T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/777 Esas
KARAR NO : 2025/768
DAVA : Menfaat Çatışması Nedeniyle Küçüklere Temsil Kayyımı Atanması İstemli (TMK'nun 426(2). Maddesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/08/2025
KARAR TARİHİ : 01/09/2025
Dikili Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı sonrasında mahkememize tevzi edilen yukarıda tarafları yazılı dava dosyasının yapılan incelemesi sonunda;
DAVA:
Davacı, dava dilekçesinde; eşinin 16/06/2025 tarihinde vefat ettiğini, mirasçı olarak kendisinin, müşterek çocukları ...n ve eşinin önceki evliliğinden olan çocukları...n kaldığını, murisin... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketinin sahibi ve yetkilisi olup, bazı bankalarda hesapları ile İzmir İli Dikili İlçesi... Mahallesind... nolu bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazının miras olarak kaldığını, müşterek çocukların velisi olmasına rağmen aynı zamanda kendisinin de mirasçı olması nedeniyle kendisi ve çocuklar arasında menfaat çatışması olduğunu, şirketin vergi borçları ile çalışanlarına olan borçlarının ve diğer borçları sebebiyle kayyım atanması gerektiğini, aksi halde borçların ödenemeyeceğini, murisin bankadaki paraları ve taşınmazının satılarak borçlarının ödeneceğini, şirketin bu haliyle bir girişimci tarafından devralınmadığını bildirmiş, muristen kalan şirket hisselerinin kendi adlarına devri ve akabinde şirket hissellerinin satışının yapılması, muristen kalan banka hesaplarındaki paraların mirasçıların hisseleri oranında çekilmesi ve muristen kalan taşınmazın intikallerinin ve satışının yapılması için küçüklere Hasan Sarıkaya'nın kayyım olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava; Türk Medeni Kanunu'nun 426(2) maddesi uyarınca, yasal temsileri ve velileri anneleri ile mirasçı küçükler arasında ortak murislerinden intikal eden taşınmaz ve banka hesaplarındaki paralar ile şirket hisselerinden doğan ortaklıklarına bağlı olarak şirket iş ve işlemleri yönünden davacı velileri ile küçükler arasında oluşan menfaat çatışması nedeniyle küçüklerin miras yoluyla kalan taşınmaz ve banka hesaplarının intikali ve paylaşılması ile şirket ve işlemlerinde temsil edilmeleri amacıyla küçüklere, temsil kayyımı atanması istemine ilişkindir.
Dava, Dikili Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmış, Dikili Sulh Hukuk Mahkemesi davayı, dava dışı anonim şirkete kayyım atanması talepli olarak tavzif edip, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar vermiştir.
Davacı veli, muris ile müşterek çocukları arasında menfaat çatışması doğduğunu belirterek, miras yoluyla kalan taşınmaz ve banka hesaplarının intikali ve paylaşılması ile şirket ve işlemlerinde temsil edilmeleri amacıyla mirasçı küçüklere temsil kayyımı atanması talebinde bulunmuştur.
Dava dilekçesine ekli olarak sunulan aile nüfus kayıt tablosuna göre; davacının eşi...n 16/06/2025 tarihinde vefat ettiği, müşterek çocukları ... ve ...'ın reşit olmadıkları, murisin önceki evliliğinden... adlı çocuklarının olduğu, murisin mirasçılarının davacı eş ile çocukları ..., ...,... oldukları görülmüştür.
Ticaret sicil kayıt örneğine göre; muris ..., İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün Merkez... sicil numarasında kayıtlı ...Saniye Ve Ticaret Anonim Şirketinin tek ortağı ve münferiden tek yetkilisidir.
Türk Medeni Kanunu 426 (2) maddesinde bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaatinin çatışması halinde vesayet makamı tarafından ilgilisinin isteği üzerine veya resen temsil kayyımının atanacağı düzenlenmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/05/2018 tarih, 2016/11335 esas ve 2018/3458 karar sayılı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 26/09/2022 tarih, 2022/973 esas ve 2022/1725 karar sayılı, Trabzon Bölge Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 07/09/2023 tarih, 2023/1269 esas ve 2023/978 karar sayılı, Gaziantep Bölge Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 20/05/2024 tarih, 2024/913 esas ve 2024/1232 karar sayılı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 10/04/2023 tarih, 2023/500 esas ve 2023/678 karar sayılı ilamlarında ve benzer çok sayıda Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi ilamlarında, davacının, müşterek çocuklarının velisi olması halinde ortak muristen kalan şirket hissesine bağlı oluşan şirket ortaklıkları nedeniyle şirketin iş ve işlemleri konusunda veli ile küçükler arasında menfaat çatışması doğduğunun kabul edilmesi ve bu sebeple TMK'nun 426(2).maddesi ve HMK'nun 382 ve 383(4/ç).maddeleri uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesince küçüklere temsil kayyımı atanması gerektiği belirtilmiştir.
Veli ile yasal temsilcisi olduğu küçükler arasında doğan menfaat çatışmaları nedeniyle TMK'nun 426(2).maddesi hükmü uyarınca açılacak temsil kayyımı atanması istemli davaların, mutlak ve nispi ticari dava niteliğinin bulunmaması nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi mümkün değildir.
Bir davada, dava konusu maddi vakıalar ve sebepler ile sonuç talebin somut olarak açıklanıp anlatılması HMK'nun 119(1/e, g ve ğ).maddesi ile 128(1/d, f ve g).maddesi hükümleri gereği taraflara ait olup, anlatım ve taleplere göre hukuki tavzif mahkemeye aittir. Mahkeme hukuki tavzifi belirlerken özellikle davanın niteliğini ve tarafların sonuç taleplerini değiştirecek hukuki bir tavzifte bulunamaz.
Dava dilekçesinin gerek konu, gerek açıklamalar, gerekse sonuç ve talep bölümünde, murisin paydaşı ve yöneticisi olduğu şirkete kayyım atanması talep edilmemiş ve şirkete kayyım atanmasını gerektirir konu ve sebeplere yer verilmemiştir. Açık ve somut bir şekilde reşit olmayan mirasçı küçüklerin, murislerinin ölümü nedeniyle sahip oldukları şirket hisselerini devretmeleri, muristen kalan taşınmazların intikallerini yapmaları ve bu taşınmazlardaki hisselerini satmaları, murisin bankadaki hesaplarından paylarına düşen para ve değerlerin bankadan alınması amacıyla mirasçı küçükler ile velileri davacı anneleri arasında doğan menfaat çatışması nedeniyle mirasçı küçüklere, TMK'nun 426(2).maddesi uyarınca kayyım atanması talep edilmesine ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ile yerleşmiş yargı kararları gereği bu isteme ilişkin davanın, çekişmesiz yargı işi olarak Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmesine rağmen dilekçe içeriğine ve sonuç ve talebe uygun olmayan hukuki tavzifle; davanın, murisin paydaşı ve yöneticisi olduğu şirkete kayyım atanmasına ilişkin olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi dava dilekçesi ile usul ve yasaya uygun değildir.
TTK'nun 494.maddesi hükümleri gereği, murisin ölümü ile birlikte şirket hisselerinin tamamının, payları oranında, mirasçıları olan davacı ile murisin çocuklarına geçtiği, mirasçıların bir araya gelip genel kurul toplantısı yapmalarının, şirket yöneticisi seçmeleri ile başkaca kararlar almalarının mümkün bulunduğu, ancak veli davacı anne ile reşit olmayan mirasçı küçük çocuklar arasında şirket ortakları olmaları nedeniyle yukarıda gösterilen kararlar uyarınca menfaat çatışmasının doğmasına bağlı olarak küçükleri, genel kurul toplantısında temsil edecek ve genel kurul toplantısı sonrasında da şirketin iş ve işlemleri konusunda temsil görevini yürütecek bir kayyımın atanmasının zorunlu bulunduğu, TMK'nun 426 (2) maddesi uyarınca küçükler için kayyım atanması talepleri yönünden görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğu, mahkememizin görevsiz olması nedeniyle davacının talebi konusunda davanın görülerek karar verilmesinin mümkün bulunmadığı, mahkememizin görevsizliğine bağlı olarak görevsizlik kararı verilmesinin zorunlu olduğu, görevin dava şartlarından olup, HMK'nun 115(1) maddesi uyarınca davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği, davanın hasımız olarak açılmış olması nedeniyle dilekçeler teatisi yapılmasının söz konusu olmadığı gibi dava şartı yokluğunun duruşma açılmaksızın dosya üzerinde yapılacak ön incelemede değerlendirilmesinin mümkün olup, usul ekonomisi, yargılamanın hızı ve dosyanın sürüncemede kalmaması açısından duruşma açılmaksızın karar verilmesinin mümkün bulunduğu dikkate alınarak, mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın, dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine, Dikili Sulh Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi nedeniyle olumsuz görev uyuşmazlığının doğduğu göz önünde tutularak, mahkememizin görevsizlik kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde dosyanın yargı yerinin belirlenmesi açısından İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. veya 23. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK 'nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-Mahkememizce verilen kararın yasal yollara gidilmeksizin kesinleşmesi halinde mahkemeler arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilerek yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın HMK 'nun 21-(1) c. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6 veya 23. Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/09/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza