T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/748 Esas
KARAR NO : 2025/430
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/09/2024
KARAR TARİHİ : 13/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29.11.2023 tarihinde ... mülkiyeti müvekkiline ait... plakalı aracın çarpışması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, meydana gelen trafik kazasında ...cın ZMMS poliçesi ile... Anonim Şirketi tarafından teminat altına alınmış olan zararlar kapsamında sigorta şirketine değer kaybı bedeli için 02.01.2024 tarihinde vekaleten başvuru yapıldığını ancak değer kaybına dair herhangi bir ödeme yapılmadığını, kaza sebebiyle müvekkilinin aracında oluşan ve karşılanmayan değer kaybı bedelinin davalıdan tahsilinin gerektiğini belirterek dava konusu kazadaki kusur durumuna göre isabet eden talep edilebilir tazminat tutarının yargılama sırasında toplanan delillerle (özellikle bilirkişi incelemesi ile) aydınlanacağı dikkate alınarak HMK m. 107 kapsamı dikkate alınarak talep ve davaya ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkiline ait araçta oluşan değer kaybı zararına mahsuben şimdilik 50,00-TL’nin davalı sigorta şirketinden poliçe limitiyle sınırlı kalmak kaydıyla temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline, dava nedeniyle sarf edilen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan... plakalı aracın müvekkil ... A.Ş. tarafından 31.05.2023/2024 tarihlerini kapsayan... numaralı Karayolları Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalanmış olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu,...sayılı dosyasında verilen karar gereğince davanın açılabilmesi için usule ilişkin eksikliğin giderilmesi gerektiğini, davacının KTK md.97 gereği müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapmadığını, davacı tarafın aracının...’dan kasko sigortası ile sigortalı olduğunu, araçta meydana gelen hasarın... tarafından karşılandığını ve taraflarına 38.937,58- TL hasar onarım bedeli rücu edildiğini ve ödendiğini, müvekkili şirket tarafından sigortalı olan aracın hususi araç ve sahibinin şahıs olduğunu, bu nedenle davacı tarafın avans faizi isteminin haksız olduğunu belirterek ... sayılı dosyasında verilen usulden ret kararının gerekçesinin yerine getirilmeyerek usule ilişkin eksiklik tamamlanmamış olduğundan davanın “usule ilişkin kesin hüküm sebebi ile” reddine, davacı tarafın belirsiz alacak davası açmasında hukuki menfaati bulunmaması nedeni ile davanın usulden reddine, KTK m.97 uyarınca usulüne uygun yazılı başvuru yapılmadığından dava şartı yokluğundan ve 01.04.2020 Tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartlarda yapılan değişikliğe göre EKSİST sisteminden eksper ataması yapılmadan, yapılan başvurunun eksik evrak sayılması sebebi ile davanın usulden reddine, 04.12.2021 tarihinde ve 31679 sayılı Resmi Gazate’de yayımlanan “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar” uygulanmasına, değer kaybı yönünden bilirkişi incelemesi yapılması halinde dosyanın 04.12.2021 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (trafik) Sigortası Genel Şartları uyarınca değer kaybının tespiti için konusunda uzman ve ehil bilirkişiler kanalı ile incelenmesine, avans faizi talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin dava aleyhlerine sonuçlansa dahi dava açılmasına sebebiyet vermemiş olmaları nedeniyle karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA KONUSU :
Dava, 29/11/2023 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle davacıya ait ... plaka sayılı araçta oluşun hasar nedeniyle değer kaybı oluşup oluşmadığının tespiti ile oluşmuş ise değer kaybı bedelinin belirlenmesi ile belirlenecek bedelin davalı sigorta şirketinden tazmini ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir.
Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları kapsamında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır.
Somut olay mahkememizce değerlendirilerek dosya, trafik uzmanı bilirkişi ve otomotiv alanında uzman bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilerek rapor aldırılmıştır. 15/02/2025 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Trafik Kuralları İhlali Yönünden kazaya karışan... plakalı araç sürücüsü...un 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun asli kusurlardan Madde 84 “Arkadan çarpma' ve yönetmeliğin diğer kusurlardan Madde 107 “Araçlar arasındaki mesafe” kuralını ihlal ettiğinden dolayı bu kazanın oluşumunda etken olduğu, kazaya karışan... plakalı araç sürücüsü ...in bu kazanın oluşumunda etken olmadığı; Değer Kaybı Bedeli Yönünden... plaka sayılı... 2018 model otomobilin 29.11.2023 riziko tarihi itibarıyla dava konusu olaya bağlı olarak piyasa rayiçlerine göre 70.000,00 TL reel değer kaybı meydana geldiği; somut olayda davalı... A.Ş. kazada kusurlu olan... plaka sayılı aracın ... numaralı poliçesi kapsamında, düzenleme tarihi itibarıyla KZMM Sigortasını tanzim eden şirket olup... plaka sayılı araçta meydana gelen zararı (Sn. Mahkemenin takdir edeceği sigortalısının kusuru oranında) sigortacısının sorumluluk riski ve K.T.K 85/1 ve 91 kapsamında 70.000,00 TL olarak tespit edilen değer kaybı bedelinden poliçe sorumlu olduğu; davalı ...A.Ş.'ne hasar ihbarının 29.12.2023 tarihinde yapıldığı ihbarın, 02.01.2024 tarihinde tebliği edildiği, bu nedenle davalı sigorta şirketinin 15.01.2024 tarihi itibarıyla -ödenmeyen bakiye poliçe limiti itibarıyla- temerrüte düşeceği hususlarında görüş bildirilmiştir.
Davacı vekilinin 28/02/25 havale tarihli dava değeri artırım dilekçesi ile özetle; dava dilekçesinde 50,00-TL olarak belirttikleri araç değer kaybı taleplerini 70.000,00-TL'ye artırdıklarını beyan ederek 70.000,00-TL araç değer kaybı tazminatının poliçe limitiyle sınırlı kalmak kaydıyla temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı sigorta şirketine yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği ve ıslah edilen dava değeri üzerinden eksik harcı mahkememiz veznesine yatırdığı görülmüştür.
Davalı vekili 05/05/2025 tarihinde mahkememize sunmuş olduğu dilekçesinde "bilirkişi raporu ile yapılan tespit sonrasından davacı tarafa asıl alacak, yargılama gideri, faiz ve ilam vekalet ücreti ödemesi yapılmış olup, yapılan ödeme ile davacı tarafın faiz, yargılama gideri ve vekalet ücreti de dahil tüm zararı karşılanmış olduğundan davanın konusuz kaldığında dair karar verilmesini talep ederiz." ifadelerine yer vermiştir.
Davacı vekili 12/05/2025 tarihinde mahkememize sunmuş olduğu dilekçesinde "Yukarıda esası yazılı Mahkemeniz dosyasında işbu dava ikame edilmiş olup gelinen aşamada davalı sigorta şirketinin ödeme yapması sebebiyle dava konusuz kalmıştır. Bu sebeple işbu davanın konusuz kaldığını Mahkemenize bildirir, gereğinin yapılması ile artan avans ve masrafların tarafımıza ödenmesini vekaleten talep ederiz." ifadelerine yer vermiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, 15/02/2025 havale tarihli bilirkişi heyet raporu, davalı vekili tarafından sunulan 05/05/2025 havale tarihli ve davacı vekili tarafından sunulan 12/05/2025 havale tarihli dilekçeler ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın 29/11/2023 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ...e ait... plaka sayılı araçta meydana gelen hasar nedeniyle oluşan değer kaybının bedelinin belirlenmesi ile belirlenecek hasar ve değer kaybı bedelinin davalıdan tahsili taleplerine ilişkin olduğu, mahkememizce dosya muhteviyatına kazandırılan hükme ve denetime elverişli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacıya ait... plaka sayılı aracın bu kazadan dolayı uğradığı değer kaybı bedelinin 70.000,00-TL olarak tespit edildiği, davalı vekili tarafından 05/05/2025 tarihinde, davacı vekili tarafından ise 12/05/2025 tarihinde mahkememize sunulan dilekçelerde ödeme nedeniyle davanın konusuz kaldıklarını beyan ettiği, açıklanan gerekçeler dahilinde davanın konusuz kaldığı, davalı sigorta şirketi tarafından dava açıldıktan sonra yapılan ödeme çerçevesinde davacı tarafın haklılığının kabul edilmiş olduğu, davalı tarafça davanın açılmasına sebebiyet verildiği anlaşılmakla, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın konusuz kalması sebebiyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 1.195,43-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 427,60-TL harç ile 1.200,00-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 432,17-TL harcın talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
4-7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin (DAVALI SİGORTA TARAFINDAN YARGILAMA GİDERİ OLARAK DAVACI YANA ÖDENMEDİĞİ TAKDİRDE) davalı ...Anonim Şirketinden tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yokluklarında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.13/05/2025
Katip...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza