T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/351 Esas
KARAR NO : 2025/477
DAVA : Şirketin İhyası (TTK'nun Geçici 7. Maddesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/04/2025
KARAR TARİHİ : 21/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası (TTK'nun Geçici 7. Maddesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda:
DAVA:
Davacı, dava dilekçesinde; ortağı ve yetkilisi olduğu Bergama Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı Dikili ... Şirketinin 03.03.2014 tarihli ilanla ticaret sicilinden resen terkin edildiğini, şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekmesine rağmen tamamlanmadığını, ... Şirketinin tasfiye dışında kalmış ... plakalı aracı bulunduğunu, aracın tasfiyeye konu edilebilmesi, trafık ve noterliklerde işlemleri yapmak ve aracı satış suretiyle devir etmek ve bu şekilde tasfiye işlemlerini tamamlamak için şirketin ihyasının gerektiğini bildirmiş,... Maddeleri Ticaret Ltd.Şti.'nin maliki olduğu...plakalı aracın tasfiye işlemlerini yapmak üzere şirketin ihyasına ve kendisinin tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı Bergama Ticaret Sicil Müdürlüğü, cevap dilekçesi sunmadığı gibi duruşmaya da katılmamıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava, TTK'nun geçici 7. maddesi hükmü uyarınca, ... Maddeleri Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı... plaka sayılı aracın tasfiyesiyle ilgili tüm işlemlerin yapılması amacıyla ilgili TTK'nun 547.maddesi hükmü çerçevesinde, ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olmak üzere ihyası istemine ilişkindir.
Bergama Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün, Dikili... sicil numarasında kayıtlı...Limited Şirketinin, 6102 sayılı TTK'nun geçici 7.maddesi uyarınca, adres ve durumunun tespit edilememesi, vergi kaydı terki, ana sözleşmenin merkez maddesi gereği gerekçesiyle, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce sicil kaydı 22.11.2013 tarihinde resen terkin edilmiştir.
Uyap sisteminden alınan kayıt örneğinden;... plakalı sayılı aracın, terkin edilen şirket adına kayıtlı olduğu görülmüştür.
TTK'nun geçici 7(15) maddesinde; "Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü düzenlenmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasında, davacı ve davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere, bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.
TTK'nun geçici 7(15). maddesinin ikinci cümlesinde düzenlenen on yıllık süre, Hazineye intikal süresi olarak ön görülmüş olup, şirketin nakit, demirbaş, taşınır veya taşınmaz malları gibi bütün mal varlığı değerleri, şirket mal varlığını oluşturduğundan, şirketin mal varlığına ilişkin tasfiye taleplerinin, şirket adına yetkilileri veya şirket ortakları tarafından on yıllık hak düşürücü süre içerisinde talep edilmesi halinde şirketin ihyasına karar verilmesi mümkün olup, şirket yetkilisi veya ortakları tarafından bu süre içinde açılmayan davaların, hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekip hangi türde olursa olsun şirkete ait mal varlığının, on yıl sonunda Hazineye intikali yasa gereğidir.
Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin 14.10.2021 tarih ... karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 13.06.2019 tarih... karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere TTK'nun geçici 7(15) maddesinde terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlenmesi karşısında terkin tarihinden itibaren 10 yıllık süre içinde şirket ortaklarının şirkete ait mal varlığı üzerindeki mülkiyet hakkının devam ettiğinin, bu süre içinde talepte bulunmaları halinde mal varlıklarının tasfiyesi için ihya davası açmaya hakları bulunmasına göre bu sebebe bağlı hak düşürücü sürenin 10 yıl olarak uygulanması gerektiği dikkate alınarak; somut olayda şirketin 22.11.2013 tarihinde terkin edilmiş olmasına bağlı olarak TTK'nun geçici 7 (15).maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde davanın açılmamış olması nedeniyle dava konusu şirket adına kayıtlı araç 22.11.2023 tarihi itibari ile Hazineye intikal etmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 22/06/2023 günlü 2023/33 esas ve 2023/117 karar sayılı ve 15/09/2023 tarihli 32.310 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan kararı ile TTK'nun 7(15).maddesinde düzenlenen beş yıllık hak düşürücü sürenin iptaline karar verilmiş ise de, dava tarihi itibari ile 10 yıllık hak düşürücü süre yürürlüktedir.
TTK'nun geçici 7(1).maddesinde; anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin hangi şartlarda sicilden resen terkin edileceği düzenlenmiştir. 7.maddenin birinci fıkrası uyarınca; 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerinin, ilgili kanunlardaki tasfiye usullerine uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı belirtilerek maddede terkin sebepleri tadadi olarak sayılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 05.09.2022 tarih 2022/4251 esas ve 2022/5467 karar, 04.04.2022 tarih 2021/4453 esas ve 2022/2752 karar, 23.03.2022 tarih 2021/9156 esas ve 2022/2306 karar, 22.03.2022 tarih 2021/9037 esas ve 2022/2304 karar sayılı ilamlarında; TTK'nun geçici 7.maddesinde tadadi olarak sayılan sebepler dışında başkaca sebeplerle terkin işleminin yapılması halinde, hak düşürücü sürenin uygulanmasının mümkün bulunmadığına karar verilmiştir.
Hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmaması konusunda şirketin kanunda belirtilen yasal sebeplere bağlı olarak usulüne uygun şekilde terkin edilip edilmediği önem taşımaktadır.
Terkin edilen şirkete çıkarılan ihtar yazısı örneği ile ticaret sicil kayıt örneklerinden şirketin, adres ve durumunun tespit edilememesi, vergi kaydı terki, ana sözleşmenin merkez maddesi gereği gerekçesiyle, TTK'nun geçici 7.maddesinin 1.fıkrasında sayılan sınırlı yasal bir sebebe dayalı olarak terkin edilmediği, buna göre terkinin yasada sınırlı olarak sayılan yasada sebepler dışında bir başka sebeple terkin edildiği anlaşılmaktadır.
TTK'nun geçici 7 (15) maddesinde, terkin edilen şirketlerin ortaya çıkabilecek mal varlığının, terkin tarihinden itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceği düzenlenmiş ise de, hak düşürücü sürenin usulüne uygun olarak yapılan terkinler yönünden geçerli olması usul ve yasa gereğidir. Terkin işleminin, kanun hükümlerine aykırı olarak usulsüz şekilde gerçekleştirilmesi halinde terkin edilen şirket yetkilisi ve ortaklarının terkin işleminin usulsüz yapıldığı iddiası ile iptalini ve şirketin belirli bir amaçla sınırlı olmaksızın süresiz olarak yeniden ihyasını talep edebilmeleri mümkündür. Bu durumda yeniden ihyaya karar verilmesi halinde şirket adına kayıtlı tüm mal varlığının hak düşürücü süreye bağlı kalmaksızın şirket uhdesinde kalması ihya kararının doğal bir sonucudur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesinde TTK'nun geçici 7.maddesinin 15.fıkrasında düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü sürenin usulsüz olarak yapılan terkin işlemlerinde uygulanacağı yönünde kararlarının bulunmasına karşılık 2023/1061 esas ve 2022/7267 esas sayılı ilamlarında olduğu gibi benzer çok sayıda ilamında, hak düşürücü sürenin uygulanmaması gerektiğine ilişkin kararlar verilmiştir. 5 yıllık hak düşürücü sürenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptaline karar verildiği ve Yargıtay'ın anılan ilgili kararları birlikte değerlendirildiğinde, aynı madde de düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre yönünden de terkin işleminin usulsüz yapıldığının iddia edilmesi ve bu iddianın haklı olması halinde 10 yıllık hak düşürücü sürenin, usulsüz yerine getirilen terkin işlemleri yönünden uygulanmaması usul ve yasa gereğidir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve Yargıtay kararları ile hak düşürücü sürenin uygulama yerinin olup olmadığı, davalı tarafından terkin işlemlerinin kanunda belirtilen usule uygun olarak yapılıp yapılmadığına göre belirlenmesi gerekmektedir. Dosyada toplanan tüm deliller dikkate alınarak, her ne kadar terkin tarihinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olsa da davalı tarafça terkin işleminin, TTK'nun geçici 7.maddesinin 1.fıkrasında, sınırlı olarak sayılı yasal bir sebebe dayalı olarak yapılmadığı açık ve anlaşılır olmakla terkin işlemlerinin usulsüz olarak yapılmış olması nedeniyle hak düşürücü sürenin uygulama yeri bulunmamakla ön inceleme duruşmasında somut olayda hak düşürücü sürenin uygulama yerinin bulunmadığına karar verilmiştir.
Davacı taraf, şirketin sınırlı bir amaca yönelik olmaksızın ve süresiz olarak yeniden ihyası talebinde bulunmamış, yalnız şirket adına kayıtlı aracın tasfiyesinin yapılması amacıyla TTK'nun 547(1).maddesi uyarınca sınırlı amaçla ihyasını talep etmiştir. Şirket ortağı ve yetkilileri dışındaki alacaklı ve ilgililerin kural olarak yalnız kendilerini ilgilendiren uyuşmazlık konularına bağlı olarak sınırlı amaçla ihya talebinde bulunabilmeleri mümkün iken terkin işleminin usulsüz olarak yapılıp, davanın, şirketin ortağı ve yetkilisi tarafından açılmış olması halinde davacının, şirketin sınırlı bir amaca yönelik olmaksızın süresiz olarak yeniden tescili veya bu yönde bir iradesinin bulunmaması halinde yalnız belirli bir amaçla sınırlı olarak ve ek tasfiye işlemleri için ihya talebinde bulunabilmesi olanaklıdır.
Somut dava yönünden; davacı, ihyası talep edilen şirketin, terkinden önceki ortağı ve yetkilisi olup dava dilekçesinde, şirketin adına kayıtlı dava konusu aracın tasfiye edilmeksizin usulsüz olarak terkin edildiği iddiasında bulunmuş, şirketin süresiz ve sınırsız olarak ihyasını talep etmemiş, yalnız aracın tasfiyesi amacıyla sınırlı olarak ihya talebinde bulunmuştur. Şirketin, davalı tarafça usulsüz olarak terkin edildiği iddiasının kanıtlanması karşısında hak düşürücü süre göz önüne alınmaksızın ihyasının usul ve yasa gereği olması yanında davacı tarafın ihyayı belirli bir amaca yönelik ve sınırlı olarak talep etmesinde yasal bir engel bulunmadığı göz önünde tutularak, taleple bağlılık ilkesi gereği şirketin, TTK'nun 547(1).maddesi hükmü uyarınca, aracın tasfiyesi ile ilgili işlemlerin yapılması amacıyla sınırlı olarak ihyasına karar vermek gerekmiştir.
TTK'nun 547(2).maddesinde ek tasfiye isteminin yerinde olduğuna kanaat getiren mahkemenin, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar vermesi ile birlikte ek tasfiye işlemlerini yapmak üzere son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya bir kaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettireceği düzenlenmiştir.
Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin 25.09.2023 günlü, ...karar sayılı ilamında; terkin edilen şirketin, usulsüz olarak terkin edilmesi halinde ihyanın şirket ve şirket ortakları tarafından talep edilmeyip, yasada sayılan üçüncü kişiler tarafından sınırlı bir konu ile ilgili olarak yapılan ihya taleplerinde, terkin edilen şirketin, tamamen ihya edilmesinde üçüncü kişilerin hukuki yararlarının bulunmaması nedeniyle talep edilen ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmesi yanında, TTK'nun geçici 7.maddesinin 15.fıkrasında ihya terimi kullanılmakla birlikte hükmün aynı kanunun 547.maddesine paralel ek tasfiye niteliğinde bulunduğu gözetilerek, TTK'nun geçici 7.maddesinin, tasfiye memuru atanması yönünde bir hüküm içermemekle birlikte aynı kanunun 547.maddesinde olduğu gibi mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verilmekle birlikte aynı zamanda tasfiye memuru atanması gerektiği, geçici 7.maddesinin amacının madde kapsamına giren şirketlerin bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilaflarının azaltılmasına yönelik bulunması nedeniyle aksi yöndeki uygulamanın yasanın amacına aykırı olacağı belirtilmiştir.
Davacı tarafça, ihya isteminin TTK'nun 547(1).maddesi hükmü uyarınca talep edilmesi karşısında TTK'nun 547(2).maddesi uyarınca, davaya konu şirket adına kayıtlı aracın tasfiyesi ile ilgili ek tasfiye işlemlerinin yapılabilmesi için bir veya birkaç tasfiye memurunun görevlendirilmesinin zorunlu bulunduğu ilişkin yasal hüküm dikkate alınarak, şirketin terkinden önceki ortağı ve yetkilisi davacının tasfiye memuru olarak atanmasına, davacının terkinden önceki şirket ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle davacıya ücret verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle davaya konu terkin işleminin usulsüz olarak yapıldığı belirlenmiştir. Terkinin, usulüne uygun veya usulsüz olarak yapılmış olması davalı tarafın yargılama giderlerinden sorumluluğuna etkilidir. Her ne kadar yasal düzenleme gereği, davalı sicil müdürlüğü yasal hasım sıfatı taşısa da yargılama giderlerinden sorumsuzluğu ancak usulüne uygun olarak yapılan tasfiye işlemleri yönünden geçerli olup, somut davaya konu terkin işleminde, TTK'nun geçici 7. Maddesinin 1.fıkrasına aykırı olarak terkin işleminin usulsüz şekilde yapılması nedeniyle davalı tarafın, dava açılmasına sebebiyet verdiği dikkate alınarak, yargılama giderleri ile sorumlu tutulmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Davanın kabulü ile; Bergama Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün Dikili - ... sicil numarasında kayıtlı iken 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi gereğince sicil kaydı terkin edilen, ... Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı...plaka sayılı aracın tasfiyesiyle ilgili tüm işlemlerin yapılması amacıyla ilgili ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olmak kaydıyla Ticaret Sicili'ne TESCİLİ İLE İHYASINA,
2-Ek tasfiye işlemlerini yerine getirmesi için terkin edilen şirketin, terkinden önceki ortağı ve yetkilisi davacı ...'nin münferiden şirketi temsili yetkili olmak üzere tasfiye memuru olarak atanmasına,
Terkinden önceki şirket ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle tasfiye memuruna takdiren ücret verilmesine yer olmadığına,
3-Kararın Ticaret Siciline tescil ve ilanına,
4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken karar ve ilam harcının peşin alınması nedeniyle başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
5-Davacı tarafça yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 615,40 TL peşin harç, 15,00 TL bir adet elektronik tebligat gideri, 5.00 TL iki adet kep müzekkere gideri, 420,00 TL iki posta giderinden oluşan toplam 1.670,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Davacı vekinin yüzüne karşı davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yokluğunda HMK'nun 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21.05.2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza