T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/494
KARAR NO : 2025/216
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/06/2024
KARAR TARİHİ : 04/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin klime montaj ve bakım alanında faaliyet gösteren arda... isimli firmanın sahibi olduğunu, davalının spor salonu işleten bir şirket olduğunu, mevcut spor salınan...Klima sistemi satın alarak montajı için müvvekkili ile anlaştıklarını, anlaşmaya göre müvekkilinin malzemeleri ile birlikte ...Klima montaj işini gerçekleştirecek ve yapılan iş karşılığında müvekkiline 129.000,00-TL+KDV ödeneceğini, müvekkilinin davalı şirket ile aralarındaki anlaşmaya göre 1 dış ünite ve 15 iç ünitenin malzemeleri ile birlikte montajını tamamlayarak davalıya teslim ettiğini, müvekkilinin belirlenen fiyatlandırma doğrultusunda borçlu adına faturaları düzenleyerek şirket yetkilisine whatspp aracılığı ile gönderdiği, defalarca ödeme talep edilmesine rağmen borcu ödemeyen davalı aleyhine İzmir... İcra Dairesinin... Esas numaralı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının borcu bulunmadığına ilişkin itiraz dilekçesi üzerine takibin durdurulduğunu, davalının icra takibine konu faturada belirtilen mal ve hizmeti aldığını, yapılan iş karşılığında 60.000,00-TL ödeme yapıldığını, kalan kısım ödenmediğini, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu icra takibinde alacak sebebinin belirtilmediği "asıl alacak 82.800,00-TL" olarak gösterildiği, buna göre de ödeme emri düzenlendiği, takip talebi ve ödeme emrinin usulüne uygun olarak düzenlenmediğinden davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının esnaf işletmesi olduğunu, bu nedenle mahkemenin görevli olmadığını, davacınıın eser sözleşmesine ilişkin, taraflar
arasında 129.000,00-TL+KDV olacak şekilde bir anlaşma olduğuna ilişkin herhangi bir belge sunmadığını, ispat yükünün yüklenicide olduğunu, davacının dava konusu işlerin kendisi tarafından yerine getirildiğini iddia etmiş ise de, teslim ettiğini iddia ettiği ünitelerin listesinin incelenmesinde, her ne kadar davacı yanca düzenleyen firma kısmı kesilmiş olsa da sol üst köşede firma bilgileri kısmında; "... Cad. No:... Bayraklı/İzmir, Tel:... E-mail: ..." ibarelerinin yer aldığını, bu ibarelerden de anlaşılacağı üzere bahse konu belgeyi düzenleyen firmanın davacı yan değil ... firma olduğunu, diğer taraftan montajı yapan firmanın "..." isimli firma belirtildiği,
bahse konu klima işinin davacı ile bir ilgisinin bulunmadığını, bu noktada dava konusu işin davacı yanca yerine getirilmediğini, bu sebeple de davacının müvekkile karşı huzurdaki davayı açmakta aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davacının davaya konu klimaların montajını yaptığını bu sebeple de müvekkiline fatura düzenlediğini iddia etmiş ise de, dava konusu iş için 13.03.2024 tarihinde 69.000,00-TL+KDV (toplam 82.800,00-TL) tutarında fatura düzenlendiğini, daha sonra müvekkili aleyhine 17.04.2024 tarihinde işbu fatura için
icra takibi başlattığını ancak dava dilekçesi ekinde sunulan belgeler incelendiğinde davacının yine 17.04.2024 tarihinde 50.000,00-TL+KDV (toplam 60.000,00-TL) tutarında ayrı bir fatura daha
düzenlemiş olduğun görüldüğünü, bahse konu faturanın müvekkiline bildirilmediğini, bu
faturaya ve içeriğine de ayrıca itiraz edildiğini, davacının haksız kazanç elde etmek üzere ayrı bir fatura düzenlediğini, taraflar arasında böyle bir sözleşmenin var olduğu kabul edilse dahi ödemenin
yapıldığı, davacının önceki talebinin üzerinde ayrı fatura düzenlemek
suretiyle haksız kazanç elde etmeye çalıştığını beyan etmekle, davanın usulsüz ödeme emri ve takip talebi düzenlendiğinden usulden reddine, aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine, kötü niyetli olarak başlatılan icra takibi ve ikame edilen işbu dava nedeniyle davacı yan aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-İzmir ... İcra Dairesinin...Esas sayılı takip dosyası,
3-Davacıya ait ticaret sicil kayıtları,
4-Davacıya ait vergi sicil kayıtları ile 2024 yılına ilişkin BA/BS formları,
5-Davacıya ait esnaf sicil kayıtları,
6-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
7-Davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2024 yılına ilişkin BA/BS formları,
8-Davacıya ait ticari defter ve kayıtlar,
9-Davalı şirkete ait ticari defter kayıtlar,
10-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 02/01/2025 havale tarihli raporu,
11-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, taraflar arasında, davalı şirket tarafından dava dışı üçüncü kişiden satın alınan ...Klima sisteminin montajına dair olarak bulunan ticari ilişki kapsamında, davacının 1 dış ünite ve 15 iç ünitenin montajını tamamlayarak davalı şirkete teslim ettiği iddiası çerçevesinde, davacı tarafından verilen hizmete binaen davalı şirket adına düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacaktan, davalı şirket tarafından ödenen 60.000,00-TL'nin mahsubu ile bakiye alacak bedelinin tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, davacı alacaklı vekili tarafından davalı borçlu aleyhinde 82.800,00-TL asıl alacak, 234,79-TL faiz olmak üzere toplam 83.034,79-TL üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafça süresinde yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
Her ne kadar davalı vekilince İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında düzenlenen ve tebliğ edilen ödeme emrinin, takip talebinde borcun sebebinin belirtilmemesi sebebiyle borcun sebebini ihtiva etmediği, bu kapsamda usulüne uygun şekilde düzenlenmiş bir ödeme emri bulunmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, davacı alacaklı vekilinin ödeme emrinde davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği ve alacaklı olduğu bedeli gösterdiği, alacağın varlığına ve tahsiline yönelik olarak ikame edilen icra takibinde düzenlenen ödeme emrine yöneltilen itirazın iptali davasında borca dayanak belgelerin ileri sürülebileceği, ödeme emrinin usulüne uygun şekilde düzenlenmediğine ilişkin olarak yapılan herhangi bir başvuru belgesinin veya mahkeme kararının mahkememize sunulmadığı, ödeme emrinin geçerliliğini koruduğu ve bu kapsamda mahkememizce esas incelemesi yapılmasına engel bulunmadığı anlaşılmakla, aşama itibarıyla dava şartının mevcut olduğu kanaatiyle davalı vekilinin davanın usulden reddine karar verilmesi talebinin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
05/11/2024 tarihli duruşma tutanağının 5 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
05/11/2024 tarihli duruşma tutanağının 6 numaralı ara kararında ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, davalı vekilinin davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmadığı, ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirdiği görülmüştür.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar, ödeme belgeleri, İzmir ... İcra Dairesinin... Esas dosyası, davacıya ait ticaret sicil kayıtları, davacıya ait vergi sicil kayıtları ile BA/BS formları, davacıya ait esnaf sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile BA/BS formları, davacıdu ait ticari defter ve belgeler, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler ile sair hususlar birlikte değerlendirilerek; taraflara ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadıkları, ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, ticari defter ve belgelerin sahipleri lehine delil vasfı taşıyıp taşımadıkları, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasında, davalı şirket tarafından dava dışı üçüncü kişiden satın alınan... Klima sisteminin montajına dair olarak ticari ilişki bulunup bulunmadığı, davalı şirketin 1 dış ünite ve 15 iç üniteyi hangi gerçek veya tüzel kişiden satın aldığı, ünitelerin montajının kim tarafından gerçekleştirildiği, davacının ünitelerin montajını tamamlayarak davalı şirkete teslim edip etmediği, montaj hizmetinin verildiği veya monte edilmiş ürünlerin teslimine ilişkin olarak taraflara ait ticari defter ve belgelerde yazılı delil mahiyetinde bir bilgi ve belge bulunup bulunmadığı, ürünleri davacı teslim etmiş ise montaj ve teslim işlemlerini hangi sıfat ve anlaşmaya binaen gerçekleştirdiği, davacının ve sahibi olduğunu iddia ettiği ... Satış Ve Servis isimli firmanın... isimli firmalar ile bağının bulunup bulunmadığı, davacının... ad ve soyadında veya ... soyadında bir çalışanı bulunup bulunmadığı, dava konusu iş için davacı tarafından davalı şirket adına kaç adet fatura düzenlendiği, fatura veya faturaların hangi iş ve işlemlere ilişkin olduğu, yapıldığı iddia edilen iş ve teslim edilen ürünler ile bu ürünlere ilişkin montaj işlemleri açısından davalı şirket tarafından davacıya yapılan ödeme bulunup bulunmadığı, var ise hangi tarihte ne kadar ödeme yapıldığı, neticeten davacının davalı şirket adına düzenlediği faturalardan kaynaklı olarak olarak davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarı, icra takibinde işletilen faiz miktar ve oranının usul ve yasa hükümlerine uygun olup olmadığının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 02/01/2025 havale tarihli raporunda sonuç olarak;
davacı ... firmasının davalı... Ltd. Şti.
firmasından 17.04.2024 takip tarihi itibariyle 73.800,00-TL alacaklı olduğu,
asıl alacağa 17.04.2024 takip tarihinden itibaren... Avans Faizi talep edilebileceğini mütalaa etmiştir.
Davalı vekilinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 02/01/2025 havale tarihli raporuna karşı itirazlarının, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerde yer aldığı, davalı şirket yetkilisi tarafından ... adına bir kısım ödeme yapıldığı, teknik servis formunda davalı şirket yetkilisi ...'in adı ve imzasının yer aldığı, bu kapsamda hizmetin verildiğinin sabit olduğu anlaşılmakla reddine, sair hususların hukuki değerlendirmeye muhtaç konulardan olmaları sebebiyle esas hakkındaki hükümle birlikte değerlendirilmelerine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Tacirler arasında ihbar ve ihtarların usul ve yöntemi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/3. maddesinde; ''Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.'' hükmü ile belirlenmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Dosya, ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı takip dosyası, davacıya ait ticaret sicil kayıtları, davacıya ait vergi sicil kayıtları ile 2024 yılına ilişkin BA/BS formları, davacıya ait esnaf sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2024 yılına ilişkin BA/BS formları, davacıya ait ticari defter ve kayıtlar, davalı şirkete ait ticari defter kayıtlar, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 02/01/2025 havale tarihli raporu ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasında, davalı şirket tarafından dava dışı üçüncü kişiden satın alınan ...klima sisteminin montajına dair olarak bulunan ticari ilişki kapsamında, davacının 1 dış ünite ve 15 iç ünitenin montajını tamamlayarak davalı şirkete teslim ettiği iddiası çerçevesinde, davacı tarafından verilen hizmete binaen davalı şirket adına düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacaktan, davalı şirket tarafından ödenen 60.000,00-TL'nin mahsubu ile bakiye alacak bedelinin tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekili tarafından davalı borçlu aleyhinde 82.800,00-TL asıl alacak, 234,79-TL faiz olmak üzere toplam 83.034,79-TL üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafça süresinde yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, taraflar arasında davalı şirket tarafından alınan klimaların montajı işlemine dair ticari ilişki bulunduğu, montaj işlemi çerçevesinde davacı tarafından davalı şirket adına 17/04/2024 tarihli, ... sayılı, 82.800,00-TL bedelli ve 17/04/2024 tarihli, ... sayılı, 60.000,00-TL bedelli faturaların düzenlendiği, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı şirkete ait ticari defter ve belgelere davacı adına alacak hesabına kaydedildiği, faturaların davalı şirkete ait ticari defter ve belgelere işlenmiş olmasının verildiği iddia edilen hizmetin alındığına delalet teşkil ettiği, davalı şirket yetkilisi ... tarafından ... adına iki ayrı kalemde olacak şekilde toplamda 69.000,00-TL tutarında ödeme yapıldığı, yapılan ödemelerin davacıya ait ticari defter ve belgelere işlendiği, teknik servis formunda davalı şirket yetkilisi ...'in adı ve imzasının yer aldığı, bahsi geçen tutanakta yer alan imza ve yazılara yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığı, bu kapsamda değinildiği üzere hizmetin verildiğinin sabit olduğu, taraflara ait ticari defter ve belgelerde kayıtlı bulunan faturalar ve ödemeler dikkate alındığında davacının takip tarihi itibarıyla davalı şirketten 73.800,00-TL alacaklı olduğu, davalı şirketin takipten önce tacirler arasında geçerli bulunan ihtar yöntemleri kullanılmak suretiyle temerrüte düşürülmediği, bu sebeple temerrütün takip tarihi itibarıyla vuku buluğu ve takip tarihinden sonra faiz talep edilebileceği, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla kısmen ispatladığı, davalı şirketin ödeme emrine yönelttiği itirazının kısmen haksız olduğu, alacağın faturaya dayalı olması ve her iki tarafa ait ticari defter ve belgelerde işli olması gözetildiğinde likit mahiyette bulunduğu ve icra inkar tazminatı açısından yasal şartların mevcut olduğu anlaşılmakla, açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE,
1-Davalı ...nin İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin İTİRAZININ 73.800,00-TL asıl alacak bedeli yönünden KISMEN İPTALİNE, İzmir ... İcra Dairesini... Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 73.800,00-TL asıl alacak bedeli üzerinden, asıl alacağa 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca yıllık %51,75 oranında ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, 9.000,00-TL asıl alacak ve 234,79-TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 9.234,79-TL alacak bedeline yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Alacak miktarı likit olduğundan takip konusu kabul edilen asıl alacak miktarı olan 73.800,00-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı ...nden alınarak davacı ...'e verilmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 5.041,27-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 1.002,86-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.038,41-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 50,00-TL E-tebligat, 181,00-TL KEP+posta ücreti ile 3.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.731,00-TL yargılama giderilinin davanın kabul ret oranı dikkate alınarak 3.316,05-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvurma harcı ve 1.002,86-TL olmak üzere toplam 1.430,46-TL giderin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalının kendilerini vekille temsil ettirdikleri göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 9.234,79-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin 3.199,60-TL'sinin davacıdan, 400,40-TL'sinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
9-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır