T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/352 Esas
KARAR NO : 2025/498
DAVA : Bilgi Alma Ve İnceleme Hakkı İstemli (TTK'nın 437. Maddesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/04/2024
KARAR TARİHİ : 28/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Bilgi Alma Ve İnceleme Hakkı İstemli (TTK'nın 437. Maddesinden Kaynaklanan) davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacılar vekilleri dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından bilgi alma ve inceleme taleplerinin doğrudan reddedilmemiş olup, 27/03/2024 tarihli genel kurul toplantısında 20 günlük cevap verme süresi talep edildiğini, dava açmak üzere son çare olarak değerlendirilerek bu sürenin beklendiğini,16/04/2024 tarihinde yazılı olarak ulaştırılan cevapların tam ve doğru bilgi vermek amacı gütmediğinin görülmesi üzerine kanunda düzenlenen ret halinde 10 günlük süre olan dava açma süresi geçmeden davanın açıldığını, müvekkillerinin, davalı şirkette %0,0025 pay oranı ile pay sahibi olduklarını, davalı şirketin ... Şirketler Grubu'nu içinde bulunduğunu, 27/03/2024 ve 28/03/2024 tarihlerinde ... Şirketi dışındaki bütün şirketlerin genel kurul toplantısının gerçekleştirildiğini, hakim şirket ...A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı...'ın, müvekkillerinin müteveffa dedesi olup, 30/11/2022 tarihinde vefat ettiğini,...'ın sağlığında, yönetim hakkını haiz imtiyazlı hisseler dahil olmak üzere, muvazaa ile illetli olarak, ...A.Ş.'nin hali hazırda yönetim kurulu başkanı olan oğlu ...'a devrettiğinin öğrenilmesi üzerine temlik işlemlerinin iptali için muvazaa davası açıldığını, murisin vefatından sonra...'nin doğrudan/dolaylı hakim olduğu davalı şirketin de dahil olduğu diğer grup şirketlerinin zarara uğratıldığı yönünde somut delillere dayalı olarak kuşkuya kapılan azınlık pay sahibi müvekkillerinin hakim şirket olan...ye TTK'nun 411.maddesi uyarınca ihtarname keşide ederek genel kurulun belirli gündem maddeleri ile toplanmasını talep etmelerine rağmen grup içindeki şirketlerin apar topar 27 ve 28/03/2024 tarihlerinde genel kurul yapılmasına karar verildiğini, talebin yerine getirilmemesinin TTK'nun 411(1) maddesi ve şirket ana sözleşmesinin 24.5. maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, TTK'nun 437(1).maddesi hükmüne rağmen yönetim kurulu faaliyet raporu ve bilanço-gelir tablosunun, olağan genel kurul çağrısı niteliğindeki 13/03/2024 tarihli mail ile müvekkillerine 27/03/2024 tarihinde gerçekleşecek olağan genel kurul tarihinin iletilmesi nedeniyle müvekkillerinin faaliyet raporlarını ve bilanço - gelir tablosunu inceleyecek yeterli süreye sahip olamadıklarını, davacı ... tarafından şirketin bağımsız denetim raporunun 15/03/2024 tarihinde e-posta aracılığı ile talep edilmiş olmasına rağmen toplantı günü elden teslim edildiğini, bu nedenle müvekkillerinin bağımsız denetim raporunu önceden inceleme şansının olmadığını, TTK'nun 437(1).maddesi uyarınca pay sahiplerine tanınan maddede sayılan evrakı inceleme ve söz konusu evrak doğrultusunda pay sahipliğinden kaynaklı haklarını kullanma haklarının ellerinden alındığını, TTK 437(2).maddesi uyarınca 27/03/2024 tarihli davalı şirket genel kurulunda müvekkilleri tarafından davalı şirket ve diğer bağlı şirketler hakkında TTK'nun 437.maddesinde düzenlenen bilgi alma hakkı kapsamında yazılı olarak sorulan soruların tutanağa ek yapıldığını, 20 günlük yazılı cevap vermek için süre istendiğini, ancak süre içerisinde verilen cevapların yetersiz, hesap verme ve dürüstlük ilkelerine uygun, özenli ve gerçeğe uygun nitelik taşımadığını, cevapların yetersiz olması nedeniyle bu davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini, finansal raporların okunması, müzakeresi ve tasdiki başlıklı gündem maddesi konusunda verilen ilk cevabın incelenecek evrakın apar topar ve dikkatsizce hazırlandığının en önemli kanıtı niteliğinde olduğunu, 2023 bilançosu incelendiğinde 111.253.153,76 TL iştiraklerden alacakların olduğunun görüntülenmiş olup, söz konusu tutara ilişkin genel kurulda soru yöneltildiğini, 16/04/2024 tarihli mail ile iletilen cevaplarda iştiraklerden alacaklar olarak belirtilen tutarın tamamının... Sanayi Ticaret A.Ş.'ne borç verildiğinin belirtildiğini, yüksek miktarlı tutarın neden ve hangi şartlarda ...'a borç olarak verildiği detayının verilmediği gibi bu borcun ne maksatla kullanıldığına dair bilgi ve belgenin de pay sahiplerine iletilmediğini, bu durumun dürüstlük kuralına ve TTK'nun 437(2).maddesindeki düzenlemesine aykırılık teşkil ettiğini, aynı tarihte gerçekleşen, grup şirketlerden olan ve aynı yönetim kurulu tarafından idare edilen.... Sanayi Ticaret A.Ş.'nin genel kurulu sonrasında bu şirket tarafından sorulara verilen yanıtlarda ise 130.166.898,59 TL'lik yabancı para fon fazlası olarak ... şirketine verildiği bilgisinin verildiğini, yaptıkları araştırmalarda grup şirketlerinden... Sanayi Ticaret A.Ş.'nin 2023 yılı içerisinde ...'ın yetkilisi olduğu ... Ltd. Şti.'den yüksek bir bedel ile İzmir İli,... İlçesi,...Köyü,... parselde kain bir taşınmaz satın aldığı ve bu taşınmazın karşılığının ...ve diğer grup şirketlerinden alınan borç bedeli ile karşılandığı yönünde delillere ulaşıldığını, hatta ... Ltd. Şti. unvanlı şirketin vekilliğini yapan...isimli şahsın, ... Şirketler Grubu'nun sigortalı çalışanı olup, işvereninin değil ama işlemin karşı tarafının vekilliğini yaptığını, bu hususun dahi tek başına büyük bir usulsüzlük olup, bu konuda ihtarname gönderildiğini, kaldı ki söz konusu tutarın fon sağlama amacıyla verilmiş olabileceği değerlendirilecek olsa bile diğer iştiraklere verilen borç miktarları ile şirketlerden alacaklar değerlendirildiğinde herhangi bir yakın tutarın yer almadığı 111.253.153,76 TL borcun çok yüksek olduğunun açıkça ortada olduğunu, şirketin fon sağlamak amacıyla yalnızca bir firmasına bu denli yüksek tutarların aktarılmasının ve sonrasında tutarın doğrudan yönetim kurulu üyesinin şirketinden taşınmaz alımı için kullanılmasının yönetim kurulu üyelerinin temsil yetkilerini istismar ettikleri yönünden çok güçlü bir emare teşkil ettiğini,... A.Ş.'ye olan borcun 130.166.898,59 TL olmasına karşın, yalnızca ...'a 111.253.153,76 TL borç verilmesinin... şirketinden itibaren paranın tamamen ...'ın şirketine aktarmak amacı ile yapıldığını ortaya koyduğunu, davalı şirketin iştirak ve bağlı ortaklarına vermiş olduğu borçların listelenmesi, borç verilme nedenlerinin, borçların geri ödeme sürelerinin, borçlar karşılığı alınan faizlerin aylık ve yıllık bazda şirkete etkisinin, borç verilirken gerekli araştırma ve finansal planlamanın yapılmadığına ilişkin bilginin ve borç sözleşmelerinin incelenmesi için sunulmasının ayrıca iştiraklere olan borçların listelenmesinin, borç alma nedenlerinin, borçların geri ödeme sürelerinin, borçlar karşılığı olan faizlerin aylık ve yıllık bazda şirkete etkisinin, borç alınırken gerekli araştırma ve finansal planlamanın yapılmadığına ilişkin bilginin ve borç sözleşmelerinin incelenmesini talep ettiklerini, TTK'nun 395.maddesi uyarınca şirket ile işlem yapma yasağı bulunduğunu, yasak olmasa dahi şirket ile dürüstlük kuralına aykırı olarak fahiş miktarlarda borçlanma yolu ile ticari ilişkilere girilmesinin mümkün olmadığını, bilgi talep edilen hususun ticari sır veya başka korunması gereken bir menfaat kapsamında olmadığının açık olmasına göre pay sahiplerinin bu kapsamda tam ve doğru olarak bilgilendirilmesinin elzem olduğunu, TTK'nun 395 ve 396.maddelerindeki yasağın istisnasının genel kuruldan bu iş ve işlemler noktasında izin alınması olduğunu, bununla beraber genel kuruldan izin alınmış olsa dahi, Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmeliğin 8(1).maddesi uyarınca şirketlerin yıllık faaliyet raporlarında yapılan bu iş ve işlemlerin mutlaka belirtilmesi gerektiğini, müvekkillerinin aldığı şifahi bilgiye göre davalı şirket ve diğer bağlı şirketlerin, hukuk müşavirliği hizmetlerini astronomik bir bedel karşılığında davalı şirket yönetim kurulu üyesi...'dan aldığını, bu husus hakkında...'ye yöneltilen sorulara verilen cevaplarda...'a sadece 2023 yılında 2.151.000,00 TL ödendiğinin iddia edildiğini, bağlı şirketlerin ana sözleşmelerinde yönetim kurulu üyelerine prim ve maaş ödendiği de belirtildiği göz önüne alındığında,...'ın yönetim kurulu üyesi olduğu şirketlerden aylık 200.000,00 TL civarında sadece avukatlık hizmet bedeli elde ettiğini, bu hususun ...'ye sorulan sorulara verilen cevapla öğrenildiğini, bu bilginin bir sebeple pay sahiplerinden gizlendiğini, TTK'nun 395.maddesi kapsamında hiçbir işlem yapılmadığı doğrudan davalı şirketin faaliyet raporunda yazılmış olmasına rağmen sadece... ile yapıldığı iddia edilen işlemin kapsamının şaibeli hale geldiğini, bu konudaki bilgi gizlenmesinin amacının tamamen kötü niyetli olduğunu, cevabın çelişkili ifadeleri içerip, doğru olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığını, bazı yönetim kurulu üyelerinden kimin kast edilmiş olduğunun anlaşılamamakla birlikte gerçek kişi yönetim kurulu üyelerinin madeni yağ ve market malzemesi veya tohum yağı satın almasının şirketin zarara uğratıldığı şüphesini uyandırdığını, 07/03/2024 tarihli bağımsız denetim raporunda ...'ın yetkilisi olduğu şirketin, ...'a taşınmaz satmak dışında ayrıca davalı şirketinin kiracısı olduğu tespit edilmiş olup, söz konusu kira sözleşmesi ile ilgili de herhangi bir bilginin verilmediğini, davalı şirketin defterlerinin incelenmesi suretiyle yönetim kurulu üyeleri ile onların yetkilisi ya da pay sahibi oldukları şirketler ile yapılan bütün ticari işlemlerin listelenmesini talep ettiklerini, ... tarafından, müvekkillenin bilgi alma ve inceleme hakkının açıkça ihlal edildiğini, bu konuda tanık dinletebileceklerini, 16/04/2024 tarihli cevapta iştiraklerle yapılan kira sözleşmelerinden kaynaklı 6.876,00 TL yıllık kira bedeli tahsil edildiğinden bahsedildiğini, kira bedellerinin rayiç kira bedellerinden oldukça düşük olduğunu, iştiraklerin yararına işlem olarak değerlendirmek gerekse bile bu konuda pay sahiplerine bilgi verilmediğini, kira sözleşmeleri sunulmadığı gibi kiralanan yerlerin de bilinmediğini, ... ile yapılan işlem incelendiğinde yıllık 980.600,00 TL kira bedeli ödendiğinin öğrenildiğini, davalı şirketin iştiraklerine rayicin çok altında taşınmaz kiralarken hakim şirket olan ...nin, davalı şirketten diğer iştirak işlemlerine kıyasen fazlaca kira bedeli almasının kesinlikle göze çarptığını, bu hususun sebebinin öğrenilmesi gerektiğini, kaldı ki sorunun devam eden cevaplarında ödünç para kullanımından kaynaklı faiz geliri tahsili ve aynı zamanda faiz gideri olduğundan bahsedildiğini,...ye hem ödünç para verildiğinin, hem de ödünç para alındığının belirtildiğini, ancak bu durumun ticari teamüllere ne kadar uygun olduğunu, borcun neden mahsup edilmediğinin açıklanması gerektiğini, ödünç para verebilecek durumda olan bir şirketin ödünç para vermesi sebebinin anlaşılamadığını, bunların tek sebebinin yeterli ve gerekli nitelikte cevapların verilmemesi olduğunu bildirmiş, şirketin hangi iştiraklerine, ne sebeple, ne miktarda, hangi sözleşmesel şartlarda borç verdiğinin tespiti ile borç verme işlemine ilişkin yetkili kurullarda karar alınıp alınmadığı, sözleşme düzenlenip düzenlenmediği, şirketin, iştirakleriyle yaptığı bütün hukuki işlemlerin varsa yazılı sözleşmelerinin ve her türlü ticari vesikası ile listelenmesi, şirketin hangi sebeple, hangi iştirakinden ne miktarda, hangi sözleşmesel şartlarda borç aldığı, bu borç alma işlemine ilişkin yetkili kurullarda karar alınıp alınmadığı, sözleşme düzenlenip düzenlenmediği, iştiraklerinden elde ettiği faiz geliri ile genel olarak borçlandığı faiz oranının birbirini karşılayıp karşılamadığı, şirket iştiraklerine 130.166.898,59 TL borçlu iken, elindeki kaynaklar ile iştiraklerine vermiş olduğu 111.253.153,76 TL borcun ticari icaplara uygun olup olmadığı, bu kapsamda borçlandığı şirkete ödediği faiz ile borç verdiği şirketten aldığı faiz oranlarının uyumlu olup olmadığı, şirketin, 2023 yılı gelir tablosundaki 31.944.915,44 TL faiz gelirinin ayrıntısının paylaşılması ile 21.000.092,89 TL Kısa vadeli borçlanma giderinin tamamı... A.Ş.’ye ödenen faizden oluşup oluşmadığı, ... Limited Şirketi’nin 08/03/2023 tarihinde... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi’ne yaptığı taşınmaz satışını ilgilendirir bir yönetim kurulu kararı alınıp alınmadığı, 16/04/2024 tarihli cevap kapsamında yönetim kurulu üyeleri tarafından alındığı belirtilen zeytinyağı, madeni yağ gibi malzemelerin, niteliği, niceliği ve bu işlemleri konu edinen sözleşmesel şartlarının tespiti, son üç sene içerisinde yönetim kurulu üyesi...'ın verdiği beyan edilen avukatlık hizmetinin sözleşmesel şartları ile hangi iş ve işlemler noktasında avukatlık hizmetinin verildiği, yönetim kurulu üyeleri ve yönetim kurulu üyelerinin yetkilisi olduğu şirketlerle...ve iştirakleri arasında iş ve işlem yapılıp, yapılmadığı hususlarında davalı şirket ve bütün iştiraklerinin ticari defter ve tüm evrakları üzerinde bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmasına, incelemenin en az 3 iş günü boyunca yapılmasına, mahkemece belirlenecek gün ve saatte şirket nezdinde ve merkezinde izin verilmesine, kendilerince hazır edilecek mali uzmanlara şirket merkezinde çalışacakları yer gösterilmesine, sorulacak soruları cevaplayacak bilgi ve yeteneğe sahip şirket ilgililerinin bu incelemede davalı şirketçe hazır bulundurulmasına, incelemenin yapılıp yapılmadığı hususunun tespiti için bir noter veya yetkili katibinin incelemeye katılmasına izin verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, 1910 tarihinde kurulmuş olup, o tarihten bu yana faaliyetlerine devam ettiğini, çok ortaklı şirkette, şirketin sermayesinin 4.165.000,00 TL olup, davacıların hisseleri toplamının 0,00247 olduğunu, şirketin ortaklarından...'ın 30.11.2022 tarihinde vefat ettiğini, vefatından sonraki müvekkili şirketin ilk genel kurulunun, 24.03.2023 tarihinde 2022 faaliyet dönemine ilişkin yapıldığını, davacıların genel kurul toplantısına iştirak ettiklerini ve alınan bütün kararlarda olumlu yönde oy kullandıklarını, toplantıda herhangi bir soru sorma veya inceleme talep etme gereği dahi duymadıklarını,...’ın vefatının ardından birkaç yıl sonra davacılar ile bir kısım hissedarlar arasında husumet baş göstermeye başladığını, bu husumetin 2023 yılı faaliyet dönemine ilişkin olarak 27.03.2024 tarihinde yapılan genel kurulda adeta ayyuka çıktığını, davacıların yönelttikleri soruların büyük bir kısmının faaliyet dönemi ile alakalı olmadığını, bir kısmının ise esasen tespit yapılması talebine ilişkin olduğunu, genel kurulda sorulara 20 gün içinde yazılı olarak cevap verilmesine karar verildiğini ve soruların yazılı olarak cevaplandığını, davacıların, davalı şirketteki pay oranları toplamının %0,00247 olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların neredeyse tamamının şirketteki murise ait hisselerin muvazaalı olarak devredildiğine ilişkin olup, bu hususun...’nin ortakları arasındaki iç ilişki olduğunu, bu hisseler yönünden müvekkili şirketin herhangi bir bilgisi ve dahli söz konusu olamayacağından, bu hisselerin müvekkili şirketin üzerinde tasarruf edebileceği hisseler olduğunu, müvekkil şirketle bağlantısının bulunduğu şeklinde yanlış bir kanaate yol açılmak suretiyle, şirket içindeki ortaklar arası miras hukuku kapsamında muris muvazaası iddiasına dayalı husumetin gerekçe gösterilerek, adeta söz konusu işlemlerin tarafı veya muhatabının müvekkili şirket imiş gibi bir intiba oluşturulduğunu, bu konuda bir kesin karar olmayıp, bu yöndeki iddiaların ilgili davalarda dile getirilebileceğini, davacılar tarafından açılan sözleşmenin iptali, iptal ve tescil ile tenkis davalarında müvekkili şirketin taraf olmadığını, 28/02/2024 tarihli ihtarnamenin keşide edenleri davacılar ise de, ihtarnamenin muhatabının, davalı değil, dava dışı ... olduğunu, dolayısıyla ihtarnamede yer alan hususların, özellikle toplantı yapılmasına ilişkin talepler yönünden müvekkili şirketin muhatap olmadığından, söz konusu hakların, müvekkili şirket pay sahibi sıfatı ile kullanılmış bulunmadığından, dava dışı şirket olan... ile kendi ortakları arasındaki uyuşmazlık konuları ve genel kurul toplantısı yapılmasına ilişkin taleplerin, müvekkili şirketle bir ilgisinin bulunmadığı gibi, huzurdaki davanın konusunu oluşturan bilgi alma ve inceleme hakkı ile de hiçbir ilgisi bulunmadığını, bu sebeple, söz konusu ihtarnamenin delil olarak sunulmasının dahi, adeta müvekkili şirkete keşide edilmiş, ancak gereği yerine getirilmemiş bir ihtarname intibaını uyandırarak, müvekkili şirket hakkında yanılgı oluşturmak, böylece haksız yere müvekkili şirket aleyhine bir karar alınmaya çalışılması olduğunu, dava dilekçesinde esas sözleşme hükmü olarak gösterilen 24.maddenin müvekkili şirkete ait olmadığını, dava dilekçesinde bağımsız denetim raporunun talep edilip gönderilmediğine ilişkin iddianın tamamen gerçek dışı olduğunu, TTK'nun 437(1).maddesi hükmü gereğince müvekkil şirketin yükümlülüğünün, bağımsız denetim raporunu şirket merkezinde incelemeye hazır bulundurmak olup, bu raporun bir örneğini ne e-postayla göndermek, ne de hatta şirket merkezinde ortaklara vermek zorunluğunun bulunmadığını, şirketin ortaklara sadece bilanço ve gelir tablosundan bir suretini vermekle yükümlü olduğunu, buna rağmen toplantı gününde söz konusu raporun bir suretinin verildiğini, müvekkilinin, TTK'nun 437.maddesinin aksi yöndeki açık lafzına rağmen tüm iyi niyeti ile davacıların talep ettiği tüm belgeleri teslim ettiğini, müvekkiline ait tüm bilgilerin, ticari sırların yer aldığı denetim raporunun yabancı kişiler eline geçmesi tehlikesi bulunduğundan raporun gönderilmesinin mümkün ve makul olmadığını, bunu istemenin TMK'nun 2.maddesine aykırı davranış anlamına geldiğini, bağımsız denetim raporunda, TTK'nun 398.maddesi uyarınca müvekkili şirketin tüm finansal tablolarına, yönetim kurulu faaliyet raporuna ilişkin değerlendirmelerin, şirketten yazılı veya sözlü olarak elde edilen bilgilerin, açıklamaların mevcut olup, bunların tamamının ticari sır teşkil ettiğini, bu sebeple bağımsız denetim raporunun dışarıya çıkarılmasının mümkün olmadığını, davacı ...'ın e-postasının, müvekkili şirketin özel olarak korunan kurumsal e-postası olmadığını, somut davada hem davaların yığılması, hem de ihtiyati dava arkadaşlığının mevcut olduğunu, tek bir dava dilekçesi ile açılan altı bağımsız davanın her birinin ayrı ayrı değerlendirilmesinin gerektiğini, TTK’nun 437.maddesinde birbirinden bağımsız iki hak ve birbirinden bağımsız iki davanın düzenlendiğini, bunlardan birinin bilgi alma, diğerinin inceleme hakkı ve davaları olduğunu, bilgi alma talebinin cevapsız bırakılması, ertelenmesi veyahut reddi halinde ikame edilmesi gereken davanın bilgi alma davası olup, inceleme talebinin cevapsız bırakılması, ertelenmesi veya reddi halinde ikame edilmesi gereken davanın ise inceleme davası olduğunu, davacıların, tek bir dava dilekçesi ile hem bilgi alma davası, hem de inceleme davası ikame ettiklerini, bu nedenle her bir davacı için davaların yığılması durumunun söz konusu olup, esasen toplamda altı adet dava bulunduğunu, bu itibarla, her bir davacının aynı dava dilekçesi ile ikame ettiği bilgi alma davasının ve inceleme davasının ayrı ayrı değerlendirilmesinin gerektiğini, her iki hakkın pay sahibine kanunla tanınmış bireysel haklar olduğunu, dava dilekçesinde bilgi alma hakkı kapsamında sorular sorup, cevaplar istendiğinin belirtilmesine rağmen davalı şirketin defter ve evrakı üzerinde inceleme yapılmasının talep edilmesinin davacıların bilgi alma ve inceleme hakkının tek bir hak olduğunu düşündüklerini, bilgi alma ve inceleme hakkının birbirinden bağımsız haklar olduğu konusunda doktrinde herhangi bir tartışma olmadığını, bilgi alma hakkı kapsamında genel kurulda sorular sorulmuş olmasının, inceleme hakkının da otomatikman kullanıldığı anlamına gelmeyeceğini, inceleme hakkının kullanılmış sayılabilmesi için sorulan sorulara ilişkin olarak şirket ticari defter ve yazışmaları üzerinde inceleme talep edildiğinin genel kurula veya yönetim kuruluna açıkça iletilmiş olması gerektiğini, bilgi alma davasının dava şartının, bilgi alma hakkının kullanılmış ve fakat bilgi alınamamış olması olup, inceleme davasının dava şartının ise, inceleme hakkının kullanılmış olması ve fakat inceleme yaptırılmamış olması olduğunu, davacıların genel kurulda sadece bilgi alma hakkı kapsamında sorular sorduklarını, fakat inceleme talebinde bulunmadıklarını, ayrıca sorulara ilişkin olarak şirketin ticari defter ve yazışmaları üzerinde inceleme talep etmediklerini, genel kurulda, öncesinde veya sonrasında inceleme haklarını hiç kullanmadıklarını, bu nedenle inceleme talebi yönünden davanın usulden reddine karar verilmesinin zorunlu olduğunu, bilgi alma davasında ticari defter ve yazışmaların incelenmesi talep edilemeyeceğinden ve dahi inceleme kararı verilemeyeceğinden, bilgi alma davalarınında, taleple bağlılık ilkesi uyarınca usulden reddine karar verilmesinin zorunlu olduğunu, davacıların sorulara ilişkin olarak kendilerine inceleme yetkisi ve izni verilmesini talep ettiklerini, oysa davacıların zaten inceleme haklarını hiç kullanmamaları nedeniyle inceleme davasını ikame edemeyeceklerini, bilgi alma davasında inceleme talep edilemeyeceğini ve incelemeye karar verilmeyeceğini, bu nedenle bilgi alma davasının da dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin zorunlu olduğunu, her iki davanın eda davası olup, tespit talep edilemeyeceğini, bu nedenle dava dilekçesindeki talep sonucunun 1/f maddesinin usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıların, dava dilekçesinin talep sonucunun 1/b, 1/d, 1/e, 1/f, 1/g ve 1/ğ maddeleri ile alakalı genel kurulda bilgi alma haklarını hiç kullanmadıklarını bu soruları hiç sormadıklarını, bu nedenle bu taleplerinin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin zorunlu olduğunu, ayrıca, davacıların dava dilekçelerindeki taleplerinin, usul hukuku açısından son derece problemli ve hatalı talepler olduğunu, dilekçenin 29.maddesindeki taleplerin bilgi alma ve inceleme davasının konusunu oluşturamayacağını, diğer yandan ise bu taleplerin, 27.03.2024 tarihli genel kurul toplantısında sorulan sorular kapsamında olmadığından, kabulünün mümkün olmadığını, dava dilekçesinin sonuç ve talep kısmının b, g ve ğ maddelerine ilişkin taleplerinin, müvekkilinin ticari sır teşkil eden ve davacının bilgi alma hakkına ilişkin menfaatini aşan nitelikte olduğunu, dava dilekçesinin 16. maddesindeki taleplerin, genel kurul toplantısında sorulup bilgi veya yeterli bilgi verilmeyen konularla ilgili olmadığını, bu maddedeki soruların, verilen cevaba göre yeni oluşturulan soru olması nedeniyle dava konusunun yapılmasının mümkün bulunmadığını, aksi halde bilgi alma hakkının sonsuz ve sınırsız hale dönüşmesi anlamına geleceğini, bu durumun kanun koyucunun amacına uygun olmadığını, dava dilekçesinin 24. maddesindeki talepler yönünden de genel kurulta bilgi alma ve inceleme kapsamında talep edilmemesi nedeniyle dava şartının gerçekleşmediğini, dava dilekçesinin 19 ile 23. maddelerinde belirtilen talepler yönünden sorulan sorular arasında varmış gibi gösterilerek gizlendiği iddia edilen sorunun olmadığını,...'ın adının dahi geçmediğini, gerçekte böyle bir soru ve cevaplarda gizleme olmadığı halde, mahkemeyi yanıltarak, kötü niyetle dilekçelerinin bu kısmını kaleme aldıklarını, sormadıkları soruyu dava konusu yapma olanağının olmadığını, 33. maddede yönelttikleri soruyla ilgili dilekçenin talep sonucu kısmının g bendinde son üç sene içerisinde yönetim kurulu üyesi...’ın verdiği beyan edilen avukatlık hizmetinin sözleşmesel şartları ile hangi iş ve işlemler noktasında avukatlık hizmetinin verildiğinin tespitine ilişkin beyan ve talepte bulunduklarını, bu konunun müvekkilinin sır teşkil eden bilgileri ile ilgili olup, ancak davacıların şifahi olarak öğrendiklerini beyan ettiği hususun, esasen müvekkili şirketle ilgili olmayıp, dava dışı ... ile ilgili olduğunun anlaşıldığını, bir kimsenin yönetim kurulu üyesi sıfatıyla aldığı huzur hakkı, ücret, prim vesaire ile şirkete yönetim kurulu üyesi olma dışında bir sıfatla verdiği hizmet sebebiyle aldığı bedelin mukayese edilmesinin ve birinin alınması sebebiyle diğerinin alınamayacağının beyan edilmesinin mümkün olmadığını, TTK'nun 395 ve 396.maddeleri ile buna izin verildiği hallerde, bu iddiada bulunma olanağının bulunmadığını, kaldı ki 27.03.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 2023 faaliyet yılı için TTK'nun 395 ve 396.maddesine ilişkin olarak davacıların da kabulü ile izin verildiğini, dava dilekçesinin 26 ile 28.maddelerine yer alan talepler yönünden 26. maddede yer alan talep ve iddiaların hiçbirinin 27.03.2024 tarihli genel kurul toplantısında sorulmadığını, davacıların cevaplara göre yeni sorular oluşturarak taleplerini genişlettiklerini, bu nedenle bu soruların da dava konusu yapılmasının mümkün bulunmadığını, esasen davacının 29. maddesindeki talebinin, 26 ile 28. maddelerdeki yerindelik denetimi olarak adlandırılabilecek bir talebe ilişkin olduğundan, bu bölümde yer alan taleplerinin tamamının bu nedenle reddinin gerektiğini, davacılardan ...ın, 24.03.2023 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına kadar davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, bu nedenle sorulan sorularla ilgili bilgilerin kendisinde mevcut olup, davanın kötü niyetle açıldığını, bu sebeplerle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, davacıların sorularına yazılı olarak cevap verildiğinin davacılarında kabulünde olduğunu, cevapların yetersiz ve hatalı olduğunu kanıtlama yükümlülüğünün davacılar üzerinde bulunmasına rağmen davacıların bu konuda en ufak bir delil sunmadıkları gibi dava dilekçelerinde ilgisiz iddialar ve başka anlamsız sorular sormak suretiyle mahkemeyi yanlış yönlendirme gayreti içerisine girdiklerini, dava dilekçesinin 10. maddesinde yöneltilen soru yönünden hatalı kayıtlar için gerekli düzeltmelerin yapılması nedeniyle yeterli bilgi alınmaması veya bilgi verilmemesi söz konusu olmadığından davanın konusunu oluşturmadığını, dilekçenin 12. Maddesinde yöneltilen soruya ilişkin tüm bilgilerin tüm açıklığı ile ayrıntısıyla cevap verildiği gibi borç olarak verilen tutarın ne maksatla kullanıldığına dair bilgi ve belgenin pay sahiplerine iletilmesi gibi bir talepte bulunmanın abesle iştigal olduğunu, müvekkilinin yükümlülüğü olmadığı halde tüm iyi niyeti ile her türlü talep edilen bilgiyi ve belgeyi davacılara sunduğunu, ayrıca yasanın izin verdiği bir hususta müvekkili şirketin gerekçe göstermek ve bilgi vermek zorunluluğunun bulunmadığını ve borcun büyük kısmının kapatıldığını, dava dilekçesinin II.12 ila II.16. maddeleri arasında yöneltilen beyanlarla davacıların, farklı şirketlerdeki ortaklıkları sırasında edindikleri bilgileri diğer grup şirketlerinde kullanmak suretiyle ayrı tüzel kişilikleri bulunan ve kendi faaliyet alanlarında bağımsız olarak işlem yapan şirketlerin işlemlerini birbirine karıştırmak suretiyle esasen ilgili şirketlerin sır da teşkil eden bilgilerini diğer şirketler yapmış gibi göstermeye ve yanlış intiba oluşturarak, hesap sormaya çalıştıklarını, müvekkilinin sadece yapılan işlemler yönünden vakıa temelinde TTK'nun 437.maddesi kapsamında olduğu sürece bilgi vermesi söz konusu olup, uygulanacak hukuk kurallarına ve onun koşullarına ilişkin bir açıklama yapma yükümlülüğünün bulunmadığı gibi bilgi verme yükümlülüğünün münhasıran müvekkili şirketin kendi işlemlerine ilişkin olup bunun bilgisinin verildiğini, bu borcun kapatıldığını, ayrıca şirkete borçlanma yasağını düzenleyen TTK'nun 395/3.maddesi uyarınca, şirketler topluluğuna dahil şirketlerin birbirleri ile işlem yapması, borçlanması, hatta birbirlerine kefil olmaları ve garanti vermelerinin özel olarak yasak kapsamı dışında bırakıldığını, davacıların dilekçesinin II.13. maddesinde yer alan ...’ın 2023 yılı içerisinde ...’ın müdürü olduğu ... Limited Şirketi’nden yüksek bir berdel ile İzmir İli, ... İlçesi, ... Köyü, ...Parsel’de kain bir taşınmaz satın aldığı ve işbu taşınmazın karşılığının ... ve diğer grup şirketlerinden alınan borç bedeli ile karşılandığı yönünde delillere ulaşıldığı şeklindeki iddianın muhatabının müvekkili şirket değil, ......Şirketi olduğunu, davacıların ortaya karışık iddialar sürmek suretiyle borçların nispiliği ilkesini ve tüzel kişiliklerin onların kurucuları ve grup şirketlerinden bağımsız birer şahsiyet olduğu ilkesini nafile biçimde görmezden gelmeye çalıştıklarını, dilekçelerin II.15 ve II.16 maddelerinde iddia olunan tasarrufların tamamının müvekkili şirketle ilgili olmayıp ... ve ... Ltd. Şti. ile ilgili olduğunu ve müvekkilinin bu şirketteki kayıt, bilgi ve belgelerden bilgi sahibi olmasının mümkün olmadığını, dava dilekçelerinin II.16. maddesinde yöneltilen taleplerinin 27.03.2024 tarihli genel kurulda yöneltilen ve cevabı verilen sorulardan çok çok genişletilerek oluşturulmuş yeni bir soru olması nedeniyle özel dava şartı açısından bu talebin usulden reddinin gerektiğini, davacılar tarafından genel kurul toplantısında yöneltilen tüm soruların, tümüyle cevaplanarak taleplerinin karşılandığını, toplantıya Bakanlık Temsilcisi de katılmış olup, dava dilekçesinin 25. maddesinde iddia edildiği gibi toplantıda, davacılara bir bilgi verilmemesi nedeniyle ...'ın “size bu kadar bilgi yeter” şeklinde bir beyanının geçmediğini, dava dilekçesinin II.30 ila II. 33. maddelerinde yöneltilen sorulara ayrıntılı cevap verildiğini, dava Dilekçesinin II.17 ila II.24. maddeleri arasında yer alan tüm soruların 27.03.2024 tarihli genel kurul toplantısı sonrasında yazılı olarak davacılara verilen cevaplar ile yanıtlandığını, müvekkili şirketin yönetim kurulu üyelerinin 2022-2023 tarihlerinde görev yapmak üzere 24.03.2022 tarihli genel kurul toplantısında seçildiklerini ve gündemin 8. maddesiyle yönetim kurulu üyelerinin tamamına TTK'nun 395 ve 396.maddeleri çerçevesinde şirketle işlem yapma ve rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin izin verildiğini, bu karar aleyhine 3 aylık sürede iptal davası açılmadığını, 07.03.2022 tarihinde davacı ...ın, yönetim kurulu üyesi olarak atandığını, 24.03.2023 tarihli olağan genel kurul toplantısının 8. gündem maddesiyle de aynı yönde karar alınıp, bu karar aleyhine de davacılar tarafından dava açılmadığını, davacıların, bu durumu bilmelerine rağmen kötü niyetle bu davayı ikame edip, davalarını bu maddelere dayandırdıklarını, müvekkili şirketin yönetim kurulu üyelerinin, alınan izin çerçevesinde diğer grup şirketlerinde işlem yapmalarının ve aynı konuda faaliyette bulunmalarının hiçbir hukuka aykırı yönünün olmadığı gibi bu durumun on yıllardır bu şekilde sürdüğünü, bu nedenle davacıların sanki yeni bir durum ve hukuka aykırılık varmış gibi iddialarının sebebini anlama olanağı bulunmadığını, ayrıca bu konuda davacıların soru ve beyanlarının bilgi alma ve inceleme davası ile bir ilişkisinin olmadığı gibi sorularının tamamına cevap verildiğini,... ile ilgili bilgi ve cevapların muhatabının müvekkili şirketle ilgili olmayıp, dava dışı... olup davacıların, müvekkili şirketle ilgili imiş gibi bu iddiaları ileri sürdürdüklerini, aynı şekilde ...’ın yetkilisi olduğu ...’dan, ... tarafından alınan taşınmaz hakkında da herhangi bir bilgi verilmediği hususunun ... ile ... arasında gerçekleştiğinden müvekkilinin tarafı olmadığı bir işlemi bilmesinin olanağı bulunmadığından bu konuda bilgi verilmediğinden bahisle müvekkiline karşı bilgi alma ve inceleme davasının açılmasının mümkün bulunmadığını, dava dilekçesindeki talep sonuçlarının tamamının esastan da reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinin talep sonucundaki 1/a maddesinde yer alan talep yönünden davacılara genel kurul toplantısında ve 16.04.2024 tarihinde e-mail ile gönderilen cevaplarla yeterli açıklama yapıldığını, bu konuda yerindelik denetimi yapılacak şekilde tespit talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, dava dilekçesinin talep sonucundaki 1/b maddesine konu talepte bulunulmasına TTK çerçevesinde davacıların hiçbir hakkının bulunmadığını, ileri sürülecek taleplerin somut olay ve konulara ilişkin olma zorunda olduğunu, şirketin taraf olduğu ve aslında ticari sır niteliğini taşıyan hukuki işlemlere ilişkin sözleşmeler ve sair ticari vesikaların, hem de tamamı hakkında böylesine genel ve soyut şekilde bilgi edinme ve incelemenin talep edilemeyeceğini, dava dilekçesinin talep sonucundaki 1/c maddesine konu sorulara genel kurul toplantısında ve yazılı olarak yeterli ve ayrıntılı cevap verildiğini, verilen cevaplar dışındaki bilgilerin borç alan ve borç veren şirketin ticari sırrı niteliğinde bulunduğunu, borç verme işlemi için yetkili konularda karar alınmasını kılan bir hüküm bulunmadığını, dava dilekçesinin talep sonucunun 1/ç maddesine konu talepler yönünden, bilgi alma ve inceleme hakkı davasının, bir tespit davası mahiyetinde olmadığı gibi işlemlerin ticari icaplara uygun olup olmadığının tespiti davası ve yerindelik denetimi yapılacak bir dava da olmadığını, talebin davanın konusu ve amacına aykırı olup, kabulünün mümkün bulunmadığını, kaldı ki bu konudaki sorularının tamamının cevaplandığını, dava dilekçesinin talep sonucunun 1/d maddesine konu talebi yönünden ayrıntılı cevap verildiğini, dava dilekçesinin talep sonucunun 1/e maddesine konu talep yönünden müvekkili şirketin, ... Limited Şirketi ile... Sanayi Anonim Şirketi arasında yapıldığı iddia olunan taşınmaz satışının tarafı olmaması nedeniyle 3. şahısların aralarında yaptıkları taşınmaz satışına ilişkin yönetim kurulu kararı almasının mümkün olmadığını, bu nedenle tamamen manasız olan bu talebin kabul edilemeyeceğinin her türlü izahtan vareste olduğunu, dava dilekçesinin talep sonucunun 1/f maddesine konu talebin davacılar tarafından yöneltilen bir soruyla ilgili olmayıp, sorulan soru sonrasında müvekkili şirket tarafından verilen cevaptan üretilen yeni bir soru olduğunu, bu nedenle özel dava şartı olan sorulan soruya cevap verilmemesi veya yeterince cevap verilmemesi şartının gerçekleşmemesi nedeniyle bu konudaki talebin külliyen reddinin gerektiğini, bilgi alma ve inceleme davasının konusunu aşan biçimde zeytinyağı, madeni yağ gibi malzemelerin niteliği, niceliği ve bu işlemleri konu edinen sözleşmesel şartlar şeklindeki taleplerin kabulüne olanak olmadığını, kaldı ki, davacıların sorularının tamamının cevaplandırıldığını, dava dilekçesinin talep sonucunun 1/g ve 1/ğ maddelerine konu soruların 27.03.2024 tarihli genel kurul toplantısında yöneltilmediğini, davacıların, başka bir şirket olan ...AŞ’de edindiklerini iddia ettikleri bilgiye istinaden ilk kez bu dava dilekçesi ile talep edilen bu bilgi yönünden özel dava şartı olan bilgi talep edilen hususta bilgi verilmemesi veya yeterli bilgi verilmemesi koşulu gerçekleşmediğinden bu konudaki talebin usulden reddinin gerektiğini, davacıların, müvekkili şirketin tüm ticari defter ve evrakı üzerinde inceleme hakkı bulunmadığını, bilgi alma ve inceleme hakkının böyle bir toptancı yaklaşım ile kullanılamayacağını, davacıların somut olarak bildirimde bulundukları ve mahkemenin izin verdiği hususu inceleme hakkına sahip olduklarını, bunun da ancak yeterli bilgi verilmemiş ise mümkün olduğunu, tüm defter ve evrakın incelemeye açılmasının davalının ticari sırlarının ifşa edilmesi olup bu durumun kabul edilemeyeceğini, davacıların talep ettikleri 3 günlük inceleme süresinin de kabul edilebilir olmadığını bildirmiş, davacıların, dava öncesinde inceleme haklarını hiç kullanmamaları nedeniyle inceleme davalarının, dava şartı yokluğundan usulden reddine, bilgi alma davası yönünden davacıların bilgi verilmesine dair karar tesis edilmesi talebi bulunmaması nedeniyle bilgi alma davalarının taleple bağlılık ilkesi uyarınca usulden reddine, aksi durumda dava dilekçesinin talep sonucunun 1/f maddesindeki tespit talebinin usulden reddine, dava dilekçesinin 1/b, 1/d, 1/e, 1/f, 1/g ve 1/ğ maddesindeki sorular ile alakalı genel kurulda bilgi alma hakkının hiç kullanılmaması nedeniyle bu konudaki taleplerin dava şartı yoluğundan usulden reddine, sorulan tüm soruların yazılı olarak cevaplanması, davacılar tarafından aksinin ispatlanamaması ve inceleme hakkının hiç kullanılmamış olması nedeniyle bilgi alma ve inceleme davalarının esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava; davacıların, ortağı oldukları davalı anonim şirketin 27/03/2024 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında talep ettikleri bilgi alma konularıyla ilgili davalı şirket tarafından verilen yazılı cevapların yetersiz, eksik ve gerçeğe uygun olmadığı iddiasıyla, TTK'nun 437. maddesi hükümleri uyarınca, bilgi alma ve inceleme hakkı verilmesi istemine ilişkindir.
Davanın niteliği itibarıyla davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamasına rağmen davacılar tarafından aynı dava dilekçesiyle birlikte dava açılmıştır. Her ne kadar davalı taraf, bilgi alma ve inceleme haklarının, bağımsız birer dava niteliğinde olduğu iddiasında bulunmuş ve 6762 sayılı TTK'da bilgi alma hakkı 362. maddesinde, inceleme hakkı ise 363. maddesinde ayrı ayrı düzenlenmiş olsa da her iki dava hakkının 6102 sayılı TTK'nun 437.maddesinde birlikte düzenlendiği, birlikte düzenlemenin her iki kurumun ve hakkın birbirinden bağımsız haklar olduğu gerçeğini değiştirmemesine karşın, her iki hakkın birlikte veya ayrı ayrı aynı dava dosyasında, davaların yığılması söz konusu olmaksızın ileri sürülebilmesinin madde hükümlerine uygun bulunduğu, davacıların her iki hakkı birlikte talep ettikleri dikkate alınarak, her iki hakka dayalı talep yönünden tek bir davanın varlığının bulunduğu kabul edilmiş, davacıların, ihtiyari dava arkadaşlığı hükümleri çerçevesinde birlikte dava açmalarında usul ve yasaya aykırılık bulunmasa da, her bir davacı yönünden ayrı bir davanın varlığının bulunduğu dikkate alınarak, dava açılışında yalnız bir davacı için ödenen harçla ile ilgili eksiklik yargılama aşamasında usul ve yasa hükümleri gereği tamamlattırılmış ve yargılamaya devam edilmiştir.
TTK'nun 437(5) maddesinde, davanın, bilgi alma ve inceleme hakkına ilişkin talebin reddini izleyen 10 gün içinde, diğer hallerde de makul bir süre sonra açılması hak düşürücü süre olarak düzenlenmiştir. Davacılar, 27/03/2024 tarihli genel kurul toplantısında sözlü ve yazılı olarak bilgi alma talebinde bulunmuşlar, davalı şirketin, 16/04/2024 tarihli e-mail ile gönderilen yazılı cevaplarla talebi karşıladığı ve davanın 26/04/2024 tarihinde açıldığı göz önünde tutulduğunda, davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı belirlenmiştir.
Cevap dilekçesinde, davacıların tespit hükmü talep ettikleri iddia edilerek her iki talebin eda davasına konu olup, tespit davası olarak görülmesinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de, gerek bilgi alma gerek inceleme hakkı taleplerine dayalı davaların tespit davası niteliğinde olmayıp, eda davası niteliğinde bulunduğu, dava dilekçesinde davanın, tespit davası olarak açıldığına dair bir açıklamada bulunulmadığı gibi dava dilekçesi içeriği itibarıyla davanın eda davası nitelikli olarak açıldığının açık ve anlaşılır olduğu dikkate alınarak, davalı tarafın aksi yöndeki iddialarında ve hukuki yarar yokluğuna yönelik istemlerinde haklılık bulunmadığı dikkate alınarak, ön inceleme duruşmasında davacıların, dava açmakta hukuki yararlarının bulunduğunun tespitine ve davalı tarafın istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Cevap dilekçesinde davacıların, inceleme talebi yönünden dava öncesinde dava şartı olan inceleme talebinde bulunmadıkları, bu nedenle inceleme talebinin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
6102 sayılı TTK'da, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak her iki hak tek bir madde altında düzenlenmiş olmakla birlikte ayrıca, yeni kanun ile bilgi alma ve inceleme hakları karşılanmayanlara mahkemeye başvurma ve bu haklarını mahkeme aracılığıyla kullanma imkanı getirilmiş, TTK'nun 437.maddesinin 1.fıkrasında pasif bilgi alma hakkı, 2.fıkrasında aktif bilgi alma hakkı ve aynı maddenin 4.fıkrasında inceleme hakkı düzenlenmiştir.
TTK'nun 437(4) maddesinde, şirketin ticari defterleriyle yazışmalarının, pay sahibinin sorusunu ilgilendiren kısımlarının incelenebilmesi için, genel kurulun açık izni veya yönetim kurulunun bu hususta bir karar vermesi gerektiği düzenlenmiştir.
Somut dava yönünden; davalı anonim şirketin 27/03/2024 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında, vekilleri aracılığıyla şirket iş ve işlemleri konularında yalnız bilgi alma istemli olarak davalı şirkete yazılı sorular yönelttikleri, ancak inceleme talebinde bulunmadıkları, genel kuruldan inceleme yönünde bir izin talep etmedikleri, bu konuda bir oylama yapılmadığı gibi dava öncesinde şirket yönetim kuruluna başvurarak bu yönde bir karar verilmesi talebinde de bulunmadıkları, gerek taraf dilekçelerinin içeriği gerekse toplanan delillerle bellidir.
TTK'nun 437(5) maddesinde, bilgi alma veya inceleme istemleri cevapsız bırakılan, haksız olarak reddedilen, ertelenen ve bu fıkra anlamında bilgi alamayan pay sahibinin mahkemeye başvurabileceği düzenlenmiştir. Bir başka deyişle bilgi alma ve/veya inceleme talepli davalar yönünden, gerek genel kurul toplantılarında gerekse genel kurul toplantısı dışında TTK'nun 437.maddesinde düzenlenen bilgi alma hakkı talebi yönünden şirketten sözlü veya yazılı bilgi talep edilmesi, inceleme hakkı talebi yönünden ise, bu talebin dile getirilip, kabulü veya reddi konusunda genel kuruldan veya yönetim kurulundan bir karar alınması özel dava şartıdır.
Somut davada, davacıların tamamının dava konusu şirket iş ve işlemlerinin tamamı yönünden, gerek genel kuruldan, gerekse yönetim kurulundan inceleme talebinde bulunmadıkları, buna göre inceleme hakkı talebi yönünden, dava özel şartının yerine getirilmediği dosyada toplanan delillerle açık ve anlaşılır olduğundan davacıların, dava dilekçesinde talep ettikleri inceleme konularının tamamı yönünden, davanın, özel dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115(2) maddesi uyarınca, usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Cevap dilekçesinde, bilgi alma talebi yönünden yalnız bilgi verilmesinin talep edilmemesi hatalı olarak inceleme yönünde karar verilmesinin talep edilmiş olması nedeniyle taleple bağlılık ilkesi uyarınca, davanın usulden reddinin gerektiği iddia edilmiş ise de; dava dilekçesinin konu başlığında dahi dava konusunun, "bilgi talep edilen konularda şirket tarafından bilgi verilmesi hususunda karar verilmesi talepli dava dilekçesidir" sözcüklerinin kullanıldığı gibi talep ve sonuç bölümünde, başlangıçta her ne kadar inceleme talebinin kabulü talep edilmiş ise de, son paragrafta bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmasının talep edildiği birlikte değerlendirildiğinde; dava dilekçesi içeriğine göre davacıların talebinin, hem bilgi alma hem de inceleme hakkının birlikte kullandırılması istemine yönelik olduğu açık ve anlaşılır olmakla, davalı tarafın aksi iddialarında haklılık görülmemiştir.
Cevap dilekçesinde, talep sonucunun 1/f maddesindeki talebin, davadan önce bu konudaki bilgi alma hakkının yerine getirilmediği, verilen cevaba dayalı olarak üretilen yeni bir soru olduğu, 1/b, 1/d, 1/e, 1/f, 1/g ve 1/ğ maddelerine konu taleplerle ilgili genel kurulda bilgi alma hakkının hiç kullanılmamış olduğu gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Bilgi alma hakkı, pay sahibinin, ortaklık haklarını bilinçli bir şekilde kullanabilmesi, genel kurulda doğru verilerle hareket edebilmesi için önem taşıyan ortaklık hakkı olup, bu hakkın kapsamını, yönetim ve denetim faaliyetleri içinde değerlendirilebilecek tüm işler ve işlemler oluşturur. Bilgi alma hakkının konu yönünden bir sınırı yoktur. Bununla birlikte bilgi alma hakkı şirketin, bağlı şirketler dahil olmak üzere diğer ticari işletmelerle ve kişilerle ilgili olan tüm işlemleri ile iş ilişkilerini de kapsar. Bu nedenle TTK'daki düzenlemede, bilgi alma hakkı, pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olma koşuluna bağlanmadığı gibi aynı maddenin 6.fıkrasında, bilgi alma ve inceleme hakkının esas sözleşmeyle ve şirket organlarından birinin kararıyla kaldırılamayacağı ve sınırlandırılamayacağı ilkesi düzenlenmiştir. Ayrıca bilgi alma hakkı, genel kurul toplantısında kullanılmışsa, toplantı gündemindeki konularla sınırlı tutulmaksızın bu hakkın kullanılması mümkündür. TTK'nun 437.maddesinin gerekçesinde de, bilgi almanın gündem ile sınırlı olmaması gerektiği belirtilmiştir. Ancak gerek bilgi alma hakkının gerekse inceleme hakkının genel konuları kapsar bir biçimde kullanılması mümkün bulunmadığından özel dava şartı nedeniyle somut konulara ilişkin sunulması zorunlu olan bilgi alma konuları hakkında bilgi alma hakkının kullanılmasına ilişkin dava şartının yerine getirilmiş olması gerekir. Bu yönden dava dilekçesinin talep ve sonuç bölümünün 1/b, 1/d, 1/e, 1/f, 1/g ve 1/ğ maddelerine konu edilen bilgi alma taleplerinin, davacılar tarafından yöneltilen sorularla ilgili ve bağlantılı bulunduğu, verilen yanıtlara göre aynı konu çerçevesinde yeni soruların yöneltilmesi ve bilgi talep edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı dikkate alınarak, davalı tarafın iddia ve isteminde haklılık görülmemiş, tüm talepler yönünden esastan inceleme yapılmıştır.
TTK'nun bilgi alma ve inceleme başlıklı 437.maddesinin 1.fıkrasında; finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisinin genel kurulun toplantısından en az onbeş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulacağı, bunlardan finansal tabloların ve konsolide tabloların bir yıl süre ile merkezde ve şubelerde pay sahiplerinin bilgi edinmelerine açık tutulacağı, her pay sahibinin, gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosuyla bilançonun bir suretini isteyebileceği, 2.fıkrasında; pay sahibinin genel kurulda, yönetim kurulundan, şirketin işleri; denetçilerden denetimin yapılma şekli ve sonuçları hakkında bilgi isteyebileceği, bilgi verme yükümünün 200. madde çerçevesinde şirketin bağlı şirketlerini de kapsadığı, verilecek bilgilerin, hesap verme ve dürüstlük ilkeleri bakımından özenli ve gerçeğe uygun olması gerektiği, pay sahiplerinden herhangi birine bu sıfatı dolayısıyla genel kurul dışında bir konuda bilgi verilmişse, diğer bir pay sahibinin istemde bulunması üzerine aynı bilginin gündemle ilgili olmasa da aynı kapsam ve ayrıntıda verileceği, bu halde yönetim kurulunun da bu maddenin üçüncü fıkrasına dayanamayacağı, 3.fıkrasında; bilgi verilmesinin sadece istenilen bilgi verildiği takdirde şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye girebileceği gerekçesi ile reddedilebeceği, 4.fıkrasında; şirketin ticari defterleriyle yazışmalarının, pay sahibinin sorusunu ilgilendiren kısımlarının incelenebilmesi için genel kurulun açık izni veya yönetim kurulunun bu hususta kararı gerekiği, izin alındığı takdirde incelemenin bir uzman aracılığıyla da yapılabileceği, 5.fıkrasında; bilgi alma veya inceleme istemleri cevapsız bırakılan, haksız olarak reddedilen, ertelenen ve bu fıkra anlamında bilgi alamayan pay sahibinin, reddi izleyen on gün içinde, diğer hallerde de makul bir süre sonra şirketin merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesine başvurabileceği, başvurunun basit yargılama usulüne göre inceleneceği, mahkeme kararınnı, bilginin genel kurul dışında verilmesi talimatını ve bunun şeklini de içerebileceği, mahkeme kararı kesin olduğu, 6.fıkrasında; bilgi alma ve inceleme hakkının esas sözleşmeyle ve şirket organlarından birinin kararıyla kaldırılamayacağı ve sınırlandırılamayacağı belirtilmiştir.
TTK'nun 200.maddesinde; hakim şirketin her pay sahibinin genel kurulda, bağlı şirketlerin finansal ve mal varlığı ile ilgili hesap sonuçları, hakim şirketin bağlı şirketlerle, bağlı şirketlerin birbirleriyle, hakim ve bağlı şirketlerin pay sahipleri, yöneticileri ve bunların yakınlarıyla ilişkileri, yaptıkları işlemler ve bunların sonuçları hakkında, özenli, gerçeği aynen ve dürüstçe yansıtan hesap ve verme ilkelerine uygun, doyurucu bilgi verilmesinin isteyebileceği düzenlenmiştir.
Dava dilekçesinde bildirilen ve 27/03/2024 tarihli genel kurul toplantısında yazılı olarak sunulan bilgi alma konularının somut ve belirli konulara ilişkin olup, dava konusu tüm bilgi alma konuları yönünden bilgi alma talebinin genel kurulda yazılı olarak talep edilip, şirket yönetimi tarafından sorulara yazılı olarak cevap verileceğinin belirtildiği, ardından 16/04/2024 tarihinde davadan önce yazılı olarak yöneltilen sorulara ilişkin cevapların sunulduğu, buna göre; bilgi alma ve inceleme hakkının davadan önce kullanıldığı anlaşılmakla, ön inceleme duruşmasında TTK'nun 438(1).maddesi hükmü yönünden özel dava şartının varlığının bulunduğunun tespitine karar verilmiş ve davacıların bilgi alma hakkına ilişkin talepleri esastan incelenmiştir.
Dosyada toplanan delil ve belge örnekleri ile; davalı şirketin 1910 yılında kurulduğu, davacılarla birlikte çok sayıda ortağının olduğu, şirket sermayesinin 4.165.000,00 TL olup, davacıların her birinin % 0,00082 oranında pay sahibi oldukları, davalı şirketin, 2023 yılına ait olağan genel kurul toplantısının, 27.03.2024 tarihinde yapıldığı, toplantıya davacıları temsilen vekillerinin katıldığı, davacılar vekillerinin birçok farklı konuda toplantı tutanağına ek yapılan yazılı soruları sunarak bilgi alma talebinde bulundukları, yönetim kurulu tarafından 20 gün içinde yazılı olarak cevap verileceğinin bildirildiği, genel kurul toplantısı sonrasında 16.04.2024 tarihinde e-mail yoluyla yazılı cevap verildiği görülmüştür.
Davanın niteliği, davacı tarafın talep ettiği bilgi alma hakkı konuları, davalı tarafın genel kurul toplantısı sonrasında yazılı olarak sunduğu açıklama ve cevaplar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, uyuşmazlığın, taraflarca dosyaya sunulan ve taraflarca bildirilip mahkememizce toplanan tüm delil ve belgeler ile davalı şirkete ait defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılması sonrasında şirketler hukuku uzmanı bir bilirkişi ile mali müşavir bir bilirkişiden alınacak raporla çözülmesinin gerekli ve yeterli olduğu dikkate alınarak, bilirkişilerden rapor ve ek rapor alınması ile birlikte toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir.
Bilirkişiler 02.01.2025 tarihli raporda; dosya kapsamında bulunan belge ve bilgiler, tarafların iddia, savunma ve itirazlarının ilgili mevzuat hükümleri ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davalı şirketin 2023 bilançosunda, 111.253.153,76 TL iştiraklerden alacağının bulunduğunu, buna ilişkin yetkili kurullarda karar alınıp alınmadığı, protokol düzenlenip düzenlenmediği, şirketin iştiraklerine 130.166.898,59 TL borçlu iken, elindeki kaynaklar ile iştiraklerine neden 111.253.153,76 TL borç verdiğine ilişkin sorularına yanıt verilmediğini, yönetim kurulu üyelerinin şirket ve iştiraklari ile işlem yapıp yapmadığı, rekabet yasağına aykırılıklar olup olmadığı, faaliyet raporunda işlem yapılmadığı yönünde verilen bilginin gerçeğe uygun olup olmadığı sorularına karşılık davalı tarafından verilen yanıtın yönetim kurulu üyeleri tarafından şirket ve iştirakleri ile işlem yapılan işlem hususunda herhangi bir veri içermediğini, soruda yer alan ifadenin bu konuda faaliyet raporuna yönelik şüphe içerdiğini,...'ın, davalı şirkete verdiği avukatlık hizmetlerine ilişkin yöneltilen sorulara cevap verildiğini, ancak TTK'nun 395.maddesi hükmü yönünden takdirin mahkemeye ait olduğunu, yöneticilerin TTK'nun 395 ve 396. maddelerinde tanınan yetkinin verilmesi konusundaki bilgi alma talebine ilişkin verilen yanıtta 2023 yılında yönetim kurulu üyelerinin davalı şirketten hizmet veya mal alımı yapmadığını, iştirak ve bağlı şirketlerin iş konularında bazı yönetim kurulu üyeleri tarafından akaryakıt, madeni yağ ve market malzemesi, zeytinyağı, tohum yağı, nar ekşisi, zeytin sıkım fason işçiliği, şarap, ithal şarap satın alındığı, söz konusu satışların günün emsal satış fiyatlarıyla ve transfer fiyatlaması esasları çerçevesinde yapıldığının belirtildiğini, holding, bağlı ortaklık, iştiraklerde görev yapan yönetim kurulu üyelerine “akaryakıt, madeni yağ ve market malzemesi, zeytinyağı, tohum yağı, nar ekşisi, zeytin sıkım fason işçiliği, şarap, ithal şarap” gibi kalemlerde sağlanan menfaatlere ilişkin taktirin ve bu konularla ilgili işlemler yapılıp yapılmadığının tespitinin mahkemeye ait olduğunu bildirmişler, mali müşavir bilirkişinin görevlendirmeye ilişkin ara kararında belirtilmesine rağmen davalı şirkete ait defter, kayıt ve belgeler üzerinde inceleme yapmadan raporun hazırlandığının anlaşılması üzerine davalı şirkete ait defter kayıt ve belgeler ile dosyada toplanan tüm delil ve belge örnekleri üzerinde inceleme yapılması ve taraf vekillerince rapora yapılan itirazların değerlendirilmesi amacıyla ek rapor alınmış, bilirkişiler 10.03.2025 tarihli ek raporda; dava konusunun genel kurul kararları ile ilgili olduğu ve ihtilafa konu olan hususlar hakkında tespit ve değerlendirme yapılması için defter kayıtlarının incelenmesi ihtiyacı duyulmadığı için dava dosyasında bulunan belgeler incelenmek suretiyle kök rapor tanzim edildiğini, 07.03.2025 tarihinde davalının kanuni defter kayıtlarının yerinde incelenerek ek rapor hazırlandığını, yerinde yapılan incelemede, davalı şirketin 24.03.2022 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağının bir örneğinin alınıp, yapılan incelemede toplantı tutanağının 8. nolu kararında yönetim kurulu üyelerine TTK'nun 395. ve 396. maddelerinde tanınan yetkilerin verilmesine oy birliğiyle, 14.02.2019 tarihli Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Karanına göre 2022 yılı faaliyet dönemi için... ve ... A.Ş.'nin seçilmesine, denetim süresinin bir yıl olmasına, yıllık 60.000 TL + KDV ücret ödenmesine oybirliğiyle yine yönetim kurulu üyelerine T.T.K.nun 395. ve 396.maddelerinde tanınan yetkilerin verilmesine oybirliği ile karar verildiğinin görüldüğünü, şirket tarafından verilen yanıtın yönetim kurulu üyeleri tarafından şirket ve iştirakleri ile yapılan işlem hususunda herhangi bir veri içermediği değerlendirildiğinden, yönetim kurulu üyelerinin şirket ile işlem yapıp yapmadığının tespiti yönünden davacıların bilgi alma haklarınnı koşullarının oluşup oluşmadığının taktirinin mahkemeye ait olduğunu, taşınmaz satışı yönünden yeterli ve tatmin edici şekilde bilgi verildiğinin tespit edildiğini bildirmişlerdir.
Davacı ... vekili bilirkişi rapor ve ek raporunun yetersiz olup, müvekkilinin bilgi alma ve inceleme hakkının etkisizleştirilme tehlikesi altında olduğunu, raporun şaibeli olduğunun İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin...ı dosyasında alınan raporla kanıtlandığı iddialarıyla, bilirkişilerin duruşmaya çağrılarak dinlenmeleri talebinde bulunmuş, davacı ... vekili tarafından da aynı yönde talepte bulunulmuş ise de; bilirkişi raporunun takdiri delillerden yalnızca biri olup, dosyada toplanan tüm deliller, davanın niteliği, dava öncesindeki uyuşmazlığa ait gelişmeler, davacıların genel kurulda yazılı olarak sundukları sorulara davalı tarafça verilen yazılı cevapların içeriği, uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler birlikte göz önünde tutulduğunda, bir başka bilirkişi raporu veya bilirkişilerden ek rapor alınmasına gerek bulunmadığı gibi bilirkişilerin çağrılarak dinlenmeleri için bir gerekliliğin de mevcut olmadığı, davacı tarafların raporun şaibeli olduğuna ilişkin iddialarını hiçbir delil, bilgi ve belgeyi dosyaya sunmaksızın soyut olarak ileri sürdükleri, örnek gösterilen bir başka mahkeme tarafından alınan raporun, davalı şirketle ilgili olmayıp, dava dışı .....Şirketi ile ilgili olması nedeniyle dikkate alınmasının mümkün bulunmadığı göz önünde tutularak, bilirkişilerin duruşmada dinlenmelerine, bir başka bilirkişi kurulundan rapor alınmasına veya bilirkişilerden yeni bir ek rapor alınmasına gerek görülmemiş, dosyada toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan TTK'nun 437(2) maddesi hükmüne konu aktif bilgi alma ve inceleme hakkı, şirket yöneticilerinin, maddenin 1.fıkrasıyla düzenlenen pasif bilgi alma hakkı çerçevesinde sundukları finansal tablolar ve benzeri belgelerin şirket ortaklarının, şirket faaliyetleriyle ilgili tam ve yeterli bilgi sahibi olamamaları halinde aynı maddenin 2.fıkrası gereği ortaklara tanınmış bir haktır. 2.fıkra uyarınca, aktif bilgi alma hakkını kullanan ortağın, şirket tarafından verilen cevabın yetersiz, hatalı, gerçeğe uygun olmadığı düşüncesine sahip olması halinde, başvuracağı bir sonraki yol 4.fıkrada düzenlenen inceleme hakkıdır.
Şirket yöneticileri tarafından aktif bilgi alma hakkı uyarınca verilecek cevapların, hesap verme ve dürüstlük ilkeleri açısından özenli ve gerçeğe uygun olması zorunludur.
TTK'nun 437(2).maddesinde, bilgi alma hakkının, TTK'nun 200.maddesindeki düzenlemeyle uygun olarak şirketin, bağlı şirketlerini de kapsayacağı belirtilmiştir.
TTK'nun 437.maddesinde, bilgi alma hakkının sınırı da belirlenmiştir. Yöneticilerin ancak şirket sırları ile korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye girebileceği gerekçesiyle bilgi vermekten kaçınabilecekleri belirtilmekle beraber, aynı maddenin 2.fıkrasında, pay sahiplerinden herhangi birine bu sıfatı dolayısıyla genel kurul dışında bir konuda bilgi verilmişse, diğer bir pay sahibinin istemde bulunması üzerine, aynı bilginin, gündemle ilgili olmasa da aynı kapsam ve ayrıntıda verilmesi gerektiği, bu halde yönetim kurulunun 3.fıkradaki kaçınma sebeplerine dayanamayacağı düzenlenmiştir.
Şirket sırları; şirketin, üçüncü kişilerle yaptığı bir sözleşmeden veya genel hükümlerden kaynaklanan, şirketin veya üçüncü kişinin iradesi dışında açıklanamayacak bilgilerden oluşabileceği gibi bu nitelikteki sırlar dışında kalan ve şirketin menfaatleri gereği korunması gereken ve şirketin yararlandığı bilgilere de ilişkin olabilir. Ancak şirket sırrı nedeniyle bilgi vermekten kaçınma hakkı, istisnai nitelikte bir hak olduğundan, her somut olayın özelliklerine göre bu ilke çerçevesinde kapsamının dar tutularak değerlendirilmesi gerekir.
Bilgi alma hakkının kullanılmasının bir başka sınırı, bu hakkın TMK'nun 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılmamasıdır. Bu çerçevede, bilgi talep eden paydaşın, talep ettiği bilgiyi almasında korunmaya değer bir menfaatinin bulunması zorunlu olup, talebin hakkın kötüye kullanılması suretiyle yapılması durumunda bilgi vermekten kaçınılması mümkün olacaktır. Bilgi alma talebinin, bir gerekçeye dayandırılması zorunlu değildir. Bununla birlikte, şirketin bilgi verebilmesi, hangi içerikte ve ölçüde bilgi vereceğini belirleyebilmesi ve talep edenin bu hakkının olup olmadığını takdir edebilmesi için bilgi alma hakkının kullanıldığı şirket iş ve işlemlerinin cevap vermeye olanak sağlayacak ölçüde belirli ve somutlaştırılmış olması zorunludur.
İnceleme hakkı ise, pay sahibi tarafından açık bir biçimde talep edilmesi gereken ve bilgi alma hakkını tamamlayıcı ve destekleyici nitelikte, şirkete ait defter ve kayıtlar üzerinde talepte bulunan paydaşın, bizzat veya vekili tarafından yapılabilecek incelemeyi içeren, ancak bilgi alma hakkına bağlı olmayıp, bağımsız ve bireysel bir haktır. TTK'nun 437(4) maddesi hükmü uyarınca, bu hakkın ancak genel kurulun açık izni veya yönetim kurulunun istemin kabulü yönünde vereceği kararıyla kullanılması mümkün olup, talebin reddi halinde mahkemenin vereceği hükümle kullanılabilmesi mümkündür. 4.fıkra hükmü içeriğine göre, bu hakkın yalnız genel kurulda değil, genel kurul dışında da her zaman kullanılabilmesi mümkündür.
Cevap dilekçesinde, Yargıtay kararı emsal gösterilerek paydaşlar tarafından yöneltilen sorulara sözlü veya yazılı olarak cevap verilmesi halinde TTK'nun 437.maddesi hükmü uyarınca, paydaşın bilgi alma hakkına ilişkin şirket yükümlülüğünün yerine getirilmesi sebebiyle davanın reddinin gerektiği iddia edilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere yalnız cevap verilmiş olmasının bu hakkın kullanıldığı anlamına gelmeyeceği, verilen sözlü veya yazılı cevabın gerçeğe uygun, yeterli, pay sahibinin talep ettiği konuda şirket sırları hariç şirketin mali durumu ve faaliyetleri hakkında kanaat oluşturmaya yarar nitelikte bilgilere eksiksiz olarak sahip olmasını sağlayacak nitelikte cevap verilmesi gerektiği, davanın eksik, yetersiz ve gerçeğe aykırı cevaplar verildiği iddiasıyla açıldığı göz önünde tutularak, davalı tarafın yalnız cevap verilmesi olması nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiği iddiasında haklılık görülmemiştir.
Bilgi alma davasının kabulü halinde, mahkeme tarafından; davacının, talep ettiği bilginin yukarıda belirtilen ilkelere uygun içerikte verilmesi, inceleme taleplerinde ise; talep edilen konudaki davalı şirkete ait belgelerin bir uzman aracılığı ile veya talep edenin kendisi tarafından bizzat incelenmesine yönelik olarak hüküm kurulacaktır.
TTK'nun 437(5) maddesi hükmü ile HMK'da düzenlenen ispat yüküne ilişkin genel ilkeler uyarınca; davacı tarafın, somutlaştırılmış bilgi alma veya inceleme hakkına ilişkin talebin yasal koşulların oluştuğunun, talebin reddedilmesi halinde haksız olarak reddedildiğinin, eksik, yetersiz ve gerçeğe aykırı bilgi verilmesi halinde ise bu nitelikte bilgi verildiğinin ve ortaklardan birine talep ettiği aynı bilginin verildiğinin davacı tarafça kanıtlanmasının zorunlu olmasına karşın, şirket sırlarına dayanarak talebin reddi halinde, talep edilen bilginin şirket menfaatlerinin tehlikeye düşme ihtimalinin yüksek olduğu ve bilginin şirket sırrı niteliğinde bulunduğu ile davacının bilgi alma ve inceleme hakkını kötüye kullanarak talepte bulunduğu iddialarına ilişkin ispat yükü ise, davalı tarafın yükümlülüğündedir.
Yalnız bilgi alma talepli davanın kabulü halinde, mahkeme tarafından kurulacak hüküm; davalı şirketin, talep edilen somut konularda gerçeğe uygun ve ticari sırlar hariç olmak üzere konuyla ilgili bilgi ihtiyacını karşılar nitelikte, gerçeğe uygun yazılı olarak cevap verilmesinin temini için esas olarak davalı şirketin talep edilen bilgiyi vermesi, istisnai olarak somut olayın özellikleri gereği gerektirici koşulların bulunması halinde ilgili belgelerin verilmesi veya yerinde incelenmesi olup, inceleme talepli davalarda ise; talebe konu somut konulara ilişkin ve bu konularla sınırlı olmak üzere şirket defterleri ve her türlü şirket kayıtlarının şirket merkezinde davacı tarafından temin edilen ve belirlenen uzmanlara ya da davacıya şirket ilgilileri refakatinde belirli bir süre içinde incelenmesi olacaktır.
Davalı şirketin, bilgi alma ve/veya inceleme talebinin yerine getirmemesi durumunda ilamın, İİK'nun 30.maddesi uyarınca, ilamların icrası yoluyla takibe konu edilmesi mümkün olup, her ne kadar özellikle bilgi alma hakkı yönünden kararın zorla icrası konusunda karşılaşılabilecek önemli sorunlar bulunsa da, bu sorunların icra hukuku uygulamaları içinde çözülebilmesi mümkün bulunduğu gibi davacı tarafın, ulaşılan sonucu yeterli görmemesi durumunda inceleme hakkını kullanması suretiyle de çözümü mümkündür.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, ön inceleme duruşmasında ayrıntılı olarak belirlenen uyuşmazlık konuları, usul, yasa ve dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, gerekçeli, hükme ve denetime elverişli nitelikteki bilirkişi rapor ve ek raporu birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirketin, paydaşı olan davacıların, şirketin 27.03.2024 tarihinde yapılan 2023 mali yılı olağan genel kurul toplantısında, toplantı tutanağının 2.maddesinde yer alan faaliyet raporlarının görüşülmesi sırasında davacılar vekillerinin, yazılı olarak sundukları bilgi alma taleplerine, yönetim kurulu tarafından 20 gün içinde yazılı cevap verileceğinin bildirilip, toplantıdan sonra 16.04.2024 tarihinde yazılı olarak cevap verildiği, davacılar tarafından verilen cevapların gerçeğe uygun olmadığı, yetersiz ve eksik olduğu iddiasıyla bilgi alma talebi yanında inceleme talepli olarak dava açılmış ise de, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davacıların, dava öncesi yasada düzenlenen nitelikte inceleme hakkını kullanmamaları nedeniyle bu taleplerinin dava şartı yokluğuna bağlı olarak usulden reddinin gerektiği göz önünde tutulduğunda, yargılamanın yalnız bilgi alma talebi çerçevesinde yapılarak bu talebe uygun nitelikte hüküm kurulmasının mümkün bulunduğu, davacılar tarafından yazılı olarak yöneltilen soruların tamamının davalı şirket tarafından yanıtlandığının tarafların kabulünde olduğu gibi dosyada toplanan delillerle belirli olduğu, her ne kadar bilgi alma talebi haksız olarak reddedilen veya ertelenen ya da cevapsız bırakılan ve bu fıkra anlamında bilgi alamayan pay sahiplerinin dava açabilecekleri belirtilip, yetersiz, eksik veya gerçeğe uygun olmayan bilginin verildiği hallerde de dava açılabileceğine ilişkin açık bir düzenlemeye yer verilmemiş ve cevap dilekçesinde sözü edilen Yargıtay kararına konu mahkeme ilamında yalnız cevap verilmiş olması nedeniyle davanın reddedilmesine ilişkin emsal kararlar bulunsa da bu konuda yerleşmiş yargı kararlarının bulunmadığı, çoğunlukla gerek yargısal uygulamada gerekse doktrinde, yetersiz, eksik veya gerçeğe uygun olmayan bilgi verilmesi hallerinde, dava hakkı bulunduğunun kabul gördüğü birlikte değerlendirildiğinde; davacıların, iddia ve taleplerinin esastan incelenmesi gerektiği, cevap dilekçesinde de haklı olarak iddia edildiği üzere davacıların, davaya konu bazı bilgi alma taleplerinin, davalı şirketin yapılan iş ve işlemlerine ilişkin bilgilerin verilmesi dışında dava dilekçesinin sonuç ve talep bölümünün 1/ç maddesi ile talep edilen davalı şirketin iştiraklerine verdiği borcun ticari icaplara uygun olup olmadığı talebindeki gibi, şirketin yönetim kurulunun takdir ve yetkisinde bulunan, koşullarının oluşması halinde ortakların şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açma haklarının bulunduğu, bilgi alma hakkı hükümleri çerçevesinde talep edilemeyecek ve yerindelik denetimine konu olabilecek nitelikteki bilgi alma taleplerinin TTK'nun 437(5) maddesi hükmüne uygun olmaması nedeniyle kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, cevap dilekçesinde, bazı bilgi alma talepleri yönünden davacıların, kötü niyetli olarak talepte bulundukları iddia edilmiş ise de davacıların, kötü niyetli olarak talepte bulunduklarına ilişkin bir delilin toplanmaması ile birlikte davalı tarafın, davacıların kötü niyetli olarak talepte bulundukları iddiasını kanıtlar nitelikte ve yeterlilikte bir delil sunmadığı, davacıların, bazı taleplerinin dava dışı iştirak şirketleri arasında yapılan işlemlere ilişkin olup, bu şirketler nezdindeki bilgi ve belgelerin davalı şirket nezdinde tutulmaması nedeniyle davalı tarafından bilgi verilmesi talebinde yasaya uygunluk bulunmadığı, cevap dilekçesinde kabulüne karar verilen; davalı şirketin, iştiraklerine verdiği borçlarla ilgili bilgi alma taleplerinin 27.03.2024 tarihli genel kurulda yöneltilen ve cevabı verilen sorulardan çok çok genişletilerek oluşturulmuş yeni bir talep olduğu, bu nedenle bu talepler yönünden davanın, özel dava şartı açısından reddinin gerektiği iddia edilmiş ise de, davacılar tarafından yazılı olarak genel kurul toplantısı sırasında talep edilen bilgilerle dava dilekçesinde bu konuyla ilgili yerindelik denetimine konu olacak talepler dışındaki ve hükme konu edilen taleplerin bir bütün olup, toplantıda sunulan soruların detaylandırılmasının yeni bir bilgi alma konusu olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmaması karşısında, davalı tarafın aksi yöndeki iddialarında haklılık bulunmadığı, cevap dilekçesinde, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin tamamına 24.03.2022 tarihli genel kurul toplantısında TTK'nun 395 ve 396.maddeleri çerçevesinde şirketle işlem yapma ve rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin izin verilmiş olup, bu karar aleyhine davacılar tarafından 3 aylık sürede iptal davası açılmadığı belirtilmiş ise de, bu karar ve sonrasındaki gelişmelerin davacıların bu konularla ilgili bilgi alma hakkının kullanılması konusunda yasal bir engel oluşturmadığı, taraflarca sunulan ve bildirilip mahkememizce toplanan tüm deliller, davalı şirkete ait defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme ile dosyada yapılan deliller üzerinde yapılan inceleme sonunda sunulan bilirkişi rapor ve ek raporunda yapılan tespit ve değerlendirmeler, bilgi alma talebine ilişkin şirket iş ve işlemlerinin niteliği ve içeriği ile bu konuda yöneltilen sorulara yazılı olarak verilen cevapların içeriği, davacıların inceleme hakkını kullanmayıp, davaya konu tüm bilgi alma talepleri yönünden dava öncesi yalnız bilgi alma talebinde bulundukları birlikte değerlendirildiğinde; davacıların, davalı şirketin iştiraklerine verdiği borçlarla ilgili davalı şirketin yazılı olarak verdiği cevabın yukarıda açıklanan ilkeler gereği davacıların bilgi alma ve ortaklıktan kaynaklanan haklarını aldıkları bu bilgiyle gereği gibi kullanabilmeleri açısından yeterli olmadığı, bunun yanında davalı tarafça verilen cevapta şirketin ticari sırlarına dayanılmadığı gibi talebe konu bilgilerin ticari sırlarla ilgili olmadığı, cevap dilekçesinde bu yönde de bir iddianın dile getirilmemesi karşısında bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere bu konuyla ilgili tüm verilerin paylaşılmadığı, özellikle verilen borçların hangi sebeple, ne miktarda, hangi sözleşmesel şartlarda borç verildiği, borç verme işlemi ile ilgili yetkili kurullarda karar alınıp alınmadığı, alınmışsa alınan kararların hangi tarihli ve hangi içerikte ve kimler tarafından alındığı, borç ilişkisi konusunda davalı şirket ile iştiraki şirketler arasında sözleşmeler düzenlenip düzenlenmediği gibi ve benzeri konuyla ilgili eksiksiz ve şirket defter ve kayıtlarına uygun tüm bilgilerin verilmesinin zorunlu bulunduğu, yine davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin yetkilisi olduğu şirketler ve davalı şirket arasında iş ve işlemler yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa hangi tarihli ve hangi nitelikli iş ve işlemler yapıldığı konularındaki bilgi alma talebinin davalı şirket tarafından verilen yazılı cevapla yeterli ve somut bilgi verilerek karşılanmadığı, davalı şirketin çok sayıda bağlı şirketlerinin ve iştirakinin bulunduğu, genel kurul toplantılarında şirket yöneticilerinin TTK'nun 395 ve 396.maddeleri hükümleri çerçevesinde izin verildiği, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinden bazılarının bağlı şirketler ile ilgili ve ilişkili olduğu şirketlerle iş ve işlemler yapıldığı konusunda dosyada deliller toplandığı, verilecek cevabın yapılan tüm işlemler yönünden davacıların bilgi alma hakkını ve buna bağlı olarak yasal haklarını kullanabilmelerini sağlayacak somut verileri içermesi gerektiği, bu çerçevede tarih, zaman, yer, işlem ve karararın niteliği ve içeriği gibi tüm somut bilgilerin eksiksiz, şirket defter ve kayıtlarına uygun olarak verilmesi gerektiği, bu konularda da şirketin ticari sırları gerekçesiyle daha ayrıntılı bilgi verilmediğine dair yazılı cevapta bir gerekçeye dayanılmadığı anlaşılmakla davacıların her iki konuya ilişkin yeterli bilgi alamadıklarına ilişkin iddialarını toplanan tüm delillerle kanıtladıkları dikkate alınarak, bilgi alma talebine ilişkin bu iki somut konular yönünden TTK'nun 437(5).maddesi hükmü uyarınca bilgi alma haklarının kullandırılması konusunda yasal koşulların oluştuğu, bilgi alma talebinin kabulüne karar verilen bu iki konu dışındaki diğer bilgi alma taleplerine konu şirket iş ve işlemleri konularına ilişkin davacıların, yönelttikleri sorulara bilirkişi rapor ve ek raporunda ayrıntılı olarak tespit edildiği üzere 16.04.2024 tarihinde verilen yazılı cevapların, genel kurulda sunulan faaliyet raporu ve bilançolar ile bu konuda davacılara genel kurul toplantısı öncesinde verilen belge örneklerinde yer alan bilgilerin, davacıların bilgi alma hakkı ve buna bağlı olarak ortaklıktan kaynaklanan tüm yasal haklarını kullanabilmeleri için yeterli olduğu gibi bu konularla ilgili talep edilen bilgiler yönünden davacıların, inceleme hakkını kullanmak suretiyle şirkete ait defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yaparak yönelttikleri soruların cevabını ve bu çerçevede talep ettikleri bilgileri şirkete ait defter, kayıt ve belgeler aracılığıyla öğrenmeleri mümkün iken davadan önce bilgi alma talebiyle birlikte veya bilgi alma talebine verilen yazılı cevaptan sonra inceleme talebinde bulunmaksızın verilen bilginin yetersiz ve gerçeğe uygun olmadığı iddiasında bulunan davacıların HMK hükümleri gereği bu yöndeki iddialarını kanıtlamalarının zorunlu bulunmasına rağmen, yazılı cevapların yetersiz ve gerçeğe uygun olmadığı konusundaki iddialarını kanıtlar nitelikte ve yeterlilikte deliller sunamadıkları, bu çerçevede davacıların, reddine karar verilen bilgi alma taleplerine yönelik konulardaki iddialarını kanıtlayamadıkları anlaşılmakla davacıların, inceleme hakkının kullandırılmasına ilişkin taleplerinin özel dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nnu 115(2).maddesi uyarınca usulden reddine, bilgi alma hakkı istemine ilişkin davalarının kısmen reddi ile kabul edilen talepleri dışındaki sair bilgi alma ve inceleme hakkına konu taleplerinin reddine, bilgi alma hakkı istemine ilişkin davalarının kısmen kabulü ile, davaya konu şirketin 2023 bilançosunda 111.253.153,76 TL tutarında alacağı konusunda hangi iştiraklerine ne sebeple, ne miktarda, hangi sözleşmesel şartlarda borç verildiği, borç verme işlemi ile ilgili yetkili kurullarda karar alınıp alınmadığı, sözleşme düzenlenip düzenlenmediği ile davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin yetkilisi olduğu şirketler ile davalı şirket arasında iş ve işlemler yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa hangi tarihli ve hangi nitelikli iş ve işlemler yapıldığı, konuları ile ilgili olarak davacıların ortaklık haklarından doğan tüm yasal haklarını kullanmalarını sağlayabilecek nitelikte tarih, zaman, yer ve işlemin işlem ve karararın niteliği ve içeriği gibi somut bilgilerin ve verilecek bilgilerle ilgili tüm belgelerin tarih ve niteliğine ilişkin açıklamaların da belirtilerek gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde davalı şirket tarafından, davacıların her birine ayrı ayrı teslim, tevdi veya tebliğ edilmek suretiyle davacıların TTK'nun 437(5).maddesi hükmü uyarınca bilgi alma haklarının kullandırılmasına, davacıların, davadan önce inceleme hakkını kullanmamış olmaları ve kabulüne karar verilen bilgi alma hakkına konu şirket iş ve işlemlerinin tamamı yönünden şirketin defter ve kayıtları incelenmeksizin tüm bilgilerin davalı şirketçe verilecek yazılı cevapla karşılanmasının mümkün olup, yeterli cevabın verilmemesi halinde davacıların, yasal haklarını kullanmaları yanında, aynı konularda inceleme hakkı çerçevesinde yeniden talepte bulunabilmelerinin ve şirkete ait defter ve kayıtları inceleyerek bilgi sahibi olabilmelerinin mümkün bulunduğu dikkate alınarak, kabulüne karar verilen bilgi alma konuları yönünden davalı şirketin, bilgi talep edilen konularla ilgili tüm ayıntılı ve somut bilgileri davacılara yazılı olarak vermesi yönünde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Davacıların, inceleme hakkının kullandırılmasına ilişkin taleplerinin özel dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nnu 115(2).maddesi uyarınca usulden REDDİNE,
2-a)Davacıların, bilgi alma hakkı istemine ilişkin davalarının KISMEN KABULÜ ile;
1-Davaya konu şirketin 2023 bilançosunda 111.253.153,76 TL tutarında alacağı konusunda hangi iştiraklerine ne sebeple, ne miktarda, hangi sözleşmesel şartlarda borç verildiği, borç verme işlemi ile ilgili yetkili kurullarda karar alınıp alınmadığı, sözleşme düzenlenip düzenlenmediği,
2-Davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin yetkilisi olduğu şirketler ile davalı şirket arasında iş ve işlemler yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa hangi tarihli ve hangi nitelikli iş ve işlemler yapıldığı,
Konuları ile ilgili olarak davacıların ortaklık haklarından doğan tüm yasal haklarını kullanmalarını sağlayabilecek nitelikte tarih, zaman, yer ve işlemin işlem ve karararın niteliği ve içeriği gibi somut bilgilerin ve verilecek bilgilerle ilgili tüm belgelerin tarih ve niteliğine ilişkin açıklamaların da belirtilerek gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde davalı şirket tarafından, davacıların her birine ayrı ayrı teslim, tevdi veya tebliğ edilmek suretiyle davacıların TTK'nun 437(5).maddesi hükmü uyarınca bilgi alma haklarının kullandırılmasına,
b)Davacıların, bilgi alma hakkı istemine ilişkin davalarının KISMEN REDDİ ile;
Davacıların, kabul edilen talepleri dışındaki sair bilgi alma ve inceleme hakkına konu taleplerinin reddine,
3-a)Harçlar Kanunu uyarınca her bir davacı yönünden ayrı ayrı alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, her bir davacı yönünden ayrı ayrı yatırılan 427,60 TL peşin harçtan indirilmesiyle, her bir davacı yönünden geriye kalan 187,80 TL eksik harçların toplamı olan 563,40 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
b)Davacı...tarafından yatırılan 427,60 TL peşin harcın, davalıdan alınarak, davacı ...a verilmesine,
c)Davacı ... tarafından yatırılan 427,60 TL peşin harcın, davalıdan alınarak, davacı ...'a verilmesine,
d)Davacı ... tarafından yatırılan 427,60 TL peşin harcın, davalıdan alınarak, davacı...e verilmesine,
4-a)Davacı ...ın davasının kabul edilen bölümü için; davacı...yararına AAÜT hükümleri uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin, davalıdan alınarak, davacı ...a verilmesine,
b)Davacı ...'ın davasının kabul edilen bölümü için; davacı ... yararına AAÜT hükümleri uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin, davalıdan alınarak, davacı ...'a verilmesine,
c)Davacı...in davasının kabul edilen bölümü için; davacı... yararına AAÜT hükümleri uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin, davalıdan alınarak, davacı...e verilmesine,
5-a)Davacı ...ın davasının reddedilen bölümü için; davalı yararına AAÜT hükümleri uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin, davacı ...dan alınarak, davalıya verilmesine,
b)Davacı ...'ın davasının reddedilen bölümü için; davalı yararına AAÜT hükümleri uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin, davacı ...'tan alınarak, davalıya verilmesine,
c)Davacı...in davasının reddedilen bölümü için; davalı yararına AAÜT hükümleri uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin, davacı...den alınarak, davalıya verilmesine,
6-Davanın kısmen kabulüne karar verilmesi nedeniyle her bir davacı adına yatırılan toplam 1.282,80 TL başvurma harcı, 280,00 TL yirmi dört adet elektronik tebligat gideri, 8,00 TL dört adet kep müzekkere gideri, 112,00 TL bir adet posta gideri, 11.000,00 TL bilirkişi giderinden oluşan toplam 12.682,80 TL yargılama giderinden 1/2'inin karşılığı olan 6.341,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 1/2'sinin karşılığı olan 6.341,40 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,
Davacılar vekilleri ile davalı vekilinin yüzüne karşı TTK'nun 437(5) maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28.05.2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip...
e-imza