T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/75
KARAR NO : 2025/215
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/01/2024
KARAR TARİHİ : 04/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
müvekkili ile davalı arasında 20.07.2023 düzenleme tarihli proforma fatura ile pvc satış sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme kapsamında davalı tarafından 5.000 KG...ürünün 20.07.2023 tarihinde müvekkiline teslim edileceği ve karşılığında müvekkili tarafından davalıya 56.500,00 USD karşılığı Türk Lirasının ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin 12 maddesinde "faturalar, mutabık kalınan serbest piyasa USD satış kurundan düzenlenir. fatura ile nakden ödeme tarihinde kur farkı söz konusu olması halinde kurun satıcı lehine yükselmiş olması durumunda alıcı söz konusu kur farkını ödemekle yükümlüdür. Kur farkının alıcı lehine oluşması halinde ise alıcı alacağı kur farkı kadar TL fatura düzenleyerek hesabı denkleştirecektir." şeklinde hüküm bulunduğunu, bu durum alacağın kur üzerinden mevcut bulunduğunu gösterdiğini, bahsi geçen proforma ile yapılan sözleşme neticesinde davalı tarafından 26.07.2023 tarihli ... numaralı 1.561.202,35-TL bedelli fatura düzenlendiğini, buna istinaden ödemenin müvekkili tarafından 21.07.2023 tarihinde 18.095,03 USD ve 27.07.2023 tarihinde 38.404,97 USD yapıldığını, müvekkili tarafından ödemenin tam yapılmasına karşı davalı tarafından ürünlerin 6250 kg. eksik
gönderildiğini, davala ile iletişime geçilerek eksik ürünlerin tamamlattırılması ve fazla ödenen meblağın iade edilmesinin istenildiğini, ürünlerin davalı tarafından gönderilmediği için müvekkili tarafından o tarihlerdeki kur dikkate alınarak 6.000 kg. ürün için 30.10.2023 tarihli ... numaralı 192.330,97-TL bedelli ve 250 kg. ürün için 16.11.2023 tarihli ... numaralı 8.013,79-TL bedelli iade faturası kesildiğini ancak davalı tarafından ödemelerin yerine
getirilmediğini, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, davanın kabulü ile İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar
verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile müvekkili şirket arasında gerçekleştirilen pvc satış sözleşmesinin 20.07.2023 tarihinde tarafların anlaşmasıyla imzalandığını, fatura konusu ürünlerin 27.07.2023 tarihinde alıcının almasına hazır hale getirildiğini, müvekkili şirket tarafından 26.07.2023 tarihinde davacı şirkete...fatura nolu proforma faturası kesildiğini, söz konusu fatura
tarihinden bir gün sonra faturaya konu olan maddelerin hazırlandığını ve sek irsaliyeleri yazıldığını, davacı şirketin kendilerine teslim edilmediği iddiası ile 30.10.2023 tarihli ...
fatura numaralı 192.330,97-TL bedelli iade faturası ile birlikte müvekkili şirketten haksız olarak iade talebinde bulunduğunu, davacı şirketin kendi temerrüt hali nedeniyle teslim almadığı
ürünlerin iadesini talep ettiklerini, TTK'nın 21/2 maddesi uyarınca "bir fatura alan kişi aldığı tarihten
itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul
etmiş sayılır." dendiğnii, madde hükmü gereğince müvekkili şirketin söz konusu malları hazır eddiğini ve sevk irsaliyeleri düzenleyip alacının ürünleri alması için itribata geçtiğini, davacı tarafın söz konusu iade faturalarını kesip iade talebi oluşturması için kanun hükmünde öngörülen süreyi çoktan aştığını, ürünleri teslim almada temerrüde düşen davacının satış sözleşmesindeki maddeleri sebebiyle müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, davacı tarafın haksız ve kötü niyetle kestiği iade faturalarının tahsilinin imkansız olduğunu, iade faturasının gününü geçiren davacı tarafın, söz konusu faturadan yaklaşık 3 ay sonra iade faturası kesip bunun tahsilini isteyemeyeceğini beyan etmekle, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı takip dosyası,
3-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
4-Davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yılına ilişkin BA/BS formları,
5-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
6-Davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yılına ilişkin BA/BS formları,
6-Davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler,
7-Davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler,
8-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 20/09/2024 havale tarihli raporu,
9-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 27/01/2025 havale tarihli ek raporu,
10-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, taraflar arasındaki 20/07/2023 tarihli PVC Satış Sözleşmesine dair ticari ilişki kapsamında, davacı şirket tarafından üzerine düşen ödeme yükümlülüğü yerine getirilmesine rağmen davalı şirket tarafından ürünlerin 6250 kg eksik olarak gönderildiği, ürünlerin tamamlanmaması üzerine davacı şirket tarafından 30/10/2023 tarihli ve ... numaralı 192.330,97-TL tutarında ve 16/11/2023 tarihli ve ...numaralı 8.013,79-TL bedelli iade faturaları düzenlendiği iddiaları çerçevesinde, teslim edilmeyen ürünler açısından düzenlenen iade faturalarından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir ... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ... Ticaret Limited Şirketi, borçlunun ... olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhinde 7.062,50 USD alacak, 207,42 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.269,92 USD üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafça süresinde yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
28/05/2024 tarihli duruşmanın 5 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
28/05/2024 tarihli duruşmanın 6 numaralı ara kararında ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, davalı vekilinin davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmadığı, ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmediği anlaşılmıştır.
Davalı vekili tarafından usulüne uygun şekilde yapılan ihtara rağmen ticari defter ve belgelerin verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunulmaması ve ticari defter ve belgelerin bulunduğu yerin verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirilmemesi sebebiyle, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelere delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılmalarına karar verilmiştir.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılacak inceleme açısından İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, taraflar arasındaki 20/07/2023 tarihli PVC Satış Sözleşmesi, davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen 26/07/2023 tarihli ve ... numaralı 1.561.202,35-TL tutarındaki fatura, sevk irsaliyeleri, davacı şirket tarafından düzenlenen 30/10/2023 tarihli ve... numaralı 192.330,97-TL tutarında ve 16/11/2023 tarihli ve... numaralı 8.013,79-TL bedelli iade faturaları, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler ve sair deliller birlikte değerlendirilerek; davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki 20/07/2023 tarihli PVC Satış Sözleşmesine dair ticari ilişki kapsamında tarafların üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmedikleri, davacı şirketin ödemenin tamamını yapıp yapmadığı, yapmamış ise hangi oran ve miktarda ödeme yapıldığı, davalı şirketin ürünlerin tamamını teslim edip etmediği, etmemiş ise hangi oran ve miktarda ürün teslim edildiği, davalı şirket tarafından ürünlerin 6250 kg eksik olarak gönderilip gönderilmediği, davacı şirket tarafından düzenlenen 30/10/2023 tarihli ve... numaralı 192.330,97-TL bedelli ve 16/11/2023 tarihli ve ... numaralı 8.013,79-TL bedelli iade faturalarının hangi gerekçelerle düzenlendiği, fatura tarihlerindeki USD döviz kurunun ne kadar olduğu, düzenlenen iade faturalarından kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise ne kadar alacaklı olduğu, icra takibinde işletilen faiz oran ve miktarının usul ve yasa hükümlerine uygun olup olmadığının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 20/09/2024 havale tarihli raporunda sonuç olarak; davacı ... Ltd.Şti.’nin incelenen 2023 yılı yasal ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK ve 213 sayılı VUK’nun ticari defterlere ilişkin madde hükümlerine
uygun ve usulünde tutuldukları, açılış kapanış onaylarının kanuni sürelerinde
yapılmış olduğu, davacı taraf nezdinde; alım faturaları, ödeme dekontları ve iade faturalarından
oluşmuş davalı taraf muavin defteri, ayrıca USD bazında da düzenlenmiş olup muavin defter bakiyesinin 16.11.2023 tarihi itibariyle davalı taraf aleyhine 2 adet iade faturasından kaynaklanan 7.062,00 USD borç
bakiyesi verdiği, davacı...Ltd.Şti’nin davalı...Ltd.Şti.’nden 7.062,50 USD alacağının bulunduğu, her ne kadar iade faturaları üzerinde ödeme vadesi konmuş olsa da geçerli olmadığı, TBK madde 90 ve 117'ye göre ihtarname keşide edilmediğinden davalı tarafın temerrüde düşmediği, bu nedenle işlemiş faiz talep edilemeyeceği, davacı tarafın 7.062,50 USD asıl alacağına, 3095/4-a maddesine istinaden 08.12.2023 takip tarihinden itibaren başlamak üzere Devlet bankalarının bir yıllık mevduat için dövize verdikleri en yüksek faiz oranından faizin uygulanması gerekeceğini mütalaa etmiştir.
Taraf vekillerinin beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla ve görülen lüzum üzerine
İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak dosyanın 20/09/2024 havale tarihli raporu tanzim eden Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile taraflar arasındaki 20/07/2023 tarihli PVC Satış Sözleşmesine dair ticari ilişki kapsamında tarafların üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmedikleri, davalı şirketin ürünlerin tamamını teslim edip etmediği, etmemiş ise hangi oran ve miktarda ürün teslim edildiği, davalı şirket tarafından ürünlerin 6250 kg eksik olarak gönderilip gönderilmediği, ürünlerin eksik gönderildiğinin hangi tarihte tespit edildiği, davacı şirketin ürünlerin eksik gönderildiğinden ne zaman haberdar olduğu, davacı şirket tarafından düzenlenen 30/10/2023 tarihli ve... numaralı 192.330,97-TL bedelli ve 16/11/2023 tarihli ve... numaralı 8.013,79-TL bedelli iade faturalarının hangi gerekçelerle düzenlendiği, fatura tarihlerindeki USD döviz kurunun ne kadar olduğu, düzenlenen iade faturalarından kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise ne kadar alacaklı olduğu, icra takibinde işletilen faiz oran ve miktarının usul ve yasa hükümlerine uygun olup olmadığının belirlenerek düzenlenecek ek raporun mahkememize gönderilmesinin istenilmiş olup, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 27/01/2025 havale tarihli ek raporunda sonuç olarak; davalı tarafın 50 ton ürün sevk ederek davacı adına fatura düzenlediği, davacı tarafın deposunun olmadığını, ürünün direk nihai alıcının yerine teslim edildiği, ürünün ağırlığı
konusunda herhangi bir kontrollerinin bulunmadığını al-sat / direk yerine sevkinin sağlanması şekilde ürünün nihai alıcıya sevk- teslim edildiği beyanında bulunduğu,
dava dışı nihai alıcı... Firmasının sevk tarihinden 3 ay sonra ürünün 6250 kg. eksik olduğunu davacı tarafa bildirmesi ve aradaki iletişimden sonra ve dava dışı firmanın iade faturası kesmesi üzerine davacı ...Ltd.Şti.’nin davalı ...firması ile mail mesajları ile iletişim kurarak eksik ürünlere ilişkin iade faturası düzenleyip gönderdiği ve iade sonrası 7.062,50 USD alacağını talep ettiği,
davalı taraf, Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2 maddesine göre, "Bir fatura alan kişi, aldığı
tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği
kabul etmiş sayılır." maddesi kapsamında 3 ay sonra düzenlenmiş iade faturasının kabul
edilemeyeceğini savunduğu, teslim edilmiş ürünün 6250 kg eksik olduğuna dair ve TTK'nın 21/2 maddesinin takdirinin
mahkemeye ait olduğunu mütalaa etmiştir.
Satım sözleşmesi, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun (BK) 182. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Borçlar Kanununun 182/1. maddesinde düzenlenen satım sözleşmesiyle; alıcı satış bedeli olarak bir miktar para vermeyi borçlanır; satıcı ise satıma konu malı alıcıya teslim ederek mülkiyeti ona geçirme borcu altına girer.
Taşınır bir malın satışına ilişkin sözleşmede satıcının taşınırı teslim etmek ve mülkiyeti alıcının üzerine geçirmek gibi asıl borcu yanında satılan malı saklama ve gerektiğinde taşıma masraflarını ödeme borcu gibi tali nitelikte borçları da bulunmaktadır.
Satıcının borçlarından bir tanesi de Borçlar Kanununun 194. ilâ 207. maddeleri arasında düzenlenen ayıba karşı tekeffül borcudur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 23. maddesinde; "Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır...
c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Ayıba ilişkin hukuki düzenlemenin bulunduğu, Borçlar Kanununun 194. maddesinde “Ayıba Karşı Tekeffül” başlığı altında:
“Bayi müşteriye karşı mebiin zikir ve vadettiği vasıflarını mütekeffil olduğu gibi maddi veya hukuki bir sebeple kıymetini veya maksut olan menfaatini izale veya ehemmiyetli bir suretle tenkis eden ayıplardan salim bulunmasını da mütekeffildir.
Bayi, bu ayıpların mevcudiyetini bilmese bile onlardan mesuldür.” hükmü yer almaktadır.
Anılan düzenlemede “Satıcı alıcıya karşı satılanın zikir ve vaadettiği vasıflarını mütekeffil olduğu gibi maddi veya hukuki bir sebeple kıymetini veya maksut olan menfaatini izale veya ehemmiyetli bir surette tenkis eden ayıplardan salim bulunmasını da mütekeffildir. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan mesuldür” denilmektedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 223. maddesinde; "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.
Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." düzenlemesi bulunmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 219. maddesinde de; "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." hükmü bulunmaktadır.
Öğretide ayıp; satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hâli olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.
Ayıba karşı tekeffül, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaad edilen vasıfları taşımamasından veya satılan şeyin değerini sözleşme gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu olmasıdır. Şu hâle göre ayıba karşı tekeffül ya zikir ve vaad olunan vasıfların bulunmaması ya da satılanın lüzumlu vasıflarının olmaması sebebiyle gerçekleşir.
Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Çünkü satımda alıcının amacı, istediği maksat için kullanabileceği, yararlı bir malın mülkiyetine sahip olmaktır. Satıcı, malın değerini veya yararını azaltan eksikliklerin bulunmadığını ayrıca garanti etmese bile; bu borç kanunen mevcuttur. Bu nedenle satıcının bu borcunu kanuni bir borç olarak nitelendirmek mümkündür (Tandoğan, H.: Borçlar Hukuku-Özel Borç İlişkileri, C.1/1, Ankara 1988, s.163; Yavuz, C.: Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, İstanbul 1996, s.91).
Ayıba karşı tekeffüle ilişkin kuralların uygulanabilmesi için satıcının kusurlu olması şart değildir. Gerçekten de Borçlar Kanununun 194. maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre satıcı, ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. Ancak satıcının ayıptan sorumlu tutulabilmesi alıcı satım anında malın ayıplı olduğunu bilmemelidir. Ayıbı bilen veya bilmesi gereken alıcı, satıcı ayrıca garantide bulunmamış ise ayıp hükümlerine dayanamaz. Bu konu Borçlar Kanununun 197. maddesinde “Bayi, müşterinin bey'i zamanında malumu olan ayıptan mesul olmadığı gibi mebii kâfi derecede muayene etmekle fark etmiş olacağı ayıptan da ancak bunun mevcut olmadığını temin etmiş ise mesul olur.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre alıcı gizli ya da açık ayıbı bilerek alıyorsa ayıba karşı tekeffül hükümlerine başvuramaz.
Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcıya Borçlar Kanunu'nun 202. ve devamı maddelerinde seçimlik haklar tanınmıştır. Buna göre alıcı sözleşmeden dönebileceği gibi semenin indirilmesini ya da malın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini de isteyebilir. Tüketicinin korunmasına ilişkin düzenlemelerde alıcının malın onarılmasını isteme hakkına sahip olduğu da benimsenmiştir.
Alıcının seçimlik haklarının düzenlendiği 227. maddesinde; "Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Nitekim, aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 20.06.2019 tarihli ve 2017/19-1657 Esas 2019/744 Karar sayılı kararında da yer verilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacı şirket tarafından davalı şirketten 50.000 kg Inovy 271 PVC ürünün satın alındığı, ürünlere ilişkin olarak davalı şirket tarafından düzenlenen 26/07/2023 tarihli ... numaralı 1.561.202,35-TL bedelli faturanın, davacı şirket tarafından 21/07/2023 tarihinde 18.095,03-USD ve 27/07/2023 tarihinde 38.404,97-USD olmak üzere ödendiği konularında itilaf olmamakla birlikte, uyuşmazlık ürünlerden 6.250 kg kadarının eksik teslim edildiği, eksik çıkan ürünlere ilişkin olarak fatura tarihlerindeki kur esas alınmak suretiyle 6.000 kg ürün için 30/10/2023 tarihli ... numaralı 192.330,97-TL bedelli ve 250 kg ürün için 16/11/2023 tarihli ... numaralı 8.013,79-TL bedelli iade faturaları düzenlenmesi ile iade faturalarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali talebinde toplanmaktadır.
Her ne kadar sevk irsaliyelerinde teslim alan kısmında ad soyad ile imza bulunmamakta ise de, fatura ve sevk irsaliyelerinde cinsi ve miktarı yazılı bulunan ürünlere ilişkin olarak düzenlenen 27/06/2023 tarihli fatura bedelinin davacı şirket tarafından ödendiği, yapılan ödemenin ürünlerin eksiksiz olarak teslim alındığına delalet teşkil ettiği, ürünlerin eksik teslim edildiğine ilişkin iddia açısından ispat yükünün davacı şirket üzerinde bulunduğu ortadadır.
Sözleşmeye konu ürünlerin niahi alıcı dava dışı ... firmasına tesliminden yaklaşık olarak 3 ay kadar sonra nihai alıcı şirket tarafından davacı şirkete bildirimde bulunulduğu ve nihai alıcı olan dava dışı ... firması tarafından davacı şirket adına iade faturası düzenlendiği davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde yer almakta ise de, ürünlerin kg bazında miktarı kolayca gerçekleştirilecek bir kontrol ile belirlenebilir nitelikte olduğu, 50.000 kg miktarındaki ürünün %10'undan fazlasına tekabül eden 6.250 kg tutarındaki kısmının eksik olduğunun bahsi geçtiği üzere ürünlerin kısa bir sürede tartılması neticesinde belirlenmesinin mümkün olduğu, tartım işlemi gerçekleştirilmemiş ise nihai alıcı şirketin ve dolayısıyla davacı şirketin basiretli davranma yükümlülüklerine aykırı şekilde hareket ettikleri, teslim tarihinden yaklaşık 3 ay kadar süre sonra ürünlerin eksik teslim edildiğinden bahisle iade faturası düzenlenmesinin hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere aykırı olduğu gibi, eksik teslim hususunu ispata elverişli herhangi yazılı bir delilin mahkememize sunulmadığı, bu kapsamda davacı şirketin iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlayamadığı kanaatine varılarak, bu doğrultuda hüküm kurma yoluna gidilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Dosya, ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yılına ilişkin BA/BS formları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yılına ilişkin BA/BS formları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 20/09/2024 havale tarihli raporu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 27/01/2025 havale tarihli ek raporu ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığıni taraflar arasındaki 20/07/2023 tarihli PVC Satış Sözleşmesine dair ticari ilişki kapsamında, davacı şirket tarafından üzerine düşen ödeme yükümlülüğü yerine getirilmesine rağmen davalı şirket tarafından ürünlerin 6250 kg eksik olarak gönderildiği, ürünlerin tamamlanmaması üzerine davacı şirket tarafından 30/10/2023 tarihli ve ... numaralı 192.330,97-TL tutarında ve 16/11/2023 tarihli ve ... numaralı 8.013,79-TL bedelli iade faturaları düzenlendiği iddiaları çerçevesinde, teslim edilmeyen ürünler açısından düzenlenen iade faturalarından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir .. İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhinde 7.062,50 USD alacak, 207,42 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.269,92 USD üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafça süresinde yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davacı şirket tarafından davalı şirketten 50.000 kg Inovy 271 PVC ürünün satın alındığı, ürünlere ilişkin olarak davalı şirket tarafından düzenlenen 26/07/2023 tarihli ... numaralı 1.561.202,35-TL bedelli faturanın, davacı şirket tarafından 21/07/2023 tarihinde 18.095,03-USD ve 27/07/2023 tarihinde 38.404,97-USD olmak üzere ödendiği, ürünlerden 6.250 kg kadarının eksik teslim edildiği iddiası çerçevesinde eksik çıkan ürünlere ilişkin olarak fatura tarihlerindeki kur esas alınmak suretiyle 6.000 kg ürün için 30/10/2023 tarihli ... numaralı 192.330,97-TL bedelli ve 250 kg ürün için 16/11/2023 tarihli ... numaralı 8.013,79-TL bedelli iade faturalarının düzenlendiği, her ne kadar sevk irsaliyelerinde teslim alan kısmında ad soyad ile imza bulunmamakta ise de, fatura ve sevk irsaliyelerinde cinsi ve miktarı yazılı bulunan ürünlere ilişkin olarak düzenlenen 27/06/2023 tarihli fatura bedelinin davacı şirket tarafından ödendiği, yapılan ödemenin ürünlerin eksiksiz olarak teslim alındığına delalet teşkil ettiği, ürünlerin eksik teslim edildiğine ilişkin iddia açısından ispat yükünün davacı şirket üzerinde bulunduğu, sözleşmeye konu ürünlerin niahi alıcı dava dışı ... firmasına tesliminden yaklaşık olarak 3 ay kadar sonra nihai alıcı şirket tarafından davacı şirkete bildirimde bulunulduğu ve nihai alıcı olan dava dışı ... firması tarafından davacı şirket adına iade faturası düzenlendiği davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde yer almakta ise de, ürünlerin kg bazında miktarı kolayca gerçekleştirilecek bir kontrol ile belirlenebilir nitelikte olduğu, 50.000 kg miktarındaki ürünün %10'undan fazlasına tekabül eden 6.250 kg tutarındaki kısmının eksik olduğunun bahsi geçtiği üzere ürünlerin kısa bir sürede tartılması neticesinde belirlenmesinin mümkün olduğu, tartım işlemi gerçekleştirilmemiş ise nihai alıcı şirketin ve dolayısıyla davacı şirketin basiretli davranma yükümlülüklerine aykırı şekilde hareket ettikleri, teslim tarihinden yaklaşık 3 ay kadar süre sonra ürünlerin eksik teslim edildiğinden bahisle iade faturası düzenlenmesinin hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere aykırı olduğu gibi, yasa hükümlerinde yer alan süreler içerisinde de davalı şirkete herhangi bir bildirimde bulunulduğu ve eksik teslim hususunu ispata elverişli herhangi yazılı bir delilin mahkememize sunulmadığı, bu kapsamda davacı şirketin iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlayamadığı anlaşılmakla, açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının, davanın açılışı sırasında yatırılan 2.542,23-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.926,83-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 33.685,90-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır