T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/665 Esas
KARAR NO : 2025/929
DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/09/2020
KARAR TARİHİ : 01/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Proje...Şirketi ile müvekkili banka arasında davaya konu genel kredi sözleşmesinin düzenlendiğini, davalıların, sözleşmeye müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla taraf olduklarını, dava dışı borçlu şirkete kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek borçlulara ihtarname keşide edildiğini, ancak borcun ödenmemesi üzerine davaya konu icra takibinin yapıldığını, davalıların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak faize, ferilerine, faiz oranlarına, süresi ve miktarına itiraz ettiklerini, itiraz edilen bölüm yönünden icra takibinin durdurulduğunu, ödeme emrinde talep edilen işlemiş ve işleyecek faiz tutarı ile faiz oranının T.B.K'nun 26. maddesi ile T.T.K' nun 8.maddesine ve sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, BSMV'nin kanun gereği davalılar tarafından ödenmesi gerektiğini, genel kredi ve teminat sözleşmesinin 13.2.b. maddesi gereği müvekkili bankanın defter ve kayıtlarının kesin delil mahiyetinde olduğunu, başkaca delil gösterilmesine muvafakatlerinin bulunmadığını bildirmiş, davanın kabulü ile davalıların, davaya konu icra dosyasında yaptıkları kısmi itirazlarının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalılar vekili, cevap dilekçesinde; takibe kısmi itirazda bulunan müvekkillerinin itirazında haklı olduklarını, davaya konu icra takibine dayanak borcun, dava dışı .....Şirketinin kredi borcundan kaynaklandığını, müvekkillerinin kefil sıfatıyla borçtan sorumlu olduklarını, her ne kadar kefilin sorumluluğunun müşterek ve müteselsil olsa da, asıl borçlunun sorumlu olduğu borç miktarı ile sorumlu olacağını, asıl borçlu ... .... Şirketi hakkında İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası üzerinden konkordatonun tasdikine karar verildiğini, davacı bankanın da proje kapsamında adi alacaklılar arasında olduğunu ve davacı bankaya konkordato projesi kapsamında ve konkordatoya ilişkin mevzuat uyarınca ödeme yapılmasının gerektiğini, bu kapsamda öncelikle adi alacağa faiz işletilmesinin kabulünün mümkün olmadığı gibi faiz oranının ve uygulamasının da kabulünün mümkün olmadığını, İcra İflas Kanunu'nun konkordatoyu düzenleyen hükümleri uyarınca; adi alacaklının asıl alacak yanında alacağına faiz işletmesinin, asıl alacakla birlikte masraf ve vekalet ücreti talep etmesinin, bu kalemlerin tamamının çekişmeli alacak olarak bildirilmesinin mümkün olmadığı gibi müvekkillerinin tasdik olunan proje uyarınca ödeme yapacağından asıl alacağın ferilerinden, faizinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, temerrüt faizinin belirlenmesi hakkını tek taraflı olarak alacaklı bankaya veren sözleşme hükümlerinin TBK'nun 27. ve 25 maddeleri hükümlerine ayrı ayrı aykırı olduğunu, sözleşme hükmü geçersiz olduğundan yasal faiz talep edilebileceğini, alacağa konu kredinin KKDF kredisi olması halinde faiz gider vergisi kesilmeyeceğini, uygulanacak vergi türü ve oranının farklı olduğunu, bu vergilerin kredi kullanımı sırasında peşin alındığının bilindiğini, mükerrer tahsilatın kabulünün mümkün olmadığını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava; dava dışı ......Şirketinin borçlu, davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla taraf oldukları, 29/03/2016 tarihli davacı ile dava dışı şirket ve davalılar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi nedeni ile davalıların süresinde ödeme yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesi ile hesabın kat edilerek ihtarname tebliğ edilmesine rağmen ödenmeyen kredi borcundan kaynaklanan alacağı için davacı bankanın, davalılar hakkında alacağın tahsili amacıyla yaptığı ilamsız icra takibinde; davalıların, işlemiş ve işleyecek faiz ile BSMV'den oluşan asıl alacağın ferileri ile çek depo bedeline yönelik olarak yaptıkları itirazlarının iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizce yapılan yargılamadan sonra oluşturulan hüküm, davacı tarafın kararı istinaf etmesi sonrasında İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 25.06.2025 tarihli kararı ile kaldırılmış, karar içeriğine göre toplanacak bir delil bulunmadığından ve başkaca bir işlem yapılmasının gerekmemesi nedeniyle yalnız karar hükümde belirtilen eksikliklerin değerlendirilmesi ve tamamlaması suretiyle yeniden hüküm oluşturulmuştur.
Davaya konu icra dosyasında; davacı banka, davalılar hakkında, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için ilamsız icra yoluyla takip yapmış, ödeme emrinin tebliğinden sonra yasal süre içinde her iki davalı adına vekilleri tarafından sunulan itiraz dilekçesi ile asıl borç dışındaki işlemiş faiz, BSMV ve işleyecek faiz ile ferilerine itiraz edilmesi nedeniyle dava ve takip konusu alacaklar yönünden davalılar hakkındaki takip durmuştur.
Dava İİK'nun 67(1) maddesi uyarınca hak düşürücü süre içinde açılmıştır.
İzmir.. Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas sayılı dosyasında, aralarında davalılar ile dosyası tefrik edilen davalı ......Şirketi ile dava dışı asıl borçlu ......Şirketinin de bulunduğu 07/09/2018 tarihli davada; davacılar konkordato talebinde bulunmuşlar, yapılan yargılama sonunda davalılar ile dosyası tefrik edilen davalı ......Şirketinin konkordato talebinin reddine, dava dışı asıl borçlu ......Şirketinin davasının kabulü ile konkordato projesi çerçevesinde alacakların ödenmesine karar verilmesinden sonra kararın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırılması üzerine yeniden yapılan yargılama sonunda bu kez... esas sayısını alan dosyada; davalıların konkordato taleplerinden feragat etmeleri nedeniyle taleplerinin reddine, dava dışı asıl borçlu ......Şirketi ile hakkındaki dava tefrik edilen .......Şirketi hakkında 23/12/2021 tarihli karar ile her iki şirketin iflasına karar verilmiştir.
Davacı vekilinin davalılardan .......Şirketinin iflasına karar verilmesi nedeniyle diğer davalılar hakkındaki dosyanın da sürüncemede kalmasına yol açacak olması nedeniyle davalı şirket hakkındaki davanın tefrik edilmesi talebi haklı görülmüş, davalı şirket hakkındaki dava tefrik edilerek ayrı esasa kaydı yapılmış, davalı gerçek kişiler hakkındaki yargılamaya bu dosyada devam edilmiştir.
Davalılar vekili, asıl borçlu hakkındaki konkordato tasdik kararı nedeniyle ödeme projesinin davalı kefiller yönünden de geçerli olduğunu ve ilgili yasal hükümler gereği davacı tarafın işlemiş ve işleyecek faiz talebinde bulunamayacağını iddia etmiş ise de, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinde ... esas sayılı dosyasında davalılar hakkında verilmiş bir geçici ve kesin mühlet kararının bulunmadığı, yapılan yargılama sonunda davalıların konkordato taleplerinden feragat etmeleri nedeniyle taleplerinin reddine, dava dışı asıl borçlu ......Şirketi ile hakkındaki dava tefrik edilen .......Şirketi hakkında 23/12/2021 tarihli karar ile her iki şirketin iflasına karar verildiği, bu karardan önce asıl borçlu şirket hakkında geçici veya kesin mühlet kararı verilmiş olsa dahi davalıların kredi sözleşmesinin müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri olup, davalılar hakkında verilmiş bir geçici ve kesin mühlet kararının bulunmadığı gibi dava dışı asıl borçlu şirket hakkında verilen geçici ve kesin mühlet kararlarının davalıların sorumluluğunun kefaletten kaynaklanması nedeniyle asıl borçludan bağımsız olup, davacı tarafın, davalılar hakkında takip yapmasına sözleşme gereği akdi ve temerrüt faizi talep etmesine engel bulunmadığı dikkate alınarak, davalılar vekilinin aksi yöndeki iddiası haklı görülmemiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde temerrüt faizinin belirlenmesi hakkını tek taraflı olarak alacaklı bankaya veren sözleşme hükümlerinin TBK'nun 27. ve 25. maddeleri hükümlerine aykırı olması nedeniyle sözleşme hükmünün geçersiz olmasına bağlı olarak yasal faiz talep edilebileceği iddiasında bulunmuş ise de; TTK ve TBK'daki yasal düzenlemeler ile yerleşmiş yargı kararları ile ticari sözleşmelerde TBK'nuda düzenlenen genel işlem koşullarının uygulanmasının mümkün bulunmadığı gibi TBK'nun 88.maddesindeki sınırlamanın da ticari sözleşmelerde uygulama yerinin bulunmadığı, davaya konu sözleşmesinin ticari nitelikli genel kredi sözleşmesi olup, taraflarının tacir olması nedeniyle faiz oranını serbestçe kararlaştırabilecekleri birlikte değerlendirildiğinde, davalılar vekilinin aksi yöndeki iddiası haklı görülmemiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, alacağa konu kredinin KKDF kredisi olması halinde faiz gider vergisi kesilemeyeceğini, uygulanacak vergi türü ve oranının farklı olduğunu, bu vergilerin kredi kullanımı sırasında peşin alındığının bilindiğini iddia etmiş ise de, bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davaya konu sözleşme nedeniyle kullandırılan kredilerin KKDF kredisi olmayıp davacı banka tarafından dava dışı müşterisi borçlu şirkete kullandırılan farklı nitelikteki bir çok ticari krediyle kredi kartı ve tazmin olan çek sorumluluk tutarlarından kaynaklandığı, buna göre işlemiş ve işleyecek faizin %5'i oranında BSMV alınmasının yasal hükümlerin gereği olduğu anlaşılmakla, davalılar vekilinin aksi yöndeki iddiaları haklı görülmemiştir.
Taraflarca sunulan ve bildirilip mahkememizce toplanan delillerden sonra davaya konu sözleşme hükmü gereği, davacı bankanın defter ve kayıtlarının münhasır delil olarak kabul edildiği göz önünde tutularak, davacı bankaya ait defter ve kayıtlar ile dosyada toplanan deliller üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması suretiyle uyuşmazlık çözülmüştür.
Toplanan tüm deliller, icra dosyası ve mahkememizce usul, yasa ve dosya kapsamına uygun görülen, gerekçeli ve denetime elverişli nitelikteki bilirkişi raporu ile; taraflar ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında davaya konu 29/03/2016 tarihli ve 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği, asıl borçlunun dava dışı şirket olup, davalıların sözleşmede müteselsil kefil ve borçlu sıfatıyla taraf oldukları, taraflar arasındaki kredi ve kefalet sözleşmesinin varlığının ve içeriğinin uyuşmazlık konusu olmadığı, kefalete ilişkin tüm şekil şartlarının yerine getirildiği, sözleşmede kefalet sorumluluk miktarının dava konusu alacaktan yüksek olarak belirlendiği, TBK'nun 583.maddesinde aranan şekil şartlarının tamamının mevcut olduğu, sözleşmenin 12.2.b maddesinde uyuşmazlık halinde davacı bankaya ait defter ve kayıtların münhasır delil olacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 11/b maddesinde ise temerrüt halinde davacı banka tarafından muacceliyet tarihinde uygulanan faiz oranının %50 oranında fazlasının temerrüt faizi olarak belirlendiği, dava dışı borçlu şirkete sözleşmeden kaynaklanan farklı nitelikte krediler ve kredi kartları kullandırıldığı, çek defteri verildiği, sözleşmede 06/09/2018 ve 06/10/2018 tarihlerinde ödenmesi kararlaştırılan taksitlerin ödenmemesi nedeniyle muacceliyetin oluştuğu, davacı bankanın 07/11/2018 tarihli kat ihtarnamesini düzenlediği ve kat ihtarnamesinin 09/11/2018 de dava dışı borçlu şirket ile davalılara tebliğ edilmesine rağmen verilen süre içinde ödememe yapılmaması üzerine 11/11/2018 tarihinde dava dışı borçlu şirket ile davalıların temerrütünün oluştuğu, dava dışı borçlu şirket ile davalılar tarafından kat ihtarnamesine itiraz edilmediği, her ne kadar dava dışı borçlu şirket konkordato talebine başvurmuş ve davasının kabulüne karar verilmiş ise de, davalıların müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluklarının dava dışı borçlu şirketten bağımsız olup, dava dışı borçluya konkordato süreci nedeniyle tanınan haklardan yararlanmalarının mümkün bulunmadığı gibi mahkememizce verilen hükümden önce dava dışı borçlu şirketin iflasına karar verildiği, buna göre davacıların asıl alacak ile akdi faiz ve temerrüt faizinden sorumluluklarının bulunduğu, raporda ayrıntılı olarak açıklanıp hesaplandığı üzere dava dışı borçlu şirketin takip tarihi itibariyle 1.483.193,01 TL asıl alacak borcunun olup, taraflarca sözleşme hükmü ile somut bir faiz oranı kararlaştırılmamasına rağmen sözleşmenin ilgili maddelerinde bankaca uygulanan faiz oranlarının uygulanacağının kararlaştırılmasına göre Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13/01/2015 tarih 2014/14648 esas 2015/137 karar sayılı ilamı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/04/2021 tarih 2020/2998 esas 2021/3204 karar, 11/02/2021 tarih 2020/4893 esas 2021/1099 karar sayılı ilamları ile çok sayıda Bölge Adliye Mahkemesinin benzer ilamlarında da belirlendiği üzere temerrüt faiz oranının davacı bankaca fiilen uygulanan faiz olup Merkez Bankasına bildirilen faiz oranının doğrudan hükme esas alınmasının ve talep edilebilecek akdi faiz ve temerrüt faiz oranlarının Merkez Bankasına bildirilen azami faiz oranlarını geçmesinin mümkün bulunmadığı dikkate alınarak, davacı bankaya Merkez Bankasına bildirilen faiz oranları ile müşterilerine fiilen uygulanan faiz oranlarını gösterir listenin sunulması konusunda yazılan müzekkereye verilen cevaba göre davacı tarafın, davalılardan bilirkişi raporunda tespit edilen akdi ve temerrüt faiz oranlarından daha yüksek oranda faiz talep etmediği dikkate alınarak taraflarca sözleşme uyarınca kararlaştırılan akdi ve temerrüt faiz oranlarına göre hesaplanan asıl alacak üzerinden takip tarihi itibariyle davacı bankanın 399.276,42 TL işlemiş faiz ve 20.043,80 TL BSMV alacağının bulunduğu, işleyecek faiz yönünden kredi kartı ile kredili mevduat hesabından kaynaklanana 162.101,44 TL'lik alacak bölümüne %18,60 ve değişen oranlarda kalan 1.321.091,57 TL alacak bölümüne ise %49,50 oranın temerrüt faizinin talep edilebileceği anlaşılmakla, davalılar... ... ve ... ... hakkındaki nakdi alacağın faiz ve faiz oranı ve faizin ferileri yönünden yaptıkları itirazın iptaline ilişkin davanın kısmen kabulü ve davalıların davaya konu İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasında asıl alacağa ait faiz, faiz oranı ve faizin ferilerine ilişkin itirazlarının kısmen iptaline, takibin, davalılar yönünden; itirazsız kesinleşen 1.600.593,15 TL asıl alacak ve 9.088,49 TL masraf ile 399.276,42 TL işlemiş faiz ve 20.043,82 TL faizin gider vergisi olmak üzere toplam 2.029.001,88 TL alacaktan 153.200,00 TL tahsilatın indirilmesiyle 1.875.801,88 TL toplam alacak ile İşleyecek faiz yönünden; takip tarihinden itibaren asıl alacağın, 162.101,44 TL'lik bölümüne %18,60 ve 1.321.091,57 TL'lik bölümüne %49,50 oranında ve TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişen oranlarda işleyecek temerrüt faizi ve faizin %5'i oranındaki gider vergisi üzerinden devamına, davacı tarafın 133.178,06 TL işlemiş faiz ve 6.578,90 TL faizin gider vergisinden oluşan toplam 139.756,96 TL fazlaya ilişkin isteminin reddine, davalıların, davanın kabul edilen nakdi alacağın ferileri yönünden itirazlarının haksız olup, alacağın likit olduğu göz önünde tutularak kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına, asıl alacağın ferilerinin icra inkar tazminatına konu olmayacağı düşünülse dahi mahkememizin önceki ara kararında icra inkar tazminatına hükmedildiği ve kararın davalılar tarafından istinaf edilmemesi nedeniyle davacı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğması nedeniyle aynı hükmün korunmasının usul ve yasa gereği olduğu, davaya konu icra takibinde, davacı tarafça gayri nakdi alacak içinde yer alan elli sekiz adet çek yaprağı için bankanın sorumluluk miktarı karşılığı olan 102.880,00 TL gayrı nakdi alacağın depo edilmesi talebinde bulunulup bilirkişi raporunda, bu alacağın varlığının bulunduğunun tespit edilmesine rağmen her ne kadar davaya konu genel kredi sözleşmesinde çek bedellerinin depo edilmesinden kefillerin sorumlu bulunacağına ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı görüşüne ulaşılmış ise de, bu değerlendirmenin hatalı olduğu, davaya konu 29/03/2016 tarihli genel kredi sözleşmesinin 10.9 maddesinde, müteselsil kefillerin, mevzuattan kaynaklanan çek garanti tutarlarından sorumlu olacaklarının açık ve anlaşılır şekilde düzenlenmiş olması nedeniyle davanın müteselsil kefillerin çek bedellerinin depo edilmesinden asıl borçlu ile birlikte sorumluluğunun bulunduğu dikkate alınarak, davalılar hakkındaki gayrı nakdi alacağa ilişkin davanın kabulü ile; elli sekiz adet çek yaprağı için bankanın sorumluluk miktarı karşılığı olan 102.880,00 TL gayri nakdi alacağın, davacı bankanın merkez şubesinde faiz getirmeyen bir hesaba depo edilmesi suretiyle davalıların bu yönden yaptıkları itirazın iptali ile takibin gayrı nakdi alacaklar için davalılar yönünden devamına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Devam eden duruşmaların olması ve iş yoğunluğu nedeniyle ayrıntısı bir aylık süre içerisinde yazılacak gerekçeli kararda gösterileceği üzere;
1-a)Davalılar... ... ve ... ... hakkındaki nakdi alacağın faiz ve faiz oranı ve faizin ferileri yönünden yaptıkları itirazın iptaline ilişkin davanın KISMEN KABULÜ ve davalıların davaya konu İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında asıl alacağa ait faiz, faiz oranı ve faizin ferilerine ilişkin itirazlarının kısmen iptali ile;
Takibin, davalılar yönünden; itirazsız kesinleşen 1.600.593,15 TL asıl alacak ve 9.088,49 TL masraf ile 399.276,42 TL işlemiş faiz ve 20.043,82 TL faizin gider vergisi olmak üzere toplam 2.029.001,88 TL alacaktan 153.200,00 TL tahsilatın indirilmesiyle 1.875.801,88 TL toplam alacak ile İşleyecek faiz yönünden; takip tarihinden itibaren asıl alacağın, 162.101,44 TL'lik bölümüne %18,60 ve 1.321.091,57 TL'lik bölümüne %49,50 oranında ve TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişen oranlarda işleyecek temerrüt faizi ve faizin %5'i oranındaki gider vergisi üzerinden devamına,
b)Davacı tarafın 133.178,06 TL işlemiş faiz ve 6.578,90 TL faizin gider vergisinden oluşan toplam 139.756,96 TL fazlaya ilişkin isteminin reddine,
c)419.320,24 TL alacağın %20'si oranındaki 83.864,05 TL icra inkar tazminatının, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-a)Davalılar hakkındaki gayrı nakdi alacağa ilişkin davanın kabulü ile; elli sekiz adet çek yaprağı için bankanın sorumluluk miktarı karşılığı olan 102.880,00 TL gayri nakdi alacağın, davacı bankanın merkez şubesinde faiz getirmeyen bir hesaba depo edilmesi suretiyle davalıların bu yönden yaptıkları itirazın iptali ile takibin gayrı nakdi alacaklar için davalılar yönünden devamına,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 28.643,76 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın indirilmesiyle geriye kalan 28.589,34 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Kabul edilen nakdi asıl alacağın ferileri için davacı yararına, A.A.Ü.T.'nin 13 (1) mad. uyarınca takdir edilen 66.898,04 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Reddedilen nakdi asıl alacağın ferileri için davalılar yararına, A.A.Ü.T.'nin 13 (1) mad. uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalılara verilmesine,
7-Kabul edilen gayrı nakdi alacak için davacı yararına, A.A.Ü.T. hükümleri uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması nedeni ile 3/4 ünün karşılığı olan 1.020 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 1/4'ünün karşığı olan 340 TL'sinin davacı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
9-Davanın kısmen kabulüne karar verilmesi nedeniyle davacı tarafça yapılan 54,40-TL başvurma harcı, 131,00 TL on dokuz adet tebligat ücreti, 105,00 TL dört adet posta tebligat ücreti, 2,30 TL dört adet kep müzekkere ücreti ile 850,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.142,70 TL yargılama giderinden 3/4'ünün karşılığı olan 857,02 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 1/4'ünün karşılığı olan 285,67 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı tarafça yatırılan gider avansından harcama yapılmadığı ve davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığı dikkate alınarak bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
11-Taraflarca peşin yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01.10.2025
Başkan...
e-imza
Üye...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza