T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/510
KARAR NO : 2025/25
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/03/2020
KARAR TARİHİ : 09/01/2025
Mahkememizden verilen 25/11/2021 tarih ve ... Karar sayılı ilamı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 13/06/2024 tarih... Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, yeniden incelendi:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkili şirket arasında...Anadolu Lisesinin elektrik tesisinin yapılmasına dayalı proje oluşturulduğunu, projenin müvekkil şirket tarafından tamamlandığını, işbu iş sonunda davalının cari hesaba ilişkin 15.534,38-TL borcunu ödemediğini, bunun üzerine alacağını tahsil edemeyen müvekkili adına davalı borçlu hakkında İzmir... Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile takibe başlanıldığını, davasi borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak borca ve her türlü ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu beyan etmekle, davanın kabulüne, İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davacıya sipariş ettiği tüm iş ve malzemelerin bedelini ödediğini, itiraz ettikleri 8.334,38-TL'lik fatura nedeniyle müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, zira kabullerinde olmayan işbu faturanın, "Malzemeli Elektrik İşleri" gibi tam olarak neyi içerdiği anlaşılmayan bir isimle ve müvekkilce de talep edilmeyen bir hizmete yönelik fatura olduğunu, davacı tarafın davaya konu işin yapıldığına yönelik dosya kapsamına herhangi bir delil sunamadığı gibi bu hususun tanıkla ispatı da mümkün olmadığını, davacı tarafın, her ne kadar dava konusu faturaya dayanarak müvekkilinden alacak talep etmişse de, müvekkilince davacı taraftan dilekçe ekinde sunulan sipariş formunda belirtilen kalemlerin haricinde mal veya hizmet talep edilmediğini, ayrıca davacının dosyaya bahis işi yaptığına ya da bu işin müvekkilince talep edildiğine yönelik herhangi bir delil sunamadığını beyan etmekle, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-İzmir... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası,
3-Taraflara ait ticari defter ve belgeler,
4-Talimat aracılığı ile alınan Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 02/12/2020 havale tarihli raporu,
5-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 05/03/2021 havale tarihli raporu,
6-İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 13/06/2024 tarih... Karar sayılı ilamı,
7-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, taraflar arasındaki... Anadolu Lisesinin elektrik tesisinin yapılmasına dayalı projeye ilişkin ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete verilen hizmet ve malzeme tedariki sonucu davacı şirket tarafından düzenlenen faturanın tahsiline yönelik İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
Dosya ve davalıya ait ticari defter ve dayanakları üzerinde uyuşmazlık konularında talimat mahkemesi aracılığıyla Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi tarafından rapor alınmış, düzenlenen 02/12/2020 havale tarihli raporunda özetle; davalıya ait ticari defterlerin usulüne uygun tasdik ettirilip, işlendiği HMK ve TTK'ya uygun olduğu, taraflar arasında imzalanmış yazılı bir sözleşmenin dosyasında rastlanmadığı, taraflar arasında ticari ilişkinin davalının muavin defter cari hesap dökümünde davacının ...Satıcılar Hesabı ile kayıtlandığı ve söz konusu ticari ilişkinin; davalı tarafın davacı şirkete 24.07.2018 tarihinde 20.000,00-TL ön ödeme yaptığı, davacı şirketin davalı tarafa 05.08.2018 tarih, seri ... nolu malzemeli elektrik işleri açıklamalı 47.200,00-TL tutarındaki faturayı kestiği, davalı tarafın davacı şirkete 20,000,00 TL'lik çek verdiği ve söz konusu bu çekin davacı şirket tarafından tahsil edildiği, 320.T.014 nolu cari hesabın 7.200,00-TL Alacak bakiyeli olarak bir sonraki aya/yıla devrettiği, davalının 10.02.2020 tarihinde 8.300,00-TL'lik, 26.02.2020 tarihinde 491,02-TL'lik olmak üzere toplam 8.791,02-TL'yi... dosya numarasına istinaden açıklamalı olarak ödeme yaptığında... satıcılar hesabının alacak kalanının bulunmadığı, davacı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; işin esası niteliğindeki geçici kabul sürecinden kabul sürecine geçişte eksikliği tespit edilen hususların ivedilikle giderilmesi için davalıdan, müvekkil şirkete verilen talimatla yapıldığının beyan ve iddia edilen 29.11.2019 tarih, seri ... nolu malzemeli elektrik işleri açıklamalı 8.334,38-TL tutarındaki ikinci faturanın davalının ticari defterlerine işlenmediği gibi ilgili vergi dairesine de Form/BA beyannamesinin verilmediğinden davalının ticari defter kayıtlarına göre; davacı şirketin davalı şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığı hususunda mütalaada bulunulmuştur.
Dosya ve davacıya ait ticari defter ve dayanakları üzerinde uyuşmazlık konularında Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi tarafından rapor alınmış, düzenlenen 05/03/2021 havale tarihli raporunda özetle; davacı şirkete ait ticari defterlerin 6102 sayılı TTK’nun 64/3. maddesi ve V.U.K. 182, 220, 221 Maddesi uyarınca yapılması gereken noter açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, Usulüne uygun tutulan ticari defterlerin sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu, Davacı şirket ticari defterlerinde icra takip tarihi itibariyle davalı şirketin 15.534,38-TL borçlu olduğu, davacı şirket tarafından düzenlenmiş ve ticari defterlerinde kayıt altına alınmış olan faturaların ilgili olduğu dönemlerde Vergi dairesine BS formları ile beyan edildiği, davalı şirket ticari defterleri incelenerek tanzim edilen bilirkişi raporunda davacı şirket tarafından düzenlenmiş olan 29/11/2019 tarihli... nolu 8.334,38-TL bedelli faturanın davalı şirket ticari defterlerinde kayıt altına alınmadığı tespit edilmiş olup, bakiye farklılığının davalı şirket ticari defterlerine kayıt altına alınmamış olan işbu faturadan kaynaklandığı, taraflar arasında uyuşmazlığa konu fatura açısından birbirlerine ihtarname keşide edilmiş olup, Sayın mahkemenizce davalı şirket tarafından uyuşmazlığa konu faturaların iade edildiği kanaatine varıldığı takdirde fatura içeriğinde belirtilen mal ve/veya hizmetlerin davacı şirketçe verildiğine dair ispat külfeti yukarıda yer verilen içtihatlar doğrultusunda faturayı düzenleyen davacı tarafa ait olduğu, davacı tarafın takip talebinde, takip tarihine kadar işlemiş faiz isteminde bulunmadığı, takip tarihinden itibaren asıl alacak için yıllık % 13,75 avans faizi ile birlikte tahsili talebinde bulunduğu, davalı tacirin borcunun dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 19/1. maddesi uyarınca ticari nitelik gösterdiği, bu davanın aynı Kanunun 4/1. madde hükmü uyarınca nispi ticari dava olduğu, tacirler arası bu sözleşmenin aynı Kanunun 3. maddesi uyarınca ticari iş niteliğinin de bulunduğu, dolayısıyla ticari işlerde 3095 sayılı Yasa'nın değişik 2/2. maddesi gereğince avans faiz oranı üzerinden faiz istenilebileceğini hususunda mütalaada bulunulmuştur.
Mahkememizden verilen 25/11/2021 tarih ve...Karar sayılı ilamı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 13/06/2024 tarih ... Karar sayılı ilamı ile; "Öncelikli olarak, davalı vekili, 01.03.2023 tarihli dilekçesi ile, dava konusu icra takip dosyasının 03.12.2021 tarihinden bu yana infazen kapalı olduğunu, davacının takibe konu borcu tahsil ettiğini beyan etmiş olduğundan, takip konusu borcun tamamen ödenip ödenmediği, bu bağlamda davanın konusuz kalıp kalmadığı, taraf vekillerinin beyanları da alınarak ilk derece mahkemesince saptanmalıdır. Mahkemece, davalı şirketin dava konusu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz etmediği belirtilmekte ise de, dosyada mevcut Torbalı...Noterliği'nin 26.12.2019 tarihli ve Ankara...Noterliği'nin 06.01.2020 tarihli ihtarname içerikleri nazarı dikkate alınarak, uyuşmazlık konusu faturanın, gerçekten 04.12.2019 tarihinde, kargo yoluyla davalıya teslim edilip edilmediği araştırılmalı, faturaya süresinde itiraz edilip edilmediği buna göre belirlenmelidir. Diğer yandan, faturayı alanın, sekiz gün içerisinde faturaya itiraz etmemesi sonucu fatura kapsamını kabul etmiş sayılabilmesi için, faturanın yanlar arasındaki yazılı sözleşme şartlarını değiştirir nitelikte olmaması gerekir. Dava konusu fatura davacının ticari defterlerinde kayıtlı ise de, davalının ticari defterlerinde kayıtlı değildir. Tacir olan tarafların ticari defterlerindeki kayıtlar örtüşmemektedir. Bu nedenle, uyuşmazlık konusu 29.11.2019 tarih ... sıra nolu 8.334,38 TL bedelli faturadaki malzemeli elektrik işlerinin neler olduğu, 14.07.2018 tarihli Teklif, Sipariş, Hakediş ve Sözleşme Formu'ndaki malzeme ve işçiliklere ilave olarak yapılıp yapılmadığı, ya da imalat esnasında malzeme ve işçilik değişiklikleri meydana gelip gelmediği mahallinde refakate alınacak uzman bilirkişi ile birlikte yapılacak keşif ve alınacak bilirkişi raporu ile belirlenmeli, davacının, 29.11.2019 tarih ... sıra nolu 8.334,38 TL bedelli fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı yöntemince saptanmalıdır." gerekçesi ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verildiği ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkememize gönderilmiş olup, kaldırma kararı akabinde dosya mahkememizin... Esas sayılı sırasına kaydı yapılarak devam olunmuştur.
İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı ..., borçlunun davalı ... olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 15.534,38 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, 03/12/2021 tarihli tensip tutanağında belirtildiği üzere alacaklı vekilinin talebi üzerine icra dosyasının kapatılarak kesinleştirilmesine karar verildiği, 02/12/2021 tarihli Tahsilat Makbuzundan anlaşıldığı üzere dava konusu borç bedeli olarak davalı şirket tarafından 23.071,72-TL tutarın icra veznesine yatırıldığı görülmektedir.
Taraf vekillerine İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında bulunan icra takibine dayanak borcun tamamen ödenip ödenmediği hususunda yazılı beyanlarını sunmak üzere iki haftalık süre verilmiş olup, taraf vekilleri tarafından verilen süre içinde beyanda bulunulmuştur.
Bu aşamada, davanın konusuz kalması hususunda genel açıklama yapılmasında yarar vardır.
İlke olarak her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre hükme bağlanır (28/11/1956 tarih ve 15/15 sayılı İBK). Ne var ki, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir nedenle dava konusunun ortadan kalkması halinde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır.
Dava konusu hakkın davacıya ödenmesi, verilmesi ya da müdahalenin kaldırılması, davacı ve davalı sıfatının birleşmesi, yeni çıkan bir kanun yada Anayasa Mahkemesi kararı ile ya da kişiye sıkı sıkıya bağlı ve mirasçılara geçmeyen bir hakka ilişkin davalarda taraflardan birinin ölümü gibi nedenlerle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir. Bu durumda, mahkemenin, bir tespit hükmü niteliğinde olmak üzere esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmesi gerekmektedir.
Borçlunun dava açıldıktan sonra yaptığı ödemeler veya borcu kabul beyanı ise mahkemenin davayı devam ettirip davayı sonuçlandırmasına, takibe yapılan itirazda haksızlık durumuna göre inkar tazminatına hükmetmesine engel teşkil etmez. Ancak verilecek kararda, sonradan yapılan ödemelerin tahsilde tekerrüre meydan verilmemesi kaydıyla infazda nazara alınması belirtilmelidir. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.12.2015 tarih ve 2014/19- 525 E., 2015/2839 K. Sayılı ilamı )
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun esastan sonuçlanmayan davada yargılama giderlerini düzenleyen 331. maddesinde davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir edeceği düzenlenmiştir.
İcra dosyasına sunulan icra takibinin işlemden kaldırılması talepli dilekçede, alacaklı vekilinin dosya borcunun haricen tahsil edildiğinden bahisle dosyanın infazen kapatılmasını talep ettiği görülmekte olup, 02/12/2021 tarihli Tahsilat Makbuzu ve 03/12/2021 tarihli tahsil harcı makbuzunda da tahsil harcı bedelinin icra veznesine yatırılması çerçevesinde, dosya borcunun davalı tarafından ödenmesi sebebiyle davalı, dava açıldıktan sonra borcu ödemekle itirazında haksız olduğunu kabullenmiş bulunmaktadır. Her ne kadar davalı vekilince 16/10/2024 havale tarihli dilekçesinde aktif olarak ticaret yapan, pek çok kamu ihalesine katılan davalının konulan blokeler nedeniyle iş yapamaz duruma geldiği ve blokeleri kaldırabilmek için dosya borcunun tamamını ödemek mecburiyetinde kaldığı, bu ödemeyi yaparken davalının yaptığı itiraz iradesinde ya da talep edilen alacağın haksız olduğu yönündeki iradesinde hiçbir değişiklik olmadığı, davalının sırf konulan hacizleri kaldırabilmek adına dosya borcunu ödemek durumunda kaldığı, dolayısıyla dosya borcunun ödenmiş olması davalı tarafından borcun bir kabulü ya da itirazın geri alınması anlamı taşımadığı, davacı yanın banka hesaplarına koyacağı bloke ile davalıyı zor duruma düşürerek ödeme yaptıracağını bildiği için bu yolu seçtiği ve neticesinde de dosya borcunu tahsil ettiği, davalının davayı açarken taşıdığı iradede herhangi bir değişiklik bulunmadığı, mahkemece davalı lehine karar verildiği taktirde icranın iadesi talep edilerek ödenen para geri alınacağı, davalının hala dava konusu alacak talebinin haksız bir alacak talebi olduğunu, davacı yana hiçbir borcu bulunmadığını açık bir şekilde ifade ettiği, davanın haksız olduğu ve reddi gerektiği beyan edilmiş ise de, ödeme yapılırken herhangi bir itirazi kayıt koyulmaksızın ödeme yapıldığı, aksi bir durumun ispatına elverişli olarak davalı tarafça sunulan herhangi bir yazılı delil bulunmadığı, kaldı ki ödemenin itirazi kayıt koyulmak suretiyle gerçekleştirildiğinin de iddia edilmediği gözetildiğinde, mahkememizce davalı tarafından davacının haklılığının kabul edildiği ve davanın konusuz kaldığı kanaatinde bir değişiklik olmamıştır.
Dava konusu alacak, sözleşme ilişkisine dayalı faturaya bağlanmış bir alacak olduğundan likit niteliktedir. Hukuk yargılamasının genel ilkelerinden olan ''Her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanır.'' ilkesi gereğince itirazında haksız olduğunu kabul etmiş olan davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olacağı izahtan varestedir.
Dava dilekçesine konu edilen bedelin faturaya dayalı olduğu, icra takibi başlatıldıktan sonra fatura bedelinin borçlu tarafından haricen ödendiği, haricen ödeme işleminin icra dairesine bildirildiği ve tahsil harcının icra veznesine yatırıldığı, davacı vekilinin sunmuş olduğu dilekçesi ile davanın konusuz kaldığını beyan ettiği gözetildiğinde, yapılan ödeme çerçevesinde takibin ve davanın açılmasına davalı tarafın sebebiyet verdiği kanaatine varılarak, harçlar, yargılama gideri ve vekalet ücreti bu doğrultuda değerlendirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası, taraflara ait ticari defter ve belgeler, talimat aracılığı ile alınan Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 02/12/2020 havale tarihli raporu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 05/03/2021 havale tarihli raporu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 13/06/2024 tarih... Esas ...Karar sayılı ilamı ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki... Anadolu Lisesinin elektrik tesisinin yapılmasına dayalı projeye ilişkin ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete verilen hizmet ve malzeme tedariki sonucu davacı şirket tarafından düzenlenen faturanın tahsiline yönelik İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 15.534,38 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davacı vekilinin dava konusu itirazın yöneltildiği ödeme emrinin tanzim edildiği icra dosyasından feragat edildiği, bu kapsamda icra dosyasının kapatıldığından davanın konusuz kaldığı beyan ettiği, 03/12/2021 tarihli tensip tutanağında belirtildiği üzere alacaklı vekilinin talebi üzerine icra dosyasının kapatılarak kesinleştirilmesine karar verildiği, 02/12/2021 tarihli Tahsilat Makbuzundan anlaşıldığı üzere dava konusu borç bedeli olarak davalı şirket tarafından 23.071,72-TL tutarın icra veznesine yatırıldığı, alacaklı vekilinin dosya borcunun haricen tahsil edildiğinden bahisle dosyanın infazen kapatılmasını talep ettiği görülmekte olup, 02/12/2021 tarihli Tahsilat Makbuzu ve 03/12/2021 tarihli tahsil harcı makbuzunda da tahsil harcı bedelinin icra veznesine yatırılması çerçevesinde, dosya borcunun davalı tarafından ödenmesi sebebiyle davalı, dava açıldıktan sonra borcu ödemekle itirazında haksız olduğunu kabullenmiş bulunduğu, davalı vekilince 16/10/2024 havale tarihli dilekçesinde aktif olarak ticaret yapan, pek çok kamu ihalesine katılan davalının konulan blokeler nedeniyle iş yapamaz duruma geldiği ve blokeleri kaldırabilmek için dosya borcunun tamamını ödemek mecburiyetinde kaldığı, bu ödemeyi yaparken davalının yaptığı itiraz iradesinde ya da talep edilen alacağın haksız olduğu yönündeki iradesinde hiçbir değişiklik olmadığı, davalının sırf konulan hacizleri kaldırabilmek adına dosya borcunu ödemek durumunda kaldığı, dolayısıyla dosya borcunun ödenmiş olması davalı tarafından borcun bir kabulü ya da itirazın geri alınması anlamı taşımadığı, davacı yanın banka hesaplarına koyacağı bloke ile davalıyı zor duruma düşürerek ödeme yaptıracağını bildiği için bu yolu seçtiği ve neticesinde de dosya borcunu tahsil ettiği, davalının davayı açarken taşıdığı iradede herhangi bir değişiklik bulunmadığı, mahkemece davalı lehine karar verildiği taktirde icranın iadesi talep edilerek ödenen para geri alınacağı, davalının hala dava konusu alacak talebinin haksız bir alacak talebi olduğunu, davacı yana hiçbir borcu bulunmadığını açık bir şekilde ifade ettiği, davanın haksız olduğu ve reddi gerektiği beyan edilmiş ise de, ödeme yapılırken herhangi bir itirazi kayıt koyulmaksızın ödeme yapıldığı, aksi bir durumun ispatına elverişli olarak davalı tarafça sunulan herhangi bir yazılı delil bulunmadığı, kaldı ki ödemenin itirazi kayıt koyulmak suretiyle gerçekleştirildiğinin de iddia edilmediği, davacı vekilinin sunmuş olduğu dilekçesi ile davanın konusuz kaldığını beyan ettiği gözetildiğinde, yapılan ödeme çerçevesinde takibin ve davanın açılmasına davalı tarafın sebebiyet verdiği göz önünde bulundurularak, açılan davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın konusuz kalması sebebiyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 64,67-TL peşin harcın mahsubu ile 550,73-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 64,00-TL elektronik tebligat, 177,50-TL posta masrafı, 1.000,00-TL bilirkişi ücreti, 64,67-TL peşin harç, 54,40-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 1.360,57-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 8.334,38-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/01/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır