T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/606
KARAR NO : 2025/191
DAVA : Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 26/07/2024
KARAR TARİHİ : 25/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01/09/2023 yürürlülük tarihli Kar Payı Dağıtım Protokolü imzalandığını, bu protokole göre davalı şirketin davacıya her ay 75.000,00-TL Kar Payı Avansı ve her yılın Temmuz ayında %4,5 ve Aralık ayında %4,5 olmak üzere toplam %9 şirket yıllık net karından ödeme yapacağını, müvekkiline protokol imzalandıktan sonra bir süre düzenli ödeme yapıldığını ancak Nisan 2024'ten beri ödemelerin yapılmadığını, bunun üzerine davalı şirkete Urla ... Noterliğinin 09.05.2024 tarihli... Numaralı ihtarname gönderildiğini, davalı şirketin ise, Büyükçekmece .... Noterliğinin 17.05.2024 tarihli... numaralı ihtarname ile cevap verildiğini, bu cevaba göre davalı işverenin sözleşmenin geçerli olmadığını, zaten hiçbir zaman ödeme yapılmadığını ve kar payı dağıtımına ilişkin kararın Genel Kurul tarafından alınması gerektiğini beyan ettiğini, davacı müvekkilinin ve davalı şirket Yönetim Kurulu Üyesi...'in 30.10.2023 tarihinde anlaşmalı olarak boşandıklarını, birlikte çalışarak davalı şirketi kurduklarını, müvekkilinin kuruluş aşamasında sermaya ihtiyacı nedeniyle kendi gayrimenkulünü satmak zorunda kaldığını, Gümrük Müşavirlik Şirketlerinde ortak olabilmek için özel koşulların gerektiğini, müvekkilinin ve...'in böyle bir yeterliliği olmadığı için, müvekkilinin ve eski eşi...'in sermaye onlara ait olmasına rağmen şirkette hissedar olarak görünmediklerinin, oysa arka aplanda...'in gizli ortak olarak şirketi yönettiğini, dava konusu Kar Payı Dağıtım Protokolünün...yetkilileri tarafından imzalandığını ve şirket kaşesi ile kaşelendiğini, ayrıca Şirket Yöneticisi konumunda bulunan bazı isimler tarafından da Şahit sıfatıyla imzalandığını, böylece sözleşmenin müvekkili için güvenilir hale geldiğini garanti altına aldığnı düşünerek boşanma aşamasında eşinden alabileceği şirket hisselerinin değeri, kar payı, gayrimenkuller ve tazminatlardan vazgeçtiğini, bir sözleşmeye imza atan şahitlerin normal şartlarda sözleşmeye sadece tanıklık ettiklerinin kabul edileceğini, ancak tanıkların sözleşmenin yerine getirilmesi noktasında sorumluluklarına gidilebilmesinin tek istisnasının bu kişilerin aynı zamanda şirket yöneticisi konumunda olmaları olduğunu, onların bu sözleşmenin geçerli olup olmadığını bilebilecek durumda olduklarını oysa müvekkili tacir olmadığından bunu bilmek zorunda olmadığını ve bu anlamda iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, davalı şirketin sözleşmeden sorumlu olduklarını, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, davalı şirkete kayyum atanmasına, alacağın belirlenip, ihtarname tarihinde muaccel olan alacakların ihtarname tebliğ tarihinden itibaren, takip eden aylarda muaccel olan alacakların muacceliyet tarihinden itibaren işleycek yasal faiz ile birlikte müvekkiline ödenmesine, dava konusu sözleşmeden davalı şirketin sorumluluğunun tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin merkezi Beylikdüzü/İstanbul olması nedeniyle yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davaya konu imzalanan protokolün davalı şirket açısından bağlayıcı olmadığını, protokolde şirketin imza sirkülerine uygun bir imza kurgusunun bulunmadığını, TTK'nın 371/3 md. hükmü dikkate alındığında, bir an için Şirketin imza sirkülerinde ve iç yönergesinde yapılan temsil sınırlamalarının iyiniyetli üçüncü kişileri bağlamayacağı, bu sebeple protokolün şirketi bağladığı iddia edilebilir ise de; protokolün karşı tarafı olan davacı ..., Şirketin Genel Müdürü olan...in eski eşi olup, boşanma aşamasında bir şart olarak protokolü kullandığını ve dahası şirketin yöneticileri ile ilgili illegal yollardan ele geçirdiği bazı kişisel verileri ifşa etmekle tehdit ederek bu protokolün imzalanmasını sağladığı gerçeği birlikte dikkate alındığında, hukuken...n iyiniyetli üçüncü kişi olarak kabul edilemeyeceği ortada olduğunu, davacı tarafın dilekçesinde bahsettiği evliliğin bitişi aşaması ile ilgili beyanlarından, Kar Payı Dağıtım Protokolü'nün zorla imzalatıldığı yönündeki iddiaları ile örtüştüğünü, davacı tarafın iyiniyetli 3.kişi zırhına sığınmaya çalışmış ise de iddialarını, davacının şirkette yürüttügü Pazarlama Müdürlügü görevinde çalıştığını beyan ederek, yine kendi beyanları ile çürüttüğünü, zira şirkette tüm çalışanlar ile yakın temas halinde olup, kimin hangi görevi yürüttüğünü bildiğini, davalı şirketin bu protokolün konusu olan kar payı ödemesiyle ilgili bir genel kurul kararı almadığını, bu nedenle protokolde düzenlenen kar payı ödeme taahhüdünün hukuken şirketi bağlamadığını, davacının davalı şirketten kendi isteği ile emekli olmasına rağmen emeklilikten sonra ara verdiği dönem için sigorta tespit davası açarak, şirketi zorlamak için hukuki olmayan yollara başvurduğunu, davacının bu davayı açma hakkı bulunmadığını, ...e ödenmesi taahhüt edilen kar payı avansı bakımından da protokolün, Kanunun açık hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, davacının işbu protokole dayanarak şirketten kar payı avansı talep edemeyeceğini, davalı şirketin kayyum atanmasını gerektirecek bir durumla ilgili olmadığını, davacının şirket ortığı olmadığı için böyle bir talepte de bulunamayacağını beyan etmekle, davanın yetkisizliğine, usulden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-Davacıya ait vukuatlı nüfus aile örneği,
3-İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ...Soruşturma sayılı soruşturma dosyası,
4-Bakırköy.... İş Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası,
5-Bakırköy.... İş Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası,
6-Urla ... Noterliğinin 09/05/2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile ihtarnamenin muhataba tebliğine ilişkin tebligat evrakı,
7-Büyükçekmece... Noterliğinin 17/05/2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile ihtarnamenin muhataba tebliğine ilişkin tebligat evrakı,
8-Davalı şirkete ait kuruluşundan beri şirketin ortak ve temsilcilerini gösterir ticaret sicil kayıtları,
9-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, taraflar arasında tanzim olunan ve imzalanan 29/03/2023 tarihli tanzim 01/09/2023 yürürlük tarihli Kar Payı Dağıtım Protokolü başlıklı sözleşme çerçevesinde, davalı şirket tarafından davacıya her ay 75 000,00-TL Kar Payı Avansı ve her yılın Temmuz ayında %4,5 ve Aralık ayında %4,5 olmak üzere toplamda %9 oranında şirketin yıllık net karı mukabilinde yapılması kararlaştırılan ödemelerin 2024 yılı Nisan ayından beri ödenmediği, ... Ve Dış Ticaret Anonim Şirketinin bir aile şirketi olup eşler ve hatta ortak çocukların şirketin kuruluşundan itibaren şirketin Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlı çalışanı oldukları, aile bireylerinin müdür konumunda olduğu, ailenin özel hayatında kullandığı araçların da şirkete ait olduğu, davacı ... ve davalı şirket yönetim kurulu üyesi ...'in 30.10.2023 tarihinde 33 yıllık evliliklerini anlaşmalı şekilde sonlandırmaları çerçevesinde düzenlenen Anlaşmalı Boşanma Protokolünde bile boşanma sonrası davacının ... Ve Dış Ticaret Anonim Şirketine ait aracı kullanmaya devam edeceği ve tüm masrafların davalı şirket tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığı,... ... Ve Dış Ticaret Anonim Şirketinin gizli ortaklığı olmasa, bu şekilde davalı şirketin malvarlığı üzerinde tasarruf edemeyeceği ve böyle bir taahhütte de bulunamayacağı, dava konusu Kar Payı Dağıtım Protokolünün ... Ve Dış Ticaret Anonim Şirketi yetkilileri tarafından imzalandığı ve şirket kaşesi ile kaşelendiği, ayrıca şirket yöneticisi konumunda bulunan bazı isimler tarafından da şahit sıfatıyla imzalandığı, sözleşmenin diğer tarafı olan davacı iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğundan ve şirket yetkililerinin verdiği izlenimin dava konusu sözleşmeyi imzalamaya yetkili oldukları yönünde yorumlanmasının hayatın olağan akışına uygun olduğundan, şirket olarak sözleşmeden sorumlu oldukları, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre Kar Payı Dağıtımı ile ilgili her ne kadar Genel Kurul karar verse de, Yönetim Kurulunun her zaman teklif verebileceği, bu konuda herhangi bir girişimin bile söz konusu olmadığı, yönetim kurulu üyeleri ve genel kurul üyelerinin neredeyse aynı kişiler olduğu, davalı şirketin patron şirketi şeklinde yönetildiğinden bahisle, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı ... Ve Dış Ticaret Anonim Şirketini bağlar nitelikte olduğunun tespiti, davacının taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan alacağının, ihtarname tarihinde muaccel olan bedeller yönünden ihtarname tebliğ tarihinden itibaren, takip eden aylarda muaccel olan alacaklar yönünden ise muacceliyet tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesinde; ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasında tanzim olunan ve imzalanan 29/03/2023 tarihli tanzim 01/09/2023 yürürlük tarihli Kar Payı Dağıtım Protokolü başlıklı sözleşme çerçevesinde, davalı şirket tarafından davacıya her ay 75 000,00-TL Kar Payı Avansı ve her yılın Temmuz ayında %4,5 ve Aralık ayında %4,5 olmak üzere toplamda %9 oranında şirketin yıllık net karı mukabilinde yapılması kararlaştırılan ödemelerin 2024 yılı Nisan ayından beri ödenmediği, ... Ve Dış Ticaret Anonim Şirketinin bir aile şirketi olup eşler ve hatta ortak çocukların şirketin kuruluşundan itibaren şirketin Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlı çalışanı oldukları, aile bireylerinin müdür konumunda olduğu, ailenin özel hayatında kullandığı araçların da şirkete ait olduğu, davacı ... ve davalı şirket yönetim kurulu üyesi ...'in 30.10.2023 tarihinde 33 yıllık evliliklerini anlaşmalı şekilde sonlandırmaları çerçevesinde düzenlenen Anlaşmalı Boşanma Protokolünde bile boşanma sonrası davacının ... Ve Dış Ticaret Anonim Şirketine ait aracı kullanmaya devam edeceği ve tüm masrafların davalı şirket tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığı,... ... Ve Dış Ticaret Anonim Şirketinin gizli ortaklığı olmasa, bu şekilde davalı şirketin malvarlığı üzerinde tasarruf edemeyeceği ve böyle bir taahhütte de bulunamayacağı, dava konusu Kar Payı Dağıtım Protokolünün ... Ve Dış Ticaret Anonim Şirketi yetkilileri tarafından imzalandığı ve şirket kaşesi ile kaşelendiği, ayrıca şirket yöneticisi konumunda bulunan bazı isimler tarafından da şahit sıfatıyla imzalandığı, sözleşmenin diğer tarafı olan davacı iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğundan ve şirket yetkililerinin verdiği izlenimin dava konusu sözleşmeyi imzalamaya yetkili oldukları yönünde yorumlanmasının hayatın olağan akışına uygun olduğundan, şirket olarak sözleşmeden sorumlu oldukları, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre Kar Payı Dağıtımı ile ilgili her ne kadar Genel Kurul karar verse de, Yönetim Kurulunun her zaman teklif verebileceği, bu konuda herhangi bir girişimin bile söz konusu olmadığı, yönetim kurulu üyeleri ve genel kurul üyelerinin neredeyse aynı kişiler olduğu, davalı şirketin patron şirketi şeklinde yönetildiğinden bahisle, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı ... Ve Dış Ticaret Anonim Şirketini bağlar nitelikte olduğunun tespiti, davacının taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan alacağının, ihtarname tarihinde muaccel olan bedeller yönünden ihtarname tebliğ tarihinden itibaren, takip eden aylarda muaccel olan alacaklar yönünden ise muacceliyet tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, her ne kadar kar payı alacağına ilişkin ise de davacının davalı şirketin ortağı olmadığı gözetildiğinde şirket ortaklığının bulunmaması sebebiyle davanın mutlak ticari dava vasfı taşımadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında ise davalının ticaret şirketi olduğu ve tacir sıfatının bulunduğu, ancak davacının gerçek kişi olduğu, davacının ticari işletmesi bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin davacının işletmesi ile ilgili olup olmadığı, davacının işletmesinin ticari işletme vasfında olup olmadığı ve bu itibarla davalının tacir sayılıp sayılmayacağının tespiti açısından değerlendirme yapıldığında, esasen davaya dayanak sözleşmenin davacı ... ve davalı şirket yönetim kurulu üyesi...'in anlaşmalı şekilde sonlandırmaları çerçevesinde düzenlendiği, davacının evli olduğu dönemde davalı şirketin pazarlama müdürü olarak çalıştığını beyan ettiği, tacir sıfatını haiz olmadığı, ticari işletmesinin bulunmadığı, boşanma sebebiyle imzalandığı belirtilen dava konusu sözleşmeden kaynaklı olarak, davalı şirketin ortağı olmayan üçüncü kişi sıfatı ile protokolden kaynaklı kar payı alacağı talep ettiği, belirtilen gerekçeler dahilinde ticari işletmesi bulunmaması yanında davaya dayanak sözleşmenin ve dava konusu alacak talebinin davacı açısından ticari mahiyette bulunduğunun kabulünün mümkün olmadığı anlaşılmakla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmıştır.
Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin 08/10/2019 tarih ve... Karar sayılı ilamında aynen; ''.....Dosya kapsamında, her ne kadar davacı tacir ise de, davalının gerçek kişi olduğu ve tacir olmadığı ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı, takibinin cari hesap extresine dayalı ilamsız takip olmasına göre uyuşmazlığın, asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.....'' denilerek, mutlak ticari davalardan olmayan ve taraflardan birinin tacir vasfının bulunmadığı durumlarda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu belirtilmiştir.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesinde mahkemenin görevli olması da dava şartları arasında sayılmıştır.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davacıya ait vukuatlı nüfus aile örneği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı soruşturma dosyası, Bakırköy.... İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, Bakırköy.... İş Mahkemesinin...Esas sayılı dosyası, Urla ... Noterliğinin 09/05/2024 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarname ile ihtarnamenin muhataba tebliğine ilişkin tebligat evrakı, Büyükçekmece... Noterliğinin 17/05/2024 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarname ile ihtarnamenin muhataba tebliğine ilişkin tebligat evrakı, davalı şirkete ait kuruluşundan beri şirketin ortak ve temsilcilerini gösterir ticaret sicil kayıtları ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasında tanzim olunan ve imzalanan 29/03/2023 tarihli tanzim 01/09/2023 yürürlük tarihli Kar Payı Dağıtım Protokolü başlıklı sözleşme çerçevesinde, davalı şirket tarafından davacıya her ay 75 000,00-TL Kar Payı Avansı ve her yılın Temmuz ayında %4,5 ve Aralık ayında %4,5 olmak üzere toplamda %9 oranında şirketin yıllık net karı mukabilinde yapılması kararlaştırılan ödemelerin 2024 yılı Nisan ayından beri ödenmediği, ... Ve Dış Ticaret Anonim Şirketinin bir aile şirketi olup eşler ve hatta ortak çocukların şirketin kuruluşundan itibaren şirketin Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlı çalışanı oldukları, aile bireylerinin müdür konumunda olduğu, ailenin özel hayatında kullandığı araçların da şirkete ait olduğu, davacı ... ve davalı şirket yönetim kurulu üyesi ...'in 30.10.2023 tarihinde 33 yıllık evliliklerini anlaşmalı şekilde sonlandırmaları çerçevesinde düzenlenen Anlaşmalı Boşanma Protokolünde bile boşanma sonrası davacının ... Ve Dış Ticaret Anonim Şirketine ait aracı kullanmaya devam edeceği ve tüm masrafların davalı şirket tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığı,... ... Ve Dış Ticaret Anonim Şirketinin gizli ortaklığı olmasa, bu şekilde davalı şirketin malvarlığı üzerinde tasarruf edemeyeceği ve böyle bir taahhütte de bulunamayacağı, dava konusu Kar Payı Dağıtım Protokolünün ... Ve Dış Ticaret Anonim Şirketi yetkilileri tarafından imzalandığı ve şirket kaşesi ile kaşelendiği, ayrıca şirket yöneticisi konumunda bulunan bazı isimler tarafından da şahit sıfatıyla imzalandığı, sözleşmenin diğer tarafı olan davacı iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğundan ve şirket yetkililerinin verdiği izlenimin dava konusu sözleşmeyi imzalamaya yetkili oldukları yönünde yorumlanmasının hayatın olağan akışına uygun olduğundan, şirket olarak sözleşmeden sorumlu oldukları, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre Kar Payı Dağıtımı ile ilgili her ne kadar Genel Kurul karar verse de, Yönetim Kurulunun her zaman teklif verebileceği, bu konuda herhangi bir girişimin bile söz konusu olmadığı, yönetim kurulu üyeleri ve genel kurul üyelerinin neredeyse aynı kişiler olduğu, davalı şirketin patron şirketi şeklinde yönetildiğinden bahisle, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı ... Ve Dış Ticaret Anonim Şirketini bağlar nitelikte olduğunun tespiti, davacının taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan alacağının, ihtarname tarihinde muaccel olan bedeller yönünden ihtarname tebliğ tarihinden itibaren, takip eden aylarda muaccel olan alacaklar yönünden ise muacceliyet tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, her ne kadar kar payı alacağına ilişkin ise de davacının davalı şirketin ortağı olmadığı gözetildiğinde şirket ortaklığının bulunmaması sebebiyle davanın mutlak ticari dava vasfı taşımadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında ise davalının ticaret şirketi olduğu ve tacir sıfatının bulunduğu, ancak davacının gerçek kişi olduğu, davacının ticari işletmesi bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin davacının işletmesi ile ilgili olup olmadığı, davacının işletmesinin ticari işletme vasfında olup olmadığı ve bu itibarla davalının tacir sayılıp sayılmayacağının tespiti açısından değerlendirme yapıldığında, esasen davaya dayanak sözleşmenin davacı ... ve davalı şirket yönetim kurulu üyesi...'in anlaşmalı şekilde sonlandırmaları çerçevesinde düzenlendiği, davacının evli olduğu dönemde davalı şirketin pazarlama müdürü olarak çalıştığını beyan ettiği, tacir sıfatını haiz olmadığı, ticari işletmesinin bulunmadığı, boşanma sebebiyle imzalandığı belirtilen dava konusu sözleşmeden kaynaklı olarak, davalı şirketin ortağı olmayan üçüncü kişi sıfatı ile protokolden kaynaklı kar payı alacağı talep ettiği, belirtilen hususlar çerçevesinde ticari işletmesi bulunmaması yanında davaya dayanak sözleşmenin ve dava konusu alacak talebinin davacı açısından ticari mahiyette bulunduğunun kabulünün mümkün olmadığı, açıklanan gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, dava şartlarının bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/02/2025
Katip...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır