T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/196 Esas
KARAR NO : 2025/209
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/02/2025
KARAR TARİHİ : 03/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kamu işletmeleri dahil olmak üzere makine, tekstil, elektronik, kimya, plastik, gıda, narenciye gibi ülke sanayisinin temelini oluşturan tüm sektörlere talep ve ihtiyaç doğrultusunda oluklu mukavva ürünleri sunmakta olup ambalaj sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirket ile davalı... İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi arasında alım satım ticari ilişkisinin söz konusu olduğunu, bu ilişkiden dolayı davalınin müvekkiline yüklü miktarda borçlu olduğunu, davalının açık hesap şeklinde devam eden ticari ilişki boyunca biriken borçlarını ödememesi üzerine davalı hakkında Torbalı İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, işbu icra takibine davalı tarafından borcu olmadığı iddiası ile itirazda bulunulmuş ise de davalının itirazı haksız ve kötüniyetli olup işbu itirazının bertaraf edilmesi gerektiğini, uyuşmazlık konusu icra takibi kapsamında alacağın sebebi taraflar arasındaki açık hesap ilişkisi şeklinde yürüyen ticari ilişkiden doğan bakiye alacak olduğunu, satılan malların davalı yana teslim edildiğini, karşılığında davalı adına kesilen muhtelif tarihli ve bedelli faturaların davalıya iletildiğini, müvekkili şirketin alacağına dayanak olan ve davalıya gönderilen faturalara karşı yasal süresi içerisinde yazılı olarak herhangi bir itirazda bulunulmadığını, müvekkili şirket tarafından davalı ile olan ticari ilişki çerçevesinde edimler kanuna ve ticari teamüle uygun şekilde süresinde yerine getirildiğini, buna karşılık davalı tarafça aylarca dava konusu borç ödenmediğini, gelinen aşamada müvekkili şirketin ticari ilişkiden kaynaklanan alacağına erişemediği gibi, dava konusu alacak rehinle veya başkaca bir şekilde teminat altına alınmadığından müvekkili şirketin davalıların kötü niyetli davranışları neticesinde alacağını tahsil edememe ve telafisi güç zararlarla karşı karşıya kalma tehlikesi içerisinde olduğunu, bu nedenle, dosya kapsamında sunulan deliller dikkate alınıp yaklaşık ispat koşullarının gerçekleştiği hususları göz önünde bulundurularak ihtiyati haciz talebimizin kabulü ile, davalı şirket adına kayıtlı taşınır ve taşınmazlar ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine dava değeri üzerinden ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini, müvekkili ve davalı şirket arasında süregelen ticari ilişki boyunca ödenmeyen bakiye cari alacağa ilişkin Torbalı İcra Müdürlüğü...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup davalı tarafın takibe itirazı sonucu İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi... Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası ikame edildiğini, bu nedenlerle, aralarındaki hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle huzurdaki davanın İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, öncelikle ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile müvekkilinin alacağını koruma altına almak için davalı şirkettin tüm menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, davalarının kabulü ile davalı/borçlu tarafından Torbalı İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı icra takibine haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olarak yapılan itirazın iptaline, takibin talep edilen bedel üzerinden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte devamına, davalı aleyhine asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-Torbalı İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası,
3-İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası,
4-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, taraflar arasındaki malzeme alım satımına dair bulunan ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete satıldığı ve teslim edildiği iddia edilen malzemelere ilişkin olarak davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen...numaralı,... numaralı faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ile alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
Torbalı İcra Müdürlüğü'nün...sas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı şirket, borçlunun davalı şirket olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine asıl alacak ve ferileri dahil toplam 765.504,00-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
Davaların birleştirilmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 166. maddesinde; ''Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.
Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır.
Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir.
Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.
İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 168. maddesinde ise; ''Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve ayırma hususundaki ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemesi kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez.'' hükmüne yer verilerek, birleştirme kararına karşı ancak esas hakkındaki hükümle birlikte istinaf ve temyiz yasa yollarına başvurulabileceği belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, Torbalı İcra Müdürlüğü'nün...esas sayılı dosyası, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki malzeme alım satımına dair bulunan ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete satıldığı ve teslim edildiği iddia edilen malzemelere ilişkin olarak davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlene... numaralı ve ... numaralı faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ile alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, Torbalı İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine asıl alacak ve ferileri dahil toplam 765.504,00-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde dosyanın İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ettiği, iş bu dosya ile İzmir.... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasının tarafları ile taraflar arasındaki ilişkinin, dava konusunun ve taleplerin aynı ve birbiri ile bağlantılı olduğu, yargılamalar sırasında yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde belirlenecek alacak borç bedeli miktarlarının birlikte değerlendirilmesi ve hüküm altına alınmasında hukuki yarar bulunduğu, buna göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 166/4. maddesinde belirtilen şekilde davaların aynı nedenlerden doğduğu ve biri hakkında verilecek hükmün diğerini de etkileyecek nitelikte bulunması nedeniyle davalar arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu, davaların birlikte görülmesinde gerek usul ekonomisi gerekse delillerin birlikte değerlendirilmesi ve birbiri ile çelişmeyen hükümlere ulaşılması yanında yargılamanın hızı ve bütünlüğü açısından yarar ve zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166. maddesi uyarınca mahkememizin... Esas sayılı dosyasının İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin... Esas sayılı dosyasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166. maddesi uyarınca aralarında fiili ve hukuki bağlantı bulunan İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin...Esas sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,
2-Mahkememizin... sayılı esasının birleştirme nedeniyle kapatılmasına,
3-Yargılamaya İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden devam edilmesine,
4-Yargılama harç ve giderlerinin birleştirilen dosyada hükümle birlikte değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluklarında, usul ekonomisi ilkesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.03/03/2025
Katip..
e-imza
Hakim...
e-imza