T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/370
KARAR NO : 2025/156
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/05/2024
KARAR TARİHİ : 18/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari alım satım
ilişkisi kurulduğunu, bu ilişkinin zamanla açık cari hesap ilişkisine dönüştüğünü, işbu ticari ilişki kapsamında davalının, müvekkilinin ürettiği ürünlerin müvekkilinin dükkanından kendi aracı ile gelip almakta olduğu, bu ilişki çerçevesinde davalının 2023 yılı Mart ayı içerisinde toplamda 168 kg dondurulmuş peynirli zeytin dolması ürününden sipariş ettiği, Haziran 2023'te 144 kg'ını iade ettiği, davalının dondurulmuş ürünlerin müvekkili tarafından iade alınmayacağını bildiği halde
ürünleri müvekkilinin dükkanına getirip bıraktığını, müvekkili tarafından iade ürün alınmayacağı
bilgisi davalıya belirtilmiş olup işbu ürünler incelendiğinde davalının ürünleri uygun saklama koşullarında muhafaza etmediğinin tespit edildiğini, bu konuda davalının uyarıldığını ve müvekkili tarafından 144 kg bozuk ürün imha edilip imha tutanağının davalıya gönderildiğini, işbu ürünlere ilişkin olarak toplamda 16.838,46-TL'lik fatura düzenlenip davalıya tebliğ edildiği, uygun saklama koşullarına uymayan davalının kusurlu olduğunu, müvekkili tarafından davalıya hiçbir şekilde bozuk, ayıplı ürün satılmadığını, kaldı ki davalının ürünleri görerek teslim aldığını, inceleme yükümlülüğü sonrasında müvekkiline herhangi bir yazılı ihbarda bulunmadığını, bu durumun davalının almış olduğu ürünlerin bozuk ya da ayıplı olmadığını göstermekte olduğu, dondurulmuş ürünlerde cayma hakkı bulunmadığının gerek müvekkilinin internet sitesinde "İptal ve İade" koşullarında gerekse müvekkilin
davalıya düzenlemiş olduğu faturada açıkça belirtildiğini, buna rağmen kötü niyetli olarak müvekkilinee ürünleri iade ettiğini, alacağın davalı tarafça ödenmemesi üzerine İzmir ... İcra Dairesini... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı vekili tarafından08.12.2023 tarihinde borca ve
borcun tüm ferilerine itiraz edilmesi sonucunda takibin durdurulduğunu, ancak davalı şirketin takipten sonra 18.106,95-TL tutarında müvekkiline ödeme yapmış olması neticesinde borçlu olduğunu kabul ettiğini, arabulucuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, davanın kabulüne, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan icra takibinin iptaline ve takibin asıl alacak üzerinden devamına, takip sonrası davalı tarafından yapılan 18.106,95-TL'lik ödemenin icra dosyasının infazı sırasında dikkate alınmasına, alacak likit
olduğundan müvekkili lehine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına
hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına
karar verilmesinini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davacı şirkete 24.06.2023 tarih ve ... nolu fatura ile 53.917,36-TL iade faturası kesilerek iadesi olacak malların davacıya teslim edildiğini, davacı şirket tarafından 24.06.2023 tarih ve...nolu iade faturası ile iade edilen malların itirazı hiçbir kayıt öne sürmeden teslim alındığını, aylarca iade alınan mallar ile ilgili olarak hiçbir bildirim ve işlemde bulunmamasına rağmen 30.10.203 tarihine kadar hiçbir şekilde bir problem olmayan iade konusunda davacı şirketin haksız yere tekrar fatura düzenlediğini, davacı tarafın itirazının kayıtsız olarak 24.06.2023 tarih ve...nolu iade faturası ile davalı müvekkili şirketin iade ettiği malları teslim aldığını,
aradan tam 4 ay 6 gün geçtikten yani malları iade aldıktan 164 gün sonra 30.10.2023 tarihli ... nolu, KDV dahil 16.838,46-TL bedelli e-faturanın 06.11.2023 tarihinde sistem üzerinden müvekkili şirkete tebliğ edildiğini, 30.10.2023 tarihli ... nolu, KDV dahil 16.838,46-TL e-faturası iade
edilmediği için İzmir ...Noterliğinin 13.11.2023 tarih ve... yevmiye numaralı
faturanın iade edildiğini, 13.11.2023 tarihinde davacı tarafça iade edilen faturanın okunduğunu, bunun üzerine başlatılan icra takibine itiraz edilerek durdurulduğunu, davacı tarafın uygun saklama koşullarına uymayan davalı ürünlerin bozulmasına sebep olunduğunu ve kusurlu olduğunu iddia
ettiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi bir durumla hiçbir zaman karşılaşılmadığını, aksi halde malları iade alınmayacağını veya itiraz edileceğini, davacı tarafın iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın 30.10.2023 tarihine kadar hiçbir itirazda bulunmadığı gibi bu konuda davalı müvekkili şirkete de hiçbir şekilde bir bildirimde bulunmadığını, tutanak iddiası da ispatı olmayacak şekilde tek taraflı ve ne zaman
tutulduğu belli olmayan bir durum olduğu, zaten mal davacı tarafça iade alınırken itirazi kayıtta
öne sürülmediği, iddia ettikleri yazışmalarda Kasım 2023 tarihinde yapılan yazışmalar olup kabul
edilmesinin imkansız olduğunu beyan etmekle, davanın reddine, %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-İzmir ... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası,
3-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
4-Davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yılına ilişkin BA/BS formları,
5-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
6-Davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yılına ilişkin BA/BS formları,
7-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 02/12/2024 havale tarihli raporu,
8-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, taraflar arasındaki dondurulmuş peynirli zeytin alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete teslim edilen 168 kg dondurulmuş peynirli zeytin ürününün, iade edilen ve iade olgusu davacı tarafça kabul edilmeyen, ancak uygun muhafaza koşullarında saklanmaması sebebiyle imha edilmek durumunda kalınan 144 kg tutarındaki kısmı açısından davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 30/10/2023 tarihli ve...numaralı, 16.838,46-TL bedelli fatura ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve takipten sonra yapıldığı belirtilen 18.106,95-TL tutarındaki ödemenin infaz sırasında dikkate alınması, ayrıca asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Satım sözleşmesi, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun (BK) 182. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Borçlar Kanununun 182/1. maddesinde düzenlenen satım sözleşmesiyle; alıcı satış bedeli olarak bir miktar para vermeyi borçlanır; satıcı ise satıma konu malı alıcıya teslim ederek mülkiyeti ona geçirme borcu altına girer.
Taşınır bir malın satışına ilişkin sözleşmede satıcının taşınırı teslim etmek ve mülkiyeti alıcının üzerine geçirmek gibi asıl borcu yanında satılan malı saklama ve gerektiğinde taşıma masraflarını ödeme borcu gibi tali nitelikte borçları da bulunmaktadır.
Satıcının borçlarından bir tanesi de Borçlar Kanununun 194. ilâ 207. maddeleri arasında düzenlenen ayıba karşı tekeffül borcudur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 23. maddesinde; "Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır...
c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Ayıba ilişkin hukuki düzenlemenin bulunduğu, Borçlar Kanununun 194. maddesinde “Ayıba Karşı Tekeffül” başlığı altında:
“Bayi müşteriye karşı mebiin zikir ve vadettiği vasıflarını mütekeffil olduğu gibi maddi veya hukuki bir sebeple kıymetini veya maksut olan menfaatini izale veya ehemmiyetli bir suretle tenkis eden ayıplardan salim bulunmasını da mütekeffildir.
Bayi, bu ayıpların mevcudiyetini bilmese bile onlardan mesuldür.” hükmü yer almaktadır.
Anılan düzenlemede “Satıcı alıcıya karşı satılanın zikir ve vaadettiği vasıflarını mütekeffil olduğu gibi maddi veya hukuki bir sebeple kıymetini veya maksut olan menfaatini izale veya ehemmiyetli bir surette tenkis eden ayıplardan salim bulunmasını da mütekeffildir. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan mesuldür” denilmektedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 223. maddesinde; "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.
Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." düzenlemesi bulunmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 219. maddesinde de; "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." hükmü bulunmaktadır.
Öğretide ayıp; satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hâli olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.
Ayıba karşı tekeffül, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaad edilen vasıfları taşımamasından veya satılan şeyin değerini sözleşme gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu olmasıdır. Şu hâle göre ayıba karşı tekeffül ya zikir ve vaad olunan vasıfların bulunmaması ya da satılanın lüzumlu vasıflarının olmaması sebebiyle gerçekleşir.
Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Çünkü satımda alıcının amacı, istediği maksat için kullanabileceği, yararlı bir malın mülkiyetine sahip olmaktır. Satıcı, malın değerini veya yararını azaltan eksikliklerin bulunmadığını ayrıca garanti etmese bile; bu borç kanunen mevcuttur. Bu nedenle satıcının bu borcunu kanuni bir borç olarak nitelendirmek mümkündür (Tandoğan, H.: Borçlar Hukuku-Özel Borç İlişkileri, C.1/1, Ankara 1988, s.163; Yavuz, C.: Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, İstanbul 1996, s.91).
Ayıba karşı tekeffüle ilişkin kuralların uygulanabilmesi için satıcının kusurlu olması şart değildir. Gerçekten de Borçlar Kanununun 194. maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre satıcı, ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. Ancak satıcının ayıptan sorumlu tutulabilmesi alıcı satım anında malın ayıplı olduğunu bilmemelidir. Ayıbı bilen veya bilmesi gereken alıcı, satıcı ayrıca garantide bulunmamış ise ayıp hükümlerine dayanamaz. Bu konu Borçlar Kanununun 197. maddesinde “Bayi, müşterinin bey'i zamanında malumu olan ayıptan mesul olmadığı gibi mebii kâfi derecede muayene etmekle fark etmiş olacağı ayıptan da ancak bunun mevcut olmadığını temin etmiş ise mesul olur.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre alıcı gizli ya da açık ayıbı bilerek alıyorsa ayıba karşı tekeffül hükümlerine başvuramaz.
Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcıya Borçlar Kanunu'nun 202. ve devamı maddelerinde seçimlik haklar tanınmıştır. Buna göre alıcı sözleşmeden dönebileceği gibi semenin indirilmesini ya da malın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini de isteyebilir. Tüketicinin korunmasına ilişkin düzenlemelerde alıcının malın onarılmasını isteme hakkına sahip olduğu da benimsenmiştir.
Alıcının seçimlik haklarının düzenlendiği 227. maddesinde; "Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Nitekim, aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 20.06.2019 tarihli ve 2017/19-1657 Esas 2019/744 Karar sayılı kararında da yer verilmiştir.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ...Ticaret Sanayi Limited Şirket, borçlunun ise ... Anonim Şirketi olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 34.945,41-TL toplam alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
01/10/2024 tarihli duruşmanın 7 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
01/10/2024 tarihli duruşmanın 8 numaralı ara kararında ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, davalı vekili davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 30/10/2023 tarihli ve ...numaralı, 16.838,46-TL bedelli fatura, davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen 24/06/2023 tarihli ve ...numaralı 53.917,36-TL bedelli fatura, İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, cari hesap kayıtları, ödeme kayıtları, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, taraflara ait BA/BS formları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler ve sair deliller birlikte değerlendirilerek; taraflara ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki dondurulmuş peynirli zeytin alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete teslim edilen 168 kg dondurulmuş peynirli zeytin ürününün, iade edilen ve iade olgusu davacı tarafça kabul edilmeyen, ancak uygun muhafaza koşullarında saklanmaması sebebiyle imha edilmek durumunda kalınan 144 kg tutarındaki kısmı açısından davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 30/10/2023 tarihli ve ... numaralı, 16.838,46-TL bedelli fatura ve cari hesaptan kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarı, icra takibinde işletilen faiz miktar ve oranının usulüne uygun şekilde işletilip işletilmediğinin belirlenerek, davacı vekili tarafından kısmi ödeme tutarı olan 18.106,95-TL açısından; yerleşik Yargıtay içtihatlarında da defaten değinildiği üzere takipten sonra ancak dava açılmadan önce yapılan ödemelerin, her ödeme tarihi itibarıyla icra dosyası kapak hesabının yapılarak, akabinde davacı vekilinin takip talebinin de bu yönde olduğu gözetilerek, ödeme tutarının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi gereğince, öncelikle işlemiş faiz, icra vekalet ücreti ve takip masraflarından düşürülmesi, geriye kalan paranın ise asıl alacaktan indirilmesi suretiyle, davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu bakiye miktarın hesaplanması suretiyle düzenlenecek raporun mahkememize sunulmasının istenilmiş olup, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 02/12/2024 havale tarihli raporunda sonuç olarak; davalı firma tarafından düzenlenen 24.06.2023 tarih ve ...sayılı (53.383,52-TL+533,84-TL KDV) 53.917,36-TL bedelli fatura ile iade edilen ürünlerden "... peynirli zeytin dolması 1 KG 6 PK 144 Kg" ürünün bozuk olduğu gerekçesi davacı firma tarafından düzenlenen 30.10.2023 tarih ve ... sayılı 16.838,46 TL bedelli faturanın yersiz olduğu görüşünün benimsenmesi halinde, davacı... Ltd. Şti. firmasının davalı ...A.Ş. firmasından İzmir... İcra Dairesinin... Esas icra takibinde 03.05.2024
dava tarihi itibariyle bakiye asıl alacağının bulunmadığına ve 17.11.2023 takip tarihi
itibariyle asıl alacağa %16,75 (değişken) avans faizi talep edilebileceği,
davalı firma tarafından düzenlenen 24.06.2023 tarih ve ... sayılı (53.383,52-TL+533,84-TL KDV) 53.917,36-TL bedelli fatura ile iade edilen ürünlerden "... peynirli zeytin dolması 1 KG 6 PK 144 Kg” ürünün bozuk olduğu gerekçesi davacı firma tarafından düzenlenen 30.10.2023
tarih ve... sayılı 16.838,46-TL bedelli faturanın yerinde olduğu görüşünün benimsenmesi halinde, davacı... Ltd. Şti firmasının davalı ...A.Ş. firmasından İzmir ... İcra Dairesinin... Esas icra takibinde 03.05.2024 dava tarihi itibariyle bakiye 16.838,46-TL asıl alacağının bulunduğu ve 17.11.2023 takip tarihi itibariyle asıl alacağa %16,75 (değişken) avans faizi talep edilebileceği hususunda mütalaada bulunulmuştur.
Taraf vekillerinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 02/12/2024 havale tarihli raporuna karşı beyan ve itirazlarının, raporda yer verilen tespit ve belirlemelere yönelik olmayıp hukuki değerlendirmeye muhtaç konulardan olmaları sebebiyle mahkememizce esas hakkındaki hükümle birlikte değerlendirilmelerine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Dosya, ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yılına ilişkin BA/BS formları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yılına ilişkin BA/BS formları, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 02/12/2024 havale tarihli raporu ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki dondurulmuş peynirli zeytin alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete teslim edilen 168 kg dondurulmuş peynirli zeytin ürününün, iade edilen ve iade olgusu davacı tarafça kabul edilmeyen, ancak uygun muhafaza koşullarında saklanmaması sebebiyle imha edilmek durumunda kalınan 144 kg tutarındaki kısmı açısından davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 30/10/2023 tarihli ve ...numaralı, 16.838,46-TL bedelli fatura ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve takipten sonra yapıldığı belirtilen 18.106,95-TL tutarındaki ödemenin infaz sırasında dikkate alınması, ayrıca asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkin olduğu, İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 34.945,41-TL toplam alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davacı şirket tarafından davalı şirkete 168 kg dondurulmuş peynirli zeytin ürünü satıldığı ve ürünlerin teslim edildiği, bu hususun tarafların kabulünde olduğu ve bu açıdan herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, toplamda 168 kg miktarında olan ürünün 2023 yılı Mart ayında davalı şirket tarafından sipariş edildiği ve teslim alındığı, ürünlerden 144 kg kadarının 24/06/2023 tarihinde davacı şirkete iade edildiği, iade edilen ürünler açısından tutanak düzenlendiği, tutanakta ürünlerin açık koliler ile teslim alındığı ve sayım yapılarak bilgi verileceğinin belirtildiği, iade edilen ürünler açısından davacı şirket tarafından düzenlenen tutanak ve davalı şirkete gönderilen yazıda ürünlerden...Topları 1 kg x 6 adet, ... Topları 1 kg x 6 Pk,...... Karışımı 1 kg x 8 Pk... (Vegan) 1 kg x6 Pk, ... Çıtır Fava (Vegan) 1 kg x 6 Pk,... 1 kg x 6 Pk ürün kodlu ürünlerde problem görülmediği, ancak ürün kodu ... Zeytin Dolması 1 kg x 6 Pk olan üründe büyük buz kitlelerinin oluşması, ürünlerin birbirine yapışmış, taşlaşmış görüntüye sahip olması, ürün kaplamasında oluşan çatlamalar dolayısıyla ürünün, uygun depolama koşullarında muhafaza edilmediği, ürünün çözündükten sonra tekrar dondurulma işlemine maruz kaldığı tespit edildiği, ayrıca Türk Ticaret Kanunu gereğince dondurulmuş gıda maddeleri için cayma hakkı ve iade hakkı bulunmadığı gerekçeleriyle iadenin kabul edilmediğinin bildirildiği, ürünlerin davalı şirket tarafından teslim alınmaması üzerine 03/07/2023 tarihinde imha edilmelerine karar verildiği, ürünlere ilişkin olarak düzenlenen faturada dondurulmuş gıda ürünü açısından davalı şirketin iade hakkının bulunmadığının yazılı olduğu ancak bahsi geçen faturanın davalı şirket yetkilisi tarafından imzalandığına dair herhangi bir yasal delilin mahkememize sunulmadığı, bu durumda dondurulmuş ürünün iade edilemeyeceğinin davalı tarafça kabul edildiğinin kabulünün mümkün bulunmadığı, iade edilen ürünler ile ilgili olarak ürünlerin açık koli ile teslim alındığı ve sayım yapılarak bildirimde bulunulacağının belirtilmesinin ihtirazi kayıt mahiyetinde olduğu, keza teslim işleminden 2 gün sonra da davacı şirket tarafından davalı şirkete iade edilen ürünler ile ilgili olarak bildirimde bulunulduğu, kaldı ki satış sözleşmesine konu ürünü teslim alan davalı şirketin teslim tarihinden yaklaşık 3 ay süre geçtikten sonra ürünlerin 144 kg kadarını iade etmek istediği, dosyadaki mevcut bilgi ve belgeler kapsamında değerlendirme yapıldığında davalı şirket tarafından gerçekleştirilmek istenilen iade işleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 23. maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 223. maddesinde belirtilen yasal ve makul süreler geçtikten sonra gerçekleştirilmek istenildiği, bu kapsamda davalı şirketin ayıp iddiası açısından ihbar süreleri ve yasal yükümlülüklerine uyduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığı, açıklanan hususlar çerçevesinde davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatladığı ve davalı şirket tarafından ödeme emrine yöneltilen itirazın haksız olduğu, alacağın faturaya dayanması sebebiyle likit mahiyette olduğu ve icra inkar tazminatı açısından yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla, açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Açılan davanın KABULÜ İLE,
1-Davalı...Anonim Şirketinin İzmir... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin İTİRAZININ 16.838,46-TL asıl alacak bedeli yönünden KISMEN İPTALİNE, İzmir ... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 16.838,46-TL asıl alacak bedeli üzerinden, asıl alacağa yıllık %16,75 oranında ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına,
2-Alacak miktarı likit olduğundan takip konusu kabul edilen asıl alacak miktarı olan 34.945,41-TL'nin %20'si oranındaki 6.989,08-TL tutarındaki icra inkar tazminatının davalı ... Anonim Şirketinden alınarak davacı ...Ticaret Sanayi Limited Şirketine verilmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 1.150,23-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 722,63-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 60,00-TL elektronik tebligat, 4,00-TL posta (KEP) masrafı, 3.500,00-TL bilirkişi ücreti, 427,60-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 4.419,20-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 16.838,46-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi gereğince kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır