T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/917
KARAR NO : 2025/857
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/11/2024
KARAR TARİHİ : 16/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Genel olarak inşaat malzemeleri satışını yapan davacı şirket ile davalı şirket arasındaki cari hesap ilişkisi kapsamında, müvekkili şirketin, davalı şirkete
malzeme satışı gerçekleştirdiği ve satışa konu malların sevkine ilişkin hizmet verdiği, satılan
ürünlere ve hizmete ilişkin müvekkil şirket tarafından faturalar düzenlendiği, müvekkil şirket tarafından davalı tarafa satılan mallara ve sunulan hizmete ilişkin olarak
düzenlenen faturalardan takip öncesi 01.05.2024 - 16.07.2024 dönemine dair 62 adet faturanın dava dilekçemizin ekinde sunulduğu, davalı şirketin müvekkil şirkete olan fatura borçlarına ilişkin olarak tam bir ödeme yapmadığı, hep müvekkil şirkete borçlu kaldığı, cari hesap özetine göre ticari ilişkiden kaynaklı olarak müvekkil şirketin 311.032,25-TL bakiye açık hesap alacağı kaldığı,
davalı tarafından bu tutarın ödenmemesi üzerine davacı müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla
İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi
başlatıldığı ancak davalı tarafından söz konusu icra takibine itiraz edildiğini,
taraflara ait ticari defter ve kayıtların incelenmesiyle görüleceği üzere müvekkili şirket davalı şirketten
takip konusu edilen miktarda alacaklı olduğu, müvekkil şirketin başlattığı icra takibinde usul ve
içerik açısından bir hata bulunmadığını, davalı yan icra takibine konu bedeli ödemekle yükümlü olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığnıı beyan etmekle, davanın kabulüne, İzmir ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılan satış sözleşmesinde sözlü olarak anlaşma sağlandığını ancak
anlaşılan bedelin ürünlerin tesliminden sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığını ancak ürünlerin teslim edilmediğini, satış ve sonrasında satışı kararlaştırılan ürünlere iliştin teslim sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir satış ve hizmet sözleşmesi olduğunu, yüklenicinin edimi satışı kararlaştırılan ürünlerin teslimatını meydana getirmek ve müvekkiline teslim etmek, müvekkilinin karşı edimi ise teslim
edilen ürünlerin bedelini ödemek olduğunu ancak davacı yan henüz ürünler teslim edilmeden
kararlaştırılan bedelin ödenmesini talep ettiğini, davacı ile müvekkil arasında sözlü olarak bir satış ve teslime ilişkin hizmet sözleşmesi kurulduğunu, işbu sözleşmenin kuruluş aşamasında davacının, yapacağı işin bedel teklifini müvekkiline sunduğu ve müvekkilin işbu bedeli onaylayarak ürünlerin teslim
edilmesini istediğini, davacı şirketin teslim edilecek ürünler için bir bedel belirtttiğini ancak ürünleri teslim etmediğini ve teslim edilmeyen bu ürünler için fatura keşide edildiğini, hizmetin karşılığı olarak belirtilen fatura bedellerinin ürünler teslim edildikten sonra ödenmesi gerekirken davacının teslimden önce fatura keşide ederek sonrasında icra takibi başlatması ve
huzurdaki davayı ikame etmesi hakkaniyete ve hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğunu beyan etmekle, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası,
3-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, vergi sicil kayıtları ile 2024 yılına ilişkin BA/BS formları,
4-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, vergi sicil kayıtları ile 2024 yılına ilişkin BA/BS formları,
5-Davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar,
6-Davalı şirketi ait ticari defter ve kayıtlar,
7-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 17/07/2025 havale tarihli raporu,
8-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, taraflar arasındaki inşaat malzemeleri alım satım ilişkisine binaen bulunan ticari ilişki çerçevesinde, davacı şirket tarafından davalı şirkete satıldığı ve teslim edildiği iddia edilen malzemeler sebebiyle muhtelif tarihlerde davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, borçlunun ise ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 311.032,25-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
22/04/2025 tarihli duruşma tutanağının 6 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
22/04/2025 tarihli duruşma tutanağının 7 numaralı ara kararında ise davalı şirket vekili adına davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak ya da ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter ve belgeleri iki haftalık kesin süre içerisinde sunmanız veya bulundukları yeri bildirmeniz, verilen kesin süre içinde ticari defterlerin sunulmaması veya bulunduğu yerin bildirilmemesi durumunda söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağınız ihtaren bildirilir." şerhini içeren tebligat çıkartılmasına karar verilmiş, davalı vekili davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen ve dava dilekçesi ekinde sunulan faturalar, açık hesap ekstresi, İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2024 yılına ait BA/BS formları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2024 yılına ait BA/BS formları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler ve sair deliller birlikte değerlendirilerek; taraflara ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki inşaat malzemesi alım satım ilişkisine binaen bulunan ticari ilişki çerçevesinde, davacı şirket tarafından davalı şirkete satıldığı iddia edilen malzemeler sebebiyle muhtelif tarihlerde davalı şirket adına düzenlenen faturalarda yer alan ürünlerin davalı şirkete teslim edilip edilmediği, teslim olgusuna ilişkin olarak ticari defter ve belgelerde yazılı herhangi bir delil bulunup bulunmadığı, teslim edilmiş ise teslim edilen ürün bedelinin ne kadar olduğu, dava dilekçesi ekinde sunulan faturalar ve açık hesap kayıtları karşılığında davalı şirket tarafından davacı şirkete ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ne kadar ödeme yapıldığı, neticeten davacı şirket tarafından davalı şirkete satıldığı ve teslim edildiği iddia edilen malzemeler sebebiyle davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve açık hesaptan kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, var ise ne kadar alacaklı olduğu, icra takibinde işletilen faiz oran ve miktarının usul ve yasa hükümlerine uygun olup olmadığının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 17/07/2025 havale tarihli raporunda sonuç olarak; davacı şirketin davalı şirkete İzmir.... İcra Dairesinin... Esas sayılı takip dosyasından 19.07.2024 takip
tarihi itibariyle 311.032,25 TL alacaklı olduğu,
takip tarihinden itibaren asıl alacağa %51,75 avans faizi talep edilebileceğini mütalaa etmiştir.
Davacı vekilinin tanık dinletme talebinin, tanıkların dinletilmek istenildiği belirtilen davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu, taraflar arasındaki ticari ve cari ilişki, cari hesap alacağı ve buna dair davalı şirkete kesilen fatura içerikleri ile dava dilekçesindeki tüm hususların taraflara ait ticari defter belgeler üzerinde gerçekleştirilen veya gerçekleştirilebilecek inceleme neticesinde belirlenebileceği, tanık dinlenilmesinin yargılamaya herhangi bir katkısı olmayacağı, kaldı ki dava değeri gözetildiğinde iddia edilen hususların yazılı delille ispat edilmesi gerektiği anlaşılmakla reddi yönünde ara karar tesis edilmiştir.
Davalı vekilinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 17/07/2025 havale tarihli raporuna karşı itirazlarının, davalı vekili tarafından davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yer bildirilmesine rağmen defter ve belgelerin bulunduğu bildirilen şahıs ile yapılan görüşme neticesinde kendisinde olmadığı beyanı ve davalı vekili tarafından başkaca bir yer bildirilmediğinden incelenememesi hususunda kusurun davalı vekili üzerinde bulunduğu, bilirkişinin ticari defter ve belgeleri arama ve bulma yükümlülüğü bulunmadığı anlaşılmakla reddine, sair itirazların hukuki değerlendirmeye muhtaç konulardan olmaları sebebiyle esas hakkındaki hükümle birlikte mahkememizce değerlendirilmelerine karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir ... İcra Dairesinin ...Esas sayılı takip dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, vergi sicil kayıtları ile 2024 yılına ilişkin BA/BS formları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, vergi sicil kayıtları ile 2024 yılına ilişkin BA/BS formları, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, davalı şirketi ait ticari defter ve kayıtlar, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 17/07/2025 havale tarihli raporu ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki inşaat malzemeleri alım satım ilişkisine binaen bulunan ticari ilişki çerçevesinde, davacı şirket tarafından davalı şirkete satıldığı ve teslim edildiği iddia edilen malzemeler sebebiyle muhtelif tarihlerde davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 311.032,25-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, taraflara ait BA/BS formlarında davacı tarafından düzenlenen toplamda 943.815,44-TL bedelli faturaların kayıtlı olduğu, bu faturalara binaen davalı şirket tarafından 632.783,19-TL ödeme yapıldığı, bakiye alacak bedelinin 311.032,25-TL olduğu, davalı tarafça ticari defter ve belgelerin incelenebilmesi için gerekli hazırlıkların yapılmadığı ve bu sebeple davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin incelenemediği, faturaların BA/BS formlarına işlenmiş olmasının teslim olgusu açısından ispat hususunda yeterli olduğu, aksinin davalı tar5afça ispatlanamadığı, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatladığı ve davalı şirket tarafından ödeme emrine yöneltilen itirazın haksız olduğu, alacağın faturaya dayanması sebebiyle likit mahiyette olduğu ve icra inkar tazminatı açısından yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla, açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Açılan davanın KABULÜ İLE,
1-Davalı... Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin İTİRAZININ İPTALİNE, İzmir ...İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 311.032,25-TL asıl alacak bedeli üzerinden, asıl alacağa 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca yıllık %51,75 oranında ve değişen oranlarda avans faiz uygulanmak suretiyle devamına,
2-Alacak miktarı likit olduğundan takip konusu kabul edilen asıl alacak miktarı olan 311.032,25-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı... Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacı ... Mamülleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketine verilmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 21.246,60-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 3.756,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 17.490,10-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 130,00-TL elektronik tebligat, 5,00-TL posta (KEP) masrafı, 4.500,00-TL bilirkişi ücreti, 3.756,50-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 8.819,10-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 49.765,16-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır