T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/647
KARAR NO : 2025/18
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/08/2024
KARAR TARİHİ : 09/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında cari hesaba dayalı ticari ilişki bulunduğunu, davalı borçlunun müvekkilinden 22.02.2023 tarihli,... fatura numaralı, "Fiyat Farkı" açıklamalı, 5.000,00-TL bedelli, 22.02.2023 tarihli,... fatura numaralı, "..." açıklamalı, 618.831,55-TL bedelli, 22.05.2023 tarihli,... Fatura numaralı, "Kur Farkı Bedeli " açıklamalı, 14.198,85-TL bedelli, 04.07.2023 tarihli, ... Fatura numaralı, "... " 400 adet, "... Kapağı 2M B.Füme" 100 adet, "... Füme" 70 adet, "... 70 çerçeve B.Füme", 70 adet açıklamalı toplam 105.000,45-TL bedelli, 09.01.2024 tarihli, ... fatura numaralı, "... 2 " açıklamalı, 89.775,46-TL bedelli faturalarda görülen çeşitli ürünler ve hizmetler satın aldığını, davalının satın ve teslim aldığı bu ürünlerin ve hizmetlerin karşılığı olarak davalının Denizbank'ta bulunan hesabından müvekkilinin... Bankası TR... IBAN numaralı hesabına farklı tarihlerde ve kısım kısım olarak toplam 727.805,86-TL ödeme yaptığını, müvekkilin davalıya kestiği faturaların bedellerinin toplamı ise 832.806,31-TL olduğunu, davalının 105.000,45-TL cari hesap borcu bulunduğunu, borcun tahsili amacıyla İzmir ... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasıyla davalı aleyhinde icra takibi başlatıldığını, davalının 13.05.2024 tarihinde borcun tamamına ve ferilerine itiraz ettiğinden takibin durdurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, davanın kabulü ile, İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile asıl alacak olan 105.000,45-TL'nin ve borçlunun temerrüde düştüğü tarihten itibaren asıl alacağa işleyecek avans faizin davalı borçludan alınarak alacaklı müvekkiline ödenmesine, haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmesi nedeniyle davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesinini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin merkezinin Ankara'da bulunması sebebiyle yetki mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen hususların mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu olayda otomasyon işlemlerinin davacı tarafça kusurlu olarak gerçekleştirildiğini, müvekkili şirket tarafından otel açılışı 2023 yılının ortalarına doğru planlanmasına rağmen inşaat sıkıntılarından kaynaklı olarak Ocak 2024 tarihinde açılışının yapıldığını, otel açılışından sonra da otomasyon sıkıntılarının yaşandığını ve bu olumsuzlukların hala devam ettiğini, yaşanan sorunlardan dolayı birçok odanın kullanıma kapalı kaldığını ve bu odalardan sağlanacak gelirlerden mahrum kalındığını, odaların günlük fiyatı 85 EUR olup, mahrum kalınan meblağ da göz ününe alındığında müvekkiil şirketin ciddi bir mağduriyet yaşadığını, davacı tarafından hizmet ayıplı olarak ifa edilmiştir ve ayıp nedeniyle sorumluluğunun bulunduğunu, firma yetkilileri ile birçok kez iletişime geçildiğini, sorunların bildirildiğini, firmadan yetkililer gelip ilgilenilse dahi otomasyondan kaynaklı problemlerin tam anlamıyla çözülemediğini, bu sebeple otomasyon sisteminin sorunsuz teslim edildiğine dair tutanak dahilinde bahsi geçen icra dosyasına konu 105.000,45-TL ödemenin bekletildiğini, müvekkilinin haklı nedenle öne sürmüş olduğu bu gerekçelerin ödemezlik defi olarak kabul edilmesinin gerektiğini, davacı şirketin üzerine düşen edimlerin çoğunu ifa etmemiş kalan edimleri ise hatalı ve usulüne uygun olmayacak şekilde özen yükümlülüğüne aykırı olarak yerine getirdiğini, davacı şirket tarafından oluşturulan faturanın, davacı yanın faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmeti yapmış olduğu anlamına gelmeyeceğini, davacının ikame ettiği işbu dava yukarıda açıklandığı üzere haksız olup müvekkilinin haklı itirazı karşısında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmayacağını beyan etmekle, yetki itirazının kabulüne ile davanın usulden reddine, müvekkili şirket hakkında açılan iş bu haksız davanın esastan reddine, %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-İzmir ... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası,
3-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
4-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
5-Davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yılına ilişkin BA/BS formları,
6-Davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yılına ilişkin BA/BS formları,
7-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, taraflar arasındaki otel otomasyon hizmeti ilişki çerçevesinde var olan ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete verilen otel otomasyon hizmetine binaen davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı ... Limited Şirketi olduğu, borçlunun davalı... Anonim Şirketi olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 105.000,45-TL toplam alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalının süresinde yapmış olduğu itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, işin yapıldığı yer ve şirket merkezinin Ankara ilinde olduğundan bahisle yetki ilk itirazında bulunduğu görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 5. maddesinde; "Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bu Kanundaki hükümlere tabidir." hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. maddesinde; ''Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir." hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 10. maddesinde ise; ''Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Yetki itirazının ileri sürülmesi usulü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 19. maddesinde; "Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir.
Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.
Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir.
Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." şeklinde belirlenmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yılına ilişkin BA/BS formları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yılına ilişkin BA/BS formları ile sair deliller ile birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu uyuşmazlığın taraflar arasındaki otel otomasyon hizmeti ilişki çerçevesinde var olan ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete verilen otel otomasyon hizmetine binaen davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 105.000,45-TL toplam alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalının süresinde yapmış olduğu itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, borçlu vekili tarafından davalı şirketin şirket merkezinin Ankara İlinde bulunduğundan bahisle mahkememizin yetkisine itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 50. maddesinde para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağının, ayrıca takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesinin de takibe yetkili olduğunun düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinde genel yetkili mahkemenin davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunun belirtildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğinin belirtildiği, ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinde taraflar arasında aksine bir anlaşmanın bulunmaması durumunda para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinin düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 19/2. maddesinde ise yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazında bulunan tarafın yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerektiğinin, aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacağının belirlendiği, davaya dayanak alacağın taraflar arasındaki ilişiki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturadan ve cari hesaptan kaynaklanan para alacağı olduğu, dava tarihi itibarıyla davalı şirketin merkez adresinin Ankara İlinde bulunduğu görülmekte ise de, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayanak sözleşmenin ifa edildiği yer olan davalı şirkete ait otelin adresinin Ankara İli, Çankaya ilçesinde bulunduğu dikkate alındığında sözleşmenin Ankara İlinde ifa edildiği, eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığı, bu kapsamda davalı vekilinin yetki ilk itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla, mahkememizin yetkili olmadığı, yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri adresi olan Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, mahkememizin yetkisizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesi ve 10. maddesi hükümleri gereğince davaya konu uyuşmazlığın çözümü açısından Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu anlaşılmakla, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereğince, tarafların yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda, dosyanın yetkili ANKARA NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-Yargılama giderlerinin yetkili mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
09/01/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır