T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/180 Esas
KARAR NO : 2025/463
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/02/2025
KARAR TARİHİ : 20/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil şirket ile davalı yan arasında 30/08/2021 tarihli ferdi abonelik sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında davalıya ait Dikili ilçesi,... Mah...de kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan 112 konut ve 2 ortak alanın (hidrofor, arıtma) abone dosyalarının hazırlanması, projesinin... A.Ş den onaylatılarak kabulünün yapılması, site içi aydınlatması, harici tip toplu sayaç panosunun projede belirtili yerlere montajı, panolara 1'er adet yangın koruma şalterinin konulması, aboneler için kesici sigortaların konulması, panoların topraklanması, yeni takılacak sayaçların toplu sayaç panolarına montajı, ferdi abonelik işlemlerinin yapılması gibi işlerin eksiksiz olarak tamamlandığını ve davalı iş sahibine teslim edildiğini, sözleşmede açıkça belirtili olmayan diğer işlerin, ek ücret karşılığı yüklenici firmaya yaptırılabileceğinin belirtildiğini, müvekkilinin kendi sorumluluğunda olmayan ve ekstra ücret karşılığında bazı sözleşme dışı işleri de iş sahibinin isteği ile eksiksiz yaparak teslim ettiğini, müvekkilinin sözleşme harici yapmış olduğu harici işlere ait 2 adet fatura tanzim ettiğini, sözleşme harici ortak alanlara yapılan işler ile ilgili site yönetiminden ücret talebinde bulunulduğunu, sitede yapılan toplantıda borcun ödeneceğinin sözlü olarak müvekkiline iletildiğini, ancak daha sonra üyelerin ödememe kararı alındığını, davalı yanın 2 adet faturayı da davacıya iade ettiğini, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taraflarca imzalanan ferdi abonelik sözleşmesi doğrultusunda, davacı tarafından sözleşme harici yapılan işlerin güncel maliyet ve işçilik bedellerinin ayrı ayrı tespiti ile şimdilik 1.000 TL'nin davalıdan ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle usul yönünden husumet itirazlarının bulunduğunu, davalı ... Sitesi Yöneticiliği olarak gösterilmişse de yöneticiliğin bir şahsi kişilik olmadığını ve taraf sıfatının bulunmadığını, dolayısıyla tüm kat maliklerine dava açılması gerektiğini, bu nedenle husumet yönünden davanın reddedilmesi gerektiğini, esas yönünden ise; davacıya sözleşme dışı dava konusu işin yaptırılmadığını, zaten evlerde daha önceden kaçak akım rölesi bulunduğunu, davacının yapmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının 110 adet kaçak akım rölesini aldığı yerden resmi faturasını ibraz etmesi gerektiğini, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :
Mahkememizce öncelikle karşı taraf davalının tacir olup olmadığı hususunda araştırma yoluna gidilmiş, bu kapsamda İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Bergama Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve Dikili Vergi Dairesi'ne yazı yazılmış ve ilgili yazı cevaplarının geldiği görülmüştür.
Taraflar arası uyuşmazlığın esasına girilmeden önce gelen yazı cevapları göz önüne alındığında öncelikli olarak dava şartlarından olan görev yönünden uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmış, bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
Ticarî davalar; mutlak ticarî davalar, nispi ticarî davalar ve yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticarî davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin ticarî bir işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticarî sayılan davalardır. Mutlak ticarî davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu m. 99, İcra ve İflas Kanunu m. 154, Finansal Kiralama Kanunu m. 31, Ticarî İşletme Rehni Kanunu m. 22 gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticarî davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticarî dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticarî işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticarî dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticarî dava sayılan davalardır.
Nispi ticarî davalar, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticarî nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları “ticari dava” sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî iş sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Ticarî iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan bir işin diğeri için de ticarî iş sayılması davanın niteliğini ticarî hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde ''Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.'' şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un ''Tanımlar'' başlıklı 3. maddesinin (1) nolu bendinde ise tüketici işlemi, ''Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.'' biçiminde tanımlanmıştır.
Aynı Kanun'un 73. maddesinde ise tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesinin görevli olduğu hüküm altına alınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tükecinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen hususlar kapsamında somut uyuşmazlığın değerlendirilmesi neticesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şirket ile davalı yan arasında 30/08/2021 tarihli ferdi abonelik sözleşmesinden kaynaklı bir ilişki bulunup bulunmadığı, eğer mevcut bir ilişki var ise davacı şirketin bu sözleşme kapsamında yapılması kararlaştırılan işleri eksiksiz olarak tamamlayıp tamamlamadığı, davacı yanca davalı tarafın isteği üzerine kendi sorumluluğunda olmayan bazı sözleşme dışı işlerin de ekstra ücret karşılığı eksiksiz olarak yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise harici işlere ait tanzim edilen 01/08/2023 tarihli 66.000,00.-TL bedelli ve 15/08/2023 tarihli 24.000,00.-TL bedelli 2 adet faturadan kaynaklı alacağın davacı tarafa ödenip ödenmediğine yönelik maliyet ve işçilik bedellerinin tespiti ile fatura bedellerinden şimdilik 1.000,00.-TL'sinin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline yönelik olarak açılan alacak davası olduğu tespit edilmekle, İzmir Dikili Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından davalı ... Sitesi Yöneticiliğinin ticari bir faaliyetinin ve bildirim verme yükümlülüğünün bulunmadığı bildirilmiş olmakla; söz konusu davaya konu uyuşmazlık yönünden; davalı site yönetiminin tacir olmadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin davalının herhangi bir işletmesi ile ilgili olmadığı, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiğinden, davalının tacir olmaması ile beraber davalı site yönetiminin, malikler adına sözleşmeyi tanzim edildiği, dolayısı ile İstanbul BAM 18 Hukuk Dairesi 2020/2116E- 2020/1588K.sayılı ilamı ve Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2016/11013 2016/11371 sayılı kararlarında da benzer mahiyette ihtilafların çözümü noktasında, site yönetiminin hizmetten yararlanacak olması nedeni ile tüketim ilişkisi dahilinde sözleşmede yer aldığının kabulü gerekeceği hali ile davalı yanın tüketici vasfına haiz olduğu göz önünde bulundurularak uyuşmazlığın Tüketici Mahkemeleri nezdinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, bu kapsamda 6502 sayılı yasanın 3/1 maddesi ile 83 maddesi göz önüne alındığında açılı davanın davanın görevsizlik nedeni ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
3- 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bi dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
4- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,
Dair davacı vekilinin yokluğunda, davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
20/05/2025
Katip ...
E imza
Hakim ...
eimza