T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/102 Esas
KARAR NO : 2025/432
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/01/2025
KARAR TARİHİ : 13/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin demir-çelik sektöründe faaliyet göstermekte olup, davalı ... ile uzun süredir ticari ilişkisinin bulunduğunu, davalının belirli tarihlerde müvekkili şirketten çelik ve metal ürünleri satın aldığını, bu alımlara ilişkin faturalar düzenlendiğini ve teslimatların eksiksiz şekilde gerçekleştirildiğini, davalı- borçlu şirketin 13/05/2024 tarihli faturadan kaynaklı 23.542,20 TL, 16/05/2024 tarihli faturadan 61.008,75 TL, 28/05/2024 tarihli faturadan 131.197,55 TL, 31/05/2024 tarihli faturadan 16.824,50 TL, 08/11/2024 tarihli faturadan 9.000,00 TL olmak üzere toplamda 241.573,00 TL borçlanmış olup, borcun 183.050,95 TL'sini ödediğini, kalan borç tutarı olan 58.522,05.-TL cari asıl alacak bedeli için takibe kadar işletilmiş faiz ile toplamda 72.358,78 TL üzerinden taraflarınca İzmir ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrine itiraz ederek icra takibini durdurduğunu, ancak davalının itirazının haksız olup, borca yönelik herhangi bir somut ve hukuken geçerli dayanağının bulunmadığını, bu nedenlerle davalı-borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına, borçlunun haksız itirazı sonucu alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun dava dilekçesinin ve duruşma gününün tebliğ edildiği, ancak davaya ilişkin herhangi bir cevap dilekçesinin verilmediği görüldü.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :
Mahkememizce öncelikle karşı taraf davalının tacir olup olmadığı hususunda araştırma yoluna gidilmiş, bu kapsamda İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na, İzmir (Menemen) Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ve Menemen Vergi Dairesi'ne yazı yazılmış ve ilgili yazı cevapları gelmiştir.
Taraflar arası uyuşmazlığın esasına girilmeden önce gelen yazı cevapları göz önüne alındığında öncelikli olarak dava şartlarından olan görev yönünden uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmış, bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
Ticarî davalar; mutlak ticarî davalar, nispi ticarî davalar ve yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticarî davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin ticarî bir işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticarî sayılan davalardır. Mutlak ticarî davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu m. 99, İcra ve İflas Kanunu m. 154, Finansal Kiralama Kanunu m. 31, Ticarî İşletme Rehni Kanunu m. 22 gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticarî davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticarî dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticarî işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticarî dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticarî dava sayılan davalardır.
Nispi ticarî davalar, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticarî nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları“ticari dava” sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî iş sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Ticarî iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan bir işin diğeri için de ticarî iş sayılması davanın niteliğini ticarî hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir.
Yukarıda belirtilen hususlar kapsamında somut uyuşmazlığın değerlendirilmesi neticesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şirket ile davalı arasında ticari ilişkiden kaynaklı ilişki bulunup bulunmadığı, eğer mevcut bir ilişki var ise davacı şirketin davalıdan 13/05/2024 tarihli 23.542,20.-TL, 16/05/2024 tarihli 61.008,75.-TL, 28/05/2024 tarihli 131.197,55.-TL, 31/05/2024 tarihli 16.824,50.-TL, 08/11/2024 tarihli 9.000,00.-TL bedelli faturalardan kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı, borcun 183.050,95.-TL'sinin davalı borçlu tarafça ödenip ödenmediği, davacının bakiye alacak miktarının olması halinde İzmir... İcra Müdürlüğü'nü... Esas sayılı dosyası nazarında yapılan ilamsız takibe davalı yanca yapılan itirazın haklılık içerip içermediğine ilişkin itirazın iptal talebi ile davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatının hükmedilmesi talebine ilişkin olduğu tespit edilmiş olmakla, davanın mutlak ticari dava vasfı taşıyıp taşımadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında ise; davacının ticaret şirketi olduğu ve tacir sıfatının bulunduğu, ancak davalının gerçek kişi olduğu belirlenmiş olup, taraflar arasındaki ilişkinin davalının işletmesi ile ilgili olup olmadığı, davalının işletmesinin ticari işletme vasfında olup olmadığı ve bu itibarla davalının tacir sayılıp sayılmayacağının tespiti için 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Menemen Vergi Dairesine, İzmir Menemen Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasına yazılan müzekkere cevaplarında yer alan veriler çerçevesinde; davalının ticaret ve esnaf sicillerinde kaydının bulunmadığı, davalının tacir sıfatına haiz olmadığı, yalnızca vergi yönünden işletme hesabına göre deftere tabi olduğu, bu kapsamda davalının tacir sıfatının ve herhangi bir ticari işletmesinin bulunmadığı ve uyuşmazlığın davalının ticari işletmesi ile ilgili de olmadığının belirlendiği, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiğinden, açıklanan gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri nazara alınarak ve takdiren dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE ve görevli Mahkemenin İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
2- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne gönderilmesine,
3- 6100 sayılı HMK'nın 20. Maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine (ihtarat yapıldı)
4- Yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine ve ancak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise şartlar oluşacağından yargılama giderlerinin mahkememizce değerlendirilmesine,
Dair Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 13/05/2025
Katip ...
E imza ¸
Hakim ...
eimza