T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/165
KARAR NO : 2025/154
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/10/2024
KARAR TARİHİ : 18/02/2025
Mahkememizin... Esas sayılı dava dosyasının 18/02/2025 tarihli duruşmasında her iki davalı yönünden ikame edilen maddi tazminat davasının tefrikine karar verilerek yeni esas alan mahkememizin... Esas sayılı dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin davalı sigorta şirketinin ... poliçe numaralı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalanan, ...ın maliki ve olay anında sürücüsü konumunda bulunduğu ... plaka sayılı taşıtın, 20.10.2023 günü seyir halinde bulunduğu esnada,... plaka sayılı taşıt ile birlikte karıştığı trafik kazası neticesinde yaralandığını, trafik ekiplerince tanzim edilen trafik tespit tutanağında, sürücü...'ın 2918 sayılı KTK'nın 47/-B maddesini ihlal ettiği, diğer motosiklet sürücüsünün kazanın nedenselliğine dayalı olarak kural ihlali olmadığının belirtildiği, trafik kazasının meydana gelmesinde araç maliki ve sürücüsü konumunda bulunan... ın asli ve tam kusurlu olduğu, dolayısıyla işbu dava dilekçesi dahilinde talep edilecek tazminatın, hak ve alacaklardan davalı sigorta şirketinin müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun doğduğunu, kaza sonrasında davacı müvekkilinin ilk olarak olay yerinden ambulansla İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi'ne götürüldüğünü, sol ayağının alçıya alındığını, 20.10.2023 tarihinde düzenlenen adli muayene raporunda "sol parietooccipital bölgede yaklaşık 1,5 cm abrazyon sol fibula distal 1/3 de paslpasyonla hassasiyet" bulguları kaydedildiğini, 27.10.2023 tarihli raporda alçının çıkarılarak film çektirildiğini, 05.02.2024 tarihli son raporda ise ayağında bilek hariç kırık olduğunun tespit edildiğini, olay tarihinin üzerinden yaklaşık 1 yıl geçmesine rağmen müvekkilinin Bayraklı Şehir Hastanesi'nde ayak kırığı sebebiyle halen tedavi gördüğünü, müvekkilinin bedeninin hasar aldığını, sürekli maluliyetine yol açtığını, kaza tarihi olan 20.10.2023 tarihinde müvekkilinin .... yaşında olduğunu, bakmakla yükümlü olduğu 2 çocuğu bulunduğunu, mesleğinin pide ustası olması sebebiyle tüm gün ayakta çalışması gerektiğini, kazada hiçbir kusurunun bulunmadığını ve almış olduğu bedeni hasarın kalıcı nitelikte olduğu hususları nazara alındığında bu durumda çalışma hayatına devam edemeyeceğini, ödemiş olduğu tadevi giderlerinin tazmin edilmesi gerektiğini ve geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, davanın kabulüne, davalılar için haksız fiil tarihi olan 20.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle beraber her türlü bedel arttırım hakkı saklı kalmak kaydıyla HMK'nın 107. maddesi gereğince belirsiz alacak olarak şimdilik 100,00-TL tedavi giderinin, 100,00-TL kalıcı iş göremezlik ve 100,00-TL geçici iş göremezlik olmak üzere 300,00-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketi yönünden poliçe teminatlarıyla sınırlı kalmak kaydıyla), haksız fiil tarihi olan 20.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber 30.000,00-TL manevi tazminatın davalı...'tan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle;... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu karayolu mali mesuliyet trafik poliçesi ile sigortalandığını, müvekkili sigorta şirketinin şahıs başına azami poliçe limiti ile sınırlı olarak sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, arabuluculuğa yeterli evrakla başvuru yapılmaması ve evrakların kendilerine iletilmemesi nedeniyle başvuru sürecenin olumsuz sonuçlandığını, olay yeri inceleme tutanağı ile ifade tutanaklarından anlaşılacağı üzere ilgili kazanın trafik iş kazası olduğunu, SGK’ya müzekkere yazılarak rücuya tabi peşin sermaye değerli gelir bağlanıp bağlanmadığının tespitinin gerektiğini, poliçe tanzim tarihi 01.06.2015 sonrası olan poliçelere ilişikin geçici iş görmezlik taleplerinin teminat dışında tutulduğunu, teminat kapsamında olmayan bakıcı masrafı kaybı olarak tespit edilen sürenin sigorta şirketinin sorumluluğunun olmadığını, tedavi masrafları ve buna bağlı bakıcı giderleri ve yan giderler bakımından son yasal düzenlemeler çerçevesinde sağlık hizmet bedelleri sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanacak olup, müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının kaza esnasında motosiklet sürücüsü konumunda olduğunu, davacının kaskının takılı olmadığının kaza tespit tutanağında belirtildiğini, davacının kask, dizlik vs koruyucu tertibat kullanmadığı için müterafik kusur indirmi uygulanması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun, karayolları trafik kanunu ve poliçe genel şartları gereğince “karayolu”nda meydana gelen zararların poliçe limiti dahilinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve gerçek zararın tazmini ile sınırlı olduğunu, bu sebeple adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinden kusur raporu alınması gerektiğini, maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi hususunun Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesi tarafından yerine getirilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek şartıyla zarar hesabının aktüerya bılım dalı ıle uğraşan aktüerler tarafından yapılması gerektiğini, kaza tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin hatalı olduğunu, kaza tespit tutanağı ve poliçeden de anlaşılacağı üzere kazaya karışan aracın hususu kullanım için olduğunu, davacının söz konusu olaydan dolayı Sosyal Güvenlik Kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespitinin gerektiğini, ceza soruşturması esnasında uzlaştırma sağlanıp sağlanmadığının tespitinin gerektiğini, uzlaştırma sağlanmış ise açılan davadan feragat edilmiş sayılacağından davanın esasına girilmeden davanın reddinin gerekeceğini beyan etmekle, davanın usulden reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunu...luk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-Tarafların nüfus kayıt örnekleri,
3-Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi nezdinde 20/10/2023 tarihli kaza nedeniyle... plakalı araç için düzenlenen ...runlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, davacı tarafından yapılan başvuruya ilişkin olarak başvuru evrakları ile başvurunun davacıya tebliğini gösterir tebligat evrakları, hasar dosyası, başvuru neticesinde davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin kayıtlar,
4-Dava konusu kazanın gerçekleştiği 20/10/2023 tarihi ve mevcut durum itibarıyla ...plaka sayılı araçlara ait olarak bulunan trafik tescil ve ruhsat belgeleri,
5-Karşıyaka... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası,
6-İzmir Şehir Hastanesi nezdinde 20/10/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan davacı adına düzenlenen tedavi evrakları ve raporları,
7-İzmir SGK İl Müdürlüğü nezdinde davacıya ait olarak bulunan iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli ile davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemenin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değerine ilişkin kayıtlar,
8-Davacı...'in 20/10/2023 tarihi ve mevcut durum itibarıyla sosyal ve ekonomik araştırma kaydı,
9-Davalı ...n 20/10/2023 tarihi ve mevcut durum itibarıyla sosyal ve ekonomik araştırma kaydı,
10-Davacı vekili tarafından sunulan 10/12/2024 tarihli kısmi feragat dilekçesi,
11-Davalı vekili tarafından sunulan 10/12/2024 tarihli beyan dilekçesi,
12-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, 20/10/2023 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası neticesinde ...plakalı motosiklette sürücü konumunda iken yaralanan...n vücut bütünlüğünde kalıcı işgöremezlik oluşup oluşmadığı, geçici iş göremezlik süresinin ne kadar olduğunun belirlenmesi ile varsa sürekli iş göremezlik oranı çerçevesinde ve geçici iş göremezlik süresi kapsamında uğradığı maddi zararlarına binaen sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin davalılardan tahsili ile ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir.
Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları kapsamında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5. Bölümünde belirtilen 'Kapsama Giren Teminat Türleri' başlığı altında bulunan (a) bendinde 'Maddi Zararlar Teminatı' kapsamında araçta meydana gelen değer kaybı da sayılmıştır.
İlgili maddede Maddi Zararlar Teminatı; ''Hak sahibinin bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır.'' olarak tanımlanmıştır.
Vekaletnamesinde davadan feragat etmeye ilişkin olarak özel yetkisi bulunan davacı vekili dosyaya sunduğu 10/12/2024 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talepleri yönünden taraflar arasında yapılan anlaşma sebebiyle maddi tazminat yönünden davadan feragat ettikleri beyan etmiştir.
Vekaletnamesinde davadan feragati kabul etmeye ilişkin olarak özel yetkisi bulunan davalı vekili dosyaya sunduğu 10/12/2024 tarihli dilekçesi ile taraflar arasındaki anlaşma gereğince davanın konusuz kaldığını, konusuz kalan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki anlaşmaya binaen davacı vekilinin maddi tazminat talepleri yönünden davadan feragat ettiklerini beyan ettiği anlaşılmakla, her iki davalı yönünden ikame edilen maddi tazminat davasının mahkememizin ... Esas sayılı dosyasından tefriki ile mahkememizin son sıra esas numarasına kaydının yapılmasına karar verilerek açık yargılamaya devam olunmuştur.
Feragat, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde; ''Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.
Feragat beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir.
Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesinde, davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır, hükmü yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Dosya, ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, tarafların nüfus kayıt örnekleri, davalı...igorta Anonim Şirketi nezdinde 20/10/2023 tarihli kaza nedeniyl... plakalı araç için düzenlenen ... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, davacı tarafından yapılan başvuruya ilişkin olarak başvuru evrakları ile başvurunun davacıya tebliğini gösterir tebligat evrakları, hasar dosyası, başvuru neticesinde davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin kayıtlar, dava konusu kazanın gerçekleştiği 20/10/2023 tarihi ve mevcut durum itibarıyla...ve ...plaka sayılı araçlara ait olarak bulunan trafik tescil ve ruhsat belgeleri, Karşıyaka... Asliye Ceza Mahkemesinin...Esas sayılı dosyası, İzmir Şehir Hastanesi nezdinde 20/10/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan davacı adına düzenlenen tedavi evrakları ve raporları, İzmir SGK İl Müdürlüğü nezdinde davacıya ait olarak bulunan iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli ile davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemenin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değerine ilişkin kayıtlar, davacı ... ödemenin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değerine ilişkin kayıtlar, davacı ...'in 20/10/2023 tarihi ve mevcut durum itibarıyla sosyal ve ekonomik araştırma kaydı, davalı ...ın 20/10/2023 tarihi ve mevcut durum itibarıyla sosyal ve ekonomik araştırma kaydı, davacı vekili tarafından sunulan 10/12/2024 tarihli kısmi feragat dilekçesi, davalı vekili tarafından sunulan 10/12/2024 tarihli beyan dilekçesi ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, 20/10/2023 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası neticesinde... plakalı motosiklette sürücü konumunda iken yaralanan...in vücut bütünlüğünde kalıcı işgöremezlik oluşup oluşmadığı, geçici iş göremezlik süresinin ne kadar olduğunun belirlenmesi ile varsa sürekli iş göremezlik oranı çerçevesinde ve geçici iş göremezlik süresi kapsamında uğradığı maddi zararlarına binaen sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin davalılardan tahsili ile ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, vekaletnamesinde davadan ve kanun yollarından feragat etmeye ilişkin özel yetkisi bulunan davacı vekilinin 10/12/2024 havale tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talepleri yönünden taraflar arasında yapılan anlaşma sebebiyle maddi tazminat yönünden davadan feragat ettiklerini beyan ettiği, vekaletnamesinde davadan feragati kabul etmeye ilişkin olarak özel yetkisi bulunan davalı vekili dosyaya sunduğu 10/12/2024 havale tarihli dilekçesi ile yapılan anlaşma gereğince davacılar vekiline asıl alacak, faiz ve ferileri ve vekalet ücreti ile birlikte ödendiğini, müvekkili şirketin davaya konusu tazminat bakımından tamamen, gayri kabili rücu olmak üzere mutlak ve kesin şekilde ibra edildiğini, davanın konusuz kaldığını, yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını beyan ettiği anlaşılmakla, açılan davanın feragat nedeniyle reddine, taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdirine yer ve gerek olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın feragat sebebiyle REDDİNE,
2-Dosyanın tefrik sonucu oluşması nedeniyle alınamayan ancak 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 205,13-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Tefrik sonucu oluşturulan dosyada yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4-Taraf vekillerinin karşı taraftan vekalet ücreti talepleri olmadığını beyan ettikleri göz önünde bulundurularak, taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdirine yer ve gerek olmadığına,
5-Davalı davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.800,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalı ... Sigorta Anonim Şirketinden tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, tarafların yokluklarında, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır