T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/426 Esas
KARAR NO : 2025/443
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/02/2024
KARAR TARİHİ : 16/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin odun, kömür satış işiyle uğraşmakta olan bir esnaf olup yine esnaf olan davalıya işlettiği fırında kullanmak üzere 2 ton odun ve 36 adet kömür satışı yaptığını, bu satış karşılığında 07.10.2023 tarih,...numaralı fatura düzenlendiğini, ancak davalının bu bedeli ödemediğini, bu sebeple Çeşme İcra Müdürlüğü'nün... numaralı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının bu takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, müvekkili davacının davalıya odun ve kömür satışı yaptığına dair tanıklarının da bulunmakta olup dinlenildiği takdirde zaten fatura ile sabit olan bu hususun bir kez daha ispatlanacağını, borçlunun itirazının kötü niyetli ve haksız olup icra takibini yavaşlatmaya ve durdurmaya yönelik bir itiraz niteliğinde olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle borçlunun Çeşme İcra Müdürlüğü'nün... numaralı icra dosyasına yaptığı borca ilişkin itirazın iptali ile takibin devamına,
borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davanın ticari nitelikte olduğunu, hukuki ihtilafın ticari alım ve satım işleminden kaynaklanmakta olduğunu, ticari alım ve satım işleminden kaynaklanan itirazın iptali davasında görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, Çeşme'nin İzmir İl Sınırları içerisinde kaldığından, İzmir Asliye Ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, yine Ticari alım ve satım işleminden kaynaklı itirazın iptali davası açılmadan önce davacı yanca dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusunun gerçekleştirilmediğini, dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusu gerçekleştirilmemiş olduğundan ve davacı yanca arabuluculuk son tutanağı da sunulmadığından, davanın usulden reddine karar verilmesinini, müvekkilinin davacıdan kömür ve odun satın aldığını, davalı yanın İzmir ile Çeşme ilçesinde ticari boyutta tekel işletmekte olduğunu, yaz sezonu içerisinde söz konusu ürünlerin tamamının satılamadığını, yaz sezonu içerisinde satılamayan ürünlerin davacı yana aynen iade edildiğini, iade edilen ürünlere dair fatura bedelinden taraflarca mahsup işlemi gerçekleştirildiğini, bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiğini, tüm bu nedenlerle
İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olduğundan davanın öncelikle usulden reddine, zorunlu arabuluculuk başvurusu gerçekleştirilmediğinden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, esasa ilişkin olarak ise davanın reddine, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacı yandan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :
Dava dosyasının Çeşme ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... K sayılı dosyası üzerinden verilen görevsizlik kararıyla mahkememize tevzi edildiği görüldü.
Mahkememizce öncelikle tarafların tacir olup olmadığı hususunda araştırma yoluna gidilmiş, bu kapsamda davalı... yönünden İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ve Çeşme Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne, davacı yönünden ise yine Çeşme Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazı yazılmış ve ilgili yazı cevapları gelmiştir.
Taraflar arası uyuşmazlığın esasına girilmeden önce gelen yazı cevapları göz önüne alındığında öncelikli olarak dava şartlarından olan görev yönünden uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmış, bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
Ticarî davalar; mutlak ticarî davalar, nispi ticarî davalar ve yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticarî davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin ticarî bir işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticarî sayılan davalardır. Mutlak ticarî davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu m. 99, İcra ve İflas Kanunu m. 154, Finansal Kiralama Kanunu m. 31, Ticarî İşletme Rehni Kanunu m. 22 gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticarî davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticarî dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticarî işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticarî dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticarî dava sayılan davalardır.
Nispi ticarî davalar, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticarî nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları“ticari dava” sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî iş sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Ticarî iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan bir işin diğeri için de ticarî iş sayılması davanın niteliğini ticarî hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir.
Yukarıda belirtilen hususlar kapsamında somut uyuşmazlığın değerlendirilmesi neticesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı ile davalı arasında yapıldığı iddia edilen söz konusu ticari ilişkiye istinaden düzenlenen 07.10.2023 tarih,... numaralı fatura borcunun ödenip ödenmediği, davalının Çeşme İcra Müdürlüğü'nün... numaralı icra dosyasına yaptığı itirazın haklılık teşkil edip etmediği, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesi talebi doğrultusunda açılan itirazın iptali davası olduğu, davacı ve davalı yönünden yapılan tacir araştırmasında davacı ...'un ticarit sicile kayıtlı tacir olmadığı, esnaf kaydının bulunduğu, ilgili kaydın oto tamir faaliyet kapsamında olduğu,, taraflar arasındaki var olan ilişkinin odun satışına ilişkin olduğu, davacı...'un oto tamircilik faaliyetinde bulunduğu, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, bu kapsamda faturaya konu odun satışı yönünden ticari faaliyetin bulunmadığı, bununla birlikte işletme hesabına göre defter tutması nedeni ile herhalde tacir vasfının bulunmadığı, aynı şekilde davalı ...'ın da gelen yazı cevapları uyarınca vergi levhasına göre bilanço usulüne göre defter tuttuğu, bu kapsamda ilgili davanın nispi ticarî dava olabilmesi için, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması ve her iki tarafı da tacir olması gerektiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olmadığı, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiği, açıklanan tüm bu gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri nazara alınarak ve takdiren dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında ÇEŞME ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-İş bu dosyanın Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin ...Karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilmiş olduğu anlaşıldığından, mahkememizce verilen iş bu karşı görevsizlik kararının İstinaf yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi durumunda, dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 21/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 22. maddesi gereğince görevli Mahkemenin belirlenmesi için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. veya 23. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
3-Yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
4-Gerekçeli kararın re'sen taraflara tebliğine,
Dair, taraf vekillerinin yokluklarında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 16/05/2025
Katip...
E imza
Hakim...
eimza