T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/319
KARAR NO : 2025/240
DAVA : Menfi Tespit (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/04/2024
KARAR TARİHİ : 11/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, İzmir Merkez Toptancı Halinde hale ürün getiren şirketler ile 3.kişiler arasındaki alım-satım işlemini sağladığını, ürünlerin 3.kişilere aracı sıfatıyla verilmesi sonrasında giderlerin ve müvekkilinin komisyon ücretinin düşülmesi,
bakiye kısmında ise hale ürün getiren satıcıya aktarılması şeklinde ilerlediğini, müvekkilinin satıcı veya alıcı olmadığından müvekkili hakkında fatura düzenlenmesi gibi bir usulün de bulunmadığını, hale gelen ürünler açısından "Künye Belgesi" tabir edilen vesika düzenlediğini, bu şekilde ilgili ürünlerin
takibinin gerçekleştirildiğini, buna rağmen davalı tarafın müvekkili aleyhine fatura düzenlediğini, akabinde İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, takibe dayanak olarak... fatura numaralı
faturada toplamda 1.186.782,32 TL bedel gösterildiğini, davalı tarafından müvekkiline teslim edilmek üzere
toptancı haline... plakalı araç ile 18.09.2022 tarihinde sokulan armut, liman, mandaline, nar ve portakaldan oluşan 5 kalem ürün göründüğünü, yine, ilgili hal yönetiminden temin edilen sorgulama belgesinde,
davalının müvekkiline 18.09.2022 tarihinde teslim edilmek üzere, 5 kalem ürün haricinde herhangi bir ürün girişi olmadığını, davalı tarafın hiçbir şekilde müvekkiline teslimi olmayan ürünleri sanki teslim etmiş gibi faturaya eklediğni, teslim edilen miktarlardaki ürünlerden kat kat fazlasını teslim edilmiş gibi fazladan faturaya resen kilogram eklemesinde bulunduğunu, hem de teslim edilen ürünlerin birim TL miktarlarını rayiç bedellerinden çok daha fazla gösterdiğini, davalı tarafın müvekkiline hiç teslim edilmeyen avokado ve şeftali ürünlerini sanki etmiş gibi faturaya işlediğini, müvekkiline teslimi gerçekleştirilen ürünler in yalnızca armut, limon, mandalina ve nardan oluşan 5 kalem ürünharicinde
icra takibine konu edilen faturadaki ürünlerden müvekkiline herhangi bir mal girişi olmadığını, teslim edilmeyen ve hale girişi olmayan bu ürünlerin bedellerinin kötü niyetli
olarak müvekkilinden tahsil etmeye çalışmakta olduğunu, bilirkişi incelemesi neticesinde müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının anlaşılacağını, teslimi gerçekleştirilen ürünlerin
birim fiyatlarının da faturadakinin çok daha aşağısında olduğunun ortaya çıkacağını, davalının, müvekkiline komisyonculuk faaliyeti için göndermiş olduğu miktar ve cinsteki ürünlerin 3.kişilere satıldığını, giderler ve kendi
komisyoncu ücretini düştükten sonra bakiye bedellerin davalıya gönderdiğini, ürünlerin teslim edildiği 18.09.2022 tarihinden sonra davalı tarafa toplamda 595.000,00-TL ödeme yapıldığını beyan etmekle, müvekkilinin İzmir ...İcra Dairesinin ...Esas
sayılı dosyası kapsamında davalıya borçlu olmadığnıın tespitine, davalının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun şekilde tebliğine rağmen davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-İzmir... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası,
3-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
4-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
5-İzmir Merkez Toptancı Hali nezdinde davalı şirket tarafından davacı şirkete ait 48 numaralı iş yerine teslim edilmek üzere 2022 yılında gerçekleştirilen ürün girişlerine ilişkin tüm evrak ve kayıtlar,
6-Davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar,
7-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 13/01/2025 havale tarihli raporu,
8-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, taraflar arasındaki toptan meyve sebze alım satımına aracılık faaliyetine dair ticari ilişki çerçevesinde davalı şirket tarafından aracılık hizmeti veren davacı şirkete teslim edilen armut, mandalina, limon, portakal ve nar ürünlerinin kg miktarlarının fazla sayıda ve yine ürün bedellerinin hal piyasasındaki rayiç bedelinden fazla olarak faturaya işlendiği, hiç teslim edilmeyen avokado ve şeftali ürünlerinin teslim edilmiş gibi gösterildiği, ürünlerin davalı şirket adına satılması akabinde giderler ve komisyonculuk bedelinin mahsubu ile bakiye ürün bedelinin davalı şirkete ödendiği iddiası doğrultusunda davacı şirketin 15/11/2022 tarihli ve... numaralı faturadan dolayı davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile alacak bedelinin %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
Menfi tespit ve istirdat davalarına ilişkin hususlar 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.
(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.
Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.
Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır.
Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu hâlde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Sungurtekin Özkan, M./ Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164).
Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra mahkemesinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 E., 2011/747 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası incelenmesinde, alacaklının ..., borçlunun...Sanayi Ticaret Limited Şirketi olduğu, alacaklı vekilinin borçlu aleyhine 1.186.782,32-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
05/11/2024 tarihli duruşma tutanağının 6 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
05/11/2024 tarihli duruşma tutanağının 6 numaralı ara kararında ise davalı ... adına davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak ya da ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter ve belgeleri iki haftalık kesin süre içerisinde sunmanız veya bulundukları yeri bildirmeniz, verilen kesin süre içinde ticari defterlerin sunulmaması veya bulunduğu yerin bildirilmemesi durumunda söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağınız ihtaren bildirilir." şerhini içeren tebligat çıkartılmasına karar verilmiş, davalı ... ticari defter ve belgeleri verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmadığı gibi, ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmemiştir.
Davalı şirket tarafından usulüne uygun şekilde yapılan ihtara rağmen ticari defter ve belgelerin verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunulmaması ve ticari defter ve belgelerin bulunduğu yerin verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirilmemesi sebebiyle, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelere delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılmalarına karar verilmiştir.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi amacıyla dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen 15/11/2022 tarihli ve ... numaralı fatura, İzmir ... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası, davacı şirket tarafından davalı şirkete yapılan ödemelere ilişkin dekont ve sair belgeler, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirket tarafından davacı şirkete ait 48 numaralı iş yerine teslim edilmek üzere 2022 yılında gerçekleştirilen ürün girişlerine ilişkin tüm hal kayıtları, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, talimat dosyası ve içeriğinde yer alan bilirkişi raporu ile sair deliller birlikte değerlendirilerek; davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki toptan meyve sebze alım satımına aracılık faaliyetine dair ticari ilişki çerçevesinde davalı şirket tarafından aracılık hizmeti veren davacı şirkete teslim edilen armut, mandalina, limon, portakal ve nar ürünlerinin kg miktarlarının ne kadar olduğu, İzmir Merkez Toptancı Hali kayıtları gözetildiğinde teslim edilen ürünler ile faturaya işlenen ürün miktarları arasında fark bulunup bulunmadığı, var ise ne kadar fark bulunduğu, taraflar arasında ürünlerin fiyatları açısından bir anlaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ne kadar bedel üzerinden anlaşma yapıldığı, yapılmamış ise hal piyasası rayici dikkate alındığında ürün fiyatlarının her bir ürün açısından ne kadar olduğu, faturada yer alan fiyatların hal piyasası rayicinden fazla olup olmadığı, fazla ise her bir ürün açısından ayrı ayrı ve toplamda ne kadar fazla olduğu, faturada yer alan ancak hal kayıtlarından tespit edileceği üzere davacı şirkete ait iş yerine teslim edilmek üzere yapılan giriş kayıtlarında yer almayan ürün bulunup bulunmadığı, var ise bu ürünlerin hangi ürünler olduğu, ürünlerin davalı şirket adına satılması sırasında davacı şirket tarafından ne kadar gider yapıldığı, komisyonculuk bedelinin ne kadar olduğu, gider ve komisyonculuk bedellerinin makul olup olmadığı, gider ve komisyonculuk bedelleri açısından ne kadar bedel mahsup edildiği, neticeten davacı şirketin 15/11/2022 tarihli ve... numaralı faturadan dolayı davalı şirkete borçlu olup olmadığının, borçlu ise ne kadar borçlu olduğu hususu ve sair hususların belirlenerek talimat mahkemesine sunulan bilirkişi raporu da göz önünde bulundurularak düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 13/01/2025 havale tarihli raporunda sonuç olarak; davalı firma tarafından düzenlenen 15.11.2022 tarihli.. sayılı 1.186.782,32-TL (KDV dahil) bedelli faturada yer alan ürün miktarlarının ve fiyat verisinin esas alınması halinde, toplam ürün bedelinin (1.186.782,32-TL olacağı ve davacı adına ... tarafından davalı firmaya 21.09.2022-18.11.2022 tarih aralığında 11 işlemde toplam 595.000,00-TL'nin EFT ile gönderilmiş olduğu bu duruma göre davacının bakiye (1.186.782,32-TL-595.000,00-TL) 591.782,32-TL borçlu olduğuna, İzmir ... İcra Dairesinin...Esas icra takibinde 12.01.2023 takip tarihi itibariyle takip tutarının (1.186.782,32-TL-591.782,32-TL) 595.000,00-TL'lik kısmından sorumlu olmadığı, davalı firma tarafından düzenlenen 15.11.2022 tarihli ... sayılı 1.186.782,32-TL (KDV dahil) bedelli faturada yer alan ürün miktarlarının ve İzmir sebze halinde 19.09.2022
tarihinde oluşan ortalama fiyat verisinin esas alınması halinde, toplam ürün bedelinin (814.832,50-TL+8.148,32-TL %1 KDV) 822.980,82-TL olacağı ve davacı adına ... tarafından davalı firmaya 21.09.2022-18.11.2022 tarih aralığında 11 işlemde toplam 595.000,00-TL'nin EFT ile gönderilmiş olduğu bu duruma göre davacının bakiye (822.980,82-TL-595.000,00-TL) 227.980,82-TL borçlu olduğuna, İzmir ... İcra Dairesinin...Esas icra takibinde 12.01.2023 takip tarihi itibariyle takip tutarının (1.186.782,32-TL-227.980,82-TL) 958.801,50-TL'lik kısmından sorumlu olmadığı, davacı firma tarafından düzenlenen 18.09.2022 tarihli “Künye Belgesi” başlıklı belgelerde yer alan ürün miktarlarının ve İzmir sebze halinde 19.09.2022 tarihinde oluşan ortalama fiyat verisinin esas alınması halinde, toplam ürün bedelinin talebe bağlı kalınarak 595.000,00-TL olarak kabul edileceği ve davacı adına ... tarafından davalı firmaya 21.09.2022-18.11.2022 tarih aralığında 11 işlemde toplam 595.000,00-TL'nin EFT ile gönderilmiş olduğu bu duruma göre davacının bakiye (595.000,00-TL-595.000,00-TL) borcu bulunmadığına, İzmir ...icra Dairesinin... Esas icra takibinde 12.01.2023 takip tarihi itibariyle takip tutarının (1.186.782,32-TL-0,00-TL) 1.186.782,32-TL'lik kısmından sorumlu
olmadığı hususunda mütalaada bulunulmuştur.
Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları incelendiğinde unvan değişikliği söz konusu olduğu, davacı şirketin unvanını 09/05/2024 tarihinde değiştirdiği anlaşılmakla, davacı şirketin unvanının ...Limited Şirketi olarak değiştirilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Uyuşmazlığın temelini oluşturan faturalarda yer alan dava konusu ürünlerin davacıya teslim edildiğine ilişkin herhangi bir delilin mahkememize sunulmadığı anlaşılmakla birlikte uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ispat yükü konusuna değinilmesinde yarar vardır.
Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir ve Türk Hukuk Lûgatında “kanıtlama, tanıtlama” olarak ifade edilmektedir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara 2021, Cilt I, s. 595).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187/1. maddesi; ''İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukukî sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.
Diğer taraftan hâkim kural olarak, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.'' şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir
Bu hüküm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 6. maddesinde yer alan: ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir.
İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nunda senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/1. maddesi; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gereğine işaret etmiştir.
Yazılı delille (senetle) ispatı gereken hususlar, istisnalar dışında takdiri delillerle ve bu kapsamda tanık delili ile ispatlanamaz ise de, bu hususların senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkündür. Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde tanık dinlenebilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/2. maddesine göre karşı tarafın tanık dinlenmesine açıkça muvafakat etmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcının olması ya da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 203. maddesinde sayılan istisnalardan birinin bulunması gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 203/b. maddesinde; ''İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler.'' hükmü düzenlenmiştir.
Açıklanan hususlar çerçevesinde genel olarak ispat yükü iddia eden davacı taraf üzerinde ise de, yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları ile davanın mahiyeti çerçevesinde menfi tespit davaları açısından alacağın varlığı ve miktarının ispat yükü davalı tarafın üzerindedir.
Tüm dosya kapsamı, davacı tarafın iddia ve beyanları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Dosya, ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, İzmir Merkez Toptancı Hali nezdinde davalı şirket tarafından davacı şirkete ait 48 numaralı iş yerine teslim edilmek üzere 2022 yılında gerçekleştirilen ürün girişlerine ilişkin tüm evrak ve kayıtlar, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 13/01/2025 havale tarihli raporu ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasındaki toptan meyve sebze alım satımına aracılık faaliyetine dair ticari ilişki çerçevesinde davalı şirket tarafından aracılık hizmeti veren davacı şirkete teslim edilen armut, mandalina, limon, portakal ve nar ürünlerinin kg miktarlarının fazla sayıda ve yine ürün bedellerinin hal piyasasındaki rayiç bedelinden fazla olarak faturaya işlendiği, hiç teslim edilmeyen avokado ve şeftali ürünlerinin teslim edilmiş gibi gösterildiği, ürünlerin davalı şirket adına satılması akabinde giderler ve komisyonculuk bedelinin mahsubu ile bakiye ürün bedelinin davalı şirkete ödendiği iddiası doğrultusunda davacı şirketin 15/11/2022 tarihli ve ... numaralı faturadan dolayı davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile alacak bedelinin %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkin olduğu, İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasında alacaklı vekilinin borçlu aleyhine 1.186.782,32-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalının üretici/tedarikçi sıfatı ile sebze ve meyve ürünlerini satılması amacıyla hale getirdiği, halde komisyoncu olarak faaliyet gösteren davacı aracılığıyla sattığı, davalı şirketin getirdiği mal karşılığında davacı şirket adına fatura düzenlediği, davalı şirket tarafından davacı adına düzenlenen fatura ile davacı şirket tarafından düzenlenen künyede yer alan miktarlar karşılaştırıldığında Nar miktarı dışında diğer tüm ürünler yönünden taraf beyanları arasında farklılık bulunduğu, davalı şirket tarafından düzenlenen faturada, davacı tarafından düzenlenen künye belgesine nazaran, mandalina yönünden 13.493 kg, portakal yönünden 260 kg, limon yönünden 48.881 kg, armut yönünden 739 kg daha fazla ürün miktarının yer aldığı, ayrıca davalı şirket tarafından düzenlenen faturada yer alan 763 kg avokado ve 2.140 kg şeftaliye ise davacı tarafından düzenlenen künye belgelerinde rastlanılmadığı, taraflarca imzalanmış irsaliye veya teslim belgesinin dosya muhteviyatına sunulmadığı, davacı şirket adına ... tarafından banka aracılığıyla davalı şirkete ait banka hesabına ''... Gıda Maddeleri Adına Sebze Ve Meyve Ödemesi'' açıklaması ile 21/09/2022 ile 18/11/2022 tarihleri arasında 11 işlem olmak üzere toplamda 595.000,00-TL ödeme gönderildiği, davacı şirket tarafından düzenlenen ve ispat yükü üzerinde bulunan davalı tarafça aksini ispata elverişli herhangi bir delil sunulmayan 18/09/2022 tarihli Künye Belgesi başlıklı belgelerde yer alan ürün miktarları ile İzmir Sebze Halinde 19/09/2022 tarihinde oluşan ortalama fiyat verisi esas alındığında, toplam ürün bedelinin 595.000,00-TL olduğu, değinildiği üzere bahsi geçen bedelin de ... tarafından davacı şirket adına davalı şirket hesabına gönderildiği, açıklanan gerekçeler dahilinde takip tarihi ve mevcut durum itibarıyla davalı şirketin davacı şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığı, bu kapsamda davacı şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti doğrultusunda, açılan davanın kabulüne, davalı şirket tarafından alacağının tahsili amacıyla davacı aleyhinde takip başlatılmasının, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu göstermeyeceği gibi kötü niyet iddiasına ilişkin olarak davacı tarafça sunulmuş herhangi bir delilin de bulunmadığı dikkate alındığında, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Açılan davanın KABULÜ İLE,
1-Davacı ...Limited Şirketinin, 15/11/2022 tarihli ve... numaralı faturadan ve İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından dolayı davalı ...ne BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Alacak bedelinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalı ...nden tahsili ile davacı ...Limited Şirketine verilmesi talebinin REDDİNE,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 81.069,10-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 20.267,28-TL harcın mahsubu ile bakiye 60.801,82-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 30,00-TL elektronik tebligat, 885,00-TL tebligat, 393,00-TL posta+KEP masrafı, 3.500,00-TL bilirkişi ücreti, 20.267,28-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 25.502,88-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 178.149,52-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır