T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/408 Esas
KARAR NO : 2025/492
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : 08/11/2019
YENİLEME TARİHİ : 15/05/2024
KARAR TARİHİ : 27/05/2025
Mahkememizden verilen 10/06/2021 tarih ve... sayılı kararı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 24/04/2024 tarih ve... Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile davalılardan ...Tic. Ve San. A.Ş 01/08/2012 tarihinde ve 2.000,000 TL tutarında Genel Kredi Sözleşmesi imzalayarak kredi kullandığını, diğer davalılar/borçlular ..., ..., ... ve ... da Müteselsil Kefalet Ve Hesap Rehni Sözleşmesi imzalayarak müşterek ve müteselsil kefil ve borçlu sıfatıyla 2.000,000 TL'den sorumlu olmak üzere sorumluluk altına girdiğini, borçlunun kredi borcunu zamanında geri ödememesi üzerine borçluya Karşıya.... Noterliği'nin 19/02/2019 tarih ve...yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek hesapları katedildiğini, borç ödenmediğini, bankacı alacağın tahsilini teminen İzmin.... İcra Müdürlüğünü... Esas sayılı dosyası ile borçlu ve kefil hakkında icra takibi başlatıldığını, davalılar borca haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, itirazlarında haksız oldukları için %20 icra-inkar tazminatına mahkum edilmelerine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili tarafından dosyaya sunulan 29/11/2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Genel Kredi Sözleşmesinde davalının imzasının olmadığını, sözleşmede, sadece davacı banka yetkilisi ve asıl borçlu ...Ticaret Ve Sanayi A.Ş yetkilisinin imzasını bulunduğunu, sözleşme bu haliyle davalıyı bağlamadığını ve davalı bu sözleşme nedeniyle borçlandırılamayacağını, kredi sözleşmesinin asıl muhatabı ve borçlusu ...Ticaret Ve Sanayi A.Ş olduğunu, davalıya ihtarname tebliğ edilmediğini, davalı, asıl borçlunun davacı bankaya kredi borcunu ödenmediğinden açılan icra takibi ile haberdar olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesi ekinde sunduğu ihtarnamede toplam nakdi borç tutarı 8.658,19-TL olarak belirtilmiş olmasına rağmen, icra takibinde asıl alacak 9.478,62-TL olduğunu, ödeme emrinde aradaki farkın neden kaynaklandığı, hangi alacaklara ilişkin olduğu açıklanmadığını, bu nedenle 8.658,19-TL'nin üzerindeki asıl alacak talebi de haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...vekili tarafından dosyaya sunulan 04/12/2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davalı ile davacı banka arasında herhangi bir kredi sözleşmesi imzalanmadığını, davalı borçlu sıfatını haiz olmadığını, davalı bir dönem ortağı olduğu sözleşme borçlusu ...Tic. ve San. A.Ş.’de bulunan tüm hisselerini ... ve ...’a devrederek şirket ortaklığından ve yönetim kurulu üyeliğinden ayrılmış olup buna ilişkin ilan, 29.12.2014 tarihli ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nin 662. vd. sayfalarında yayımlandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar ..., ...Ticaret ve Sanayi A.Ş ve ...'a usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davalıların cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce 21/01/2021 tarihinde "....Somut olayda davacının, alacağın varlığını, miktarını ve alacağın muaccel hale gelmiş olduğunu, sözleşme, hesap ekstresi ve ihtarlar ile ispat ettiği, ancak davalı tarafın borcun ödendiğini yahut herhangi bir sebeple ortadan kalkmış olduğunu ispat edemediği, yasal düzenlemeler ve somut olgular karşısında davanın kabulüne karar vermek gerektiği sonucuna ulaşıldığı, ancak takip talebindeki işlemiş faiz ve BSMV miktarı uygun görülmediğinden kısmi kabul ve kısmen red kararı vermek gerektiği, diğer yandan takibe konu alacağın taraflarca bilinebilecek/likit bir nitelik arz ettiği, bu itibarla itirazında haksız çıkan davalıların icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesi de gerektiği, davalı ...ise; söz konusu kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış ise de bu kefaletinden istifa ettiği ve bu hususu bankaya bildirdiği, bunun temerrüt ve hesabın kat edilmesi aşamalarından önce olduğu, bu itibarla bu davalının sözleşme ve borçta herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı ve icra takibine vaki itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla, davanın bu davalı yönünden reddine karar vermek gerektiği, ancak bu davalının kötü niyet tazminat talebinin yerinde görülmediği, zira davalının, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli bir şekilde takip başlattığını ispat edemediği, sonuç olarak; DAVANIN DAVALILAR ..., ... VE ... YÖNÜNDEN KABULÜNE, davalıların İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasına vaki itirazının İPTALİNE, takibin, takip talebindeki diğer kayıt ve şartlarla ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla DEVAMINA, alacak likit bulunduğundan asıl alacak tutarı olan 9.478,62 TL'nin %20'si oranında 1.895,72 TL icra inkar tazminatının itirazında haksız çıkan davalı ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davanın davalı ...YÖNÜNDEN REDDİNE, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine..." karar verilmiş olup İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin...Karar sayılı ilamı ile,
"01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 599. Maddesinde yapılan düzenleme ile; "1-Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebilir.2-Kefil, alacaklının kefalete güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür" denilmiştir. Dava konusu genel kredi sözleşmesi de 01.08.2012 tarihli olup TBK hükümlerine tabidir. Anılan Kanun maddesinde kredi borçlusu şirketteki hisselerinin devredilmesi kefaletten dönme sebepleri arasında sayılmamış olmakla birlikte, henüz banka tarafından kredi kullandırılmadan önce kefaletten dönülme ihtarının bankaya bildirilmesi durumunda anılan yasal düzenlemedeki koşulların oluşup oluşmadığının mahkemece belirlenip sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta, alınan bilirkişi raporlarında dava ve takip konusu kredinin 30.11.2016'da kullandırıldığı, davalı ...in kefillikten dönme iradesine dair noter ihtar tarihinin ise 04.06.2015 olduğu, davacı banka tarafından da tebliğ alındığı kabul edilmekle birlikte, kefillikten dönme iradesinin kabul edilmediğinin ileri sürüldüğü bu ihtar karşısında, TBK 599.madde koşullarının oluşup oluşmadığının ve ayrıca maddenin 2.fıkrasındaki banka zararından herhangi bir sorumluluğun doğup doğmayacağı hususlarının ayrıntılı olarak irdenelerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, bu hususlarda yeterli inceleme ve gerekçe içermeyen mahkeme kararına yönelik olarak davacı banka vekilinin itirazlarının kabulü gerekmiştir (Benzer yönce bknz. Yargıtay 11. HD 2015/4978 E. - 2015/6275 K).
Mahkemece, bankacı bilirkişiden kök ve ek rapor alınarak, davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmakta ise de; dosyada hesap kat ihtarının davalı ...'a tebliğ edildiğine dair tebliğ şerhi bulunmamakta olup, nitekim bilirkişi raporunda da bu davalıya hesap kat ihtarı tebliğinden bahsedilmediği, icra takibi tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün anlaşılmakta olduğu, ancak buna rağmen takip öncesi işlemiş faizden sorumlu tutulduğu görülmüş olup, yapılan hatalı hesaplamaların hükme esas alınması doğru görülmemiştir. (Bu hususta bknz. Yargıtay (kapatılan) 19. HD 2018/3501 - 2019/3769 K) Yine, takip tarihinin 07.03.2019 olduğu anlaşılmasına rağmen bilirkişi raporunda 06.03.2019 tarihi esas alınarak hatalı hesap yapıldığı, yine ödenmeyen son taksidin vade tarihi olan 29.11.2018 yerine, bir önceki (ödenmiş olan) taksit tarihinden itibaren akdi faiz işletildiği görülmekle, alınan raporun hüküm tesisine elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda; 8.934,48-TL temerrüt tarihine kadarki asıl alacak hesaplanmış olup, kat ihtarı ve verilen süreye eklenen süre sonrasında ise temerrüt faizi hesap edilmiş, bu tarihten icra takibine kadarki işlemiş faiz tutarı bu şekilde 31,85-TL faiz ve %5 BSMV'si olan 1,59-TL bulunarak, sonuç olarak takip itibariyle toplam 8.967,93-TL alacak bulunmuş olduğu, icra takibindeki talebin ise; 9.478,62-TL asıl alacak ve fer'ileriyle toplam 9.809,37-TL alacak olduğu, buna rağmen mahkemece bilirkişi raporuna göre karar verildiği de belirtilmesine rağmen, rapordaki hesaptan gerekçesiz şekilde ayrılmak suretiyle "davanın kabulü ve itirazın iptaliyle takibin aynı şartlarla devamına" şeklinde karar verildiği anlaşılmakla, bu şekilde karar tesisi doğru olmadığı gibi, mahkeme kararının gerekçesi ile hüküm kısmının da kendi içinde çeliştiği görülmüştür. Zira, mahkemece, gerekçe kısmında işlemiş faiz ve fer'iler yönünden takipteki talebin uygun görülmediği ve davanın kısmen kabul edildiği belirtilmesine rağmen, hüküm kısmında ise davanın tam kabulü ile itirazın iptaline dair hüküm tesis edildiği anlaşılmakta olup, açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının kaldırılması gerekmiştir." kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkememize gönderilmiştir.
Somut olay mahkememizce değerlendirilerek dosya 10/09/2024 tarihli duruşmanın 2 nolu ara kararı ile bankacı bilirkişiye tevdi edilerek rapor aldırılmıştır. 18/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ... A.Ş.'nin davalı ...Tic. A.Ş.'den, İzmir.... İcra Dairesi... Esas ilamsız icra takibinde, 07.03.2019 takip tarihi itibariyle 8.674,18 TL Asıl alacak + 33,57 TL İşlemiş Mahrum kalınan kar payı + 1,68 TL BSMV olmak üzere toplam 8.709,43 TL alacaklı olduğu; davacı ... Bankası A.Ş.'nin davalı ..., ... ve ...'dan İzmir... İcra dairesi... Esas ilamsız icra takibinde 07.03.2019 takip tarihi itibariyle 8.562,00 TL Asıl alacak + 139,80 TL İşlemiş faiz + 6,99 TL BSMV olmak üzere toplam 8.708,79 TL alacaklı olduğu; 07.03.2019 Takip tarihinden itibaren asıl alacağa %12,84 oranında faiz talep edilebileceği; Bornova... Noterliğinden 04.06.2015 tarih ve ... yevmiye ile keşide edilen İhtarname ile, ortaklıktan ayrılma nedeniyle, ...Tic. A.Ş. ne kefillikten vazgeçildiği ve istifa edilmiş olduğunu ihtar eden davalı ...'ın, 30.11.2016 tarihinde kullandırılan krediden kaynakladığı anlaşılan davaya konu kredi borcundan kefil sıfatıyla sorumlu olmadığına karar verilmesinin Sayın Mahkemenizin taktirinde olduğu hususlarında görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce 14/01/2025 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararında duruşmada hazır bulunmayan davalı ...Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi vekili adına davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak ya da ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter ve belgeleri iki haftalık kesin süre içerisinde sunmanız veya bulundukları yeri bildirmeniz, verilen kesin süre içinde ticari defterlerin sunulmaması veya bulunduğu yerin bildirilmemesi durumunda söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağınız ihtaren bildirilir." şerhini içeren tebligat çıkartılmasına karar verilmiş, davalı şirket tarafından ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmadığı gibi ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmemiş, bu nedenle aynı duruşmanın 2 nolu kararı doğrultusunda dosyanın bilirkişiye tevdi edilememiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları , bilirkişi raporları ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davanın, genel kredi sözleşmesine dayalı alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu Mahkememizce daha önce 21/01/2021tarihli karar ile alacağın varlığını, miktarını ve alacağın muaccel hale gelmiş olduğunu, sözleşme, hesap ekstresi ve ihtarlar ile ispat ettiği, ancak davalı tarafın borcun ödendiğini yahut herhangi bir sebeple ortadan kalkmış olduğunu ispat edemediği, yasal düzenlemeler ve somut olgular karşısında davanın kabulüne karar vermek gerektiği sonucuna ulaşıldığı, ancak takip talebindeki işlemiş faiz ve BSMV miktarı uygun görülmediğinden kısmi kabul ve kısmen red kararı vermek gerektiği, diğer yandan takibe konu alacağın taraflarca bilinebilecek/likit bir nitelik arz ettiği, bu itibarla itirazında haksız çıkan davalıların icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesi de gerektiği, davalı ...ise; söz konusu kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış ise de bu kefaletinden istifa ettiği ve bu hususu bankaya bildirdiği, bunun temerrüt ve hesabın kat edilmesi aşamalarından önce olduğu, bu itibarla bu davalının sözleşme ve borçta herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı ve icra takibine vaki itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla, davanın bu davalı yönünden reddine karar vermek gerektiği, ancak bu davalının kötü niyet tazminat talebinin yerinde görülmediği, zira davalının, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli bir şekilde takip başlattığını ispat edemediği, sonuç olarak; DAVANIN DAVALILAR ..., ... VE ... YÖNÜNDEN KABULÜNE, davalıların İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... sayılı takip dosyasına vaki itirazının İPTALİNE, takibin, takip talebindeki diğer kayıt ve şartlarla ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla DEVAMINA, alacak likit bulunduğundan asıl alacak tutarı olan 9.478,62 TL'nin %20'si oranında 1.895,72 TL icra inkar tazminatının itirazında haksız çıkan davalı ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davanın davalı ...YÖNÜNDEN REDDİNE, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği karar karşı istinaf başvurusu zerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin ... Karar sayılı ilamı ile,
"01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 599. Maddesinde yapılan düzenleme ile; "1-Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebilir.2-Kefil, alacaklının kefalete güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür" denilmiştir. Dava konusu genel kredi sözleşmesi de 01.08.2012 tarihli olup TBK hükümlerine tabidir. Anılan Kanun maddesinde kredi borçlusu şirketteki hisselerinin devredilmesi kefaletten dönme sebepleri arasında sayılmamış olmakla birlikte, henüz banka tarafından kredi kullandırılmadan önce kefaletten dönülme ihtarının bankaya bildirilmesi durumunda anılan yasal düzenlemedeki koşulların oluşup oluşmadığının mahkemece belirlenip sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta, alınan bilirkişi raporlarında dava ve takip konusu kredinin 30.11.2016'da kullandırıldığı, davalı ...in kefillikten dönme iradesine dair noter ihtar tarihinin ise 04.06.2015 olduğu, davacı banka tarafından da tebliğ alındığı kabul edilmekle birlikte, kefillikten dönme iradesinin kabul edilmediğinin ileri sürüldüğü bu ihtar karşısında, TBK 599.madde koşullarının oluşup oluşmadığının ve ayrıca maddenin 2.fıkrasındaki banka zararından herhangi bir sorumluluğun doğup doğmayacağı hususlarının ayrıntılı olarak irdenelerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, bu hususlarda yeterli inceleme ve gerekçe içermeyen mahkeme kararına yönelik olarak davacı banka vekilinin itirazlarının kabulü gerekmiştir (Benzer yönce bknz. Yargıtay 11. HD 2015/4978 E. - 2015/6275 K).
Mahkemece, bankacı bilirkişiden kök ve ek rapor alınarak, davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmakta ise de; dosyada hesap kat ihtarının davalı ...'a tebliğ edildiğine dair tebliğ şerhi bulunmamakta olup, nitekim bilirkişi raporunda da bu davalıya hesap kat ihtarı tebliğinden bahsedilmediği, icra takibi tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün anlaşılmakta olduğu, ancak buna rağmen takip öncesi işlemiş faizden sorumlu tutulduğu görülmüş olup, yapılan hatalı hesaplamaların hükme esas alınması doğru görülmemiştir. (Bu hususta bknz. Yargıtay (kapatılan) 19. HD 2018/3501 - 2019/3769 K) Yine, takip tarihinin 07.03.2019 olduğu anlaşılmasına rağmen bilirkişi raporunda 06.03.2019 tarihi esas alınarak hatalı hesap yapıldığı, yine ödenmeyen son taksidin vade tarihi olan 29.11.2018 yerine, bir önceki (ödenmiş olan) taksit tarihinden itibaren akdi faiz işletildiği görülmekle, alınan raporun hüküm tesisine elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda; 8.934,48-TL temerrüt tarihine kadarki asıl alacak hesaplanmış olup, kat ihtarı ve verilen süreye eklenen süre sonrasında ise temerrüt faizi hesap edilmiş, bu tarihten icra takibine kadarki işlemiş faiz tutarı bu şekilde 31,85-TL faiz ve %5 BSMV'si olan 1,59-TL bulunarak, sonuç olarak takip itibariyle toplam 8.967,93-TL alacak bulunmuş olduğu, icra takibindeki talebin ise; 9.478,62-TL asıl alacak ve fer'ileriyle toplam 9.809,37-TL alacak olduğu, buna rağmen mahkemece bilirkişi raporuna göre karar verildiği de belirtilmesine rağmen, rapordaki hesaptan gerekçesiz şekilde ayrılmak suretiyle "davanın kabulü ve itirazın iptaliyle takibin aynı şartlarla devamına" şeklinde karar verildiği anlaşılmakla, bu şekilde karar tesisi doğru olmadığı gibi, mahkeme kararının gerekçesi ile hüküm kısmının da kendi içinde çeliştiği görülmüştür. Zira, mahkemece, gerekçe kısmında işlemiş faiz ve fer'iler yönünden takipteki talebin uygun görülmediği ve davanın kısmen kabul edildiği belirtilmesine rağmen, hüküm kısmında ise davanın tam kabulü ile itirazın iptaline dair hüküm tesis edildiği anlaşılmakta olduğu gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verildiği Mahkememizce bozma sırasında istinaf ilamı doğrultusunda yapılan yargılamada ...Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi vekili adına davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak ya da ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter ve belgeleri iki haftalık kesin süre içerisinde sunmanız veya bulundukları yeri bildirmeniz, verilen kesin süre içinde ticari defterlerin sunulmaması veya bulunduğu yerin bildirilmemesi durumunda söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağınız ihtaren bildirilir." şerhini içeren tebligat çıkartılmasına ve Mahkememizce davalı borçlu şirkete ait ticari defterlerin adresi bildirildiğinde dosyanın yeniden aynı bilirkişiye tevdi ile istinaf ilamında belirtildiği üzere davalı borçlu şirketin 01/08/2012 tarihi itibariyle ekonomik durumu ve davalılardan ...'ın kefillikten vazgeçtiği 04.06.2015 tarihi itibariyle ekonomik durumu göz önüne alındığında
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 599. Maddesindeki "1-Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebilir" hükmü uyarınca bir değişiklik olup olmadığının tespit edilerek ayrıntılı ek rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş fakat davalı şirket tarafından ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmadığı gibi ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmemiş olduğu, davalı ...tarafından da asıl borçlu ...Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketinin borcun doğumundan önceki mali durumunun, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulduğunun veya mali durumunun, kefalet sırasında kendisinin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğunu ispata elverişli bilgi belge ibraz etmediği anlaşılmakla davalı ...yönünden kefalet sözleşmesinden dönme şartının gerçekleşmediği yine 18/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda, davacı ...Bankası A.Ş.'nin davalı ...Tic. A.Ş.'den, İzmir... İcra Dairesi ... Esas ilamsız icra takibinde, 07.03.2019 takip tarihi itibariyle 8.674,18 TL Asıl alacak + 33,57 TL İşlemiş Mahrum kalınan kar payı + 1,68 TL BSMV olmak üzere toplam 8.709,43 TL alacaklı olduğu; davacı ... Bankası A.Ş.'nin davalı ..., ... ve ...'dan İzmir... İcra dairesi... Esas ilamsız icra takibinde 07.03.2019 takip tarihi itibariyle 8.562,00 TL Asıl alacak + 139,80 TL İşlemiş faiz + 6,99 TL BSMV olmak üzere toplam 8.708,79 TL alacaklı olduğu; 07.03.2019 Takip tarihinden itibaren asıl alacağa %12,84 oranında faiz talep edilebileceği; anlaşılmakla usule uygun bilirkişi raporu doğrultusunda aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabulü kısmen reddine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE
1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,
A)Davalı ...Ticaret A.Ş. yönünden davanın kısmen kabulü ile, İzmir ... İcra dairesi... Esas ilamsız İcra takibine 8.674,18 TL asıl alacak + 33,57 TL İşlemiş mahrum kalınan kar payı + 1,68 TL BSMV olmak üzere toplam 8.709,43 TL alacak yönünden davalı ...Ticaret A.Ş. tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin davalı ...Ticaret A.Ş. yönünden 8.674,18-TL Asıl alacak + 33,57 TL işlemiş mahrum kalınan kar payı + 1,68 TL BSMV olmak üzere toplam 8.709,43 TL alacak üzerinden devamına,
B)1099,94 TL yönünden itirazın iptali talebinin reddine,
C)İcra inkar tazminatının kabulü ile, İzmir ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasından tahsili talep edilen 8.674,18-TL asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı ...Ticaret A.Ş'den tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Davalılar ..., ..., ...Ve ... yönünden davanın kısmen kabulü ile ,
A)İzmir ... İcra dairesi... Esas sayılı dosyasının ilamsız icra takibine, 8.562,00-TL asıl alacak + 139,80 TL İşlemiş faiz + 6,99 TL BSMV olmak üzere toplam 8.708,79 TL alacak yönünden davalılar ..., ..., ...Ve ... tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin ..., ..., ...Ve ... yönünden 8.562,00 TL Asıl alacak + 139,80 TL İşlemiş faiz + 6,99 TL BSMV olmak üzere toplam 8.708,79 TL alacak üzerinden devamına
B)1.100,94 TL yönünden itirazın iptali talebinin reddine,
C)İcra inkar tazminatının kabulü ile, İzmir.... İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyasından tahsili talep edilen 8.562,00-TL asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılar ..., ..., ...Ve ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 118,47-TL harçtan mahsubu ile bakiye 496,93-TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 251,60-TL elektronik tebligat, 816,40-TL tebligat ve posta masrafı, 2,00-TL posta (KEP) masrafı ve 3.350,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.420,00-TL yargılama giderinin davanın kabul oranı dikkate alınarak 3.923,98-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ...tarafından yapılan 100,00-TL yargılama giderinin davanın ret oranı dikkate alınarak toplam 11,22-TL'sinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı ...üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı ... tarafından yapılan 161,70-TL yargılama giderinin davanın ret oranı dikkate alınarak toplam 18,15-TL'sinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı ... üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı tarafından yatırılan 118,47-TL peşin harç ve 44,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 162,87-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 8.709,43-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalılar ..., ..., ... ve ...Ticaret A.Ş.'nin kendilerini vekille temsil ettirdikleri göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.100,94-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ..., ..., ... ve ...Ticaret A.Ş.'ne verilmesine,
10-7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davanın kabul oranı dikkate alınarak 148,13-TL'sinin davacıdan tahsili, 1.171,87-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,
11-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı ...vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluğunda miktar itibariyle KESİN nitelikte olmak üzere karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.27/05/2025
Katip...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza