T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/548 Esas
KARAR NO : 2025/450
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/07/2024
KARAR TARİHİ : 20/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı...Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketinin müvekkili olan şirketten fatura tarihleri ile belirtilen tarihlerde toplamda 570.759,32-TL değerinde temizlik malzemesi satın aldığını, söz konusu temizlik malzemeleri fatura tarihlerinde davalıya teslim edildiğini, alım satım akdi sinallagmatik sözleşmelerden olup her iki tarafında edimini aynı anda gerçekleştirmesinin gerektiğini, ancak borçlu davalı tarafından 14.08.2023 tarihinde bu faturalara ilişkin olarak 100.000- TL ödeme yapıldığını, düzenlenen faturalara konu bakiye borç olan 470.759,432-TL tutarındaki bakiyenin belirtilen vade tarihlerinde ödenmesi gerekirken herhangi bir ödeme yapılmadığını, taraflar arasında anlaşma gereği fatura tarihlerinden itibaren faiz işletileceğinin de kararlaştırıldığını, davalı tarafla müvekkili şirket arasında şifahen yapılan görüşmeler ile borcun ödenmesinin talep edildiği, şirketin ticari faaliyetlerini sonlandırarak piyasadan çekildiğini ve borçlarını ödemediği bilgisine ulaşıldığını, borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında İzmir.. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasıyla faturalara dayalı olarak 470.759,32-TL asıl alacak ve 24.468,40-TL işlemiş faiz toplamı 495.227,72-TL'nin tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalının 22/12/2023 tarihinde vekil aracılığı ile borca tamamıyla haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ederek takibin durdurulduğunu, taraflarınca ticari satımdan kaynaklı itirazın iptali davası dava şartı arabuluculuğa başvurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerine de ne davalı tarafça ne de vekili tarafından katılım sağlanmadığından bahisle, şimdilik cari hesap doğrultusunda ödenmeyen faturaların toplam bedeli olan 470.759,32TL üzerinden, davalı-borçlunun İzmir....İcra Müdürlüğünün... sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline, asıl alacağa takip tarihten itibaren ticari işlere uygulanan temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, %20 den az olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline, dava masraf ve vekalet ücretlerinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun şekilde tebliğine rağmen davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası,
3-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
4-Davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yıllarına ilişkin BA/BS formları,
5-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
6-Davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yıllarına ilişkin BA/BS formları,
7-Davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler.
8-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 17/03/2025 havale tarihli raporu,
9-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, taraflar arasındaki temizlik malzemesi alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete satıldığı ve teslim edildiği iddia edilen ürünlere ilişkin olarak davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve ekstre kayıtlarından kaynaklanan alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, borçlunun ise ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 495.227,72-TL toplam alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
14/01/2025 tarihli duruşma tutanağının 5 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
14/01/2025 tarihli duruşma tutanağının 6 numaralı ara kararında ise davalı... İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi adına davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak ya da ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter ve belgeleri iki haftalık kesin süre içerisinde sunmanız veya bulundukları yeri bildirmeniz, verilen kesin süre içinde ticari defterlerin sunulmaması veya bulunduğu yerin bildirilmemesi durumunda söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağınız ihtaren bildirilir." şerhini içeren tebligat çıkartılmasına karar verilmiş, davalı şirket ticari defter ve belgeleri verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmadığı gibi, ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmemiştir.
Davalı vekili tarafından usulüne uygun şekilde yapılan ihtara rağmen ticari defter ve belgelerin verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunulmaması ve ticari defter ve belgelerin bulunduğu yerin verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirilmemesi sebebiyle, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelere delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılmalarına karar verilmiştir.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen ''12/04/2022 tarihli,... referans numaralı kalite şikayeti sonucu oluşan mal bedeli iadesi'' açıklamalı 18/10/2022 tarihli ve ... numaralı fatura, Kemalpaşa İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, talimat dosyası ile içeriğinde yer alan bilirkişi raporu ve sair deliller birlikte değerlendirilerek; davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki temizlik malzemesi alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete satıldığı iddia edilen temizlik malzemesi ürünlerinin davalı şirkete teslim edilip edilmediği, teslim olgusuna yönelik olarak davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde yazılı bir delil bulunup bulunmadığı, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde davacı şirkete ait olarak hesap ekstresi tutulup tutulmadığı, davalı şirket tarafından davacı şirkete ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ne kadar ödeme yapıldığı, davacı şirketin temizlik malzemesi ürünlerinin satışı ve teslimine ilişkin olarak davalı şirket adına düzenlediği faturalar ve hesap ekstresinden kaynaklı olarak davalı şirketten alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise ne kadar alacaklı olduğu, icra takibinde işletilen faiz oran ve miktarının usul ve yasa hükümlerine uygun olup olmadığının belirlenerek, talimat mahkemesine sunulan bilirkişi raporu da göz önünde bulundurularak düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 17/03/2025 havale tarihli raporunda sonuç olarak; davacı ... Ltd. Şti. firmasının davalı... A.Ş.'den, İzmir... İcra Dairesi ... Esas icra takibinde 15.12.2023 takip tarihi itibariyle 470.759,32-TL alacaklı olduğu, asıl alacağa 15.12.2023 takip tarihinden itibaren %16,75 Avans faizi talep edilebileceğini mütalaa etmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yıllarına ilişkin BA/BS formları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yıllarına ilişkin BA/BS formları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler. Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 17/03/2025 havale tarihli raporu ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasındaki temizlik malzemesi alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete satıldığı ve teslim edildiği iddia edilen ürünlere ilişkin olarak davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve ekstre kayıtlarından kaynaklanan alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 495.227,72-TL toplam alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, taraflar arasındaki temizlik malzemesi ürünlerine ilişkin alım satım ilişkisi olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan ürünlere ilişkin olarak düzenlenen faturaların davalı şirkete gönderildiği, faturaların davacı şirkete ait BS, davalı şirkete ait BA formlarında işlenmiş olarak mevcut olduğu, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde yer alan verilere göre davacı şirketin takip tarihi itibarıyla davalı şirketten 470.759,32-TL tutarında alacaklı olduğu, her ne kadar davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler davalı tarafça ibraz veya incelemeye hazır edilmemesi sebebiyle incelenememiş ise de, taraflara ait BA ve BS formlarının birbiri ile uyumlu olarak düzenlendiği ve birbirini doğruladığı, davanın dava değeri 470.759,32-TL olarak gösterilmek suretiyle ikame edildiği, bu kapsamda dava dilekçesindeki talebin yalnızca asıl alacak bedelinin 470.759,32-TL'sine yönelik olduğu, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatladığı kanaati ile ve alacağın faturaya dayanması sebebiyle likit mahiyette olduğu ve icra inkar tazminatı açısından yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla, açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Açılan davanın KABULÜ İLE,
1-Davalı.... Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin İTİRAZININ 470.759,32-TL asıl alacak bedeli yönünden İPTALİNE, İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 470.759,32-TL asıl alacak bedeli üzerinden, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca asıl alacağa %16,75 oranında ticari işlerde temerrüt faizi uygulanmak suretiyle devamına,
2-Alacak miktarı likit olduğundan takip konusu kabul edilen miktar olan 470.759,32-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı ...Sanayi Ticaret Anonim Şirketinden alınarak davacı...Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketine verilmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 32.157,56-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 5.563,26-TL harcın mahsubu ile bakiye 26.594,30-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 80,00-TL elektronik tebligat, 6,00-TL posta (KEP) masrafı, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti, 5.563,26-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 10.076,86-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 74.613,90-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 20/05/2025
Katip...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır