T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/32 Esas
KARAR NO : 2025/428
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/01/2025
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin talebi üzerine 24/04/2024 tarihi, 27/05/2024-31/05/2024 tarihleri arası ve son olarak 25/06/2024 tarihlerinde birkısım tamirat, montaj, döşeme, değşim ve işçilik çalışmaları gerçekleştirdiğini, çalışmalar sonrasında kontrollerin sağlanıp bütün bu işçilik ve tamirat işlemlerinin davalının talepleri üzerine eksiksiz bir şekilde davalı tarafından hiçbir itirazda bulunulmadan onaylandığını ve teslim alındığını, müvekkilinin yapmış olduğu imalat ve işlerden dolayı, davalıya ... numaralı, 22.08.2024 tarihli ve 105.600,00 TL bedelli fatura kestiğini, ancak davalının fatura tutarının ve açıklamanın yanlış olduğunu, e-arşiv üzerinden faturanın iptalini talep ettiğini belirterek faturaya itiraz ettiğini, davalının söz konusu faturayı ödememiş olması sebebiyle taraflarınca davalı aleyhine İzmir... İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası ile 105.600,00 TL asıl alacak, 2.844,69 işlemiş faiz olmak üzere toplam 108.444,69 TL üzerinden 7 örnek icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine kısmi itirazda bulunmuş olup, takibin 38.000,00 TL’lik kısmını kabul ettiğini, kalan kısmına ise itiraz ettiğini, davalının itiraz ettiği kısım için icra takibinin durduğunu, takip çıkışı üzerinden bakiye 62.731,09 TL borç kaldığını, bu nedenlerle itiraz edilen kısım bakımından icra takibinin devamına, vaki kısmi itirazın iptaline, koşulları oluşan %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada öncelikle görev yönünden itirazlarının bulunduğunu, davacının tacir olmadığını, esas yönünden ise; müvekkilinin takibe konu miktarda borcunun bulunmadığını, davacı tarafça düzenlenen faturaya tutarın ve açıklamanın yanlış olması nedeniyle süresinde itiraz edildiğini ve alacaklıya iade edildiğini, bu nedenlerle davacının haksız davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :
Mahkememizce öncelikle karşı davacının tacir olup olmadığı hususunda araştırma yoluna gidilmiş, bu kapsamda İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ve İzmir Vergi Dairesi'ne yazı yazılmış ve ilgili yazı cevapları gelmiştir.
Taraflar arası uyuşmazlığın esasına girilmeden önce gelen yazı cevapları göz önüne alındığında öncelikli olarak dava şartlarından olan görev yönünden uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmış, bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
Ticarî davalar; mutlak ticarî davalar, nispi ticarî davalar ve yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticarî davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin ticarî bir işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticarî sayılan davalardır. Mutlak ticarî davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu m. 99, İcra ve İflas Kanunu m. 154, Finansal Kiralama Kanunu m. 31, Ticarî İşletme Rehni Kanunu m. 22 gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticarî davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticarî dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticarî işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticarî dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticarî dava sayılan davalardır.
Nispi ticarî davalar, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticarî nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları“ticari dava” sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî iş sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Ticarî iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan bir işin diğeri için de ticarî iş sayılması davanın niteliğini ticarî hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir.
Yukarıda belirtilen hususlar kapsamında somut uyuşmazlığın değerlendirilmesi neticesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişkiden kaynaklı bir ilişki bulunup bulunmadığı, eğer mevcut bir ilişki var ise davacının davalı şirketten 22/08/2024 tarihli 105.600,00.-TL bedelli faturadan kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı var ise İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası nazarında yapılan ilamsız takibe davalı yanca yapılan kısmi itirazın haklılık içerip içermediği, davalı borçlu tarafından 45.713,60.-TL ödemenin yapılıp yapılmadığı, kalan borç miktarının ne olduğuna ilişkin itirazın iptali talebi ile davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatının hükmedilmesi talebine ilişkin olduğu, davanın mutlak ticari dava vasfı taşıyıp taşımadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında taraflar arasındaki ilişkinin davacının işletmesi ile ilgili olup olmadığı, davacının işletmesinin ticari işletme vasfında olup olmadığı, davalının tacir sayılıp sayılmayacağının tespiti için 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı, hedef tutan faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için İzmir Vergi Dairesine, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasına yazılan müzekkereler yazıldığı, davacının ticaret siciline kayıtlı tacir olmadığı, yapılan tacir araştırması neticesinde; davacının esnaf kaydının bulunduğu, iklimlendirme, soğutma sistemi imalatı, kurulumu, onarımı üzerine esnaflık yaptığı ve işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, tacir kaydının bulunmadığı tespit edilmiş olmakla, bu haliyle davacının tacir sıfatına haiz olmadığı, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiğinden, açıklanan gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri nazara alınarak ve takdiren dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3- 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bi dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
4- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,
5- Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 08/05/2025
Katip ...
eimza
Hakim ...
E imza