T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/337
KARAR NO : 2025/627
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ : 11/04/2025
KARAR TARİHİ : 26/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08/10/2022 tarihinde.. plakalı araç sürücüsü... ile ... plakalı aracın sevk ve idaresinde bulunan... Atatürk Mahallesi... istikametinde seyir halinde iken kaza yaptıklarını, müvekkiline ait aracın sağ ön çamurluk, ön kaput, sağ sol ön hava yastıklar ve sağ yan hava yastığının açıldığını, müvekkilinin yaralandığını ve aracının maddi hasara uğradığını ve araçta değer kaybı oluştuğunu, meydana gelen hasara ilişkin sigorta şirketi ile araç sürücüsünün müteselsil sorumluluğunun bulunduğunu, kaza raporuna göre... plakalı araç sürücüsü...'un, kazanın oluşmasında asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin ... plakalı aracında oluşan hasarın tespiti için İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş Esas numaralı dosyası üzerinden bilirkişi raporu alındığını, bu rapora göre müvekkilinin aracı için KDV dahil yedek parça ve işçilik brüt toplam 286.817,87-TL hasar onarım bedeli, satış esnasında toplam değer kaybı 27.675,00-TL ve aracın hasar onarımının 8 günde tamamlanacağının tespit edildiğini, yargılama masrafının 539,65-TL olduğunu, müvekkilinin aracının tamiri için uzun süre serviste kaldığını, araç mahrumiyetinin bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, fazlaya ilişkin talep ve davaya ilişkin saklı kalmak kaydıyla şimdilik; 50,00-TL hasar bedeli ile 50,00-TL değer kaybının hasar tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan, 50,00-TL ikame araç bedelinin hasar tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline usulüne uygun tebligat yapılmadığını, tebligat mazbatasındaki imzanın müvekkile ait olmadığını, davaya konu alacak kalemlerinin belirsiz alacak davacı olarak ikame edilemeyeceğini, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca dava konusu alacaklara ilişkin zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının mevcut olduğunu ve davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı...'in taraf sıfatı olmamakla birlikte dava takip yetkisinin de bulunmadığını, 08/10/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında hasarlandığı iddia edilen ... plakalı aracın tescilinin ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı olduğunu, taraf sıfatı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, kazada müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kaza fotoğraflarıyla da bu durumun sabit olduğunu, bu nedenle müvekkilinin davacının zararından herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, mahkeme aksi kanaatte ise kusur durumunun tespiti için dosyanın İzmir Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kuruluna gönderilmesi gerektiğini, değer kaybı bedeli hesaplanırken aracın kilometresi, modeli, hasarın boyutu, özellikle önceki kaza kayıtları ve aynı bölgeden daha önceki kazalarında hasar alıp almadığının da göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacının aracında meydana gelen değer kaybı tazminatının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki formüle göre otomotiv uzmanı bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinden davacıya ait aracın hasar kayıtlarının celbinin gerektiğini, müvekkilinin kusuru bulunmadığından ikame araç bedelinden sorumlu tutulamayacağını, bunun yanında ... plakalı araçtan elde edilen kazanç ile ilgili olarak vergi dairesine yazı yazılarak kazancının tespitinin gerektiğini, gerekirse davalıya ait ... plakalı aracın kasko poliçesinden ikame araç talep edilip edilmediği hususunun araştırılması gerektiğini, ... plakalı aracın ZMSS poliçesini tanzim eden sigorta şirketi tarafından davacının zararlarının giderilmesi nedeniyle davacının davasının kötü niyetli olduğunu, tarafların araç kullanım amaçlarının hususi olduğu göz önünde alındığında avans faiz talebinin de reddinin gerektiğini beyan etmekle, haksız ve hukuka aykırı ikame edilmiş işbu davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından 09/10/2021-09/10/2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere,... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan... plakalı araç yönünden poliçeden sorumluluğunun 43.000,00-TL ise sınırlı olduğunu, kaza tarihi 08/10/2022 olması nedeniyle iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının maddi hasar, değer kaybı ve ikame araç bedeli taleplerine ilişkin olarak daha önce bilirkişi incelemesi yaptırdığını bu nedenle talep edilebilir tazminat tutarı olduğu halde belirsiz alacak davası açması nedeniyle hukuki menfaat yokluğu sebebiyle reddinin gerektiğini, davacının müvekkili şirkete dava açmadan önce usulüne uygun başvuruda bulunmadığını, hiçbir belge de iletmediklerini, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, poliçe tanzim tarihi 04.12.2021 sonrası olup, değer kaybı yeni genel şartlara göre belirtilen formül çerçevesinde hesaplanması gerektiğini, Genel Şartların Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi kısmındaki düzenleme uyarınca bilirkişi incelemesinde parça ve işçilik için iskontolu hesaplama yapılmalı ve iskonto oranı da en az % 35 olması gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, bu tür davalarda amaç davacının gerçek zararının giderilmesi olduğundan, bilirkişilerce zarar tespitinin yaptırılması gerektiğini, kazanç kaybı talepleri teminat dışı olup, reddinin gerektiğini beyan etmekle, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-Menderes Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-Davacı... ve davalı...'a ait nüfus kayıt örnekleri,
3-Dava konusu kazanın gerçekleştiği 08/10/2022 tarihi ve mevcut durum itibarıyla ... ve ...plaka sayılı araçlara ait olarak bulunan trafik tescil ve ruhsat belgeleri,
4-Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde ... plaka sayılı araca ait olarak bulunan tramer kayıtları,
5-İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesinin... D. İş sayılı dosyası,
6-Davalı ...Anonim Şirketi nezdinde... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi, 08/10/2022 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak davacı tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesi, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakları, hasar dosyası ve davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin evrak ve kayıtlar,
7-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, 08/10/2022 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı...'in ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar sebebiyle oluşan onarım bedeli ve değer kaybı bedeli ile ikame araç bedelinin ne kadar olduğu, hasar sebebiyle oluşan onarım bedeli ve değer kaybı bedeli ile ikame araç bedeli miktarlarının belirlenmesi ile belirlenecek onarım bedeli ve değer kaybı bedelinin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte... plakalı aracın sürücüsü ve aynı zamanda maliki davalı... ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini tanzim eden davalı ...Anonim Şirketinden müştereken ve müteselsilen, ikame araç bedelinin ise haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte... plakalı aracın sürücüsü ve aynı zamanda maliki davalı...'tan tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir.
Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları kapsamında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5. Bölümünde belirtilen 'Kapsama Giren Teminat Türleri' başlığı altında bulunan (a) bendinde 'Maddi Zararlar Teminatı' kapsamında araçta meydana gelen değer kaybı da sayılmıştır.
İlgili maddede Maddi Zararlar Teminatı; ''Hak sahibinin bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır.'' olarak tanımlanmıştır.
Her ne kadar davalı... vekili ile davalı ...Anonim Şirketi vekilince iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacı tarafın hukuki yararının bulunmadığı iddiası ile davanın dava şartı yokluğunda usulden reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, yerleşik Yargıtay İçtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları göz önünde bulundurulduğunda davaya konu trafik kazasının gerçekleşmesinde kazaya karışan araçların kusur oranlarının ve davacıya ait araçta oluşan değer kaybı ve ikame araç bedeli miktarlarının hesaplanmasının teknik bilirkişilerce yapılabileceği, tarafın teknik bilirkişiler vasıtasıyla belirlenebilecek hususları kendi başına belirleyerek dava açmasının kendisinden beklenemeyeceği, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği, ayrıca Anayasa Mahkemesinin 20/04/2022 tarihli ve 31815 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2019/12190 Başvuru numaralı 22/02/2022 Karar tarihli kararında, belirlenebilir bir alacağın belirsiz alacak davası açılmak suretiyle talep edilmesi akabinde davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinin davacının mahkemeye erişim hakkını kısıtlar mahiyette olduğuna ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine, hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin başvurulacak son çare olduğuna karar verildiği göz önünde bulundurularak, davalı... vekili ile davalı ...Anonim Şirketi vekilinin hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davacı tarafça dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı, başvuru neticesinde hasar dosyası açıldığı anlaşılmakla, davalı ...Anonim Şirketi vekilince dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun şekilde başvuru yapılmadığından bahisle sigorta şirketine başvuru dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi talebinin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dava konusu uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat taleplerine ilişkin olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 72/1. maddesinde tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağının, ancak, tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımının uygulanacağının düzenlendiği, ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1420. maddesinde sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemlerin alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemlerin her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağının belirtildiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesinde ise, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağının, davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş olması durumunda bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağının düzenlendiği, dava konusu trafik kazası neticesinde her iki sürücünün de yaralandıkları, kazanın Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma suçuna vücut verdiği, dava konusu trafik kazasının 08/10/2022 tarihinde vuku bulduğu, dava konusu trafik kazasının taksirle bir fazla kişiyi yaralama suçunu oluşturduğu, bu suça ilişkin zamanaşımı süresinin de dava tarihi itibarıyla ve hali hazırda sona ermediği anlaşılmakla, davalı... vekili ve davalı ...Anonim Şirketi vekilinin zamanaşımı itirazlarının ayrı ayrı reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dava konusu aracın tescil kayıtları incelendiğinde, aracın ...Ve Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı olduğu görülmektedir.
Sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı (dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen (nitelendirilen) kişiler, şeklen (biçimsel açıdan) o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan reddedilir.
Hemen belirtmek gerekir ki usul kanununda “husumet” olarak ifade edilen bir terim de bulunmamaktadır.
Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir. Meselâ, bir alacak davasında davacı olma sıfatı o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası, o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, dava, davacı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan) dolayı reddedilir (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder: Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 234; Yılmaz, Ejder; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 530).
Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir (davalı sıfatı). Örneğin bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın borçlusundan başka bir (üçüncü) kişiye karşı açılırsa davalının davalı (borçlu) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan) dolayı reddedilir.
Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir subjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada, davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddî hukuka göre belirlenir. Bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (subjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur.
Sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü) şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat yokluğundan reddine karar verir. Bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karardır (taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır).
Mahkemenin sıfat yokluğunu kendiliğinden (resen) gözetmesi gerekir. Çünkü sıfat yokluğu, bir defi değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hâkim, kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan, yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden (resen) gözetir.
Az yukarıda değinildiği gibi taraf sıfatı, usul hukukuna değil maddî hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir. Taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (defi değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hâllerinde olduğu gibi, sıfat yokluğu da, ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hâkim tarafından kendiliğinden (resen) gözetilir (Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 234- 237).
Davacının dava konusu aracın maliki veya sürücüsü olmadığı, bu kapsamda herhangi bir hak sahipliği veya sorumluluğu bulunmaması sebebiyle araçta oluşan hasarın onarım bedeli, değer kaybı bedeli ve ikame araç bedeli yönünden talepte bulunamayacağı, iş bu dava yönünden aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı kanaatine varılarak, bu doğrultuda hüküm kurma yoluna gidilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, Menderes Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davacı... ve davalı...'a ait nüfus kayıt örnekleri, dava konusu kazanın gerçekleştiği 08/10/2022 tarihi ve mevcut durum itibarıyla ... ve ...plaka sayılı araçlara ait olarak bulunan trafik tescil ve ruhsat belgeleri, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde ... plaka sayılı araca ait olarak bulunan tramer kayıtları, İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesinin...D. İş sayılı dosyası, davalı ...Anonim Şirketi nezdinde... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi, 08/10/2022 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak davacı tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesi, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakları, hasar dosyası ve davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin evrak ve kayıtlar ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, 08/10/2022 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı...'in ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar sebebiyle oluşan onarım bedeli ve değer kaybı bedeli ile ikame araç bedelinin ne kadar olduğu, hasar sebebiyle oluşan onarım bedeli ve değer kaybı bedeli ile ikame araç bedeli miktarlarının belirlenmesi ile belirlenecek onarım bedeli ve değer kaybı bedelinin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte... plakalı aracın sürücüsü ve aynı zamanda maliki davalı... ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini tanzim eden davalı ...Anonim Şirketinden müştereken ve müteselsilen, ikame araç bedelinin ise haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte... plakalı aracın sürücüsü ve aynı zamanda maliki davalı...'tan tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, dava konusu aracın tescil kayıtları incelendiğinde, aracın ...nın dava konusu aracın maliki veya sürücüsü olmadığı, bu kapsamda herhangi bir hak sahipliği veya sorumluluğu bulunmaması sebebiyle araçta oluşan hasarın onarım bedeli, değer kaybı bedeli ve ikame araç bedeli yönünden talepte bulunamayacağı, iş bu dava yönünden aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla, açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken karar ve ilam harcı davanın açılışı sırasında peşin alındığından başkaca harç alınmasına gerek olmadığına,
3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4-Davalıların kendilerini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 150,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.800,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/06/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır