T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/62 Esas
KARAR NO : 2025/222
DAVA : Şirketin İhyası (TTK'nun Geçici 7.Maddesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/01/2025
KARAR TARİHİ : 05/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası (TTK'nun Geçici 7.Maddesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin, 28.11.1986 tarihinde tescil edilip Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümleri gereğince, davalı tarafından 23.05.2014 tarihinde re’sen terkin edilen ve ihyası talep edilen ... Tekstil Ürünleri Sanayi Ve Ticaret A.Ş.'de pay sahibi ve aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olduğunu, şirketin tasfiye dışında kalmış adına tapuda kayıtlı Niğde ili, ... İlçesi,... Mahallesi, ...Parsel sayılı taşınmaz bulunması nedeniyle usulsüz olarak tasfiye edildiğini, TTK'nun 547 (1) maddesinde bu halde şirketin ihyasının talep edilebileceğinin düzenlendiğini, davalı tarafından terkin işlemleri gerçekleştirilmeden önce şirket yetkilisi olan müvekkiline Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7/4-a maddesi uyarınca usul ve yasaya uygun olarak ihtar çekilmediğinden yapılan terkin işleminin açıkça hukuka aykırı olup, bu nedenle de şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiğini bildirmiş, terkin edilen ... Tekstil Ürünleri Sanayi Ve Ticaret A.Ş’nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü, cevap dilekçesinde; ihyası talep edilen şirketin 28/11/1986 tarihinde kuruluş ile tescil edildiğini, sermayesinin 4,000,00 TL olup, 6103 sayılı Kanunun 20. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sermayesini zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesi uyarınca çıkarılan Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5. maddesinin a bendi uyarınca 26/03/2013 tarihinde münfesih sayılarak tescilli adresine ihtarda bulunulduğunu, bu hususun 25/04/2013 tarihli sicil gazetesinde yayımlandığını, yasal süresi içerisinde ihtara yanıt verilmemesi nedeniyle 23/05/2014 tarihinde sicil kaydının resen silindiğini, bu hususun da 12/06/2014 tarihli sicil gazetesinde yayımlandığını, terkin işlemlerinin tebliğde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde uygulandığını, münfesih durumda olduğu tespit edilen şirketlerin tescilli adreslerine ihtarnameler keşide edildiğini, fakat TTK gereği basiretli tacir olarak davranması gereken ilgilerin yasal süresinde herhangi bir bildirimde ve başvuruda bulunulmadıklarını, geçici 7. maddenin 4/a bendinde ihtarın ulaşmadığı durumlarda ilan tarihinden itibaren 30.günün akşamı itibarıyla, ilanın Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceğinin ve internet sitesinde yayınlanacağının düzenlendiğini, TTK'nun 31. maddesi gereği tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliğin tescil ettirilmesi gerektiğini, teblgatın yapılmamış olmasının ilgili şirketlerin basiretli tacir olarak davranmaması ve yasal yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklandığını, terkin işlemlerinin yasada öngörülen usul ve esaslar dahilinde yerine getirilmiş olup, kayıt silme işleminin tamamen kanun hükmünün uygulanmasından ibaret olduğunu, müdürlüğün davada yasal hasım olup, yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı husus, kusur bulunmaması nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, geçici 7. maddenin onbeşinci fıkrasına 7511 sayılı Kanun ile müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğine ilişkin hüküm eklendiğini, Yargıtay'ın, müdürlüğün yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğine hükmettiğini, müdürlüğün yasal hasım konumunda olup davanın açılmasına sebebiyet vermediğini bildirmiş, müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava, TTK'nun geçici 7. maddesi hükmü uyarınca ticaret sicilinden terkin edilen ... Tekstil Ürünleri Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi adına kayıtlı taşınmazın TTK'nun 547(1).maddesi hükmü uyarınca tasfiyesinin yapılması amacıyla sınırlı olmak üzere ihyası istemine ilişkindir.
İhyası talep edilen şirket, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün, Merkez-bbb sicil numarasında 28/11/1986 tarihinde kuruluş ile tescil edilmiş, 4.000,00 TL olan kuruluş sermayesini 6103 sayılı Kanunun 20. maddesinin 1. fıkrası uyarınca zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesi uyarınca çıkarılan Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5. maddesinin a bendi uyarınca 26/03/2013 tarihinde münfesih sayılarak davalı sicil müdürlüğü tarafından yapılan işlemler sonucunda 23/05/2014 tarihinde sicil kaydı resen silinmiştir.
Dava dilekçesinde; terkin işleminin şirket yetkilisine tebligat yapılmaksızın usulsüz olarak yapılması nedeniyle şirketin ihyasına karar verilmesinin talep edilmesi ile birlikte şirkete ait taşınmazın tasfiye edilmeksizin, şirketin terkin edilmesi nedeniyle TTK'nun 547(1).maddesi uyarınca ek tasfiye işlemlerinin sonuçlandırılıncaya kadar şirketin ihyasının talep edilmesi karşısında, davacı tarafın talebinin; ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olmaksızın şirketin süresiz olarak yeniden tescili veya yalnız taşınmazın tasfiye işlemleriyle ilgili TTK'nun 547(1).maddesi hükmü uyarınca sınırlı amaca yönelik olarak ihya istemi olup olmadığı konusunda ön inceleme hazırlık ve tensip tutanağının 15.maddesi uyarınca davacı vekiline davanın ve sonuç talebin somutlaştırılması konusunda kesin süre verilmiş, davacı vekili 29/01/2025 tarihli dilekçesinde ve duruşmadaki açıklamasında taleplerinin şirketin yeniden süresiz olarak ihyası olmadığını, yalnız şirket adına kayıtlı taşınmazın tasfiye edilmesi amacıyla sınırlı olarak şirketin ihyasına karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.
Tapu kayıt örneği ile Niğde İli,... İlçesi, Baş... Mahallesinde yer alan...arsel sayılı taşınmazın terkin edilen şirket adına kayıtlı olduğu görülmüştür.
TTK'nun geçici 7(15) maddesinde; "Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü düzenlenmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasında, davacı ve davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere, bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.
TTK'nun geçici 7(15). maddesinin ikinci cümlesinde, şirketin ortaya çıkabilecek mal varlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra hazineye intikal edeceğine ilişkin hüküm, aynı maddenin son cümlesinde düzenlenen kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların, haklı sebeplere dayanarak beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde şirketin ihyasını talep edebileceklerine ilişkin hükümden bağımsızdır. Bir başka deyişle; terkin edilen şirketin alacaklıları veya hukuki menfaati bulunanlar, ipoteğin fekki, taşınır rehninin paraya çevrilmesi, tapu iptal ve tescil, alacak, itirazın iptali gibi hangi nedene dayalı ve hangi türde olursa olsun dava veya icra takiplerini beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açmak zorundadırlar. Alacaklılar tarafından yapılacak icra takipleri ve açılacak davaların tamamı, şirketin mal varlığı ile ilgili olup, dava veya takibin türünün, niteliğinin, dava konusunun ve sonuç talebinin paraya veya eşyaya ilişkin olmasının bir farkı yoktur. On yıllık süre, Hazineye intikal süresi olarak ön görülmüş olup, şirketin nakit, demirbaş, taşınır veya taşınmaz malları gibi bütün mal varlığı değerleri, şirket mal varlığını oluşturduğundan, şirketin mal varlığına ilişkin tasfiye taleplerinin, şirket adına yetkilileri veya şirket ortakları tarafından on yıllık hak düşürücü süre içerisinde talep edilmesi halinde şirketin ihyasına karar verilmesi mümkün olup, şirket yetkilisi veya ortakları tarafından bu süre içinde açılmayan davaların, hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekip hangi türde olursa olsun şirkete ait mal varlığının, on yıl sonunda Hazineye intikali yasa gereğidir.
Anayasa Mahkemesi'nin 22/06/2023 günlü 2023/33 esas ve 2023/117 karar sayılı ve 15/09/2023 tarihli 32.310 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan kararı ile TTK'nun 7(15).maddesinde düzenlenen beş yıllık hak düşürücü sürenin iptaline karar verilmiş ise de, dava tarihi itibari ile 10 yıllık hak düşürücü süre yürürlüktedir.
Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin 14.10.2021 tarih... karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi...ukuk Dairesinin 13.06.2019 tarih...karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere TTK'nun geçici 7(15) maddesinde terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlenmesi karşısında terkin tarihinden itibaren 10 yıllık süre içinde şirket ortaklarının şirkete ait mal varlığı üzerindeki mülkiyet hakkının devam ettiğinin, bu süre içinde talepte bulunmaları halinde mal varlıklarının tasfiyesi için ihya davası açmaya hakları bulunmasına göre bu sebebe bağlı hak düşürücü sürenin 10 yıl olarak uygulanması gerektiği dikkate alınarak; somut olayda şirketin 23/05/2014 tarihinde terkin edilmiş olmasına bağlı olarak TTK'nun geçici 7 (15).maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde davanın açılmamış olması nedeniyle dava konusu şirket adına kayıtlı taşınmaz 23/05/2024 tarihi itibari ile Hazineye intikal etmiştir.
Hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmaması konusunda şirketin kanunda belirtilen yasal sebeplere bağlı olarak usulüne uygun şekilde terkin edilip edilmediği önem taşımaktadır.
Terkin edilen şirkete çıkarılan ihtar yazısı örneği ile ticaret sicil kayıt örneklerinden şirketin, yasal düzenlemelere aykırı olarak ana sözleşme ile belirlenen sermayesini kanunda belirtilen miktara yükseltmediği, bu nedenle terkin edildiği anlaşılmaktadır.
TTK'nun geçici 7(1).maddesinde; anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin hangi şartlarda sicilden resen terkin edileceği düzenlenmiştir. 7.maddenin birinci fıkrası uyarınca; 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerinin, ilgili kanunlardaki tasfiye usullerine uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı belirtilmiştir. Söz konusu maddenin 1/a bendinde, 24.06.1995 tarihli ve 559 sayılı TTK'nun bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile ön görülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketlerin terkin edileceği düzenlemesine yer verilmiş ve ilgili maddede terkin sebepleri tadadi olarak sayılmıştır. 6103 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 20(1)maddesinde ise anonim ve limited şirketlerin TTK'nun yayımı tarihinden itibaren üç yıl içinde sermayelerinin anılan kanunun 332 ve 580.maddelerinde öngörülen tutarlara yükseltecekleri, aksi halde mezkur sürenin sonunda infisah etmiş sayılacakları belirtilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 05.09.2022 tarih 2022/4251 esas ve 2022/5467 karar, 04.04.2022 tarih 2021/4453 esas ve 2022/2752 karar, 23.03.2022 tarih 2021/9156 esas ve 2022/2306 karar, 22.03.2022 tarih 2021/9037 esas ve 2022/2304 karar sayılı ilamlarında; TTK'nun geçici 7.maddesinde tadadi olarak sayılan sebepler dışında başkaca sebeplerle terkin işleminin yapılması halinde, hak düşürücü sürenin uygulanmasının mümkün bulunmadığına karar verilmiştir.
Somut olayda terkin edilen şirketin, TTK'nun geçici 7.maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca, yasal düzenlemeler gereği kanunda öngörülen süre içerisinde ve tutarda sermayesini yükseltmemesinden kaynaklanan yasal sebebe dayanarak terkin işlemi gerçekleştirilmiştir. Bunun yanında terkin edilen şirket hakkında terkin tarihinde görülmekte olan bir davanın bulunduğuna ilişkin bir iddiada bulunulmadığı gibi bu yönde bir dosyada bir delil de toplanmadığından TTK'nun geçici 7.maddesinin 2.fıkrası hükmü yönünden terkin işleminin yapılması konusunda bir yasal engel bulunmamaktadır.
TTK'nun geçici 7 (15) maddesinde, terkin edilen şirketlerin ortaya çıkabilecek mal varlığının, terkin tarihinden itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceği düzenlenmiş ise de, hak düşürücü sürenin usulüne uygun olarak yapılan terkinler yönünden geçerli olması usul ve yasa gereğidir. Terkin işleminin, kanun hükümlerine aykırı olarak usulsüz şekilde gerçekleştirilmesi halinde terkin edilen şirket yetkilisi ve ortaklarının terkin işleminin usulsüz yapıldığı iddiası ile iptalini ve şirketin belirli bir amaçla sınırlı olmaksızın süresiz olarak yeniden ihyasını talep edebilmeleri mümkündür. Bu durumda yeniden ihyaya karar verilmesi halinde şirket adına kayıtlı tüm mal varlığının hak düşürücü süreye bağlı kalmaksızın şirket uhdesinde kalması ihya kararının doğal bir sonucudur.
TTK'nun geçici 7(4/a) maddesinde; terkin edilecek şirketlerin sicilde kayıtlı son adreslerine ve şirketi temsile yetkili kişilere bir ihtar yollanacağı, ihtarın, ilan edilmek üzere Ticaret Sicili Gazetesine aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibari ile Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11. fıkrasında ihtar ve ilana rağmen süresi içinde cevap vermeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres veya kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketlerin ticaret sicilinden resen silineceği düzenlenmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesinde TTK'nun geçici 7.maddesinin 15.fıkrasında düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü sürenin usulsüz olarak yapılan terkin işlemlerinde uygulanacağı yönünde kararlarının bulunmasına karşılık 2023/1061 esas ve 2022/7267 esas sayılı ilamlarında olduğu gibi benzer çok sayıda ilamında, hak düşürücü sürenin uygulanmaması gerektiğine ilişkin kararlar verilmiştir. 5 yıllık hak düşürücü sürenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptaline karar verildiği ve Yargıtay'ın anılan ilgili kararları birlikte değerlendirildiğinde, aynı madde de düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre yönünden de terkin işleminin usulsüz yapıldığının iddia edilmesi ve bu iddianın haklı olması halinde 10 yıllık hak düşürücü sürenin, usulsüz yerine getirilen terkin işlemleri yönünden uygulanmaması usul ve yasa gereğidir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve Yargıtay kararları ile hak düşürücü sürenin uygulama yerinin olup olmadığı, davalı tarafından terkin işlemlerinin kanunda belirtilen usule uygun olarak yapılıp yapılmadığına göre belirlenmesi gerekmektedir. Dosyada toplanan tüm deliller, özellikle ticaret sicil kayıtları ve terkin ile ilgili belge örnekleri, cevap dilekçesinde ihtar yazısının dosyaya sunulan belge örneklerine uygun olarak yalnız terkin edilen şirketin tescilli adresine tebliğe çıkarıldığına ilişkin açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar terkin tarihinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olsa da davalı tarafça, TTK'nun geçici 7(4/a). Maddesi hükmüne aykırı olarak ihtar yazısının yalnız terkin edilen şirkete tebliğe çıkarılıp, terkin tarihindeki yetkilisi adına ayrıca tebliğe çıkarılmamış olması nedeniyle terkin işlemlerinin usulsüz olarak yapılmış olması nedeniyle hak düşürücü sürenin uygulama yeri bulunmamaktadır.
Davacı taraf, şirketin sınırlı bir amaca yönelik olmaksızın ve süresiz olarak yeniden ihyası talebinde bulunmamış, yalnız şirket adına kayıtlı taşınmazın tasfiyesinin yapılması amacıyla TTK'nun 547(1).maddesi uyarınca sınırlı amaçla ihyasını talep etmiştir. Şirket ortağı ve yetkilileri dışındaki alacaklı ve ilgililerin kural olarak yalnız kendilerini ilgilendiren uyuşmazlık konularına bağlı olarak sınırlı amaçla ihya talebinde bulunabilmeleri mümkün iken terkin işleminin usulsüz olarak yapılıp, davanın, şirketin ortağı ve yetkilisi tarafından açılmış olması halinde davacının, şirketin sınırlı bir amaca yönelik olmaksızın süresiz olarak yeniden tescili veya bu yönde bir iradesinin bulunmaması halinde yalnız belirli bir amaçla sınırlı olarak ve ek tasfiye işlemleri için ihya talebinde bulunabilmesi olanaklıdır.
Somut dava yönünden; davacı, ihyası talep edilen şirketin, terkinden önceki ortağı ve yetkilisi olup dava dilekçesinde, şirketin adına kayıtlı dava konusu taşınmazın tasfiye edilmeksizin usulsüz olarak terkin edildiği iddiasında bulunmuş, şirketin süresiz ve sınırsız olarak ihyasını talep etmemiş, yalnız taşınmazın tasfiyesi amacıyla sınırlı olarak ihya talebinde bulunmuştur. Şirketin, davalı tarafça usulsüz olarak terkin edildiği iddiasının kanıtlanması karşısında hak düşürücü süre göz önüne alınmaksızın ihyasının usul ve yasa gereği olması yanında davacı tarafın ihyayı belirli bir amaca yönelik ve sınırlı olarak talep etmesinde yasal bir engel bulunmadığı göz önünde tutularak, taleple bağlılık ilkesi gereği şirketin, TTK'nun 547(1).maddesi hükmü uyarınca, taşınmazın tasfiyesi ile ilgili işlemlerin yapılması amacıyla sınırlı olarak ihyasına karar vermek gerekmiştir.
TTK'nun 547(2).maddesinde ek tasfiye isteminin yerinde olduğuna kanaat getiren mahkemenin, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar vermesi ile birlikte ek tasfiye işlemlerini yapmak üzere son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya bir kaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettireceği düzenlenmiştir.
Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 25.09.2023 günlü, ... karar sayılı ilamında; terkin edilen şirketin, usulsüz olarak terkin edilmesi halinde ihyanın şirket ve şirket ortakları tarafından talep edilmeyip, yasada sayılan üçüncü kişiler tarafından sınırlı bir konu ile ilgili olarak yapılan ihya taleplerinde, terkin edilen şirketin, tamamen ihya edilmesinde üçüncü kişilerin hukuki yararlarının bulunmaması nedeniyle talep edilen ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmesi yanında, TTK'nun geçici 7.maddesinin 15.fıkrasında ihya terimi kullanılmakla birlikte hükmün aynı kanunun 547.maddesine paralel ek tasfiye niteliğinde bulunduğu gözetilerek, TTK'nun geçici 7.maddesinin, tasfiye memuru atanması yönünde bir hüküm içermemekle birlikte aynı kanunun 547.maddesinde olduğu gibi mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verilmekle birlikte aynı zamanda tasfiye memuru atanması gerektiği, geçici 7.maddesinin amacının madde kapsamına giren şirketlerin bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilaflarının azaltılmasına yönelik bulunması nedeniyle aksi yöndeki uygulamanın yasanın amacına aykırı olacağı belirtilmiştir.
Her ne kadar davacı tarafça ihyanın yalnız taşınmazın tasfiyesi ile sınırlı olarak ve ek tasfiye işlemleri için talep edildiğinin bildirilmesine rağmen ek tasfiye işlemlerini yerine getirmek üzere bir tasfiye memuru atanması talep edilmemiş ise de; ihya isteminin TTK'nun 547(1).maddesi hükmü uyarınca talep edilmesi karşısında TTK'nun 547(2).maddesi uyarınca, davaya konu şirket adına kayıtlı taşınmazın tasfiyesi ile ilgili ek tasfiye işlemlerinin yapılabilmesi için bir veya birkaç tasfiye memurunun görevlendirilmesinin zorunlu bulunduğu ilişkin yasal hüküm dikkate alınarak, şirketin terkinden önceki son yönetim kurulu üyesi davacının tasfiye memuru olarak atanmasına, terkinden önceki şirket yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle davacıya ücret verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle davaya konu terkin işleminin usulsüz olarak yapıldığı belirlenmiştir. Terkinin, usulüne uygun veya usulsüz olarak yapılmış olması davalı tarafın yargılama giderlerinden sorumluluğuna etkilidir. Her ne kadar cevap dilekçesinde, yasal düzenleme gereği, sicil müdürlüğünün yargılama giderlerinden sorumlu olmadığı iddia edilmiş ise de, sorumsuzluk hali usulüne uygun şekilde yapılan terkin işlemleri yönünden söz konusudur. Somut davaya konu terkin işleminde, TTK'nun geçici 7(4/a) maddesine aykırı olarak şirket adına çıkarılan ihtar dışında şirket yetkilisi adına ihtar çıkarılmamasına bağlı olarak terkin işleminin usulsüz şekilde yapılması nedeniyle davalı tarafın, dava açılmasına sebebiyet verdiği dikkate alınarak, yargılama giderleri ile sorumlu tutulmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Davanın KABULÜ İLE;
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün Merkez-...0 sicil numarasında kayıtlı iken TTK'nun geçici 7. maddesi uyarınca resen sicil kaydı kapatılan ... Tekstil Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin tapuda adına kayıtlı Niğde İli,...İlçesi, Baş... Mahallesinde yer alan ...mazın tasfiyesiyle ilgili tüm işlemlerin yapılması amacıyla ilgili ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olmak kaydıyla Ticaret Sicili'ne tescili ile ihyasına,
2-Tasfiye işlemlerini yerine getirmesi için ihyasına karar verilen şirketin terkinden önceki son yönetim kurulu üyesi davacı ...'ün terkin edilen şirketi münferiden temsil yetkisi ile tasfiye memuru olarak atanmasına,
Tasfiye memurunun terkinden önceki şirket yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle tasfiye memuruna takdiren ücret verilmesine yer olmadığına,
3-Kararın Ticaret Siciline tescil ve ilanına,
4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken karar ve ilam harcının peşin alınması nedeniyle başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
5-Davacı yararına takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 615,40 TL peşin harç, 30,00 TL üç adet elektronik tebligat gideri, 7,50 TL kep reddiyatı giderinden oluşan toplam 1.268,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza