T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/841
KARAR NO: 2025/212
DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 11/10/2024
KARAR TARİHİ: 04/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili uhdesinde olan ve hamili olduğu T.C.... Bankası Osmangazi Bayraklı/İzmir Şubesine ait 0014388 çek nolu, keşideci ...Dayanıklı Tüketim Malları Halı Mobilya Züccaciye Çeyiz ve Ticaret Limited Şirketi olan 31.07.2024 tarihli 150.000,00-TL tutarındaki çekin müvekkilinin bilgisi dışında ve rızası hilafında kaybolduğunu, herhangi bir mağduriyete sebep olunmaması adına İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin...Esas sayılı dosyası ile kıymetli evrak iptali davası açılarak, ödeme yasağı konulduğunu ve ilanların yaptırıldığını, davalının kötü niyetli hamil olarak İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunduğunu, çek bankaya ibraz edildiğinde çekin arsakına tedbir kararının düşüldüğünü, çekin üzerindeki tedbiri kaldırmadan icra takibine başlanması davalının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, davalı ile çekte yer alan müvekkili şirketin ve diğer cirantalar arasında ticari ilişki bulunmadığını, icra takibi neticesinde davalı tarafa keşideci ...Dayanıklı Tüketim Malları Halı Mobilya Züccaciye Çeyiz ve Ticaret Limited Şirketi tarafından haricen çekin bedeli icra tehdidi altında ödendiğini, davalı faktoring şirketinin daavaya konu çekin, bir mal veya hizmet satışı sonucu temlik alındığını kanıtlayamadığında, faktoringi şirketinin çeki takibe yetkili olmadığını, faktoring şirketinin icra dosyasına çekin bir mal veya hizmet satışı sonucu temlik alındığını kanıtlar nitelikle belge sunmadığı da dikkate alınarak davalı şirketin çeki takibe yetkisinin olmadığını, davalının alacağı için icra takibi başlatırken çekin bir mal veya hizmet satışı sonucu temlik alındığını kanıtlar nitelikte geçerli bir faturaya dayandığını ispat etmekle yükümlü olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, dava konusu T.C.... Bankası A.Ş. Osmangazi Bayraklı/ İzmir Şubesine ait, keşide yeri İzmir, keşidecisi ...Dayanıklı Tüketim Malları Halı Mobilya Züccaciye Çeyiz ve Ticaret Limited Şirketi olan,...1.07.2024 keşide tarihli 150.000,00-TL bedelli bir adet çek için müvekkil şirketin haklı hamil olduğunun tespiti ile İzmir...icra Dairesinin... Esas sayılı dosyası kapsamında keşideci tarafından ödenen 228.392,88-TL için müvekkilinin alacaklı olduğunun tespiti ile icra dosyasında haricen ödenen 228.392,88-TL bedelin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere çekin tahsil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu somut olayda davacı tarafından müvekkil şirkete ödeme gerçekleştirilmemiş bizzat çekin keşidecisinden ödeme alınmış ve icra dosyası infazen kapatılmış olduğunu, haciz baskısı gibi bir durumda olmadığı gibi; davacının hiçbir ödeme gerçekleştirmemesine rağmen bu gibi bir bahiste bulunması anlaşılamaz olup yine çek keşidecisi tarafından aleyhe ikame edilmiş bir dava olmadığını istirdat davasının şartları oluşmadığından davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının yönelttiği husumetin tarafı kambiyo vasfına haiz çekte keşideci ve ciranta sıfatına haiz çekte cirosu bulunan kişiler olması gerekmekteyken davacının işbu davasında yalnızca yetkili hamile husumet yönelttiğini, ciro silsilesinde yer alan herkese husumet yöneltilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlık faktoring ilişkisinden kaynaklandığından davanın İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilerek gönderilesi gerektiğini,davacının soyut beyanlarla müvekkilini kötü niyetli olarak nitelendirmişse de, davacının bu iddiasına dayanak olarak ibraz işleminde tedbir kararı bulunduğunun yazılı olduğunu almışse de, ikame edilen çek iptal davasında alınan ödemeden men yasağının takibe girişilmesi önünde engel bulunduğunun iddia edilmesi abeste iştigal olduğunu, yine çekişmesiz yargı işi olan iptal davalarında çekin iptaline karar verilmiş olsa dahi bu hususun yetkili hamilin yasal takibe girişmesine engel olmayacağını, çekin rızası hilafına elinden çıkmış olduğunu beyan etmesine karşın imza itirazında dahi bulunulmadığı somut olayda davacının imzaya itirazının bulunup bulunmadığı hususunun sorulması gerektiğini, davacının ikame etmiş olduğu davada 3.kişi hamilin kötün niyetle iktisap ettiğni kanıtlaması gerektiğini, çek keşideciye ait olup çekin sahteliğinden de bahsedilemeyecek olan somut olayda müvekkili şirketin gerçek bir ilişkiye dayanmayan bir çeki iktisap etmiş olduğu veyahut sahte bir çek iktisap ettiği hiçbir şart altında söylenemeyeceğini, müvekkili şirketin tüm mevzuat hükümlerine uygun bir şekilde faktoring işlemini gerçekleştirdiğini, hal böyleyken çekin ne suretle elinden çıktığına yer vermeyen davacı kendi basiretsizliğini müvekkili şirkete yüklemeye çalıştığını beyan etmekle, davanın esastan reddine, davacı aleyhine %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-İzmir... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası,
3-İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası,
4-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
5-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
6-Türkiye Cumhuriyeti... Bankası Anonim Şirketi Osmangazi Bayraklı İzmir Şubesine ait, keşidecisi ...Dayanıklı Tüketim Malları Halı Mobilya Züccaciye Çeyiz ve Ticaret Limited Şirketi olan, ... seri numaralı, 31/07/2024 tarihli, 150.000,00-TL bedelli çeki ön ve arka yüzünü gösterir sureti ile çekin ibraz edilip edilmediği, edilmiş ise kim tarafından edildiği, ödenip ödenmediği hususlarına ilişkin evrak ve kayıtlar,
7-Sair deliller.
DAVA KONUSU:
Açılan dava, Türkiye Cumhuriyeti... Bankası Anonim Şirketi Osmangazi Bayraklı İzmir Şubesine ait, keşidecisi ...Dayanıklı Tüketim Malları Halı Mobilya Züccaciye Çeyiz ve Ticaret Limited Şirketi olan, ...seri numaralı, 31/07/2024 tarihli, 150.000,00-TL bedelli çekin, yetkili hamil olan davacı şirketin rızası hilafına elinden çıktığı, cirantalar arasında ticari ilişki bulunmadığı, davalı şirketin yetkili hamil olmadığı iddiası çerçevesinde, keşideci ...Dayanıklı Tüketim Malları Halı Mobilya Züccaciye Çeyiz ve Ticaret Limited Şirketi tarafından haricen davalı şirkete ödenen çek bedelinden ibaret icra dosyası ücreti 228.392,88-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
Menfi tespit ve istirdat davalarına ilişkin hususlar 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.
(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.
Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.
Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır.
Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu hâlde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Sungurtekin Özkan, M./ Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164).
Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra mahkemesinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 E., 2011/747 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının davalı ... Anonim Şirketi olduğu, borçluların ...Mobilya Orman Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ...Dayanıklı Tükemit Malları Halı Mobilya Züccaciye Çeyiz Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve... olduğu, davalı alacaklı vekilinin davacı borçlu ve dava dışı cirantalar olan borçlular aleyhine 150.000,00-TL asıl alacak, 4.488,36-TL iskonto faizi, 450,00-TL komisyon, 15.000,00-TL çek tazminatı, 1.192,90-TL haciz dava harcı, 4.700,00-TL haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 175.931,26-TL üzerinden icra takibi başlattığı görülmektedir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ispat yükü konusuna değinilmesinde yarar vardır.
Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir ve Türk Hukuk Lûgatında “kanıtlama, tanıtlama” olarak ifade edilmektedir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara 2021, Cilt I, s. 595).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187/1. maddesi; ''İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukukî sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.
Diğer taraftan hâkim kural olarak, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.'' şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir
Bu hüküm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 6. maddesinde yer alan: ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir.
İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nunda senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/1. maddesi; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gereğine işaret etmiştir.
Yazılı delille (senetle) ispatı gereken hususlar, istisnalar dışında takdiri delillerle ve bu kapsamda tanık delili ile ispatlanamaz ise de, bu hususların senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkündür. Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde tanık dinlenebilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/2. maddesine göre karşı tarafın tanık dinlenmesine açıkça muvafakat etmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcının olması ya da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 203. maddesinde sayılan istisnalardan birinin bulunması gerekir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 691/1).
Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.
Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.).
Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu sebeple de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi sebeplerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 sayılı YİBK ).
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu sebeple bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.
Davaya ve takibe dayanak belgenin, Türkiye Cumhuriyeti... Bankası Anonim Şirketi Osmangazi Bayraklı İzmir Şubesine ait, keşidecisi ...Dayanıklı Tüketim Malları Halı Mobilya Züccaciye Çeyiz ve Ticaret Limited Şirketi olan,...maralı, 31/07/2024 tarihli, 150.000,00-TL bedelli çek olduğu, çekin arka yüzü incelendiğinde ilk cirantanın lehtar olan ...Mobilya Orman Ürünleri İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, çekin sonradan... Anonim Şirketi tarafından cirolandığı görülmektedir.
Davacı tarafça, ticari ilişki içerisinde olduğu ...Dayanıklı Tüketim Malları Halı Mobilya Züccaciye Çeyiz ve Ticaret Limited Şirketi tarafından ciro edilerek kendisine teslim edilen çekin, uhdesindeki iken kaybolduğunu iddia ettiği, ancak icra dosyasında yer alan belgeden görüleceği üzere çekin ilk olarak lehtar davacı ... Mobilya Orman Ürünleri İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından cirolandığı, ciro işleminde davacı ... Mobilya Orman Ürünleri İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketine ait kaşe ve üzerinde imzanın bulunduğu, ciro silsilesinde bozukluk olmadığı, çekin illetten mücerret mahiyette kıymetli evrak vasfında bir ödeme aracı olduğu, bu kapsamda dava konusu çekin kaybolduğu, hak sahibi olmayan üçüncü kişiler tarafından davalı şirkete verildiği, belirtilen hususlar çerçevesinde davalı şirketin dava konusu çeki kötü niyetli olarak edindiği iddiaları açısından ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu değerlendirilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir.
İzmir.... Asliye Ticaret Mahkemesinin...sas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacının... Mobilya Orman Ürünleri İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, Türkiye Cumhuriyeti... Bankası Anonim Şirketi Osmangazi Bayraklı İzmir Şubesine ait, keşidecisi ...Dayanıklı Tüketim Malları Halı Mobilya Züccaciye Çeyiz ve Ticaret Limited Şirketi olan, ...seri numaralı, 31/07/2024 tarihli, 150.000,00-TL bedelli çekin davacının elinde olmayan sebepler dolayısıyla zayi olduğundan bahisle çekin iptali talebi ile davanın ikame edildiği, yargılama sırasında çekin bankaya ibraz edildiğinin tespit edilmesi üzerine davacı vekiline çek istirdadı açmak üzere iki haftalık kesin süre verildiği anlaşılmaktadır.
Talebin dava konusu çekin davacının rızası hilafına elinden çıkması durumu ile ilintili olması sebebiyle çek istirdadına ilişkin yasal düzenlemelere de değinilmesinden fayda görülmüştür.
Dava konusu çekin davalı tarafından devralınma ve dava tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 788/1 maddesi (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 700) uyarınca açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilecek olup yine cirosu kabil çeklerin teşhis işlevini düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 790. maddesi; “Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.” hükmünü haizdir. Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 818/1-d maddesindeki yollamayla çekler hakkında da uygulanacak olan aynı Kanun'un 684/1. maddesi uyarınca da; ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün hakların devrolunacağı düzenlenmiştir. Anılan kanunî hükümlerden hareketle çeki muntazam bir ciro zinciriyle elinde bulunduran kişi, meşru hamil sıfatını kazanarak çekten doğan tüm hakları kullanabilecektir.
Somut uyuşmazlıkla ilgisi nedeniyle değinilmesi gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şekli anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır (Kendigelen, A.: Çek Hukuku, İstanbul 2019, s. 237-238).
İstirdat davası olarak nitelenen bu dava özü itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası niteliğindedir. Medeni hukukta bu dava gasp, çalınma veya zayi hâllerinde sadece kötü niyetli değil, iyi niyetli hamile karşı da açılmakta ise de, kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama getirilmiş ve aynî haklardaki genel prensipten ayrılmak suretiyle, söz konusu davanın yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2000, s. 294). Bu kapsamda yukarıda anılan kanunî düzenleme, emre yazılı çeklerle ilgili olarak, hamile yazılı senetlere ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 990. maddesine paralel bir koruma sağlamakta olup bahse konu maddeye göre, “Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz.” Ancak hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusuru bulunduğu takdirde iade davası açılabilecektir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir.
Uyuşmazlığın çözümünde ayrıca önem arz etmesi nedeniyle çek istirdadına ilişkin davalarda taraf sıfatına (husumete) değinilmesinde yarar bulunmaktadır. Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir sübjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir sübjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavram olup dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi kapsamında çek istirdadı istemiyle açılacak davalarda husumet kural olarak çeki elinde bulunduran kimseye (hamile) yöneltilir. Başka bir anlatımla, çeki muntazam bir ciro zinciri ile elinde bulundurması nedeniyle şekli anlamda meşru hamil sıfatını haiz kimseler, kendilerine karşı, çekin iktisabında 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi anlamında kötü niyetli veya ağır kusurlu oldukları iddiasıyla açılacak davalarda davalı olarak yer alırlar. Bu anlamda yeni hamilin çeki devraldığı kimsenin çeki iktisabındaki kötü niyetine veya ağır kusuruna dair iddia, çekin istirdadı istemine ilişkin olarak yeni hamile karşı açılan davada uyuşmazlık konusu olmadığından mahkemece yapılacak değerlendirmede nazara alınmaz. Bu tür davalarda uyuşmazlık, çeki elinde tutan hamilin çeki iktisabında kötü niyeti yahut ağır kusurunun mevcudiyeti noktasında toplanmakta olup yargılama, çekin istirdadını talep eden davacı ile çeki elinde bulunduran hamil arasında görülüp karara bağlanır.
Çek istirdatı davalarında davacı çekin yetkili hamili olduğunu, çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve davalının çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Çeki elinde bulunduran davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, aksi düşüncenin kabulü çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırır.
İzmir Bölge Adliye Mahkemes.... Hukuk Dairesinin... Karar sayılı kararında aynen; ''...Somut olayda davacı, dava konusu çekin lehtarı, dava dışı Hasan Abacı keşidecisi olup çekte birinci ciranta olarak lehtar davacının cirosu ile hemen altında davalı Halit'in isim ve cirosu yer almaktadır. Davalı Halit'in davalı bankaya olan kredi borcu nedeniyle konulan ipoteğin kaldırılması için dava konusu çeki bankaya teslim ettiği, böylelikle temlik cirosuyla çekin bankaya geçtiği anlaşılmaktadır. İspat yükü davacıda olup ciro silsilesi doğru olan çekin davalı Halit'in kredi borcuna mahsuben alınması eylemi nedeniyle davalı bankaya ağır kusur veya kötü niyet atfedilemeyeceği, aksinin davacı tarafça ispatlanmadığı kanaatine varılmakla mahkemece davalı Halit yönünden husumetten, davalı banka yönünden esastan davanın reddi doğrudur.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine...'' gerekçelerine yer verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin Esas Karar sayılı kararında; ''...Davacı şirket ticari defterlerine göre davalı ile ya da davalıdan önceki dava dışı ciranta ile davalı arasında ticari ilişkinin bulunmaması ve ispat külfeti üzerinde olmadığından çeki ne şekilde iktisap ettğini açıklama yükümlülüğü bulunmayan davalının açıklamada bulunmamaması da çeki kötüniyetli iktisap ettiği anlamına gelmez. İmzaların istiklali prensibine göre geçerli bir ciro silsilesi ile çeki elinde bulunduran hamil kötüniyeti kanıtlanmadığı sürece yetkili hamil sayılacaktır. Açıklanan nedenlerle TTK 'nın 792. maddesi uyarınca davalının çeki kötü niyetli olarak, davacının elinden rıza hilafına çıktığını bilerek ve ağır kusurlu olarak iktisap ettiği davacı tarafça ispat edilemediğinden davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Açıklanan bu nedenlerle HMK 353/1.b.1.maddesi uyarınca, istinaf başvurusunun reddine...'' ibareleri doğrultusunda istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin ... Karar sayılı kararında aynen; ''...Eldeki çekin davacı-lehdar-1.ciranta olarak cirosu ile dava dışı ...'a geçtiği, ...'ın cirosu ile davalı-yetkili hamile geçtiği, ciro silsilesinin düzgün olduğu tespit edilmektedir. Çek sebepten soyut olup çekin üçüncü kişiye teslim edilmek üzere cirolandığı bir borç ikrarı olan çek nedeniyle borçlu olmadığını ispat yükü iddia eden davacı üzerindedir. Çekin rızası dışında elinden çıktığı davacı tarafından kanıtlanamamıştır. Çekteki cirodaki imzanın davacı tarafından inkar edilmediği görülmüştür. Çekin davacı tarafından cirolandığı çekişmesiz olup çek üzerindeki imzasını kabul eden davacının çek nedeniyle sorumlu olmadığını ve davalının çeki iktisabında kötü niyetli olduğu veya ağır kusurunun bulunduğunu ispatlayamamıştır....'' ibarelerine yer verilerek, ciro silsilesinin düzgün olduğu durumlarda çekin rızası hilafına elinden çıktığını ispat yükünün davacı üzerinde olduğuna dikkate çekilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, Türkiye Cumhuriyeti... Bankası Anonim Şirketi Osmangazi Bayraklı İzmir Şubesine ait, keşidecisi ...Dayanıklı Tüketim Malları Halı Mobilya Züccaciye Çeyiz ve Ticaret Limited Şirketi olan,...seri numaralı, 31/07/2024 tarihli, 150.000,00-TL bedelli çeki ön ve arka yüzünü gösterir sureti ile çekin ibraz edilip edilmediği, edilmiş ise kim tarafından edildiği, ödenip ödenmediği hususlarına ilişkin evrak ve kayıtlar ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, Türkiye Cumhuriyeti... Bankası Anonim Şirketi Osmangazi Bayraklı İzmir Şubesine ait, keşidecisi ...Dayanıklı Tüketim Malları Halı Mobilya Züccaciye Çeyiz ve Ticaret Limited Şirketi olan, ...seri numaralı, 31/07/2024 tarihli, 150.000,00-TL bedelli çekin, yetkili hamil olan davacı şirketin rızası hilafına elinden çıktığı, cirantalar arasında ticari ilişki bulunmadığı, davalı şirketin yetkili hamil olmadığı iddiası çerçevesinde, keşideci ...Dayanıklı Tüketim Malları Halı Mobilya Züccaciye Çeyiz ve Ticaret Limited Şirketi tarafından haricen davalı şirkete ödenen çek bedelinden ibaret icra dosyası ücreti 228.392,88-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkin olduğu, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında dava konusu çekin iptali talebi ile davanın ikame edildiği, yargılama sırasında çekin bankaya ibraz edildiğinin tespit edilmesi üzerine davacı vekiline çek istirdadı açmak üzere iki haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin kendisine verilen süre içerisinde iş bu davayı ikame ettiği, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında davalı alacaklı vekilinin davacı borçlu ve dava dışı cirantalar olan borçlular aleyhine 150.000,00-TL asıl alacak, 4.488,36-TL iskonto faizi, 450,00-TL komisyon, 15.000,00-TL çek tazminatı, 1.192,90-TL haciz dava harcı, 4.700,00-TL haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 175.931,26-TL üzerinden icra takibi başlattığı, dava konusu çeklerin rızası hilafına elinden çıktığını ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, imzaların istiklali prensibine göre geçerli bir ciro silsilesi ile çeki elinde bulunduran hamil davalı şirketin kötüniyeti veya iktisapta ağır kusurlu olduğu kanıtlanmadığı sürece yetkili hamil sayılacağı, dava konusu çeklerin arkasında yer alan cirantaların tamamının aynı olması, yine taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı veya cirantaların ticari defter ve belgelerinde birbirleri arasında ticari ilişki bulunduğuna dair herhangi bir emareye rastlanılması veya rastlanılmamasının cirantanın veya yetkili hamilin kötüniyetini ya da iktisapta ağır kusurlu olduğunu ispatlamayacağı, aksi bir düşüncesinin çekin illetten mücerretlik ilkesine aykırılık teşkil edeceği, ayrıca çeklerin ticari defter ve belgelere işlenmesinin zorunluluk olmadığı, davalı şirketin çeki iktisabı sırasında üzerine düşen yükümlülüğünün çek üzerinde bulunan ciro silsilesinde kopukluk bulunup bulunmadığına yönelik bir inceleme ile birlikte faktoring şirketi olması sebebiyle çekin somut bir alacağa ilişkin olduğuna dair belge aramaktan ibaret olduğu, ciro silsilesinde herhangi bir kopukluk bulunmadığı, cevap dilekçesi ekinde sunulan faturadan anlaşılacağı üzere davalı şirketin iktisap ettiği dava konusu çeke konu alacağın somut bir alacak olduğuna ilişkin belge ibrazı talep ettiği ve belge ibrazı akabinde çeki teslim aldığı, bu çerçevede üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiği, çekin ciro yoluyla teslim alınması sırasında davalı şirkete ibraz edilen faturaya karşı daha sonradan borçlu tarafından iade fatura düzenlenmesinin davalı şirketi bağlar bir yanı bulunmadığı, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı şirketin dava konusu çeki rızası hilafına kaybettiğini ve davalı şirketin çekin iktisabında kötüniyetli olduğunu ispatlayamadığı, bu kapsamda açıklanan gerekçeler dahilinde davacı tarafın davasını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlayamadığı anlaşılmakla, açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında yatırılan 3.900,38-TL peşin harcın mahsubu ile fazla alınan 3.284,98-TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 36.542,86-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır