T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/57 Esas
KARAR NO : 2025/410
DAVA :Limited Şirketin, Haklı Sebep İddiasıyla TTK'nun 636(3) Maddesi Uyarınca Feshi İstemli
DAVA TARİHİ : 23/01/2024
KARAR TARİHİ : 30/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Limited Şirketin, Haklı Sebep İddiasıyla TTK'nun 636(3) Maddesi Uyarınca Feshi İstemli davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkili ile diğer ortaklar... tarihli kararla şirket müdürü olarak seçildiklerini, diğer iki ortağın yurt dışında yaşayan yabancı ülke vatandaşı olup, ortakların Türkiye'de iş yapmak üzere anlaşmalarına rağmen şirketin kurulmasından sonra yabancı ortakların yurt dışına çıktıklarını ve faaliyetten vazgeçtiklerini söylediklerini, 10 yıldır ülkeye gelmedikleri gibi müvekkilinin ortaklara hiçbir şekilde ulaşamadığını, Türkiye'de faaliyet göstermek üzere kurulan şirketin hiçbir işlem yapmadığını, müvekkilinin tek başına faaliyet gösteremeyeceğini, şirket merkezi konusunda ortakların anlaşamaması nedeniyle vergi dairesinde kayıt işlemi dahi yapılmadığını, müvekkilinin emekli olmak için SGK'ya başvuru yaptığında kendisine aktif bir şirket ortaklığı bulunduğunun söylenmesi üzerine şirketten haberdar olduğunu, kurulduğu tarihten itibaren hiçbir faaliyeti bulunmayan ve ortaklarının birbirleri ile iletişimi ve güveni kalmayan şirketin faaliyet göstermesinin söz konusu olmadığını, TTK'nun 549(4).maddesinde ortaklar arası güven ve iş birliğini zedeleyen davranışların şirketin feshi için haklı neden sayıldığını bildirmiş, davalı şirketin haklı sebeplerle feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı şirket temsil kayyımı 08.04.2025 tarihli cevap dilekçesinde; davacının, davasını ispat etmek zorunda olup, şirketin tasfiyesiz feshinin mümkün olmadığını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava; davalı limited şirketin, TTK'nun 636(3).maddesi uyarınca haklı sebeplerin varlığı iddiası ile feshi istemine ilişkindir.
TTK'nun 636(3).maddesinde; haklı sebeplerin varlığında her ortağın, mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin istem yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen kabul edilebilir bir diğer çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir. Aynı maddenin son fıkrasında ise sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.
Ticaret sicil kayıt örneğinden; limited şirket niteliğindeki davalı şirketin, davacı ve dava dışı iki yabancı ülke vatandaşı ortak tarafından kurularak 11/04/2012 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, dava dışı yabancı ortakların her birinin 980/2000, davacının ise 40/2000 pay oranları ile ortak oldukları, ana sözleşmede şirketin 50.000,00 TL sermayeli olarak kurulmasına karar verilip, şirket sermayesinin %25'inin en geç üç ay içinde, kalanın 31/12/2012 tarihinde ödenmesinin ve tüm ortakların ilk 10 yıl için şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduklarının kararlaştırıldığı, ortakların şirketi temsil yetkilerinin 11/04/2022 tarihinde sona ermesine rağmen şirket yöneticisinin seçilmemesi nedeniyle bu tarihten itibaren şirketin organsız kaldığı gibi, kuruluşundan sonra hiçbir genel kurul toplantısı yapılmadığı görülmüştür.
Dava tarihi itibariyle şirketin organsız olması nedeniyle temsil edilememesine bağlı olarak temsilinin sağlanması için davacı tarafa, temsil kayyımı atanması konusunda süre verilmiş, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında ... temsil kayyımı atanmış, temsil kayyımına tebligat yapılarak davalı şirketin temsili sağlanmıştır.
Vergi dairesine yazılan müzekkereye verilen 05/04/2024 tarihli cevapta; davalı şirketin herhangi bir vergi kaydının bulunmadığı bildirilmiştir.
Davacı tanığı ... yeminli beyanında; mali müşavir olarak çalıştığını, davacı ve yanında Hollanda vatandaşı üç ortak ile birlikte 4 kişinin ofisine geldiklerini, telefonla hizmet veren bir şirket kuracaklarını söylediklerini, o gün için 50-60 kişinin çalışabileceği bir ofis aradıklarını, yer sahibi ile ön anlaşma yaptıklarını, şirketin kuruluşunun yapılarak tescilinin yapıldığını, vergi dairesinin, ortaklardan bazılarının yabancı olması nedeniyle bazı sorunlar çıkardığını, iş yeri sahibinin de fazlaca teminatlar istemeye başladığını, bunun üzerine yabancı ortakların bu kadar bürokrasi ile iş yapılmayacağını söyleyerek gittiklerini, bir daha da kendilerine ulaşamadıklarını, şirketin yalnız sicile kaydedilerek kaldığını, bunun dışında vergi dairesi, SGK gibi hiçbir kurumda bir mükellefiyetinin doğmadığını, şirketin adresi bildirilse de kiralanması düşünülen yerin kiralanmadığını, şirketin herhangi bir mal varlığının olmadığı gibi sermayesinin de olmadığını bildirmiştir.
Dava dilekçesinde dile getirilen davalı şirketin feshini gerektiren haklı sebepler; şirketin ticaret siciline tescilinin yapılmasından sonra hiçbir faaliyetinin olmadığı, vergi mükellefiyetinin dahi oluşturulmadığı, defter ve kayıtlarının tutulmadığı, sicile kayıtlı faaliyeti konusunda hiçbir faaliyetinin bulunmadığı, ortakların bir araya gelmediği ve bir araya gelmelerinin mümkün bulunmadığı, ortaklar arasında güven ilişkisinin ve iletişimin tesis edilmediği, şirketin sermayesinin dahi temin edilmediği ve şirketin amacını gerçekleştirmesi imkanının bulunmadığına ilişkindir.
Davalı temsil kayyımı tarafından somut bir savunmada bulunulmamıştır. Vergi dairesinin yazısı, tanık beyanı, dava dilekçesindeki anlatımlar ve dosyada toplanan tüm deliller ile; davalı şirketin vergi mükellefiyeti olmadığı ve ticari defter ve kayıtlarının hiç tutulmadığı anlaşılmıştır. Davalı şirkete ait defter ve kayıtların tutulmaması, davalı tarafça savunmaya ilişkin somut maddi vakıaların ileri sürülmemesi, dosyada toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişi incelemesi yapılmasının dosyaya ve verilecek hükme bir katkı sağlamayacağı açık ve anlaşılır olmakla, bilirkişi incelemesi yapılmaksızın davacı tarafça sunulan ve bildirilen tüm deliller, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıt örnekleri, tanık beyanı, ilgili yasal mevzuat ve yerleşmiş yargı kararları birlikte değerlendirilerek uyuşmazlık çözülmüştür.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, ticaret sicil kayıt örnekleri ve tanık beyanı birlikte değerlendirildiğinde; davalı limited şirketin 11/04/2012 tarihinde üç ortaklı olarak kurularak ticaret siciline tescil edildiği, dava dışı yabancı ortakların her birinin 980/2000, davacının ise 40/2000 pay oranları ile ortak oldukları, ana sözleşmede şirketin 50.000,00 TL sermayeli olarak kurulmasına karar verilip, şirket sermayesinin %25'inin en geç üç ay içinde, kalanın 31/12/2012 tarihinde ödenmesinin ve tüm ortakların ilk 10 yıl için şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduklarının kararlaştırıldığı, ortakların şirketi temsil yetkilerinin 11/04/2022 tarihinde sona ermesine rağmen şirket yöneticisinin seçilmemesi nedeniyle bu tarihten itibaren şirketin organsız kaldığı, ana sözleşmede taahhüt edilen sermayenin ortaklar tarafından ödenmediği gibi şirketin vergi mükellefiyetine ilişkin kaydının dahi yapılmadığı, şirket merkezi belirlenmiş ve tescil edilmiş ise de, şirketin faaliyet gösterdiği bir adresinin olmadığı, şirketin kuruluşundan sonra hiçbir genel kurul toplantısı yapılmadığı, şirket ortakları arasında kuruluşundan sonra iletişimin kesildiği, ortakların şirketin faaliyeti konusunda bir çaba göstermedikleri, şirketin kuruluşundan dava tarihine kadar geçen yaklaşık 12 yıllık süre içinde şirketin faaliyet amacına uygun hiçbir işlem yapmadığı göz önünde tutulduğunda, faaliyet amacını gerçekleştirmesinin mümkün bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde, TTK'nun 636(3).maddesinde şirketin haklı sebeple feshini gerektirecek nitelikte ve yeterlilikte haklı sebeplerin oluştuğu, davacı dışındaki diğer ortakların da, şirketin faaliyetine devam etmesi konusunda bir istek ve arzularının bulunduğuna ilişkin dosyada bir delil toplanmaması nedeniyle şirketin fesih ve tasfiyesi konusunda yasal koşulların oluştuğu, davacının bu konudaki iddialarını kanıtladığı dikkate alınarak, davanın kabulü ile davalı şirketin feshi ve tasfiyesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerektirici Nedenlerle:
1-Davanın KABULÜ ile;
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün Merkez -... sicil nosunda kayıtlı, SSGİ Kurumsal Destek Hizmetleri Ltd. Şti'nin TTK'nun 636 (3) maddesi hükmü uyarınca haklı sebeple fesih ve tasfiyesine,
Tasfiye işlemlerini başlatıp sonuçlandırmak üzere bilirkişi listesinde yer alan mali müşavir... TTK'nun 643. maddesinin yollaması ile 536 (3) maddesi uyarınca tasfiye memuru olarak atanmasına,
Şirketin mali durumu dikkate alınarak, yapılacak işin kapsamı ve niteliğine göre gerektiği takdirde ileride arttırılıp eksiltmek kaydıyla tasfiye süreci devam ettiği sürece tasfiye memuruna toplam 12.000,00 TL ücret takdirine,
Tasfiye memuru ücretinin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına,
Tasfiye masrafları olarak 10.000,00 TL'nin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına,
Şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin Mahkememiz kararının kesinleşmesi ile davacı tarafça tasfiye memuru ücreti ve tasfiye masraflarının yatırılmasından sonra tasfiye memuruna kararın ve görevinin tebliğine,
Kararın kesinleşmesi halinde tescil ve ilanına,
Tescil ve ilan masraflarının ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL başvurma harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın indirilmesi ile geriye kalan 187,80 TL harcın, davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı yararına takdir edilen 30.000 TL maktu vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç, 65,00 TL altı adet elektronik tebligat gideri, 360,00 TL üç adet posta gideri, 1,75 TL bir adet kep reddiyatından oluşan toplam 1.281,95 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Davacı vekili ile davalı temsil kayyımının yüzüne karşı HMK'nun 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/04/2025
Başkan ...
e-imza
Üye...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip...
e-imza