T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/855
KARAR NO : 2025/790
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/09/2025
KARAR TARİHİ : 04/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2017 yılı sonlarında, yeni bir şube açmak amacıyla Çiğli Ataşehir bölgesinde bir yer arayışı içerisindeyken, davalılar tarafından yapımı sürdürülen bir binada yer önerildiğini, bu süreçte davalı şirketin yetkililerinin müvekkiline, kiraya verilecek yerin "anaokulu olarak projelendirildiği", "kaba inşaat teslimiyle kiralanabileceği", "ruhsat ve ince işlerin müvekkilce yapılabileceğinin" belirtildiğini, sözlü taahhütlerde bulunulduğunu, bahse konu "İzmir İli, Çiğli İlçesi, ... mahallesinde kain tapunun... Parsel alanına kayıtlı ...Caddesi...Mahalle... Sokak...Çiğli İzmir" adresindeki yer için 01/02/2019 başlangıç tarihli kira sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye istinaden müvekkilinin bu yerin okul haline dönüştürülmesi için proje hazırladığını, mimari dönüşümler gerçekleştirdiğini ve ciddi bir yatırım yaptığını, MEB ruhsatı alabilmek için gerekli olan belgelerin davalılardan temin edildiğini, müvekkilinin yatırımı tamamlanarak gerekli ekipmanları satın aldığını ve öğrenci kaydı alarak eğitime başladığını, ilerleyen süreçte, kiralanan yerin tapuda ortak alan olduğu iddia edildiğini, davalıların malik sıfatı bulunmadığı ve ortak alanı kiraya verme yetkisinin mevcut olmadığı ileri sürülerek yeni oluşan site yönetimi tarafından tahliye süreci başlatıldığını, açılan haksız işgal davası sonucunda tahliye kararı verildiğini, karar istinaf aşamasında olmakla kesinleşmediğini ancak dosya kapsamında müvekkilinin taşınmaz kiralamasında haksız eylem mevcut olduğu ve davalılarca sözleşmeye aykırı davranıldığını ortaya çıktığını, sözleşme sürecinde davalı şirketlerin müvekkilin kullanımına sundukları alanın bağımsız bölüm niteliği taşımadığını gizleyerek veya bu yerin yetkisiz şekilde kiraya verildiği gizlenmek suretiyle kiraya verdiklerini, tarafların tacir sıfatı ve işin niteliği itibariyle TTK'nın 4. ve 5.mad. uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan yargılamanın görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesi bulunduğundan, davanın yetkili mahkemede açıltığını, davalıların, mülkiyetinde bulunmayan ve hukuken ortak alan niteliğindeki bir yeri kanuna, içtihatlara ve hukuka aykırı davranarak geçersiz kira sözleşmesi akdettiklerini, müvekkilinin davalı tarafın kusuruyla yalnızca anaokulu dekorasyonu değil üçüncü kişilerle yapmış olduğu kayıt sözleşmeleri yönünden de zarara uğrattığını, bu durumun müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, müvekkili firma tarafından kira konusu yer anaokulu olarak dizayn edilip işletilmeye başlandıktan sonra gerek tesisattan gerekse de site havuzundan gelen sular dava konusu yerde müvekkil firma tarafından yapılan dekorasyonu ve içerideki eşyaları kullanılamaz hale getirildiğini, dava konusu yerin müvekkili tarafından kaba inşaat halinde alındığından bu yere yapılan tüm iyileştirme ve masraftan davalıların sorumlu olması nedeniyle müvekkiline ödenmesi gerektiğini, müvekkil firmanın anaokulu faaliyetine başlayacağına güvenerek almış olduğu eşya ve demirbaşlara ilişkin masrafların da davalılarca tazmin edilmesi gerektiğini, taşınmazda meydana gelen su akıntısı gibi hasarlar da eşyaları bir daha kullanılamaz hale geldiğini, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, davanın kabulüne, zararın tam ve kesin olarak belirlendiği aşamada artırılmak üzere dava konusu taşınmazda yapılan tadilat, dekorasyon, donanım, demirbaş ve diğer giderlerin tamamı ile anaokulu olarak işletilmek üzere alınan ve davalıların kusuru ile zarar gören tüm eşyalara ilişkin şimdilik 1.000,00-TL'nin, davalıların hukuka aykırı eylemi nedeniyle uğranılan müşteri ve ticari itibar kaybından kaynaklı zarara ilişkin şimdilik 1.000,00-TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsil olarak dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-Davacı tarafın iddia ve beyanları,
3-Dava dilekçesi ve ekinde sunulan kira sözleşmesi,
4-Karşıyaka ... Sulh Hukuk Mahkemesini ...
5-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, taraflar arasında "İzmir İli, ...lçesi, ...mahallesinde kain tapunun ...Parsel alanına kayıtlı ...Caddesi yeni Mahalle... Ataşehir Çiğli İzmir" adresindeki taşınmazın anaokulu olarak kullanılmasına ilişkin olarak imzalanan 01/02/2019 başlangıç tarihli kira sözleşmesi çerçevesinde, kiralanan taşınmazın ortak alan olduğundan bahisle yapılan başvuru üzerine Karşıyaka ... Sulh Hukuk Mahkemesini ... Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde verilen tahliye kararı sebebiyle, davacının uğradığı maddi zararın ve ticari itibar kaybının tespiti ile belirlenen zarar bedelinin davalı şirketlerden tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanılmasıyla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği, karşılıklı edimleri içeren bir sözleşmedir (Türk Hukuk Lûgatı: Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C.1, s. 694). Sözleşmenin tarafları, kiraya verilen maldan bedel karşılığı yararlanan kiracı ile yararlanmaya razı olan kiraya verendir.
Kiraya verenin asli edim yükümü, kiralananı kira süresince kiracının kullanımına hazır bulundurması olup bu husus, somut olayda uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 249. maddesinde [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 301] “Mucir, mecuru akitten maksut olan kullanmağa salih bir hâlde müstecire teslim etmek ve icar müddeti zarfında bu hâlde bulundurmak ile mükelleftir” şeklinde düzenlenmiştir. Kiracının asli edim yükümü ise kira bedelinin ödenmesidir (TBK m. 313).
Kiracı bunun dışında kiralananı sözleşmeye uygun kullanma borcu altındadır.
Zira kiracı kiralananı kullanma hakkına sahip ise de bu hak mutlak ve sınırsız değildir (Yavuz, Nihat: Türk Kira Hukuku, Ankara 2003, s. 1124). Kiraya veren nasıl kiralananı sözleşme amacına uygun şekilde teslim etmek ve kira süresi içerisinde kullanıma, yararlanmaya elverişli olarak bulundurmak zorunda ise, kiracı da kiralananı özenle kullanmak ve olağan kullanmadan doğan yıpranmalar dışında kalan hâliyle geri vermek zorundadır. Eğer kiralanan olağan şekilde kullanılmamışsa kiracının iyi niyetle hareket etmediği ve kiralananı hoyratça kullandığı varsayılır (Aydemir, Efrail: Türk Borçlar Yasasına Göre Kira Hukuku, 4. Bası, s. 292).
O hâlde kiraya veren, kiralanan şeyi, kiracının kiralanandan yararlanmasını ve semerelerini toplamasını sağlayacak ya da işletilmesini mümkün kılacak şekilde teslim etmek ve sözleşme süresi boyunca da bu durumda bulunmakla yükümlüdür. Bu kapsamda kiralananın işletilmesi için gerekli tüm malzemeleri, imtiyazları, ruhsatları teslim etmesi şarttır.
Dava konusu tazminat talebinin, taraflar arasında "İzmir İli,... İlçesi, ... mahallesinde kain tapunun ... alanına kayıtlı... Caddesi yeni Mahalle... Sokak...Ataşehir Çiğli İzmir" adresindeki taşınmazın anaokulu olarak kullanılmasına ilişkin olarak imzalanan 01/02/2019 başlangıç tarihli kira sözleşmesi çerçevesinde, kiralanan taşınmazın ortak alan olduğundan bahisle yapılan başvuru üzerine Karşıyaka ... Sulh Hukuk Mahkemesini... Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde verilen tahliye kararı sebebiyle, davacının uğradığı maddi zararın ve ticari itibar kaybının tespiti ile belirlenen zarar bedelinin davalı şirketlerden tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
02/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4/1-a. maddesinde; "Kiralanan taşınmazların 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir." hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen hükmün taşınır-taşınmaz ayrımı olmaksızın tüm kira ilişkilerinde uygulanması gerekmektedir.
Uyuşmazlık tacir sıfatını haiz ticaret şirketleri arasında bulunan kira ilişkisinden kaynaklanmakta olup her ne kadar her iki tarafın da ticari işletmeleri ile ilgili bulunsa da, kira sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar açısından özel yetkili mahkemenin yasa hükümleri doğrultusunda belirlenmiş olması karşısında, mahkememizin görevli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesinde mahkemenin görevli olması da dava şartları arasında sayılmıştır.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davacı tarafın iddia ve beyanları, dava dilekçesi ve ekinde sunulan kira sözleşmesi, Karşıyaka... Sulh Hukuk Mahkemesini... Karar sayılı dosyası ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında "İzmir İli,...lçesi, ... mahallesinde kain tapunun...Parsel alanına kayıtlı... Caddesi yeni Mahalle ...Ataşehir Çiğli İzmir" adresindeki taşınmazın anaokulu olarak kullanılmasına ilişkin olarak imzalanan 01/02/2019 başlangıç tarihli kira sözleşmesi çerçevesinde, kiralanan taşınmazın ortak alan olduğundan bahisle yapılan başvuru üzerine Karşıyaka ... Sulh Hukuk Mahkemesini ...Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde verilen tahliye kararı sebebiyle, davacının uğradığı maddi zararın ve ticari itibar kaybının tespiti ile belirlenen zarar bedelinin davalı şirketlerden tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkin olduğu, uyuşmazlığın dayanağını taraflar arasında tanzim olunan kira sözleşmesinin oluşturduğu, taraflar arasında tanzim olunan 01/02/2019 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin incelenmesinde, davalılar... Anonim Şirketi,... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ... ve Ticaret Limited Şirketinin kiralayan sıfatının bulunduğu, davacı ...ve Danışmanlık Hizmetleri Limited Şirketinin kiracı sıfatının bulunduğu, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4/1-a. maddesi gereğince Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu ve bu kapsamda mahkememizin görevli olmadığı, dava şartlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde düzenlendiği, aynı maddenin 1-c. fıkrasında mahkemenin görevli olmasının yer aldığı, aynı Kanun'un 115. maddesinde ise Mahkemenin dava şartlarının varlığını yargılamanın her aşamasında re'sen gözeteceğinin ve dava şartlarının bulunmaması durumunda davanın usulden reddine karar verileceğinin belirtildiği, belirtilen çerçevede iş bu davaya bakmakla görevli mahkemenin İzmir Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri nazara alınarak ve takdiren dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde görev dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4/1-a. maddesi kapsamında İzmir Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır