T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/470 Esas
KARAR NO : 2025/961
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 16/05/2025
KARAR TARİHİ : 14/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 28/08/2024 tarihinde sürücüsü olduğu...lakalı araç ile Kütahya Simav Çaysimav mahallesinde, Balıkesir ili istikametinden Simav ilçesi istikametine seyir halindeyken davalı şirket nezdinde sigortalı İbrahim Doğancan sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın Örenler Köyü istikametinden Çaysimav Köyü istikametine geçiş yaptığı sırada anayola kontrolsüz girmesi nedeniyle, müvekkilinin sürücüsü olduğu araca çarptığını ve müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, ... plakalı aracın davalı taraf nezdinde... numaralı poliçe ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası olduğunu, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam %100 kusurlu olduğunu, müvekkilinin ise meydana gelen kazada hiçbir kusuru bulunmadığını, her ne kadar kaza tespit tutanağında müvekkiline de tali kusur isnadı yapılmış ise de müvekkiline isnad edilen kusur oranını kabul etmediklerini, kazadan dolayı müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, uzun ve ağrılı tedaviler gördüğünü ve büyük sıkıntılar çekmiş olup hala tam olarak iyileşemediğini, yaşanan kazanın müvekkilinde ömür boyu devam edecek kalıcı etkiler bırakacağı, müvekkilin kaza öncesi sağlıklı durumuna geri dönemeyeceğini, müvekkilinde oluşan daimi iş gücü kaybı tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi ve bakıcı giderlerinin kusurlu aracın sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, kazadan sonra yaralanması nedeniyle bir süre çalışamadığını, maddi anlamda büyük kaybı olduğunu, ayrıca bu süreçte ailesinin ve akrabalarının refakatiyle günlük ihtiyaçlarını karşılayabildiğini, gördüğü tedaviler sebebiyle müvekkilinin birçok masraf yapmak zorunda kaldığını, kusurlu aracın ZMMS sigorta şirketi olarak davalı şirketin müvekkilinin uğradığı tüm zarardan sorumlu olduğunu, bu sebeplerle sürekli iş göremezik tazminatıyla beraber, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin de davalı şirketten tahsili gerektiğini, işbu davanın, HMK 107. maddesi doğrultusunda açılmış bir belirsiz alacak davası olduğunu, yargılama sırasında alınacak bilirkişi raporları neticesinde alacağın belirlenebilir hale gelmesine müteakip HMK 107. maddesi doğrultusunda alacaklarında artırım yapma haklarını saklı tuttuklarını, sigorta şirketinin bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesi de yetkili olduğundan ve davalı şirketin ... Mh. Cumhuriyet Blv. No... Konak/İzmir adresinde Bölge Müdürlüğü bulunduğundan işbu davada İzmir mahkemelerinin de yetkili olduğunu, bu nedenlerle, fazlaya ilişkin talep, dava vb. tüm hakları saklı kalmak ve yapılacak bilirkişi incelemeleri neticesinde alacak miktarları belirlenebilir hale geldiğinde HMK 107. Madde doğrultusunda arttırım yapmak üzere; şimdilik 100,00-TL sürekli iş görmezlik tazminatı, 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50,00-TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ve 50,00-TL bakıcı gideri için olmak üzere şimdilik toplam 300,00-TL’nin temerrüt tarihi itibariyle işleyecek olan avans faizi ile birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi gereği davalı sigorta şirketinden tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı kazaya karışan aracın müvekkili şirkete, 07/05/2024 - 07/05/2025 tarihleri arasında geçerli olmak üzere... numaralı Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalı olduğunu, işbu poliçeden dolayı sorumluluklarının, sigortalının kusuru oranında olmak üzere, bedeni zararlarda şahıs başına azami 1.800.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, poliçeye müşterek müteselsil sorumluluklarının poliçe limitiyle sınırlı olup, keza masraf ve vekalet ücreti sorumluluklarının da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, poliçe limitinin maktuen ödenecek rakam olmadığını, davanın yetkisiz mahkemede açılmış olduğundan davanın usulden reddini talep ettiklerini, zira müvekkili şirketin genel müdürlüğü adresinin Sarıyer/İstanbul olduğundan uyuşmazlıkları çözmeye yetkili öncelikli mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davaya konu kazanın Kütahya il sınırları içerisinde gerçekleştiğini, bu nedenle yetkili mahkemenin İzmir Mahkemeleri olmadığını, yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, ilgili davanın dava şartı eksikliği sebebiyle usûlden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedebilmek için, öncelikle sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava konusu kaza nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı hususunun Adli Tıp Kurumu... İhtisas Kurulu tarafından erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik doğrultusunda incelenmesi gerektiğini, ceza yargılaması olup olmadığı, var ise rapor alınıp alınmadığı ve ceza dosyasının akıbetinin tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminatına ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından, bu talepler yönünden davanın reddi gerektiğini, sıgorta şırketlerının zorunlu malı mesulıyet sıgorta poliçesinin tedavi teminatı kalmamış olması hasebiyle işbu teminattan ödenen geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatı bakımından sorumluluğu kalmadığını, kazazedenin kaza sonrası dönemde geçici iş göremezlik iddiası olduğu ve bu süre için geçici iş göremezlik tazminatı talebi olduğu görülmekle, kazazedenin bu dönemde emekli olduğu ve geçici iş göremezlik döneminde kazanç kaybı olmadığı anlaşıldığından yerleşik yargıtay kararları gereği başvurunun reddi gerektiğini, davacının bakımı aile içinde gerçekleşeceğinden (bakıcı tutulduğuna dair dosyada bir evrak yer almadığından) mahkemece Yargıtay kararı gereği %25’ten az olmamak üzere indirime hükmedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin tedavi, ulaşım, barınma, beslenme, pansuman,rehabilitasyon, özel muayene masraflarına ilişkin 6111 sayılı yasa gereği herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından, huzurdaki başvurunun bu nedenle esastan reddi gerektiğini, tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde dava konusu kaza meydana geldiği esnada davacının karşı araçta sürücü olduğu dikkate alınarak, emniyet kemerinin takılı olup olmadığının ve kaza esnasında alkollü olup olmadığının tespiti gerektiğini, davacı tarafın müterafik kusur durumunun araştırılması gerektiğini, müterafik kusurun varlığının tespiti halinde hesaplanacak tazminattan indirim yapılması gerektiğini, müvekkili şirket temerrüde düşmediği için faiz talebinin reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise işbu uyuşmazlıkta uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu, bu nedenlerle; müvekkil sigorta şirketi aleyhine ikame edilen işbu davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-Davacı ...'ın nüfus kayıt örneği,
3-Davalı ...Anonim Şirketi nezdinde, ... plakalı araç için düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, 28/08/2024 tarihli kaza nedeniyle yapılan başvuruya ilişkin olarak başvuru evrakları ile başvurunun davacıya tebliğini gösterir tebligat evrakları, başvuru neticesinde varsa açılan hasar dosyası, başvuru neticesinde davacıya yapılan ödemeleri gösterir ödeme evrakları,
4-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde... Mersis numaralı ...Anonim Şirketinin Bölge Müdürlüklerini de gösterir ticaret sicil kayıtları,
5-Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde,...laka sayılı araca ait olarak bulunan tramer kayıtları,
6-Dava konusu kazanın gerçekleştiği 28/08/2024 tarihi ve mevcut durum itibarıyla... plaka sayılı araçların trafik tescil ve ruhsat belgeleri,
7-Kütahya Şehir Hastanesi nezdinde, 28/08/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan ... T.C. Kimlik numaralı davacı ...'a ait olarak düzenlenen tedavi evrakları ve raporları,
8-Uşak Şehir Hastanesi nezdinde, 28/08/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan ... T.C. Kimlik numaralı davacı ...'a ait olarak düzenlenen tedavi evrakları ve raporları,
9-İzmir Bornova Türkan Özilhan Devlet Hastanesi nezdinde, 28/08/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan... T.C. Kimlik numaralı davacı ...'a ait olarak düzenlenen tedavi evrakları ve raporları,
10-İzmir SGK İl Müdürlüğü nezdinde, davacıya ait iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli ile, kaza nedeniyle davacı ...' ait belgeler,
11-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, 28/08/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası neticesinde...lakalı araçta sürücü konumunda iken yaralanan ...'ın vücut bütünlüğünde kalıcı işgöremezlik oluşup oluşmadığı, geçici iş göremezlik süresinin ne kadar olduğu, ...'ın yaralanması sebebiyle sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise ne kadar süre ile bakıcı refakatine muhtaç olduğunun belirlenmesi, davacı ...'ın varsa sürekli iş göremezlik oranı çerçevesinde ve geçici iş göremezlik süresince mahrum kalacağı gelirlerinin, ayrıca davacının yaralanması sebebiyle katlanmak durumunda kaldığı tedavi ve ulaşım bedeline ilişkin tedavi gideri ile muhtaç olduğunun tespit edilmesi durumunda bakıcı giderinin hesaplanması neticesinde, belirlenecek sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi ve bakıcı gideri bedellerinin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ... plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını tanzim eden davalı ...Anonim Şirketinden tazmini ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir.
Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları kapsamında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5. Bölümünde belirtilen 'Kapsama Giren Teminat Türleri' başlığı altında bulunan (a) bendinde 'Maddi Zararlar Teminatı' kapsamında araçta meydana gelen değer kaybı da sayılmıştır.
İlgili maddede Maddi Zararlar Teminatı; ''Hak sahibinin bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır.'' olarak tanımlanmıştır.
Davacılar tarafça dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı, başvuru neticesinde hasar dosyası açıldığı ve hatta davacıya ödeme yapıldığı anlaşılmakla, davalı vekilince dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun şekilde başvuru yapılmadığından bahisle sigorta şirketine başvuru dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi talebinin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, yetki itirazlarının olduğunu, müvekkili şirketin genel müdürlüğü adresinin Sarıyer/İstanbul olduğundan uyuşmazlıkları çözmeye yetkili öncelikli mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri olduğunu beyan etmek suretiyle, yetki ilk itirazında bulunduğu görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 5. maddesinde; "Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bu Kanundaki hükümlere tabidir." hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. maddesinde; ''Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir." hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 10. maddesinde ise; ''Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Yetki itirazının ileri sürülmesi usulü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 19. maddesinde; "Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir.
Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.
Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir.
Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." şeklinde belirlenmiştir.
Davaya konu uyuşmazlığın, sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi ve bakıcı gideri bedelleri taleplerinin kusurlu olduğu iddia edilen sürücünün sevk ve idaresindeki aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini tanzim eden sigorta şirketinden tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesinde haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğunun düzenlendiği, ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Hukuki Sorumluluk ve Sigorta" başlıklı sekizinci kısmının beşinci bölümünde "Ortak Hükümler" ana başlığı altında "Yetkili Mahkeme" alt başlıklı 110. maddesinde ise motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceğinin belirlendiği, yerleşik ve güncel Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında davalı sigorta şirketinin Bölge Müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 7. maddesinde; ''(1)Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. (2) Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.'' hükmünün düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 19. maddesinde ise yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkemenin yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorunda olduğu, tarafların da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilecekleri, yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği, yetki itirazında bulunan tarafın, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerektiği, aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacağı, yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle geleceğinin belirtildiği, Hakimler ve Savcılar Kurulunun 08/07/2021 tarihli ve 31535 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 07/07/2021 tarihli 608 numaralı kararı ile İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresinin, İzmir İli mülki idare sınırları (Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi hariç) olarak belirlendiği, davacının yerleşim yerlerinin Kütahya İli, Simav ilçesinde bulunduğu, kazanın Kütahya İli, Simav ilçesinde meydana geldiği, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından gönderilen ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davalı ...Anonim Şirketinin İzmir ilinde Bölge Müdürlüğünün bulunmadığı, davalı ...Anonim Şirketi vekilinin İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle süresinde yetki ilk itirazında bulunduğu, yalnızca davacı vekilinin İzmir İlinde faaliyet göstermesi dışında dosyanın mahkememiz yetki alanı ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, kaldı ki davalı sigorta şirketinin İzmir İlinde Ege Bölge Müdürlüğünün de olmadığı, açıklanan gerekçeler dahilinde yetki ilk itirazının yerinde olduğu kanaatine varılarak, ön inceleme duruşmasına devam edilmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/17-1092 Esas 2018/463 Karar sayılı ilamında aynen; ''.....Somut olayda, davacı vekili davayı müvekkillerinin murisinin yolcusu olduğu otobüsün malikine, işletenine, sürücüsüne ve zorunlu taşımacılık mali mesuliyet ve kasko sigortacısına yönelterek davayı bölge müdürlüğünün bulunduğunu düşündüğü yer olan Konya’da açmıştır. 14.02.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, kazanın meydana geldiği yer Aksaray’dır. Davacıların yerleşim yeri Karaman, her iki davalı şirketin merkez adresi ise Erzurum’dur. Sigorta şirketinin genel merkez adresi ise Ümraniye/İstanbul’dur. Mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 7, 10, 14 ve 16. maddeleri uyarınca Erzurum Mahkemelerinin yetkili mahkeme olduğu gerekçesi ile yetki itirazında bulunan davalılar bakımından dosya tefrik edilerek yetkisizlik kararı vermiştir.
Mevcut bu durum karşısında, davacılar davasını aracın zorunlu trafik sigortasını düzenleyen şirkete değil de, zorunlu taşımacılık mali sorumluluk sigortasını ve kasko sigorta poliçesini düzenleyen şirkete yönelttiğinden 2918 sayılı yasanın eldeki davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Her ne kadar, 2918 sayılı KTK’nın 110/2. Maddesi ile uyumlu olsa dava tarihi dikkate alındığında, dava konusu araç otobüs olduğundan olaya 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun ilga edilen 25. maddesi uygulanmalıdır. Ne var ki her iki yasanın da ilgili maddelerinde bölge müdürlüğünün yetkili olduğu yönünde bir düzenlenme bulunmamaktadır. Kanunda bulunmayan bir düzenleme de yorum yolu ile genişletilemez. Bu durumda 4925 sayılı Yasanın 25. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 7. maddesi hükmü uyarınca, bölge müdürlüklerin bulunduğu yer mahkemelerinin de yetkili mahkeme olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında merkez veya şubenin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemeleri, Kanun (4925 s. Karayolu Taşıma Kanunu) uyarınca yetkili kabul edildiğine göre, acente ve şubeyi denetleyen üst merci olan, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla olan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğu yönünde görüş ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.....'' gerekçelerine yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 18/04/2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 14/03/2024 tarihli ve 2023/79 Esas 2024/80 Karar sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "merkez" ve merkez ibaresinden sonra gelen ''...veya...'' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Her ne kadar Anayasa yargısına hakim ilke ve esaslar gereğince, norm detimine konu itirazın dayanağını oluşturan davanın konusuyla sınırlı inceleme yapma zorunluluğu nedeniyle, Anayasa Mahkemesinin anılan kararına konu iptal hükmü söz konusu kanunda yer alan "merkez" ve merkez ibaresinden sonra gelen ''...veya...'' ibaresine ilişkin ise de, kararda yer verildiği üzere ilgili normun yorumlanmasına esas alınan ölçütler ile açıklamalar ışığında, Bölge Müdürlüğünün bulunduğu yer açısından yetkiye ilişkin kanunilik şartının da bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, davalı sigorta şirketinin Bölge Müdürlüğünün bulunduğu yerin yetkili olduğunun kabulü mümkün bulunmamaktadır. Keza İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin ... Karar sayılı kararında yer alan karşı oy gerekçesinde de bu hususlar vurgulanmıştır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları,İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davacı ...'ın nüfus kayıt örneği, davalı ...Anonim Şirketi nezdinde, ... plakalı araç için düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, 28/08/2024 tarihli kaza nedeniyle yapılan başvuruya ilişkin olarak başvuru evrakları ile başvurunun davacıya tebliğini gösterir tebligat evrakları, başvuru neticesinde varsa açılan hasar dosyası, başvuru neticesinde davacıya yapılan ödemeleri gösterir ödeme evrakları, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde... Mersis numaralı ...Anonim Şirketinin Bölge Müdürlüklerini de gösterir ticaret sicil kayıtları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde,...laka sayılı araca ait olarak bulunan tramer kayıtları, dava konusu kazanın gerçekleştiği 28/08/2024 tarihi ve mevcut durum itibarıyla... plaka sayılı araçların trafik tescil ve ruhsat belgeleri, Kütahya Şehir Hastanesi nezdinde, 28/08/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan... T.C. Kimlik numaralı davacı ...'a ait olarak düzenlenen tedavi evrakları ve raporları, Uşak Şehir Hastanesi nezdinde, 28/08/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan...T.C. Kimlik numaralı davacı ...'a ait olarak düzenlenen tedavi evrakları ve raporları, İzmir Bornova Türkan Özilhan Devlet Hastanesi nezdinde, 28/08/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan ... T.C. Kimlik numaralı davacı ...'a ait olarak düzenlenen tedavi evrakları ve raporları, İzmir SGK İl Müdürlüğü nezdinde, davacıya ait iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli ile, kaza nedeniyle davacı ...' ait belgeler ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi ve bakıcı gideri bedelleri taleplerinin kusurlu olduğu iddia edilen sürücünün sevk ve idaresindeki aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini tanzim eden sigorta şirketinden tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesinde haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğunun düzenlendiği, ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Hukuki Sorumluluk ve Sigorta" başlıklı sekizinci kısmının beşinci bölümünde "Ortak Hükümler" ana başlığı altında "Yetkili Mahkeme" alt başlıklı 110. maddesinde ise motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceğinin belirlendiği, yerleşik ve güncel Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında davalı sigorta şirketinin Bölge Müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 7. maddesinde; ''(1)Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. (2) Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.'' hükmünün düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 19. maddesinde ise yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkemenin yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorunda olduğu, tarafların da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilecekleri, yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği, yetki itirazında bulunan tarafın, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerektiği, aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacağı, yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle geleceğinin belirtildiği, Hakimler ve Savcılar Kurulunun 08/07/2021 tarihli ve 31535 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 07/07/2021 tarihli 608 numaralı kararı ile İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresinin, İzmir İli mülki idare sınırları (Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi hariç) olarak belirlendiği, davacının yerleşim yerlerinin Kütahya İli, Simav ilçesinde bulunduğu, kazanın Kütahya İli, Simav ilçesinde meydana geldiği, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından gönderilen ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davalı ...Anonim Şirketinin İzmir ilinde Bölge Müdürlüğünün bulunmadığı, davalı ...Anonim Şirketi vekilinin İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle süresinde yetki ilk itirazında bulunduğu, yalnızca davacı vekilinin İzmir İlinde faaliyet göstermesi dışında dosyanın mahkememiz yetki alanı ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, kaldı ki davalı sigorta şirketinin İzmir İlinde Ege Bölge Müdürlüğünün de olmadığı, açıklanan gerekçeler dahilinde yetki ilk itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla, mahkememizin yetkisizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. ve 16. maddesi hükmü gereğince davaya konu uyuşmazlığın çözümü açısından İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu anlaşılmakla, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20. maddesi gereğince, tarafların yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda, dosyanın yetkili İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-Yargılama giderlerinin yetkili mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
14/10/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır