T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/931
KARAR NO : 2025/531
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/08/2022
KARAR TARİHİ : 12/06/2025
İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/03/2023 tarihli.. Karar sayılı görevsizlik kararı gereğine mahkememize tevzi edilen dosyanın yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kuruma kayıtlı bulunan araçlar için ... Hizmetleri,... Sigorta Aracılık Hizmetleri,... Aracılık Hizmetleri ve... Aracılık Hizmetleri acenteleri aracılığıyla davalı şirketin de aralarında bulunduğu çeşitli sigorta şirketlerine ZMMS poliçeleri yaptırıldığı, işbu araçların ...'e ayrılması nedeniyle bahsi geçen acentelere yazı yazılarak söz konusu araçların sigorta poliçelerinin trafikten çekilme tarihi ile iptal edilerek kalan poliçe bedellerinin devlete gelir kaydedilmek üzere belirtilen hesaba yatırılmasının istenildiğini, iptal edilen poliçe bedelleri ile ilgili olarak ... Hizmetleri tarafından 13.071,92-TL,... Sigorta Aracılık Hizmetleri tarafından 6.516,07-TL,... Aracılık Hizmetleri tarafından 5.863,48-TL ve... Aracılık Hizmetleri tarafından tarafından 3.350,49-TL iade yapıldığı ancak müvekkili olan kurum tarafından yapılan hesaplama neticesinde; sigorta şirketlerinin yaptığı hesaplamada trafikten çekilme tarihlerinin esas alınmadığı ve ... Hizmetlerinin 590,66-TL,... Sigorta Aracılık Hizmetlerinin 656,60-TL,... Aracılık Hizmetlerinin 1.123,81-TL ve... Aracılık Hizmetlerinin 4.519,94-TL eksik ödeme yaptığının tespit edildiği, hesaplanan eksik ödeme tutarının ödenmesi istenmiş ise de, olumlu yanıt alınamadığını bu kapsamda alacağın tahsili için İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ve davalı borçlunun itiraz edip takibi durdurduğunu beyan etmekle, itirazın iptali ile davalıya % 20 kötü niyet tazminatı yükletilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yeni düzenlemeye göre zarar görenlerin doğrudan dava açma hakkının ortadan kaldırıldığını, dava öncesinde sigorta kuruluşuna başvuru zorunluluğu getirildiğini, yapılan hasar başvurusunda genel şartlar gereği sunulması zorunlu evrakların sunulmadığını, bu nedenle başvuru sahibini ödeme yapılamadığını, geçerli bir başvuru söz konusu olmadığından davanın reddinin gerektiğini, dava konusunu oluşturan prim iadesinin Zorunlu Trafik Sigortasından kaynaklanması nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğradığı nazara alınarak zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu tutarlara ilişkin sorumlulukların poliçe tanzim eden acentelere ait olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, huzurda görülen davanın haklı olduğu varsayılsa bile, müvekkili şirketin faizden sorumluluğu sınırlı olduğunu, sorumluluk ve tazminat hususuna ilişkin uzman sigorta eksperinden rapor alınması gerektiğini beyan etmekle, davanın reddine, aleyhe hüküm kurulması halinde dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...Karar sayılı dosyası,
2-İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası,
3-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, davacı kurum bünyesinde bulunan araçlar açısından dava dışı ... Hizmetleri,... Sigorta Aracılık Hizmetleri,... Aracılık Hizmetleri ve... Aracılık Hizmetleri acenteleri aracılığıyla davalı ... Anonim Şirketi (... Anonim Şirketi) nezdinde yaptırılan poliçelerinin, araçların ... işlemine tabi tutulması neticesinde iptal edilmelerinin gerekmesi çerçevesinde, trafikten çekilme tarihleri itibarıyla poliçelerin iptal edilerek bakiye poliçe bedellerinin iadesi talebi üzerine dava dışı ... Hizmetleri,... Sigorta Aracılık Hizmetleri,... Aracılık Hizmetleri ve... Aracılık Hizmetleri acenteleri tarafından trafikten çekilme tarihlerinin esas alınmaması sebebiyle eksik gerçekleştirilen iade işlemine ilişkin davalı ... Anonim Şirketinin (... Anonim Şirketi) sorumlu olduğu bakiye iade tutarının tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının İşişleri Bakanlığı, borçlunun ... Anonim Şirketi olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 1.401,73-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
Davanın, trafik kazasından kaynaklanmadığı, bu kapsamda 2918 sayılı Karayolları Traik Kanununun uygulanmasının mümkün olmadığı, belirtilen sebepler dahilinde dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapılmasının zorunlu olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilince dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun şekilde başvuru yapılmadığından bahisle sigorta şirketine başvuru dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi talebinin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dava konusu uyuşmazlığın, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 82. maddesinde; ''Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.'' hükmünün düzenlediği, yine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1420. maddesinde ''Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.'' hükmüne yer verildiği, araçların trafikten çekilme tarihlerinin 30/03/2017 ile 31/03/2017 tarihleri olduğu, sigorta şirketlerine başvuru tarihlerinin 10/04/2017 tarihi olduğu, zeyil sebebiyle gerçekleştirilen iade bedeli ödemelerinin 2017 yılı Mayıs ayı ile 2017 yılı Temmuz ayı arasında gerçekleştirildiği, icra takibinin ise 20/03/2019 tarihinde ikame edildiği, bu kapsamda takibin başlatılması ile birlikte kesilen zamanaşımı süresinin henüz sona ermediği anlaşılmakla, davalı vekilinin zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1408. maddesinde; ''Sigorta sözleşmesinin yapılması anında, sigortalanan menfaat mevcut değilse, sigorta sözleşmesi geçersizdir. Sözleşmenin yapıldığı anda varolan menfaat, sözleşmenin süresi içinde ortadan kalkarsa, sözleşme o anda geçersiz olur.
1470 inci madde hükmü saklıdır.'' hükmüne yer verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1419. maddesinde; ''Sigorta sözleşmesi sona erdiği takdirde, Kanunda aksi öngörülmemişse, işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta ettirene geri verilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas ...yılı dosyası, İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, davacı kurum bünyesinde bulunan araçlar açısından dava dışı ... Hizmetleri,... Sigorta Aracılık Hizmetleri,... Aracılık Hizmetleri ve... Aracılık Hizmetleri acenteleri aracılığıyla davalı ... Anonim Şirketi (... Anonim Şirketi) nezdinde yaptırılan poliçelerinin, araçların ... işlemine tabi tutulması neticesinde iptal edilmelerinin gerekmesi çerçevesinde, trafikten çekilme tarihleri itibarıyla poliçelerin iptal edilerek bakiye poliçe bedellerinin iadesi talebi üzerine dava dışı ... Hizmetleri,... Sigorta Aracılık Hizmetleri,... Aracılık Hizmetleri ve... Aracılık Hizmetleri acenteleri tarafından trafikten çekilme tarihlerinin esas alınmaması sebebiyle eksik gerçekleştirilen iade işlemine ilişkin davalı ... Anonim Şirketinin (... Anonim Şirketi) sorumlu olduğu bakiye iade tutarının tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 1.401,73-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, her ne kadar davacı bakanlığa ait araçların trafikten çekilmeleri kapsamında sigorta poliçelerinin iptali talebi karşısında davalı sigorta şirketinin acentelerinin poliçelerin iptalini bildirim tarihinde gerçekleştirmek suretiyle sigorta primi bedellerini bildirim itibaren hesaplamak yapmak suretiyle iade işlemini gerçekleştirmiş ise de, poliçelere konu araçların trafikten çekilmeleri ile sigorta poliçesine konu menfaatin ortadan kalktığı, çekilme tarihleri itibarıyla sigorta şirketi nezdinde bulunan riskin sona erdiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1408. maddesinde yer aldığı üzere sözleşmenin yapıldığı anda varolan menfaatin sözleşmenin süresi içinde ortadan kalkması durumunda sözleşme o anda geçersiz olacağı gözetildiğinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1419. maddesi gereğince sigorta sözleşmesinin sona ermesi durumunda işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta ettirene geri verilmesi gerektiği, belirtildiği üzere menfaatin sona erdiği tarihin araçların trafikten çekilme tarihleri olup bildirim tarihleri olmadığı, trafikten çekilme tarihleri itibarıyla sona eren menfaat kapsamında prim bedellerinin bu tarihten itibaren iade edilmesi gerektiği, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı tarafın iddialarını ispat etmiş olduğu, davacı tarafça davalı aleyhinde başlatılan icra takibinde düzenlenen ödeme emrine yöneltilen itirazın haksız olduğu anlaşılmakla, açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Açılan davanın KABULÜ İLE,
1-Davalı ... Anonim Şirketinin İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin İTİRAZININ İPTALİNE, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 1.401,73-TL asıl alacak bedeli üzerinden, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca asıl alacağa %9 oranında ve değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına,
2-Alacak miktarı likit olduğundan takibe konu alacak bedeli olan 1.401,73-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı ... Anonim Şirketinden tahsili ile davacı İçişleri Bakanlığına verilmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken ancak davacı harçtan muaf olduğu için alınmayan 615,40-TL başvuru harcı ile 615,40-TL karar ve ilam harcının Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 158,00-TL e-tebligat gideri ve 388,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 1.776,80-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca kabul miktarı üzerinden hesap ve takdir olunan 1.401,73-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzlerine karşı, davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi gereğince kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/06/2025
Katip ...
E imza
Hakim ...
e-imzalıdır