T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/399 Esas
KARAR NO : 2025/735
DAVA :Olağanüstü Genel Kurul İstemli (TTK'nun 617, 411 Ve 412. Maddelerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/04/2025
KARAR TARİHİ : 18/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Olağanüstü Genel Kurul İstemli (TTK'nun 617, 411 Ve 412. Maddelerinden Kaynaklanan) dava dosyasına ilişkin düzenlenen tensip tutanağı uyarınca dilekçeler teatisinin tamamlanması ve müzekkere cevaplarının toplanmasından sonra dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,
DAVA:
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkillerinin, davalı şirketin hissedarları olup, şirketin uzun bir süredir usule uygun şekilde yönetilmediğini, ticaret sicil kayıtlarına göre şirket adına yapılmış son işlemin 23/10/2012 tarihinde alınan karar ile şirket müdürü tayin edilmesine ilişkin ilanın 12.11.2012 tarihli sicil gazetesinde yayınlanması olduğunu, bu tarihten itibaren usule ve yasaya uygun olarak genel kurul toplantısı yapılmadığını, şirket yetkilisinin işlemler hakkında herhangi bir bilgi vermediği gibi işlemlerle ilgili müvekkillerinin onaylarını almadığını, vergi dairesi kayıtlarına göre şirketin son yıllarda devamlı zarar ettiğinin görüldüğünü, son aşamada ise şirketin merkezi ve tek işletmesi olan iş yerinin, kira sözleşmesi ile devredildiğini, bu nedenle şirketin halihazırda aktif bir işletmesi olmamakla birlikte fiili olarak merkez adresinin de bulunmadığını, şirkete fiilen son verilmek istendiğini, öncesinde müvekkilleri ile şirket yetkilisi arasında yapılan şifahi görüşmelerden netice alınamadığından yazılı bildirim gönderme gereğinin hasıl olduğunu, ancak müvekkilleri tarafından şirkete karşı düzenlenen ihtarnamelere ilişkin tebligatların yapılamadığını, bu nedenle genel kurulun toplanması için bu davanın ikame edildiğini, TTK'nun 614.maddesi gereği, ortakların, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi alabileceğini ve belirli konularda inceleme yapabileceğini, ancak yasaya aykırı olarak şirket yetkilisinin bilgi alınması ve inceleme yapılmasını engellediğini, müvekkillerinin talepleri sonucunda şirket yetkilisinin, şirketin zarar ettiğini belirtmesine rağmen bu konuda herhangi bir somut belge göstermediğini, şirket tarafından herhangi bir kar payı dağıtımı yapılmamış olup, bu durumun TTK'nun 509. maddesine ve esas sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, şirket yönetiminde alınan kararlar ve uygulamalarda şeffaflık ilkesine uyulmadığını, müvekkillerine sunulmadığını ve şirketin menfaatinin gözetilmediğini, şirketin faaliyetlerinin sürekli zararla sonuçlandığını, şirketin kötü yönetilmesinin, hem şirketin finansal durumunu, hem de ortakların çıkarlarını olumsuz yönde etkilediğini, bu durumun ivedilikle düzeltilmesi ve ortakların haklarının korunması için yönetim kurulunun açıklama yapması ve genel kurul toplantısının düzenlenmesi gerektiğini, Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuat gereğince ticari işletmenin devrinin, ancak belirli şartlar dahilinde mümkün olup, kira sözleşmesiyle gerçekleştirilen devir işleminin hukuka aykırı, şirket menfaatlerine zarar veren ve geçerlilik şartları taşımayan işlem olduğunu, devredilen iş yerinin, şirketin tek şubesi olup, aynı zamanda şirket merkezi olduğunu, devir işlemiyle şirketin pasif hale getirildiğini ve bu işlem ile ticari hayatına son verilmek istendiğini, 06/02/2025 tarihli ihtarname ile davalıya gerekli talepler doğrultusunda ihtar yapıldığını, ihtarın, şirketin son bilinen adresine tebliğe çıkarılmasına rağmen halihazırda şirketin merkez adresi veya tebligata elverişli bir adresinin bulunmaması nedeniyle tebligatın yapılamadığını, TTK'nun 617.maddesinin yollamasıyla 410, 411 ve 412. maddeleri uyarınca, davalı şirketin işleyişi ile ilgili sorunlar, fiili olarak şirket merkezinin bulunmaması, aktif faaliyet gösteren işletmesinin kalmaması, uzun seneler genel kurul toplantılarının yapılmaması, kar payı dağıtılmaması, şirketin devamlılığına zarar getiren işlemler yapılması ve şeffaflıktan uzak yönetilmesi, şirkete bu konularda ihtar gönderilmesine rağmen ihtarnamenin tebliğ edilememesi ve şirketin tebligata elverişli bir adresinin fili olarak bulunmaması, şirketin faal olmaması, ortaklık haklarının ihlal edilmesi, yönetimin kötü niyetli uygulamaları ve genel kurulun toplanamaması ve diğer nedenlerle şirkete kayyım atanarak olağanüstü genel kurulunun toplanmasının elzem olduğunu bildirmiş, olağanüstü genel kurul yapılıncaya kadar şirketin malvarlığı üzerinde yönetim tasarruflarının sınırlandırılması, yeni borç altına sokulmasının ve devredici işlemler yapılmasının tedbiren yasaklanması konularında ihtiyati tedbir kararı ile ihtiyati tedbirin olağanüstü genel kurul toplantısı yapılıncaya veya kayyım atanıncaya kadar devamına karar verilmesini, davalı şirketin, olağanüstü genel kurul toplantısının yapılmasına ve genel kurulun icra edilmesi için şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılar tarafından ileriye sürülen iddiaların gerçeklik payı bulunmadığı gibi esasen şirketi işlevsiz hale getirmeye çalışanların bizzat davacılar olduğunu, şirket yetkilisi tarafından yapılan işlemler hakkında davacılar ile bilgi paylaşımı yapılmadığı iddiası başta olmak üzere şirketin kötü yönetilmesi, şirketin merkezinin kira sözleşmesi ile devredilmesi, esasen şirkete fiilen son verilmek istenmesi, şirket defter ve bilgilerinin incelenmesine engel olunması, kar payı dağıtımının yapılmaması, şirketin sürekli zarar etmesi ve zararın açıklanmaması gibi iddiaların gerçek bir yanı, yönü ve kabul edilebilirliğinin söz konusu olmadığını, müvekkili şirket tarafından şirket defter ve bilgilerinin incelenmesine hiçbir zaman engel olunmadığını, şirket merkezinin bulunduğu Bergama ilçesinde şirkete ilişkin kayıtların şirket muhasebecisi tarafından titizlikle tutulmakta olduğu gibi davacıların diledikleri her zaman şirket yetkilisinden ve şirket muhasebecisinden şirketle ilgili mali, resmi ve tüm kayıtların eksiksiz olarak alabilmekte, talepleri durumunda istedikleri tüm kayıtların dosya halinde muhasebe tarafından kendilerine iletildiğini keza şirket hakkında gerekli tüm incelemeleri en küçük detayına kadar yapabildiklerini ve bilgi sahibi olabildiklerini, davacıların şirket defterlerini ve kayıtlarını 2024 yılı sonunda şirket muhasebecisinden teslim aldıklarını, sonrasında uzun süre ellerinde tuttuklarını ve aylar sonra şirket yetkilisine iade ettiklerini, ...'in, 23.10.2012 tarihinde yapılan ve bizzat davacıların da katılarak kararları imzalamış olduğu genel kurulda davalı şirketin, süresiz olarak münferiden yetkilisi olarak seçildiğini, o tarihten itibaren şirket genel kurullarının yapılamaması veya yapılan toplantılardaki kararların katılanlar tarafından imza altına alınamamasının yegane sebebinin, her konuda şirketin karar alma ve uygulamasına bir şekilde engel olmaya çalışan davacılar olduğunu, bu durumun şirket yetkilisi tarafından tüm hissedarlara gönderilen 03.10.2024 tarihli genel kurula davet ihtarnamesi ile sabit olduğunu, bu ihtarname ile belirtilen tarihte genel kurul toplantısının gerçekleştirileceğinin, bu toplantıda hissedarlara yönelik pay devri, devrin mümkün olmaması halinde şirketin feshi veya şirketin iş ve işleyisini zorunlu kılan haller ve genel kurula davet edilen hissedarların toplantı sırasında talep edecekleri hususların görüşülüp karar altına alınacağının bildirildiğini ve ihtarnamenin tüm hissedarlara tebliğ edildiğini, genel kurulun, belirtilen yer ve tarihte davacıların da katılımı ile toplanmış olmasına rağmen davacılardan kaynaklı nedenlerle karar tutanaklarının imzalanamadan toplantının dağıldığını, davacıların toplantıyı terk ettiklerini, bugün dahi müvekkili şirket yönetimi tarağından olağan ya da olağamüstü genel kurul yapılmasının önüne geçecek en ufak bir düşünce ve davranış bulunmadığını, ancak davacıların genel kurul taleplerini sadece davalı müvekkili şirkete bildirerek genel kurulun yapılmasını sağlayabilecekken mahkemeye başvurup tedbir veya kayyum tayini yolu ile yaptırmayı tercih ettiklerini, bundan da davacıların farklı saiklerle hareket etmekte olduklarının anlaşıldığını, kolaylıkla yapılması mümkün bir genel kurulu mahkeme kararı ile toplamaya çalışılmasında hukuki yarar olduğunu söylemenin mümkün olmadığını, iddiaların aksine şirketin tüm kayıtlarının titizlikle tutulup özellikle mali yükümlülükler açısından vergi dairesine gerekli tüm beyannamelerin verildiğini, resmi defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin titizlikle yaptırıldığını, şirketin kötü idare edildiği ve zarar ettiği iddialarının hiçbir sornut bilgi ve belgeye dayanmaması karşısında bu ve buna benzer iddiaların soyut ve mesnetsiz olduğunu, başlangıçta 300.000.000 TL nakti sermaye ile 3 kardeş tarafından kurulan, vefat eden kardeşlerden birinin eş ve çocuklarının dahil olmasıyla küçük bir aile şirketinden ibaret olan müvekkili şirketin yetkilisi ...'in son derece titiz ve başarılı yönetimi sonucunda zaman içerisinde 23.10.2007 tarihinde ...Mahallesindeki mağazayı, 30.07.2008 tarihinde aynı mahalledeki asma katlı dükkanı, 28.11.2013 tarihinde... Mahallesindeki bağımsız bölüm nitelikteki depolu işyerini, 20.06.2016 tarihinde...ki işyeri niteliğinde 1 no'lu bağımsız bölümü şirkete kazandırması suretiyle şirketin büyüyerek güçlenmesini ve değerini artırmasını sağladığını, halihazırda... plaka sayılı transit kamyonet ve...plaka sayılı kamyonetlerin davalı şirket adına kayıtlı olduğunu, bu nedenlerle şirket müdürü ...'in eleştiri değil övgüyü hak ettiğini, davacıların hiç kar payı dağıtılmadığı iddialarının doğru olmadığını, süreklilik arz eden parasal talepleri nedeniyle... plaka sayılı kamyonetin satılarak ve şirket aktifinde bulunan tutarlarında eklenerek oluşan paranın 11.03.2025 tarihinde tüm hissedarlara, hisseleri oranında dağıtılması için davacı ... adına 756.000,00 TL'nin yatırılmasından açıkça anlaşıldığını, şirketin son dönemlerdeki kazanç kaybının ise tüm dünyada olduğu gibi ülkemizi de ciddi şekilde olumsuz etkileyen ve bu etkileri halen devam etmekte olan pandemi ve yine genel ekonomik kriz olduğunu, buna bağlı olarak değişen tüketici profili ve harcama kapasitesi karşısında müvekkili şirket tarafından satın alınan taşınmazların muhtelif tarihli kira sözleşmeleri ile kiraya verilerek sabit kira gelirleri ile ticari piyasadaki istikrarsızlık ve çalkantılardan olabildiğince şirketin korunmasının hedeflendiğini, yapılan işlemlerin hiçbirisinin hukuka aykırı olmadığını, ve tamamının hukuken geçerli işlemler olup, şirketin devri ve devir işlemi ile pasif hale getirildiği iddiasının hiçbir şekilde doğru olmadığını, şirketin hiçbir kişi ve kuruluşa devredilmediğini, ticari hayatına son verilmediğini, halen aktif durumda olduğunu, tüm bunlardan anlaşılacağı üzere ne şirketin kötü yönetimi, ne ortaklık haklarının ihlali, ne de şirket yönetiminin kötüniyetli uygulamalarının söz konusu olmadığını, ortada olan yegane kötüniyetli davranışın, davacılar tarafından bilgileri dahilindeki hususların şirketten elde ettikleri maddi yararların ve şirket yararına yapılan tüm yönetsel faaliyeflerin inkar edilmiş olmasından ibaret olduğunu, müvekkilinin, mahkemenin olağanüstü genel kurul toplanması için müdahalesini gerektirir herhangi bir tavır ya da engellemesinin olmadığını, ancak davacıların gerçekle bağdaşmayan iddia ve tutumları karşısında genel kurulun toplanmasına müvekkilin de olumlu yaklaştığını mahkemenin dikkatine sunduklarını bildirmiş, öncelikle haksız talebin reddine, talebin kabulü durumunda ise müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet verilmediği dikkate alınarak yargılama giderlerinden muaf tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava, TTK'nun 411(1) maddesinin yollaması ile 412(1) maddesi hükmü uyarınca; davalı limited şirketin, iş ve işlemleri hakkında ortakların bilgi almasına ve defter incelemesine engel olduğu, kar dağıtımı yapmadığı, şirketin ticari faaliyetine fiilen son verildiği, kötü yönetildiği ve zarar ettiği iddialarıyla ilgili olarak olağanüstü genel kurul toplantısı yapılması konusunda izin verilmesi istemine ilişkindir.
Limited şirketlere ilişkin hükümlerin düzenlendiği TTK'nun genel kurulun toplanması başlıklı 617(1).maddesinde; genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılacağı, olağan genel kurul toplantısının her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde yapılacağı, maddenin üçüncü fıkrasında toplantıya çağrı konusunda anonim şirketlere ilişkin hükümlerin kıyas yolu ile uygulanacağı, TTK'nun 617(3) maddesinin yollaması ile limited şirketler hakkında da uygulanması gereken TTK'nun 411(1) maddesinde; pay oranları gösterilen pay sahiplerinin yönetim kurulundan yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek genel kurulu toplantıya çağırmasını isteyebilecekleri, 412. maddenin birinci fıkrasında ise pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde koymasına ilişkin istemlerinin yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine genel kurulun toplantıya çağrılmasına mahkemece karar verilebileceği düzenlenmiştir.
TTK'nun 412 (1) maddesinde; zorunlu olmadıkça mahkemenin dosya üzerinde inceleme yaparak karar verebileceği belirtilmiştir. Dava dilekçesi, davalı şirkete tebliğ edilerek savunma hakkı tanınmış, müzekkereler yazılarak cevapları alınmış, davalı tarafça cevap dilekçesi ve delilleri sunulmuş, davacı tarafın iddia ve delilleri ile davalı tarafın savunma ve delillerini dosyaya sundukları, davanın niteliği gereği tanık dinlenmesinin verilecek karara hiçbir katkı sağlamayacağı gibi toplanan ve sunulan tüm delillerle dosyanın karar için aydınlandığı, başkaca bir delilin toplanmasının verilecek karara etkili bulunmadığı gibi toplanması gereken nitelikte bir delilin de varlığının bulunmadığı dikkate alınarak, duruşma açmayı gerektirir bir zorunluluk hali görülmemekle dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilmiştir.
Ticaret sicil kayıt örnekleri ile; davalı şirketin, aile şirketi niteliğinde 23.05.1995 tarihinde ... ve ...tarafından eşit paylarla kurulup, 29.05.1995 tarihinde tescil edildiği, kuruluşla birlikte ...'in, şirketi münferiden temsile yetkili olarak seçilip, müteaddit defalar görev süresinin uzatıldığı, ortaklardan...'in vefatı ile mirasçılarının eşit paylarla şirket ortağı oldukları, tüm ortakların oy birliği ile aldıkları 23.10.2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ...'i süresiz ve münferiden yetkili olarak seçtikleri, tescil ve ilan edilmiş bir genel kurul kararının bulunmadığı görülmüştür.
Davacılar 06.02.2025 tarihli ihtarname ile; şirketin mali tablolarının defter ve kayıtlarının incelenmesi için gerekli erişimin sağlanması, mali durumuna ilişkin açıklamaların yapılması, iyileştirici tedbirlerin alınması, usule ve yasaya uygun yönetim uygulamalarının sağlanması, geçmiş yıllara ait kar paylarının yasal faiziyle birlikte dağıtılması, şirketin sürdürülebilirliğini engelleyen kararların iptali, ticari işletmesinin devrinin ve kira sözleşmelerinin iptal edilmesi talebinde bulunduktan sonra gerekli konularda genel kurul toplantısı düzenlenerek mali durum ve yönetim sorunlarının görüşülmesi, şirket ortaklarının bilgi ve onayının alınmasını davalı şirket yetkilisinden talep etmişlerdir.
İhtarname, davalı şirketin ticaret sicilindeki kayıtlı adresine iki kez tebliğe çıkarılmasına rağmen her iki tebligat, şirketin taşındığı şerhiyle bila tebliğ iade edilmiş ve muhatap şirket yetkilisine tebligat yapılamamıştır. Tebligatların çıkarıldığı adres; tebligatların çıkarıldıkları tarihte şirketin, ticaret siciline kayıtlı adresidir.
TTK'nun 411.maddesinin 1.fıkrasında; pay sahiplerinin yönetim kurulundan, yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek genel kurulu toplantıya çağırmasını talep edebilecekleri, 2.fıkrasında; gündeme madde konulması isteminin yönetim kuruluna ulaşması gerektiği, 3.fıkrasında; çağrı ve gündeme madde konulması isteminin noter aracılığıyla yapılacağı, 4.fıkrasında; yönetim kurulunun çağrıyı kabul etmesi halinde genel kurulun en geç 45 gün içinde yapılacak şekilde toplantıya çağıracağı, aksi halde çağrının istem sahiplerince yapılacağı, 412.maddenin 1.fıkrasında ise; istemin yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme 7 iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde istemde bulunanların mahkemeye başvurabileceği belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeden genel kurul toplanması talebinin noter aracılığıyla yapılması, bu konudaki talebin şirket yönetim kuruluna veya yöneticisine ulaşması, bir başka deyişle tebliği şarttır.
Tebligat yapılmaksızın, TTK'nun 411 ve 412.maddelerinde düzenlenen; tebligatın ulaşmasından itibaren en geç 45 gün içinde toplantının yapılması veya talebin reddine ilişkin bir karar verilmesi ya da 7 günlük süre içinde olumlu bir cevap verilmemesi konusundaki şirket yönetim kuruluna veya yöneticisine tanınan hak ve yetkilerin kullandırılmadan ve bu yasal prosedür izlenmeden dava açılması mümkün değildir.
Somut dava yönünden; davalı şirketi münferiden temsile yetkili ... adına, noter tarafından, davalı şirketin ticaret siciline kayıtlı adresine iki kez tebligat çıkarıldığı, her iki tebligatın şirketin tescilli adresinden taşındığı şerhi ile tebliğ edilemediği, davadan önce şirket yetkilisine tebligat yapılamadan ve ihtarname tebliğ edilemeden dava açıldığı dosyada toplanan delillerle belirli olduğu gibi dava dilekçesi içeriği itibarıyla bu durum davacı tarafın da kabulündedir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09.06.2016 tarih, 2016/1304 esas ve 2016/3534 karar sayılı ilamı ile Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 08.12.2009 tarih, 2009/7141 esas ve 2009/10701 karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere Tebligat Kanunun 1.maddesinde, noterlerin kanun ve yönetmelik hükümlerine göre tebliğe yetkili oldukları, muhatabına tebliğ edilmeyen ihtarnamenin sonuç doğurmayacağı, ilgili yasada bildirimin noter aracılığıyla yapılacağının düzenlenmesi karşısında noter aracılığıyla Tebligat Kanunu hükümleri çerçevesinde tebliğin yapılması zorunludur.
Tebligat Kanununun 1.maddesi ile Tebligat Yönetmeliğinin 2 ve 4. maddelerinde, kanun ve yönetmelik hükümlerine göre PTT veya memur vasıtasıyla tebligat yapabilecek kurumlar arasında noterler de sayılmıştır. Buna göre; muhatabın bilinen adresine çıkarılan tebligatın yapılamaması halinde noterlerin Tebligat Kanunu ve Yönetmeliği hükümlerine göre ilanen tebligat dahi tebligat yapabilmeleri konusunda yetkileri mevcut olmasına rağmen davacılar aynı adrese çıkarılan iki tebligatın bila tebliğ dönmesi üzerine ilgili noterden Tebligat Kanunu ve Yönetmeliği hükümlerine göre ihtarnamenin tebliğini talep etmeden davalı şirketin tebligat yapılabilecek bir adresinin bulunmadığı iddiasıyla dava açmışlardır. TTK'nun 411.maddesi hükümleri uyarınca, noter aracılığıyla yapılacak genel kurul toplantısı çağrısının, yönetim kuruluna veya şirket yöneticisine ulaşması ve tebliği zorunludur. Bu koşul, TTT'nun 412.maddesinde düzenlenen davanın dinlenebilmesi açısından bir dava şartıdır. Toplanan tüm deliller ve dava dilekçesi içeriği ile davacıların, şirket yöneticisine genel kurul toplanmasına ilişkin çağrıyı içerir ihtarnamenin tebliğini talep etmeden ve şirket yöneticisine tebligat yapılmadan açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Davanın, özel dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114(2) maddesinin yollaması ile HMK'nun 115(2) maddesi uyarınca usulden REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harcın peşin alınması nedeniyle başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı yararına AÜTT uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından arta kalanın HMK 333 maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 412 (1/son cümlesi) uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/07/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza