptal edilmeyen maddelerin, değer kaybının hesaplanması ve değerlendirilmesi süreçlerinde uygulanması gerektiğini, kaza tarihi itibariyle, yürürlükte bulunan Genel Şartlar uyarınca, yapılacak olan
bilirkişi incelemesinde tazminat hesabında Genel Şartlarda yer alan unsurların dikkate alınması gerektiğini, uyuşmazlığa konu aracın güncel tarihli rayiç değeri üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin üçüncü kişilerin uğramış olduğu gerçek zarardan sigortalısının davaya konu trafik kazasındaki kusuru
oranına isabet eden oranda ve poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, kusur incelemesi yapılması gerektiğini, ZMMS Genel Şartlarında öngörülen hesaplama yöntemleri dikkate alınması gerektiğini, talep edilen faiz türünün hatalı olduğunu beyan etmekle, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasın karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-Davacı ...'ın nüfus kaydı,
3-31/12/2022 tarihli kaza tespit tutanağı,
4-Davalı ... Şirketi nezdinde... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi, ... numaralı hasar dosyası, 31/12/2022 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak davacı tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesi, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakları, davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin kayıtlar,
5-Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde... plakalı araca ait olarak bulunan tramer kayıtları,
6-Dava konusu kazanın gerçekleştiği 31/12/2022 tarihi ve mevcut durum itibarıyla... ve... plaka sayılı aracın trafik tescil ve ruhsat belgeleri,
7-İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı takip dosyası,
8-Bilirkişi heyetinin 04/12/2024 havale tarihli raporları,
9-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, 31/12/2022 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ...'a ait... plakalı araçta meydana gelen hasar sebebiyle oluşan değer kaybı bedeli ile ekspertiz ücretinin tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ile alacak bedelinin %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı bedelinin davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir...cra Dairesinin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ..., borçlunun ise ... Anonim Şirketi olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 12.500,00-TL asıl alacak ve 540,00-TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 13.040,00-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafça süresinde yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir.
Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları kapsamında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5. Bölümünde belirtilen 'Kapsama Giren Teminat Türleri' başlığı altında bulunan (a) bendinde 'Maddi Zararlar Teminatı' kapsamında araçta meydana gelen değer kaybı da sayılmıştır.
İlgili maddede Maddi Zararlar Teminatı; ''Hak sahibinin bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır.'' olarak tanımlanmıştır.
Dava konusu uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72/1. maddesinde tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağının, ancak, tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımının uygulanacağının düzenlendiği, dava konusu trafik kazasının maddi hasarlı trafik kazası olduğu ve taleplerin araçta oluşan maddi hasarların tazminine yönelik olduğu, kazanın 31/12/2022 tarihinde gerçekleştiği, icra takibinin 13/02/2024 tarihinde, davanın ise 03/04/2024 tarihinde ikame edildiği, icra takibinin başlatılması ile birlikte zamanaşımı süresinin kesildiği, bu kapsamda 2 yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin vekilinin zamanaşımı itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosyanın bir trafik alanında uzman ve bir otomotiv alanında uzman bilirkişiden oluşan heyete tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, 31/12/2022 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, davalı sigorta şirketi nezdinde... plakalı araç açısından düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, hasar dosyası, ödeme evrakları, davacıya ait araca ilişkin olarak düzenlenen tramer kayıtları, dava konusu trafik kazasına karışan araçlara ait tescil kayıtları, dava konusu araca ait tamirat evrakları ve sair hususlar göz önünde bulundurularak;... plakalı araç sürücüsü ile... plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun hangi maddelerini ihlal etmek suretiyle dava konusu olan ve 31/12/2022 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasının oluşumuna sebebiyet verdikleri hususu ile trafik kazası sonucunda davacıya ait... plakalı araçta meydana gelen hasar neticesinde yaptırılan ekspertiz ücreti bedelinin piyasa koşullarına göre makul olup olmadığının, araçta oluşan değer kaybı bedelinin yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda aracın dava konusu kazadan önceki hasarsız ikinci el bedeli ile kazadan sonraki hasarlı ikinci el bedeli arasındaki fark esas alınmak suretiyle belirlenerek, varsa dava açılmadan önce davalı sigorta şirketi tarafından davacı tarafa yapılan ödemeler de dikkate alınarak düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, bilirkişi heyeti 05/12/2024 havale tarihli raporlarında sonuç olarak;... plakalı otomobil sürücüsü. kavşakta ilk geçiş hakkını vermediğinden dolayı kazanın oluşumunda etken olduğu,... plakalı otomobil sürücüsü atfı kabil kural ihlalinde bulunmadığından dolayı kazanın oluşumunda etken olmadığı, dava konusu aracın onarımı yapıldıktan sonraki rayiç değeri araştırması neticesinde, kaza tarihinde, onarım sonrası rayicinin 339.000,00-TL ile 341.000,00-TL olduğu, ortalama değerinin 340.000,00-TL olduğu, Yargıtay 17 HD. nin gerçek zarar ile ilgili “gerçek zarar ve değer kaybının, aracın kaza öncesi rayici ile (350.000,00-TL) onarım sonrası rayici (340.000,00-TL) arasındaki farktır” kararları göz önüne alındığında ve değerlendirildiğinde aracın piyasa koşullarında değer kaybının 10.000,00-TL olduğu, davalı vekilinin cevap dilekçesinde, uyuşmazlık öncesinde ... hesabına 08/11/2023 tarihinde 3.242,63-TL değer kaybı tazminatı ödendiğini beyan ve iddia ettiği, eğer bu miktarın düşülmesi istenirse, aradaki bakiye farkın (10.000,00-TL-3.242,63-TL) 6.757,37-TL olacağını mütalaa etmişlerdir.
Davacı vekilinin bilirkişi heyetinin 05/12/2024 havale tarihli raporlarına karşı itirazlarının, değer kaybı bedeli, dava konusu aracın hasar gördüğü parçalar, hasar çerçevesinde uygulanan işlemler dikkate alınarak, serbest piyasa araştırması yapılarak ve araştırma sonuçlarına raporda yer verilerek, yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları doğrultusunda mahkememiz ara kararına uygun olarak belirlendiği göz önünde bulundurularak reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davalı vekilinin bilirkişi heyetinin 05/12/2024 havale tarihli raporlarına karşı itirazlarının, ekspertiz raporu alınmasının ve eksper raporu neticesinde ödeme yapılmasının sigorta şirketinin sorumluluğunu sonlandırmayacağı, esas olan yargılamanın yargı yetkisini haiz olan Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinin gerçekleştirdiği yargılama olduğu, davacıya ait aracın tramer kayıtlarının dosyaya kazandırıldığı, raporun tanzimi sırasında tramer kayıtlarının dikkate alındığı ve raporda aracın karıştığı kazalara yer verildiği, bu kapsamda raporun yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları doğrultusunda mahkememiz ara kararına uygun tanzim edildiği göz önünde bulundurularak reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunu... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davacı ...'ın nüfus kaydı, 31/12/2022 tarihli kaza tespit tutanağı, davalı ... Şirketi nezdinde... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi,... numaralı hasar dosyası, 31/12/2022 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak davacı tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesi, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakları, davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin kayıtlar, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde... plakalı araca ait olarak bulunan tramer kayıtları, dava konusu kazanın gerçekleştiği 31/12/2022 tarihi ve mevcut durum itibarıyla... ve... plaka sayılı aracın trafik tescil ve ruhsat belgeleri, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı takip dosyası, bilirkişi heyetinin 04/12/2024 havale tarihli raporları ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın 31/12/2022 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ...'a ait... plakalı araçta meydana gelen hasar sebebiyle oluşan değer kaybı bedeli ile ekspertiz ücretinin tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ile alacak bedelinin %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı bedelinin davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir ... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 12.500,00-TL asıl alacak ve 540,00-TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 13.040,00-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafça süresinde yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, dava konusu trafik kazasının... plakalı otomobil sürücüsünün 31.12.2022 günü saat 12.00 sıralarında İzmir İli, Urla ilçesi, Neyzen Tevfik Caddesi, isimsiz sokak/cadde üzerinden düz seyir ile ilerlerken hemen ön ilerisindeki aracın duraklaması ile bu aracın solundan geçer iken, sağından isimsiz sokak/caddeden gelen... plakalı otomobilin ön kısımları ile çarpması neticesinde vuku bulduğu, kazanın oluşumunda... plakalı araç sürücüsünün geçiş üstünlüğü bulunan araca geçiş üstünlüğü tanımaması çerçevesinde %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, kaza sebebiyle davacıya ait aracın hasar gördüğü, aracın onarım bedelinin 5.150,00-TL olduğu, aracın kazadan önceki hasarsız halinin ikinci el rayiç değerinin kaza tarihi itibarıyla 350.000,00-TL, kazadan sonraki hasarlı halinin ikinci el rayiç değerinin kaza tarihi itibarıyla 340.000,00-TL, bu kapsamda dava değerinin 10.000,00-TL olduğu, dava açılmadan önce davacı tarafça yapılan başvuru neticesinde davalı sigorta şirketince 08/11/2023 tarihinde 3.242,63-TL yapıldığı, talep edilebilecek bakiye değer kaybı bedelinin 6.757,37-TL olduğu, dava konusu itirazın yöneltildiği ödeme emrinde talep edilen değer kaybı bedelinin 12.500,00-TL olduğu gözetildiğinde davalının itirazının 5.742,63-TL değer kaybı bedeli yönünden haklı olduğu ve davacının bu bedel yönünden iddiasını ispat edemediği, ödeme emrine konu edilen 540,00-TL ekspertiz ücretinin ise yargılama gideri mahiyetinde olduğu, haksız fiilden kaynaklı tazminat kalemi olarak talep edilemeyeceği, bu sebeple ödeme emrine konu edilmesinin ve takip tarihinden itibaren işleyecek bir faiz muamelesine tabi olamayacağından davalının ekspertiz ücreti bedeline yönelik itirazının da haklı olduğu, tazminatın mahkememizce yapılan yargılama sırasında dosyanın tevdi edildiği teknik bilirkişiler vasıtasıyla gerçekleştirilen teknik inceleme ve hesaplama çerçevesinde belirlendiği dikkate alındığında likit mahiyette olmadığı ve icra inkar tazminatı açısından yasal şartların oluşmadığı, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla kısmen ispatladığı anlaşılmakla, açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve ekspertiz ücreti bedelinin yargılama giderleri arasında değerlendirilmesi suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE,
1-Davalı ... Anonim Şirketinin İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin İTİRAZININ 6.757,37-TL asıl alacak bedeli yönünden İPTALİNE, İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 6.757,37-TL değer kaybı bedeline ilişkin asıl alacak bedeli üzerinden, asıl alacağa 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca yıllık %9 oranında ve değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, 5.742,63-TL değer kaybı bedeli ve 540,00-TL ekspertiz ücreti bedelinden ibaret 6.282,63-TL asıl alacak bedeline yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Alacak miktarı likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 60,00-TL elektronik tebligat, 4,00-TL posta (KEP) masrafı, 5.500,00-TL bilirkişi ücreti ve 540,00-TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 6.104,00-TL yargılama giderinin davanın kabul oranı dikkate alınarak 3.163,10-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvurma harcı ile 427,60-TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20-TL harç bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 6.757,37-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 6.282,63-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin 1.784,72-TL'sinin davacıdan, 1.815,28-TL'sinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
9-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341/2. maddesi gereğince kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/01/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır