(5237 S. K. m. 21, 22, 29, 35, 53, 54, 62, 81, 86) (5271 S. K. m. 280) (6136 S. K. m. 4, 15) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.) (YCGK 11.07.2014 T. 2014/1-191 E. 2014/363 K.)
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme karşı istinaf başvurularında bulunulduğu anlaşılmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından 5271 Sayılı CMK 280/1-c maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılan açık yargılama sonucunda;
Gereği düşünüldü:
İDDİA: Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının bila tarihli 2017/11 nolu iddianamesi ile; Şikayetçi A. Ö. 25/11/2016 tarihinde kollukta ve aynı tarihte C. Savcılığında alınan ifadelerinde özetle; Mağdur S. K.'un, Kütahya ilinde öğrenci olduğu sırada tanıştıklarını ve arkadaş olduklarını, S.'ün, okuldan mezun olduktan sonra Manisa iline gelerek Karmak isimli bir fabrikada işçi olarak çalışmaya başladığını, S.'ün, bu fabrikada çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra kendisi gibi aynı fabrikada işçi olarak çalışan Ö. isimli şahısla tanışarak arkadaşlık yapmaya başladığını öğrendiğini bu konuyu konuşmak üzere olay tarihinde akşam saatlerinde arkadaşı Y. D. ile birlikte Manisa iline geldiklerini, saat 22.30 sıralarında Ulupark içerisinde S. ile buluştuklarını, bu sırada S.'ün yanında ablası B. A. ve eniştesi A. A. ile erkek arkadaşı Ö. Ö.'in bulunduğunu, S. ile yalnız konuşmak istediğini, ancak Ö.'in, S. ile yalnız konuşmalarına izin vermediğini, bunun üzerine Ö. ile aralarında tartışma çıktığını, S.'ün araya girerek yalnız konuşmayı kabul ettiğini, S. ile birlikte diğerlerinin yanından ayrıldıklarını, 6-7 metre kadar yürüdükten sonra S.'ün "artık bitti, seni istemiyorum, konuşmak istemiyorum" demesi üzerine sinirlenerek S.'ün yüzüne tokat attığını, bu olayı gören Ö.'in koşarak yanına geldiğini ve cebinden çıkarttığı bıçakla kendisine saldırdığını, Ö.'in elinden tutarak bıçağı almak istediğini, bu arada S. ve arkadaşı Y.'un, kavgayı ayırmak istediklerini, kendisinin koşarak parkın içerisine doğru kaçtığını, Ö.'in de peşinden geldiğini, Ö.'in, parkın içerisinde kendisini bir süre kovaladığını, Y.'un bulunduğu yerden geçtiği sırada Y.'un yerde kanlar içerisinde yattığını görmesi üzerine durduğunu ve Y.'un yanında bulunan S.'e sinirlenerek tokat attığını, bu arada peşinden gelen Ö.'in kolunu tuttuğunu ve Ö.'in kolunu sarsarak elinde bulunan bıçağı düşürmesini sağladığını, bu sırada olay yerine polis memurlarının gelerek olaya müdahale ettiklerini beyan ederek şikâyetçi olmuştur.
Mağdur S. K., 25.11.2016 tarihinde kollukta alınan ifadesinde özetle; Kütahya ilinde öğrenci olduğu sırada Uşak ilinde ikamet eden A. Ö. ile tanışarak arkadaş olduklarını, A. ile aralarındaki bu arkadaşlık ilişkisi devam ettiği sırada A.nin, kendisine yönelik şiddet içerikli eylemlerde bulunması nedeniyle A.den ayrılmaya karar verdiğini, bu arada Lise'den mezun olduğunu ve Manisa iline gelerek Karmak isimli bir fabrikada işçi olarak çalışmaya başladığını, bu fabrikada çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra kendisi gibi aynı fabrikada işçi olarak çalışan Ö. Ö. ile tanışarak arkadaşlık yapmaya başladığını, 2016 yılı Ağustos ayı içerisinde A.yi telefonla arayarak kendisinden ayrılmak istediğini söylediğini, ancak A.nin, ayrılmayı kabul etmediği gibi ayrılması durumunda kendisini ve ailesini öldüreceğini söyleyerek tehdit ettiğini, ayrıca şikâyetçiyi telefonla arayarak kendisini rahatsız ettiğini, A.nin, kendisini sürekli telefonla arayarak rahatsız ettiğini Ö.'e anlatması üzerine, Ö.'in, A.yi telefonla aradığını ve S.'ün erkek arkadaşı olduğunu, S.'ü rahatsız etmemesini söylediğini, A.nin, bu konuyu konuşmak üzere olay tarihinde akşam saatlerinde arkadaşı Y. D. ile birlikte Manisa iline geldiğini, saat 22.30 sıralarında Ulupark içerisinde A. ile buluştuklarını, bu sırada yanında ablası B. A. ve eniştesi A. A. ile erkek arkadaşı Ö. Ö.'in bulunduğunu. A.nin, kendisi ile yalnız konuşmak istediği, ancak Ö.'in, yalnız konuşmalarına izin vermediğini, bunun üzerine A.nin, Ö.'e "sen kimsin?" diyerek küfür edip üzerine yürüdüğünü, kendisinin araya girerek kavga çıkmaması için A. ile yalnız konuşmayı kabul ettiğini, A. ile birlikte diğerlerinin yanından ayrıldıklarını, 6-7 metre kadar yürüdükten sonra A.nin, kendisine hitaben "şerefsiz, orospu benden ayrılamazsın" dediğini, kendisinin de A.ye "evet öyleyim" demesi üzerine A.nin, yüzüne tokat attığını, bu olayı gören Ö.'in koşarak yanlarına geldiğini ve cebinden çıkarttığı bıçakla A.ye saldırdığını, A.nin, Ö.'in elinden tutarak bıçağı almak istediğini, bu arada kendisinin ve A.nin arkadaşı Y.'un, A. ve Ö.'i ayırmak istediklerini, Ö.'in elinden bıçağı almak isterken sol el avuç içerisinden yaralandığını, elinden yaralandığını gören ablası Burcu'nun, sırtından tutarak kendisini geri çektiğini, Ö.'in ise elinde bulunan bıçağı A. ve Y.'a doğru rastgele savurmaya başladığını, bıçağın kavgayı ayırmak isteyen Y.'un göğsüne isabet ettiğini, bunun üzerine Y.'un "abi ben yaralandım" diyerek kenara çekildiğini, Y.'un yaralandığını gören A.nin koşarak parkın içerisine doğru kaçtığını, Ö.'in de A.nin peşinden gittiğini. Ö.'in, parkın içerisinde A.yi bir süre kovaladığını, A.nin, Y.'un bulunduğu yerden geçtiği sırada, Y.'un yerde kanlar içerisinde yattığını görmesi üzerine durduğunu ve kendisine tokat attığını, bu arada bayıldığını, kendisine geldiğinde ambulansta olduğunu fark ettiğini, olay nedeniyle şikâyetçi olmadığını beyan etmiştir.
Sanık Ö. Ö., 25.11.2016 tarihinde kollukta ve aynı tarihte Cumhuriyet Savcılığında alınan ifadelerinde özetle; Manisa il merkezinde bulunan Karmak isimli bir fabrikada işçi olarak çalıştığını, kendisi gibi aynı fabrikada işçi olarak çalışan S. K. ile tanışarak arkadaşlık yapmaya başladığını, S.'ün eski erkek arkadaşı A.nin, S.'ü telefonla arayarak rahatsız ettiğini öğrenmesi üzerine, 23.11.2016 tarihinde A.yi telefonla aradığını ve S.'ün erkek arkadaşı olduğunu, S.'ü rahatsız etmemesini söylediğini, A.nin, bu konuyu konuşmak üzere olay tarihinde akşam saatlerinde arkadaşı Y. D. ile birlikte Manisa iline geldiklerini, saat 22.30 sıralarında Ulupark içerisinde A. ile buluştuklarını, bu sırada S. ile ablası B. A. ve eniştesi A. A.'ın yanlarında olduğunu. A.nin, S.'ü görmesi ile birlikte "kahpe, şerefsiz, Allah'ını kitabını sinkaf edeyim" şeklinde küfür ederek S.'ün üzerine yürüdüğünü, bunun üzerine A.nin, S.'e ulaşmasını engellediğini, A. ve yanında bulunan Y.'un, kendisini itekleyerek S.'e ulaşmaya çalıştıklarını, kendisinin yine karşı koyduğunu, A.nin, S. ile yalnız konuşmak istediğini, S.'ün, A. ile yalnız konuşmayı kabul etmesi üzerine konuşmalarına izin verdiğini, A. ve S.'ün, yanlarından ayrıldıklarını, 6-7 metre kadar yürüdükten sonra A.nin, S.'e hitaben "şerefsiz, seni sinkaf ederim" diyerek S.'ün yüzüne tokat attığını, bunun üzerine koşarak A.nin yanına geldiğini, A.nin, kendisinden daha iri olması nedeniyle kendisini savunmak amacıyla cebinden çıkarttığı bıçakla A.yi korkutmak istediğini, bu arada S.'ün araya girerek kavgayı ayırmak istediğini, S.'ün, elinden bıçağı almak isterken elinden yaralanarak kenara çekildiğini, S.'ün yaralandığını görmesi üzerine gözünün karardığını ve elinde bulunan bıçağı Ö. ile Y.'a doğru rastgele savurmaya başladığını, Y.'un ani şekilde geri çekildiğini, A.nin ise koşarak parkın içerisine doğru kaçtığını, kendisinin de elinde bıçak bulunduğu halde A.nin peşinden gittiğini. Parkın içerisinde A.yi bir süre kovaladığını, Y.'un bulunduğu yerden geçtiği sırada Y.'un yerde kanlar içerisinde yattığını görmesi üzerine durduğunu ve elinde bulunan bıçağı ağaçların arasına attığını. S.'ü yaralamak veya Y.'u öldürmek kastıyla hareket etmediğini, Y.'un yaralandığını görmesi üzerine A.yi takip etmediğini ve elinde bulunan bıçağı ağaçların arasına attığını beyan ederek üzerine atılı suçlamaları kısmen kabul etmiştir.
Deliller; Yazılı deliller;
-25.11.2016 tarihli ölü muayene tutanağında özetle; Kişinin sol meme başında 8 cm aşağıda 2,5x0,5 cm boyutlarında ve sol aksilerden 17 cm aşağıda orta aksiler çizgi üzerinde 1x0,5 cm boyutlarında iki adet kesici-delici alet yarasının bulunduğu tespit edilmiş, kişinin kesin ölüm nedeninin tespiti için klasik otopsi yapılması amacıyla ceset, Adli Tıp Kurumu, İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı'na gönderilmiştir.
-Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen 06.12.2016 tarih ve 2016/8982 sayılı raporunda özetle; Şüphelinin suçta kullandığı sustalı çakı nitelikleri olan bıçağın 6136 sayılı Yasanın 4.maddesi kapsamında kalan bıçaklardan olduğu belirtilmiştir.
-Adli Tıp Kurumu, İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı, Morg İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 20.12.2016 tarih ve 2016/9553/2568 sayılı raporda özetle; Kişinin ölümünün kesici-delici alet yaralanmasına bağlı kalp kesisi ve kanama sonucu meydana gelmiş olduğu. Kişide 2 adet kesici-delici alet yarası tespit edilmiş olup, dış muayenede 1.maddede tarif edilen ve sol meme alt iç kısmına isabet eden kesici-delici aletin kişide öldürücü nitelikte yara meydana getirdiği, 2.maddede tarif edilen göğsünün sol yan dış kısmına isabet eden kesici-delici aletin kişiyi öldürücü nitelikte yara meydana getirmediği. Kesici-delici alet yaralarının yara dudaklarının özelliklerine göre olayda kullanılan kesici-delici aletin namlusunun bir yüzü keskin diğer yüzü keskin olmayan künt özellikte bir kesici-delici alet olduğu. Kişinin kanında 96 mg/dl ethanol bulunduğu, yine kanında AB FUBINACA ve ADB FUBINACA isimli uyuşturucu etken maddelerine rastlanıldığı belirtilmiştir.
Manisa Devlet Hastanesi'nde Adli Tıp Uzmanı olarak görev yapan Ö. C. tarafından düzenlenen 05.12.2016 tarih ve 16876116 sayılı raporda özetle; Sol el avuç içi ve sol el dorselinde 3'en cm uzunluğunda düzgün kenarlı kesi bulunan S. K.'un bu yaralanmasının, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığı, yaşamını tehlikeye sokmadığı, meydana gelen tendon kesilerinin, duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesine veya zayıflamasına neden olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılması için olay tarihinden 6 ay sonra yeniden muayene edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
-Adli Emanet Makbuzu,
-Olay yeri inceleme raporu ve olay yeri basit krokileri,
-A. Ö.'in, 1,06 promil alkollü olduğuna ilişkin Manisa Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 24.11.2016 tarih ve 16851372 sayılı rapor.
Sözlü deliller;
-Sanığın kısmi kabulü,
-Şikâyetçi A. ve mağdur S.'ün beyanları,
-Tanıklar A. K. ve B. A.'ın 25.11.2016 tarihinde kollukta "bilgi sahibi" olarak alınan beyanları,
-Tanık F. K.'un beyanı.
Delillerin değerlendirilmesi;
Toplanan bu delillere ve tüm evrak kapsamına göre;
Mağdur S. K.'un, Kütahya ilinde öğrenci olduğu sırada şikâyetçi A. Ö. ile tanışarak arkadaş oldukları. A. ve S. arasındaki bu arkadaşlık ilişkisi devam ettiği sırada A.nin, S.'e yönelik şiddet içerikli eylemlerde bulunması nedeniyle S.'ün, A.den ayrılmaya karar verdiği. Bu arada S.'ün, Manisa iline gelerek Karmak isimli bir fabrikada işçi olarak çalışmaya başladığı. S.'ün, bu fabrikada çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra kendisi gibi aynı fabrikada işçi olarak çalışan şüpheli Ö. Ö. ile tanışarak arkadaşlık yapmaya başladığı.
S.'ün, 2016 yılı Ağustos ayı içerisinde A.yi telefonla arayarak ayrılmak istediğini söylediği, ancak A.nin, S.'den ayrılmayacağını, kendisinden ayrılması durumunda S.'ü ve ailesini öldüreceğini söyleyerek S.'ü tehdit ettiği, ayrıca S.'ü sürekli telefonla arayarak rahatsız ettiği.
S.'ün, A.nin kendisini sürekli telefonla arayarak rahatsız ettiğini Ö.'e anlatması üzerine, Ö.'in, 23.11.2016 tarihinde A.yi telefonla aradığı ve S.'ün erkek arkadaşı olduğunu, S.'ü rahatsız etmemesini söylediği. A.nin, S.'ün başka bir erkekle arkadaşlık yaptığını öğrenmesi üzerine, bu konuyu konuşmak üzere suç tarihinde akşam saatlerinde arkadaşı Y. D. ile birlikte Manisa iline geldiği. A.nin, saat 22.30 sıralarında Ulupark içerisinde S. ile buluştuğu, bu sırada S.'ün yanında ablası B. A. ve eniştesi A. A. ile erkek arkadaşı Ö.'in bulunduğu. A.nin, S. ile yalnız konuşmak istediği, ancak Ö.'in, A. ve S.'ün yalnız konuşmalarına izin vermediği, bunun üzerine A.nin, Ö.'e "sen kimsin?" diyerek küfür edip üzerine yürüdüğü, S.'ün araya girerek kavga çıkmaması için A. ile yalnız konuşmayı kabul ettiği. A. ve S.'ün, diğerlerinin yanından ayrıldıkları, 6-7 metre kadar yürüdükten sonra A.nin, S.'e hitaben "şerefsiz, orospu benden ayrılamazsın" dediği, S.'ün, A.ye "evet öyleyim" demesi üzerine A.nin, S.'ün yüzüne tokat attığı, bu olayı gören Ö.'in koşarak A.nin yanına geldiği ve cebinden çıkarttığı Adli Emanetin 2016/3575 sırasında kayıtlı sustalı tabir edilen bıçakla A.ye saldırdığı. A.nin, Ö.'in elinden tutarak bıçağı almak istediği, bu arada S. ve A.nin arkadaşı Y.'un, A. ve Ö.'i ayırmak istedikleri, S.'ün, Ö.'in elinden bıçağı almak isterken sol el avuç içerisinden yaralandığı, S.'ün elinden yaralandığını gören ablası B.'nun, S.'ün sırtından tutarak geri çektiği, Ö.'in ise elinde bulunan bıçağı A. ve kavgayı ayırmak isteyen Y.'a doğru rastgele savurmaya başladığı, bıçağın Y.'un göğsüne isabet ettiği, bunun üzerine Y.'un "abi ben yaralandım" diyerek kenara çekildiği. Y.'un yaralandığını gören A.nin koşarak parkın içerisine doğru kaçtığı, Ö.'in de A.nin peşinden gittiği. Ö.'in, parkın içerisinde A.yi bir süre kovaladığı, A.nin, Y.'un bulunduğu yerden geçtiği sırada Y.'u yerde kanlar içerisinde yattığını görmesi üzerine durduğu ve Y.'un yanında bulunan S.'e tokat attığı, ayrıca peşinden gelen Ö.'in kolunu tutarak ve Ö.'in kolunu sarsarak elinde bulunan bıçağın yere düşmesini sağladığı, bu sırada olay yerine polis memurlarının gelerek olaya müdahale ettikleri anlaşılmaktadır.
Hukuki Nitelendirme;
Sanık Ö. Ö.'in, şikâyetçi A. ile kavga ettikleri sırada, kavgayı ayırmak isteyen A.nin arkadaşı Y. ve A.ye doğru hedef gözetmeksizin Adli Emanetin 2016/3575 sırasında kayıtlı sustalı tabir edilen bıçakla saldırması ve bu bıçak darbelerinden iki adedin Y.'un yaşamsal bölgelerine isabet ederek Y.'un, kesici-delici alet yaralanmasına bağlı kalp kesisi ve kanama sonucu ölümüne neden olması şeklindeki eyleminin, T.C.K.'unun 81/1.maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçuna uyar nitelikte olduğu.
Sanık Ö. Ö.'in, şikâyetçi A. ile kavga ettikleri sırada, kavgayı ayırmak isteyen A.nin arkadaşı Y. ile A.ye doğru, hedef gözetmeksizin Adli Emanetin 2016/3575 sırasında kayıtlı sustA. tabir edilen bıçakla saldırması, bu bıçak darbelerinden iki adedin Y.'un yaşamsal bölgelerine isabet etmesi, Y.'un yaralandığını görerek olay yerinden kaçan A.yi elinde bıçakla bir süre kovaladıktan sonra A.nin, Ö.'in elini tutanak bıçağı yere düşürmesi, bu arada olay yerine gelen kolluk görevlerinin kavgaya müdahale etmesi ile sonuçlanan olayda, Ö.'in elinde olmayan nedenlerden dolayı A.yi bıçakla yaralayamadığı, ayrıca Ö.'in, aynı olayda Y.'u kasten öldürmesi nedeniyle kastının bölünemeyeceği birlikte değerlendirildiğinde, Ö.'in, A.ye karşı bu eyleminin T.C.K.'unun 81/1 ve 35/2.maddelerinde düzenlenen kasten öldürmeye kalkışma suçuna uyar nitelikte olduğu,
Sanığın, atılı suçu şikâyetçi A.den kaynaklanan haksız eylemlerin meydana getirdiği kızgınlıkla işlemesi nedeniyle bu suç açısından şüpheli hakkında T.C.K.'unun 29/1.maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği.
Sanık Ö. Ö.'in, şikâyetçi A. ile kavga ettikleri sırada, kavgayı ayırmak isteyen A.nin arkadaşı Y. ve A.ye doğru hedef gözetmeksizin Adli Emanetin 2016/3575 sırasında kayıtlı sustA. tabir edilen bıçakla saldırması ve bu bıçak darbelerinden iki adedin Y.'un yaşamsal bölgelerine isabet etmesi, bu arada kavgayı ayırmak isteyen ve şüphelinin elinden bulunan bıçağı almak isteyen kız arkadaşı mağdur S.'ü elinden yaralaması şeklindeki eyleminin ise şüphelinin, mağdur S.'ü yaralama kastının bulunmadığı, ancak mağdur S.'ün de yaralanabileceğini öngörmesine rağmen eylemine devam etmesi nedeniyle T.C.K.'nun 86/1,3-e ve 21/1.maddelerinde düzenlenen olası kastla silahla kasten yaralama suçuna uyar nitelikte olduğundan bahisle sanık Ö. Öncel'in TCK'nın 86/1-3-e,21/2 (S.'e yönelik eylemi için), TCK.nın 81/1 (maktül Y.'a yönelik eylemi için) TCK.nın 81/1,35/2,29 (A.ye yönelik eylemi için)53,54 ve 6136 sayılı yasanın 15/1 maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle yargılamanın yapılması için Manisa 1.Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNDEKİ SAVUNMALAR:
Sanık Ö. Ö. İlk Derece Mahkemesinde Alınan Savunmasında; "Üzerime atılı kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs iddialarını kabul etmiyorum, huzurdaki müşteki S. K. benim 3-4 aylık kız arkadaşımdı, sonra aramızda nişan yaptık, hatta yüzük taktık, aile arasında herhangi bir şey olmadı, evlenmeye karar vermiştik, iddianamede ismi geçen A. Ö.'i daha önce telefonla görüşmemiz nedeniyle tanırım, Y.'u daha önceden tanımazdım, öncelikle şunu belirtmek istiyorum, tüm bu yaşanan olaylardan dolayı pişmanım, kimsenin böyle bir olay nedeniyle hayatını kaybetmesini istemezdim, olaydan bir gün önce nişanlım, eski arkadaşı olan A.nin kendisini rahatsız ettiğini, hatta telefonla kendisini tehdit ettiğini bana anlattı, ben de S. ile evlenmeyi düşündüğüm için bu konuyu A. ile görüşmeye karar verdim, önce A.ye mesaj attım niçin böyle davrandığını, S. ile evleneceğimizi söyledim, daha sonra da mesajdan bir iki saat sonra telefonla bizzat aradım, evlilik planları yaptığımızı, rahatsız etmemesini söyledim, A. ise bu konuyu S. ile görüşmek istediğini, S.'ün kendisini istemediğini bizzat yüzüne söylemesi gerektiğini söyledi, hatta ben telefonla konuştuğumuzda nişanlımda yanımdaydı, sonra A. bu görüşmenin olduğu gün yanında bir arkadaşı ile birlikte Manisa'ya gelmiş, bunu nişanlımın ablasının eşi olan A. A.'a söylemiş, Anıl bize dönerek geldiler dedi, hep birlikte sanığın arkadaşı ile birlikte geldiği Ulupark'ın karşısındaki teknosaya gittik, ben orada A.yi gördüm, yanında tanımadığım Y. isimli şahıs vardı, ben onların iki kişi geleceğini bilmiyordum, yanına gittik, tokalaştık, sonra A. sigara alacağım diyerek ayrıldı, ben ve nişanlım Ulupark'a gittik, A.nin yanındaki Y., B. Abla ve A. ağabey teknosanın orada kaldılar, sonra A. Ulupark'ın oraya geldi, gelir gelmez S.'e yöneldi, ona ana avrat sinkaflı sözler söyledi, ona orospu şeklinde hakaret etti, bu arada bağırıyordu, en çok Allah, kitap ismini ağzına alarak küfrediyordu, ben bunun üzerine A.nin önüne geçtim, onu engellemeye çalıştım, A.nin önüne geçince Y. kolumdan tuttu " sen karışma " dedi, A. bu defa bana yönelik Allah, kitap ismini alarak sinkaflı küfürler etti, bu arada nişanlım olaylar büyümesin diye yalnız konuşma teklifini kabul etti, A. ile yanımdan 7-8 metre uzaklaştılar, bu sırada A.nin S. ile konuşurken ona tokat attığını gördüm, A. halen orospu, kahpe şeklinde küfür ediyordu, bunun üzerine ben koşarak yanlarına gittim, nişanlımı arkama alarak siper aldım, A. yine orospu kahpe gibi sözlerle hakaret etmeye aynı zamanda S.'e ulaşmaya çalışıyordu, ben ise engel oluyordum, A. bu şekilde saldırılarını devam ettirince benden daha iri yapılı, 1,90 cm boylarında olduğundan A.nin saldırılarını bertaraf etmek amacıyla arasıra yanımda taşıdığım, o gün de tesadüfen üzerimde olduğunu fark ettiğim bıçağı cebimden çıkardım, yandan basmalı düğmesine bastım, bıçağı rastgele A.ye doğru sallamaya başladım, bıçağı sallamamdaki amaç A.yi öldürmek yada yaralamak değildi, sadece S.'den uzaklaşmasını istiyordum, benim salladığım bıçaklar A.nin herhangi bir yerine gelmedi, kaç defa salladığımı hatırlamıyorum, bu arada ben A. ile boğuşurken Y. arkadaydı, bir anda ben bıçağı sallarken Y., A.nin önüne geçmiş, bu arada nişanlım benim elinden bıçağı almaya çalışıyor, beni sakinleştirmeye çalışıyordu, ben o sırada bıçağı Y.'a saplamışım, ben Y.'u araya girerken görmedim, öldürmemi gerektiren bir neden yoktu, 4 ay sonra evlenmeyi düşünüyordum, sonra Y. yaralanmış, ben bunu fark edemedim, Y.'un yaralandığını fark eden A. kaçmaya başladı, bu arada nişanlımın da elinin kanadığını fark ettim, elimdeki bıçağı çalıların arasına attım, elimde bıçak olmadığı halde daire şeklinde A.nin peşinden koşturdum, 40-50 metre koştuktan sonra aynı olayın olduğu yere geldim, bu arada Y.'un yerde yattığını gördüm, nişanlım da yerdeydi, ikisini birden yerde görünce ben bir süre orada durdum, bekledim, onlara bakıyordum, A. yanıma geldi, A. kollarımdan tutarak kendine gel kendine gel diye bağıyordu, ben de A.ye neden nişanlıma vurdun diye sitem ediyordum, bu sırada ben de şoktaydım, ağlıyordum, sonra A. arkasını döndü gitti, Y. orada yerde kaldı, ben nişanlımın yaralandığını fark ettim ancak Y.'un yaralandığını fark etmedim, benim şuanda mahkemenize verdiğim ifadem doğrudur, en son Y.'un yaralandığı olayda Y. ile herhangi bir boğuşmam olmamıştır, Y. sadece beni kolumdan ve omuzumdan tutup engellemeye çalışıyordu, kendisinin ayırmak amacıyla hareket ettiğini düşünmüyorum, zira Uşak'tan A. ile birlikte gelmiş, A.nin küfürlerini duymasına rağmen A.ye herhangi bir müdahalede bulunmamıştır, ayırmaya yönelik olsaydı A.nin S.'e yönelik eylemlerini de durdururdu, herhangi bir şekilde A.ye müdahale etmedi, poliste ifade verirken polis sadece şöyle mi oldu böyle mi oldu diye sordu, belki ifadelerim ayrıntılı zapta geçirilmediği için yanlış anlaşılma olabilir, ayrıca A.nin elime vurarak bıçağı düşürdüğü iddiası yüzde yüz yalandır, A.nin kaçtığını görünce ben bıçağı çalılıkların arasına atmıştım, onu bıçakla kovalamadım dedi." şeklinde savunmada bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNDE MAĞDUR ve KATILAN ANLATIMLARI:
Katılan M. D. İlk Derece Mahkemesinde talimat yoluyla alınan Beyanında: "Y. D. benim eşim olur. Ben olayı görmedim. O tarihte ben işteydim. Ben nasıl gerçekleştiğini daha sonraki anlatımlardan öğrendim. Görgüye dayalı bir bilgim yoktur. Sanıktan davacı ve şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan A. Ö. İlk Derece Mahkemesinde talimat yoluyla alınan Beyanında: "Sanıktan davacı ve şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum. Daha önce verdiğim ifade bana aittir ve doğrudur aynen tekrar ederim. S. ile 2010 yılından beri ilişkimiz vardı. Olay tarihinde önceki bir ay içerisinde S. artık istemiyorum şeklinde benimle konuşmaya başlamıştı. Ben iş yerimde çalışırken Ö. Ö. isimli kişi bana facebooktan arkadaşlık istediği gönderdi. Bende kabul ettim. S.'ü rahatsız etme biz iki aydır S. ile sevgiliyiz, evleneceğiz, istemeye gideceğiz falan dedi. Ben bunlara inanamadım. Böyle bir şey olamaz dedim. Şahıs beni bu konuyu görüşmek üzere davet etti. Hatta sen gelmezsen ben gelirim dedi. Ben bunun üzerine işten çıktıktan sonra Y.'u da alarak Manisa'ya doğru yola çıktım. Y. benim çok yakın arkadaşımdır. Bu nedenle beni yalnız bırakmak istemedi. O esnada benim de canım çok sıkkın olduğu için beraber gitmeye karar verdik. 24/11/2016 akşam saat 20:00 sularında bana ait lada samara marka araç ile yola çıktık. Yolda Ö. Ö. beni tekrar aradı. Ben de Manisa’ya doğru geldiğimi söyledim. Şehzade parkında buluşma hususunda anlaştık. Manisa'da beni S.'ün ablası B. ve eniştesi A. beni karşıladılar. Meseleyi uzatmamam konusunda telkinde bulundular. Ben de böyle bir niyetim olmadığını konuşup anlaşmak için geldiğimi söyledim. Bu esnada Y.'ta beraberimizde olduğu halde parka gittik. Y. sigara almak üzere markete gitti. Onu bekledik. Daha sonra dördümüz birlikte parkın içine girdiğimizde S. ile birlikte Ö.'in parkta olduklarını gördük. Ben S. ile yalnız konuşmak istediğimi söyledim. Ö. kabul etmedi. Ne konuşacaksak beraber konuşacağız dedi. Bunun üzerine A. ve B. araya girerek yalnız konuşmam konusunda ikna ettiler. S. ile konuşurken S. "artık seni istemiyorum, ben Ö. ile evleneceğim, bırak peşimi" şeklinde konuştu. Bunun üzerine sinirlenerek S.'e tokat attım. S.'ün bağırması üzerine Ö. Ö. isimli şahsın elinde bıçak olduğu halde üzerime doğru koşarak geldiğini gördüm. Bunun üzerine ben kaçmaya başladım. Şahısta beni kovalıyordu. Bu esnada S. ve Y.'un yerde yattığını gördüm. Durdum. Ö.'in elini tutup sallayarak bıçağı atmasını sağladım. Tam bu esnada polisler geldi ve Ö.'i aldılar. Ben Y.'un nasıl bıçaklandığını görmedim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mağdur S. K. İlk Derece Mahkemesinde alınan Beyanında: "Ben olayı daha önce poliste ayrıntılı anlattım, bu ifadelerimin içeriği doğrudur, sanık benim erkek arkadaşımdır, daha sonra ikimiz aramızda nişan yaptık, ifademiz alınırken sadece isimlerimiz yazılmış, ben o zaman da nişanlım olduğunu söylemiştim, diğer müşteki A. Ö. benim Kütahya'da liseyi okurken erkek arkadaşımdı, ben daha sonra huzurdaki sanık Ö. ile tanıştım, A. ile olan arkadaşlığımı sona erdirmek istediğimi söyledim, zaten Ö. ile tanışmadan önce ayrılmak istediğimi A.ye söylemiştim, A. sürekli bana hakaret ediyordu, en son aileme küfredince kendisinden ayrılmaya karar verdim, beni arayıp ayrılmak istemediğini söylüyordu, hatta bu konuda beni tehdit etmeye başladı, en son benimle son kez yüz yüze konuşmak istediğini, onda sonra ayrılabileceğimizi söyledi, en sanık Ö.'in de anlattığı gibi Manisa'ya geldiğinde Ulupark'ın karşısında buluştuk, A. beni oraya yalnız göndermek istemedi, zira beni tehdit ediyordu, bu yüzden o da bizimle birlikte geldi, Ulupark'ın karşısında buluştuk, önce ablamla eniştem A. A. A.nin yanına gitti, ben önce gitmek istemiyordum, ancak nişanlım da biz de gidelim dedi, ben de Ö. ile birlikte A.nin yanına gittim, A. alkollüydü, hareketlerinden belliydi, sonra ayak üstü kısa bir süre konuştuk, A. bize ben sigara alıp geleceğim siz Uluparka gidin dedi, ben nişanlım ile birlikte Ulupark'a gittim, aradan 2-3 dakika geçtikten sonra A., Y., ablam ve eniştem geldiler, A. gelir gelmez bana yöneldi, sinkaflı sözlerle küfrederek " orosp " şeklinde hakarette bulundu, A. bu şekilde üzerime yürüyünce nişanlım A.ye müdahale etmek istedi, ben de Ö.'e sen bekle ben onunla bir kaç dakika yalnız konuşayım dedim, sonra Ö. izin verince A. ile birlikte önden yürümeye başladık, yaklaşık 4-5 metre uzaklaştıktan sonra ben A.ye bu ilişkiyi yürütmeyeceğimi söyledim, A. yine sinirlendi, küfretti, orospu dedi, bu arada bana bana bir tokat attı, A. bana bu şekilde şiddet uygulayınca nişanlımın koşarak oraya geldiğini gördüm, önce Y.'u görmemiştim, sonra Ö. elindeki bıçağı beni kurtarmak amacıyla A.ye doğru sallamaya başladı, sonra da Ö. bıçağı A.ye doğru salladığında Y.'un araya girdiğini fark ettim, A.nin rastgele salladığı bıçak Y.'a denk gelmiş, ben Ö.'in Y.'a bıçak salladığını görmedim, sonradan yaralanınca fark ettim, bu arada ben Ö.'in elindeki bıçağı almaya çalışıyordum, bıçağı almaya çalışırken elim kesilmiş, bunu da fark etmedim, sonra ablam belimden tutup beni ayırmaya çalıştı, sonra Ö.'in A.nin peşinden koşturduğunu gördüm, koştururken Ö.'in elinde bıçak yoktu, bıçağı ne yaptığını bilmiyorum, sonra biraz koşturduktan sonra benim bulunduğum yere geldiler, bu arada Y. yerde yaralı bir şekilde yatıyordu, A. yanımıza gelince bana tekrar tokat attı, sonra polisler olay yerine geldiler, olay nedeniyle Ö.'den şikayetçi değilim, kamu davasına katılma talebim yoktur " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mağdurun poliste alınan ifadesi okunup sorulduğunda; benim şimdiki ifadem doğrudur ben yaralanma anını görmedim. Polisler olayın bu şekilde olduğunu düşünerek yazmışlar. Ben aynen şimdi anlattığım gibi anlatmıştım. Yine Ö.'in, A.yi bıçakla kovaladığını söylemedim. Ö., A.yi kovalarken elinde bıçak yoktu, bu da yanlış anlaşılmış olabilir şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER:
1-TANIK ANLATIMLARI:
Tanık A. A. İlk Derece Mahkemesinde Verdiği Beyanında: "Huzurdaki S. benim baldızımdır, Ö. ise baldızımın erkek arkadaşıydı, önceden A. ile arkadaşlığı vardı, bunu ben de biliyorum, 7 yıllık sevgilisiydi, sonrasında A.nin bazı hareketleri nedeniyle S. ondan ayrılmak istedi, sonra Ö. ile çıkmaya başladı, ben Ö. ile olan ilişkisini tam bilmiyorum, olay tarihinde Ali, S. ile görüşmek istemiş, daha önceden S.'ün A. tarafından tehdit edildiğini ben kayınpederimden duymuştum, olaylar tatlıya bağlansın diye eşimle birlikte S.'e refakat ettik, amacımız S.'ün A. ile olan ilişkisini bitirmekti, Ö.'de S.'ü yalnız bırakmamış, 4'ümüz birlikte geldi, A. telefonda benimle irtibat kuruyordu, en son teknosanın orada buluşmayı kararlaştırdık, A.ye yolu ben tarif ettim, teknosanın yanına geldiğimizde A. ile birlikte daha önceden tanımadığım, o gün tanıştığım Y.'un da araçta olduğunu gördüm, aracın kapısı açıldığında A.den belirgin bir alkol kokusu geldi, o zaman A.nin alkollü olduğunu anladım, araçtan inince gözleri dolmuş bir şekilde önce annesinin Manisa'ya gelmesini istemediğini, hakkını helal etmeyeceğini söylediğini anlattı, ben de alkollü bir şekilde S. ile görüşüp olayların büyümesini istemedim, hatta ona A. bir saat oturalım sana Kafe Sera'da bir kahve ısmarlayım, sonra S. ile konuşursun dedim, amacım A.nin sakinleşmesiydi, ancak A. ben zaten çok kalmayacağım, 5 dakika görüşüp annemin babamın yanına geri döneceğim dedi, sonra Ö. ile S. A.nin yanına geldi, Ö.'de hoşgeldin dedikten sonra A. ben büfeden bir sigara alayım dedi, ben de S.'lere siz uluparka doğru geçin dedim, S. ile Ö. Uluparka gittiler, sonra biz de peşlerinden Uluparka geçti, A. S. ile yalnız konuşmak istedi, Ö. izin vermedi, burada ufak bir tartışma olunca S. Ö.'i ikna etti, bırak konuşayım dedi, Ö.'de izin verdi, bu arada Y. ile ikimiz yapıcı bir tavır sergiliyorduk, olayların büyümesini istemiyorduk, hatta A. Y.'a git otur sen olaylara karışma dedi, Y. 3-4 metre uzakta oturdu, ben de Ö.'in yanındaydım, eşimde benim yanımda dikiliyordu, bu arada A. ile S. arasında bir arbede olmuş, benim arkam o tarafa dönük olduğu için ben arbedeyi görmedim, önce eşim o yöne doğru koşturdu, sonra Ö. koşturdu, ben olayı fark ettiğimde eşim ile Ö.'in S. ve A.nin yanında olduğunu fark ettim, orada bir arbede oldu, bu arada Y.'ta olayı ayırmak için oraya yönelmiş, sadece A.nin bana bıçak çekme diye bir sözünü duydum, o arbedede Y. yaralanmış, ben yaralanma anını görmedim, yalnız Ö.'in A.nin peşinden koştuğunu gördüm, Ö. koşarken elinde bariz şekilde bıçak görmemekle birlikte elinde metal bir cismin parladığını fark ettim, onlar bu şekilde koştururken Y. bana doğru yöneldi, ağabey beni sar dedi, ben önce ne demek istediğini anlamadım bunun yöresel bir şive olduğunu düşündüm, tekrara beni sar dedi, bu arada kazağını ve ceketini çıkardı, atletinde kanı görünce bıçaklandığını fark ettim, oradan tanımadığım şahıslardan biri bana yardım etti, birlikte yarasına tampon yaptık, ben ambulansı aradım, ben Y. ile ilgilenirken Ö. ile A. arasındaki ve S. arasındaki diğer olayları fark etmedim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanığa poliste alınan ifadesi okunup çelişki nedeniyle sorulduğunda: Benim şimdiki ifadem doğrudur ben aslında poliste olayı böyle anlattım ama polis yorum soruları da sordu nasıl olabilir deyince böyle bir yorum yapmış olabilirim ancak benim gözümle gördüğüm olaylar az önce anlattığım gibidir. Bıçaklama anını görmedim, yorum esnasında öyle yazılmış şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Tanık B. A. İlk Derece Mahkemesinde Verdiği Beyanında: "A. kız kardeşimin eski erkek arkadaşıdır, daha sonra kız kardeşim Ö. ile çıkmaya başladı, A.den de ayrılmak istiyordu, A. ise ayrılmaya yanaşmıyordu, en son bu konuyu görüşmek için A. Manisa'ya geleceğini söyledi, biz de olay tatlıya bağlansın diye kız kardeşime eşlik ettik, kız kardeşimin erkek arkadaşı Ö.'de kız kardeşimi yalnız bırakmadı, birlikte uluparkın karşısında teknosa önünde A. ile buluşmayı kararlaştırdık, A. gelince önce ben eşim A. ile teknosanın önüne gittik, biz oraya geldiğimizde A. ve beraberinde geldiğini gördüğümüz Y. arabadan indiler, alkollü oldukları ağız kokularından belliydi, eşim olaylar büyümesin diye alkollü şekilde konuşmalarını istemedi, A.ye önce bir yerlerde oturalım, kahve içelim, sonra görüşürsünüz dedi, A. ise ben ailemin sözünü dinlemedim, buraya geldim, zaten beş dakika konuşup gideceğim dedi, bu arada Ö. ve S. yanımıza geldi, Anıl Ö. ve S.'e siz gidin uluparkta bekleyin dedi, sonra A. Y. ile birlikte markete girdi, sigara aldılar, marketten çıktılar, hep birlikte uluparka doğru geldik, A. S. ile yalnız konuşacağını söyledi, Ö. yalnız konuşamayacaklarını belirtti, bu arada A. S.'e yöneldi, S.'ün üzerine yürüdü, bu sırada Ö. sen ne konuşacaksan benle konuş, vuracaksan da bana vur dedi, biz kendilerini sakinleştirdik, bu arada S.'de Ö.'i ikna etti, ben beş dakika konuşayım izin ver dedi, Ö. ikisinin ayrılmasına izin verdi, S. ve A. önümüzden 5-10 metre yürüdüler, bu arada ben eşim ve Ö. bir arada kaldık, hatta ilk geldiğimizde A., S.'e bağırmaya başlayınca Y. biz bunun için gelmedik, kavga etmeye gelmedik diyerek A.yi uyardı, A. ona sen karışma orada bekle dedi, sonra az önce belirttiğim gibi önden yürüdükleri sırarada birden A.nin kardeşime tokat attığını görünce ben hemen oraya koşturdum, kardeşimi odadan uzaklaştırmaya çalıştım, ben oraya vardığımda kardeşimle uğraşıyordum, Ö.'in elinde bıçak veya benzer bir şey görmedim, yine Y.'un da oraya geldiğini görmedim, ben kardeşimi çekmekle meşguldüm, bu arada Ö.'in A.yi kovaladığını gördüm, ancak kovalarken elinde bıçak olduğunu görmedim, sonra kardeşimin elinden yaralandığını fark ettim, kardeşim benden kurtulmaya çalışıyordu, amacı kavgayı engellemekti, ancak ben ona zarar gelebilir korkusu ile beline sıkıca yapıştım, onu salmadım, sonra ikimiz bir ağlamaya başladık, sonra yerde kan olduğunu fark ettim, kalabalık bir grubun orada olduğunu gördüm, kalabalık grup içinde Y.'un yerde yattığını, eşimin ve diğer kişilerin Y.'a yardım ettiğini gördüm, ambulans geldi, Y.'u hastaneye kaldırdılar, sonradan Y.'un vefat ettiğini öğrendim, ben Y.'un bıçakla yaralanma anını az önce belirttiğim gibi görmedim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık F. K. İlk Derece Mahkemesinde Verdiği Beyanında: "Benim olaylara ilişkin direk görgüm ve bilgim yoktur, S. benim iş yerinden arkadaşımdır, sanık Ö.'i tanımam, müşteki A.yi S.'ün arkadaşı olması nedeniyle tanırım, olay günü Ö. iş yerine geldi, S. için izin istedi, ustabaşından izin alıp birlikte iş yerinden ayrıldılar, bunun haricindeki olaylarla ilgili benim görgü ve bilgim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
2-Mahkeme gözlemi,
3-Maktülün Adli Tıp Kurumu, İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı, Morg İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 20.12.2016 tarih ve 2016/9553/2568 sayılı raporunda;
Kişinin ölümünün kesici-delici alet yaralanmasına bağlı kalp kesisi ve kanama sonucu meydana gelmiş olduğu, kişide 2 adet kesici-delici alet yarası tespit edilmiş olup, dış muayenede 1.maddede tarif edilen ve sol meme alt iç kısmına isabet eden kesici-delici aletin kişide öldürücü nitelikte yara meydana getirdiği, 2.maddede tarif edilen göğsünün sol yan dış kısmına isabet eden kesici-delici aletin kişiyi öldürücü nitelikte yara meydana getirmediği, kesici-delici alet yaralarının yara dudaklarının özelliklerine göre olayda kullanılan kesici-delici aletin namlusunun bir yüzü keskin diğer yüzü keskin olmayan künt özellikte bir kesici-delici alet olduğu. Kişinin kanında 96 mg/dl ethanol bulunduğu, yine kanında AB FUBINACA ve ADB FUBINACA isimli uyuşturucu etken maddelerine rastlanıldığının bildirildiği,
4-25/11/2016 tarihli tutanak,
5-Mağdur S.'ün raporu,
6-25/11/2016 tarihli ölü muayene tutanağı,
7-25/11/2016 tarihli telefon mesaj tespit tutanağı,
8-24/11/2016 tarihli olay yeri basit krokisi,
9-Bıçağın 6136 sayılı yasanın 4.maddesinin kapsamında kaldığına dair uzmanlık raporu ve bıçağın fotoğrafı.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABULÜ VE HÜKMÜ:
Usulüne uygun toplanan delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucunda;
Suç tarihinden önce Kütahya ilinde öğrenci olduğu dönemde mağdure S. ile katılan A. Ö.'in tanışarak arkadaş oldukları, aralarındaki bu ilişkinin sevgili olarak belli bir dönem devam ettiği, ancak A.nin S.'e yönelen şiddet içerikli eylemleri ve S.'ün ailesi ile ilgili söylemleri nedeniyle S.'ün A.den ayrılmaya karar verdiği, A.nin bu ilişkiyi bitirmemesi için S.'e baskı yaptığı, okul bittikten sonra Manisa'ya dönen S.'ün burada bir fabrikada işçi olarak çalışmaya başladığı, belli bir süre sonra aynı fabrikada işçi olarak çalışan sanık Ö. Ö. ile tanışarak arkadaşlık yapmaya başladığı, bu dönemde de Uşak'ta bulunan A.nin S.'ün kendisine ilettiği ayrılmak isteğini kabul etmeyip, kendisinden ayrılması durumunda S.'ü ve ailesini öldüreceğini söyleyerek S.'ü tehdit ettiği, A.nin telefonda S.'ü sürekli rahatsız etmesi, S.'e ulaşamadığı zamanlarda da daha önceden kız arkadaşı olduğu için tanıştığı S.'ün aile bireylerine ulaşarak onları da huzursuz ettiği, ilk dönemde tatsızlık çıkmaması için A. tarafından rahatsız edildiğini S.'ün Ö.'e söylemediği, ancak artan bu rahatsız etme eylemleri nedeniyle S.'ün, A.nin kendisini sürekli telefonla arayarak rahatsız ettiğini Ö.'e anlatması üzerine, Ö.'in, 23.11.2016 tarihinde A.yi telefonla aradığı ve S.'ün erkek arkadaşı olduğunu, S.'ü rahatsız etmemesini söylediği, Ö. ile A. arasında geçen telefon ve mesajlaşma trafiği sonucunda A.nin S.'ün başka bir erkekle arkadaşlık yaptığını öğrenmesi üzerine, bu konuyu konuşmak üzere suç tarihinde akşam saatlerinde arkadaşı olan Y. D. ile birlikte Manisa iline geldiği, A.nin, saat 22.30 sıralarında Ulupark içerisinde S. ile buluştuğu, bu sırada S.'ün yanında ablası B. A. ve eniştesi A. A. ile erkek arkadaşı Ö.'in bulunduğu, A.nin, S. ile yalnız konuşmak istediği, ancak Ö.'in, önce A. ve S.'ün yalnız konuşmalarına izin vermediği, bunun üzerine A.nin, Ö.'e tepki göstererek küfür edip üzerine yürüdüğü, S.'ün araya girerek kavga çıkmaması için Ö.'i sakinleştirmeye çalıştığı ve kendisinin kısa bir süre A. ile konuşması halinde durumu kendisine anlatacağını Ö.'e söylemesi üzerine Ö.'in, S.'ün A. ile yalnız başına konuşmasına müsade ettiği, A. ve S.'ün, diğerlerinin yanından ayrıldıkları ve parkın içine doğru birlikte yürümeye başladıkları, 6-7 metre kadar birlikte yürüdükten sonra A.nin, S.'e hitaben "şerefsiz, orospu benden ayrılamazsın" dediği, S.'ün sinirlenerek, A.ye "evet öyleyim" demesi üzerine A.nin, S.'ün yüzüne tokat attığı, bu olayı gören Ö.'in, A. ile S.'ün yanına doğru koşmaya başladığı, A.nin S.'e vurduğunu ve Ö.'in olaya müdahale etmek için onların yanına doğru koşmaya başladığını gören Y., Burcu ve Anıl'ın da, Ö.'in arkasından S. ve A.nin olduğu yere doğru yöneldikleri, Ö.'in A.nin yanına geldiğinde üzerinde bulunan sustA. bıçak ile A.ye saldırdığı, bu sırada A.nin Ö.'in elinden tutarak bıçağı almak istediği, S. ve Y.'un ise A. ile Ö.'i ayırmak için çaba sarf ettikleri, bu sırada kavga ortamında Ö.'in elindeki bıçağı A.ye doğru rastgele birden çok kez savurduğu, kavga ortamında bulunan S.'ün elinden ve Y.'un ise göğüs bölgesinden yaralandıkları, Y.'un yaralandığını gören A.nin koşarak parkın içerisine doğru kaçtığı, Ö.'in de A.nin peşinden gittiği, Ö.'in, parkın içerisinde A.yi bir süre kovaladığı, A.nin, Y.'un bulunduğu yerden geçtiği sırada Y.'u yerde kanlar içerisinde yattığını görmesi üzerine durduğu ve Y.'un yanında bulunan S.'e tokat attığı, ayrıca peşinden gelen Ö.'in kolunu tutarak bıçağı yere otların arasına attırdığı, göğüs bölgesinden yaralanan Y.'un kesici, delici alet yaralanmasına bağlı kalp kesisi ve kanama sonucu vefat ettiğinin İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi'nin 20/12/2016 tarihli raporuyla belirlendiği, Söke Jandarma Kriminal Laboratuvarı'nın raporu ile suçta kullanılan bıçağın 6136 Sayılı Kanunun 4.maddesi kapsamına girdiğinin belirtildiği, S.'deki yaralanmanın Manisa Devlet Hastanesi'nin 08/06/2017 tarihli raporuna göre, hayati tehlike geçirmeyecek ve BTM ile giderilemeyecek ölçüde olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
Sanığın, maktul Y.'a ve katılan A.ye yönelen eylemlerini öldürme kastı ile gerçekleştirmediği, ayrıca mağdur S.'e yönelen eylemini ise yaralama kastı ile gerçekleştirmeyip, en aleyhe kabul ile taksirle gerçekleştirdiği iddia edilmekle, sanığın her 3 kişiye yönelik eylemlerinin hukuki nitelendirilmesinin yapılabilmesi için önce 5237 sayılı yasa bağlamında taksir ve kastın düzenlendiği, kanun maddelerinin belirlenip bu maddelerin incelenip irdelenmesi gerekecektir. Şöyle ki;
5237 sayılı TCK’nun 21. maddesinin 1. fıkrasında; suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi şeklinde tanımlanmış olan kast, öğretide de, genel kabul gören düşünceye göre, suçun kanuni tanımında yer alan objektif unsurların bilinmesi ve istenmesi biçiminde tarif edilmiştir.
Olası kast ise 5237 sayılı TCK'nun 21. maddesinin 2. fıkrasında "Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır" şeklinde tanımlanmıştır.
Görüldüğü gibi doğrudan kast, öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup, kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi halinde doğrudan kast ile hareket etmiş olacak, buna karşın, fiilin muhtemel bazı neticeleri gerçekleştirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi durumunda ise olası kast söz konusu olacaktır.
Olası kast ile doğrudan kast arasındaki ayırıcı ölçüdeki en belirgin unsur, doğrudan kasttaki bilme unsurudur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini biliyorsa ve bunu istiyorsa doğrudan kasıtla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Yine failin hareketiyle hedeflediği doğrudan neticelerle birlikte, hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçları da, açıkça istenmese dahi doğrudan kastın kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Belli bir sonucun gerçekleşmesine yönelik hareketin, günlük hayat tecrübelerine göre diğer bazı sonuçları da doğurması muhakkak ise, failin bu sonuçlar açısından da, doğrudan kastla hareket ettiği kabul edilmelidir.
Olası kastı doğrudan kasttan ayıran diğer ölçüt ise suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşmesinin muhakkak olmayıp, muhtemel olmasıdır. Fail, böyle bir durumda, muhakkak değil ama büyük bir ihtimalle gerçekleşecek olan neticenin meydana gelmesini kabullenmekte, olursa olsun düşüncesi ile göze almakta; sonucun gerçekleşmemesi için çaba göstermemektedir. Olası kastta fiilin kanunda tanımlanan neticenin gerçekleşmesine neden olunacağı muhtemel görülmesine karşın, bu neticenin gerçekleşmesi fail tarafından kabullenilmektedir.(Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/05/2015 tarih, 2014/1-618 E. 2015/164 K. Sayılı ilamı,)
Kural olarak suç; ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hallerde ise taksirle de işlenebilecektir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK’nun 22/2. maddesinde taksir; “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın, suçun yasal tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir” şeklinde tanımlanmıştır.
Öğretide de benimsendiği üzere, Ceza Genel Kurulunun birçok kararında taksirin unsurları;
1- Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,
2- Hareketin iradi olması,
3- Sonucun istenmemesi,
4- Hareket ile sonuç arasında nedensellik bağının bulunması,
5- Sonucun öngörülebilir olmasına rağmen öngörülmemiş olması,
Şeklinde kabul edilmektedir.
Taksirli suçlarda da, gerek icrai hareketin, gerekse ihmali hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi, öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi halinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir.
Sonucun gerçekleşmesinde, mağdurun taksirli davranışının da etkisinin bulunması halinde, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum failin taksirli sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, taksirin niteliğini de değiştirmeyecektir. 5237 sayılı TCK’nda kusurun derecelendirilmesi suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu olmadığından, bu hal ancak temel cezanın tayininde dikkate alınabilecektir.
5237 sayılı TCK’nda taksir; basit taksir ve bilinçli taksir şeklinde ayrıma tâbi tutulmuş, kanunun 22. maddesinin 3. fıkrasında bilinçli taksir; “kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi” şeklinde tanımlanmış, bu halde taksirli suça ilişkin cezanın üçte birden yarıya kadar arttırılacağı hükme bağlanmıştır.
Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırıcı ölçüt; taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörmemesi, bilinçli taksir halinde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11/07/2014 tarih, 2014/1-191 E. 2014/363 K. Sayılı ilamı,)
Yine Kasten Öldürmeye Teşebbüs - Yaralama suçları açısından değerlendirme yapılırken kabul edilen kıstaslar gözetildiğinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulumuzun duraksamasız uygulamalarında belirtildiği üzere bu durumda somut olayın özelliklerine göre;
a) Fail ile ölen arasında olay öncesine dayalı öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunup bulunmadığı,
b) Failin olayda kullandığı aracın öldürmeye elverişli olup olmadığı,
c) Ölendeki veya yaralanandaki darbe sayısı ve şiddeti,
d) Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati bakımdan önemi,
e) Failin, davranışlarına kendiliğinden mi engel bir nedenin etkisiyle mi son verdiği,
f) Failin kullandığı aracın kullanış biçimi,
g) Olay sonrasında failin mağdura yönelik davranışları gözetilerek failin kastı ortaya çıkartılmalıdır.
1-) S.'ün eski erkek arkadaşı olan A.nin, kendisinden ayrılmak isteyen S.'ün sanık Ö. ile ilişki yaşadığını öğrenmesi ve bu konuyla ilgili olarak Ö. ile aralarında geçen telefon görüşmesi ve mesajlaşma sonucunda, arkadaşı olan Y. ile birlikte Manisa'ya gelerek mağdur S., sanık Ö. ve S.'ün ablası ve eniştesinin bulunduğu Ulupark civarına geldikleri, A. ve S.'ün, diğerlerinin yanından ayrıldıkları ve parkın içine doğru belli bir mesafe yürüdükten sonra A.nin, S.'e sözlü ve fiili saldırısı üzerine Ö.'in yanlarına giderek cebinden çıkardığı bıçağı A.ye doğru rastgele salladığı ve kavga ortamında kendilerini ayırmak isteyen maktul Y. ve mağdur S.'ün bıçakla yaralanmaları sonrasında da koşarak oradan ayrılmak isteyen A.yi bıçakla eylemini tamamlamak kast ve iradesiyle kovalamaya devam ettiği, bu aşamada Y.'un yerde yattığının sanık ve katılan A. tarafından fark edilmesi üzerine duraksadıkları sırada A.nin Ö.'in elinden tutup bıçağı yere otların arasına attırması ile A.ye yönelen eylemin sonlandığının anlaşılması karşısında, mağdur S. yüzünden katılan A.yle sanık arasında husumet oluşmuş olması, katılanın sanık ile olaydan bir gün önce küfürlü ve restleşmeye varan telefon trafiği yaşamaları, olay anında sanık tarafından kullanılan vasıtanın elverişliliği, A.ye bıçakla yönelen eylemini mağdur ve maktulün araya girmesi nedeniyle gerçekleştiremeyişi, elinde bıçak olduğu halde ısrarla katılanı kovalaması ve her ne kadar polisler olay yerine geldiğinde bıçağın bulunduğu yerin sanık tarafından polislere gösterildiğine ilişkin tutanak tutulmuş ve sanık müdafii tarafından bu durum sanıkta A.ye yönelen eyleminde öldürme kastının bulunmadığı ve sanığın A.ye yönelen eyleminde gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunduğu iddia edilmiş ise de, katılan A.nin sanığın elinden tutarak bıçağı otların arasına attırdığını aşamalarda istikrarlı şekilde beyan etmiş olması gözönünde bulundurulduğunda, her ne kadar katılanda herhangi bir yaralanmaya sebebiyet vermemiş ise de, sanığın bıçakla saldırırkenki asıl hedefinin de katılan olduğu, bu haliyle sanığın katılan A.ye yönelen eyleminin TCK'nun 81 ve 35 maddeleri kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmış, sanık hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanması aşamasında ise müebbet hapis cezasına 35.madde gereğince indirim tatbik edilirken hiç isabet bulunmaması karşısında meydana gelen zarar ve tehlike gözetilerek cezanın 9 yıl hapis olarak belirlenmesinin dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilmiştir.
2-) Yukarıda değinilen mevzuat hükümleri çerçevesinde, sanığın S.'e yönelen eylemi gözönüne alındığında, sanığın sevgilisi olan S.'e karşı öldürme ve yaralama kastı ile hareket etmediği dosya kapsamı ile net bir şekilde ortaya çıkmış ise de, üzerinde taşıdığı bıçakla A.ye yönelmesi üzerine doğan kavga ortamında öldürücü etkisi kuşkusuz bıçağı rastgele sallamak suretiyle kavga ortamında bulunan şahıslara da bıçağın isabet edip, onların da yaralanmasına veya ölmesine neden olabileceğini öngörmesi gerekecektir.
Bu haliyle yukarıda değinildiği üzere sanık S.'ün yaralanmasını istememesine rağmen fiili durum itibarı ile, ortaya çıkması kuvvetle muhtemel olan yaralama sonucunu baştan kabullenmiş ve S.'e karşı olası kastla yaralama suçunu işlemiştir.
3-) Her ne kadar sanık tarafından olay günü Uşak'tan A. ile birlikte gelen maktul Y.'un kavga sırasında katılan A. ile birlikte hareket ederek kendisine saldırdığı iddia edilmiş ise de, Uşak'tan gelip olayın meydana geldiği Ulupark civarında buluşulduktan sonra A.nin S. ile konuşmak için parkın içine yürüdüğü esnada maktulün, sanık ve mağdurun akrabaları gibi geride kalıp, mağdurla katılan arasındaki konuşmanın sonuçlanmasını beklediği, olay yerine geldiği andan itibaren maktulün sanığa yönelen hiç bir eyleminin dosya kapsamına yansımadığı, aksine katılanın S.'e sözlü ve fiili saldırıda bulunması üzerine, sanığın üzerinde bulunan bıçakla A.ye yönelmesi üzerine, sanıkla katılan arasındaki kavganın büyümesini engellemek için maktulün, mağdur ve diğer şahıslarla birlikte kavgayı ayırmaya çalıştığı, bu sırada sanığın asıl hedefi olan A.yi öldürmek kastı ile sustalı bıçağı rastgele sallaması sırasında mobil kavga ortamında maktulün göğsünden yaralandığı ve bunun üzerine sanığın, kavganın olduğu yerden kaçarak uzaklaşmak isteyen katılanın arkasından eylemine devam etmek için koşarak gittiği, yaralanan maktule yönelen eylemini devam ettirme iradesini ortaya koyan herhangi bir eyleminin bu aşamada olmadığının anlaşılması karşısında sanığın daha önce tanışmadığı ve arasında öldürmeyi gerektirir herhangi bir husumet bulunmayan maktulün ölmesini istememesine rağmen fiili durum itibarı ile, ortaya çıkması kuvvetle muhtemel olan ölüm sonucunu baştan kabullenmiş olduğu kabul edilerek, maktule karşı olası kastla öldürme suçunu işlediği kanaatine varılmış ve hakkında TCK'nun 81 ve 21/2 maddeleri gereğince uygulama yapılmıştır.
Sanık hakkında maktul, katılan ve mağdura karşı işlediği suçlar yönünden hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının gerekip gerekmediği, gerekiyor ise haksız tahrik nedeniyle cezada yapılacak indirimin miktarının neye göre belirleneceğinin somut olayda tartışılması kaçınılmazdır.
“Haksız tahrik” başlığını taşıyan 5237 sayılı TCK. 29 maddesinde “…..haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye ..... diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir.” amir hükmüne yer verilmiştir.
Sanığın mağdur S.'e yönelik eyleminde haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirir herhangi bir nedene rastlanmamıştır.
Yine, maktul tarafından sanığa yönelen herhangi bir sözel veya eylemsel hareketin bulunmadığı, aksine maktulün kavgayı ayırmak için mağdur ve tanıklarla birlikte hareket ettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın maktule yönelen eylemi açısından maktulden kaynaklanan herhangi bir nedenin bulunmadığı değerlendirilmekle, bu fiil açısından da haksız tahrik hükümleri uygulanmamıştır.
Ancak, kız arkadaşı olan mağdurenin eski erkek arkadaşı olan katılanı, mağdurenin kendisinden ayrılmasını kabullenemeyip onu ve ailesini rahatsız etmeye devam etmesi, mağdure tarafından katılanın kendisini rahatsız ettiğinin sanığa anlatılması üzerine yaptıkları telefon görüşmesinde mağdurenin erkek arkadaşı olarak sanığı tercih etme hakkına karşı gelip, katılanın sanıkla restleşmesi, olay günü Uşak'tan Manisa'ya gelen katılanın ısrarla mağdureyle teke tek konuşmayı istemesi, sanık tarafından buna da rıza gösterilmesine rağmen parkın içine doğru sanığın o an için sevgilisi olan mağdureye önce sözlü hakarette bulunup, arkasından fiziki şiddet uygulamasının kendisinde yarattığı hiddet ve elemin etkisi altında sanığın, katılana karşı eylemini gerçekleştirdiği anlaşılmakla, bu fiil yönünden sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmış, cezadan indirim yapılırken, haksız tahrik oluşturan eylemlerin birden fazla olup tevA. etmesi nedeniyle indirim oranının 2/3 olarak belirlenmesinin ceza adaletine, hakkaniyete ve dosya kapsamına uygun olduğu kabul edilmiştir.
Sanık tarafından suçta kullanılan bıçağın 6136 sayılı yasa kapsamında olduğunun anlaşılması karşısında sanığın eylemini 6136 Sayılı Yasa'nın 15/1 maddesi kapsamında kaldığı anlaşılmıştır.
Sanığa mağdura karşı gerçekleştirdiği kasten yaralama ve 6136 Sayılı Yasaya Muhalefet suçlarından verilen cezaların miktarı, sanığın sabıkasız oluşu ve bu suçtan doğan somut bir zararın bulunmayışı, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına muvafakat etmiş olması ile duruşmadaki tutum ve davranışı göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde kanaat oluşması nedeniyle 5271 sayılı CMK.nın 231. maddesi gereğince sanık hakkında her iki suç yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Sanığın olası kastla öldürme suçundan almış olduğu ceza miktarı ile cezanın infazından kaçma şüphesi gözönünde bulundurularak tutukluluk halinin devamına dair karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF YOLUNA BAŞVURANLAR VE GEREKÇELERİ:
1-Sanık vekili Av. C. Ş.'in 15/09/2017 tarihli dilekçesinde; mahkemece sanık hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurduklarını, gerekçeli kararın tebliğinden sonra ayrıntılı dilekçe vereceklerini bildirmiş olup gerekçeli kararın tebliğinden sonra vermiş oldukları 16/10/2017 tarihli dilekçesinde; müvekkilimin katılan A.ye yönelik eyleminde öldürme kastı yoktur. Katılan A., müvekkilimin nişanlısına karşı etkili eylemde bulunması nedeniyle kurtarma kastıyla hareket etmiştir. Öldürme kastını taşıdığının kabul edilmesi mümkün değildir. Maktüle karşı olası kast altında adam öldürme suçundan tahrik sebebiyle indirim yapılmasını, katılan A.ye karşı eyleminden gönüllü vazgeçme nedeniyle silahla etkili eyleme teşebbüs olarak değerlendirilmesini istediklerini bildirdiği görülmüştür.
2-Sanık vekili Av. H. M. O.'nın 14/09/2017 tarihli dilekçesinde; Olay sırasında sanık tarafından bıçak darbesiyle öldürüldüğü beyan edilen Y.'un olayı asıl başlatan ve tahrikçisi olan A. Ö. ile birlikte Uşak ilinden kalkarak akşamın ilerleyen saatlerinde olay yerine gelmiştir. A. Ö., müşteki S. K.'a hakaret ve müessir fiilde bulunduğu sırada sanık Ö.'e de hakaret edip vurmaya teşebbüs etmiş ve maktül müşteki A.nin hakaret ve etkili eylemlerini önleme imkanı varken A.ye hiç bir şekilde müdahale etmemiştir. Bu olayın başlangıcından itibaren sonuna kadar katılan A. ile maktül Y.'un fikri içtima halinde bulunduklarını ve olayın akışı içerisinde maktül Y.'un katılan A.nin fiillerini önleme gayreti göstermemesi de gözönüne alınarak maktüle yönelik eylemden kurulan hükme ve katılan A.ye yönelik hükümde TCK.nın 29.maddelerinin uygulanmamış olmasını hak ve adalet kaidelerine uygun düşmediği kanaatindeyiz kararın bozulmasını istediklerini bildirdiği görülmüştür.
3-Katılan M. vekili Av. İ. E. A.'ın 20/10/2017 tarihli dilekçesinde; olayın yaşandığını gören tüm görgü tanıkları kolluktaki ilk ifadelerinde ilk olarak sanığın, katılan A.nin üzerine koşarak geldiğini, daha sonra bıçağını çıkararak saldırdığını, araya S. ve Y.'un olayı ayırmak için girdiğini, buna rağmen sanığın eylemlerine devam ettiğini ifade etmişlerdir. Tanık A. olay anında Y.'un tarafları ayırmak için uğraştığını, her iki tarafı da sakinleştirmeye çalıştığını, yerde Y.'u kanlar içinde gördüğünü daha sonra A.nin olay yerinden kaçtığını buna rağmen sanığın katılan A.yi takip ettiğini ve elinde Y.'u bıçakladığı bıçağın olduğunu ifade etmişlerdir. Anlatılanların ışığı altında sanığın maktül Y.'u olası kasıtla değil doğrudan kasıt ile öldürdüğü anlaşılmaktadır. Sanığın maktül Y.'u doğrudan kasıt altında öldürdüğünden dolayı hüküm kurulması haksız tahrik ve diğer indirim maddelerinin uygulanmamasını istinaf talebimizin kabulüne karar verilmesini istediklerini bildirdiği görülmüştür.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İSTİNAF CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; mağdur S. K.'un Kütahya'da öğrenci olduğu sırada katılan A. Ö. ile tanışarak arkadaş oldukları, ancak A.nin S.'e yönelik şiddet kullanması nedeniyle S.'ün A.den ayrılmaya karar verdiği ve Manisa'ya gelerek bir fabrikada işçi olarak çalışmaya başladığı, bu fabrikada kendisi gibi işçi olarak çalışan sanık Ö. Ö. ile tanıştıkları ve arkadaşlık yapmaya başladıkları, mağdur S.'ün 2016 yılı Ağustos ayı içerisinde katılan A.yi telefonla arayarak ayrılmak istediğini söylediği ancak A.nin S.'den ayrılmayacağını ayrılması durumunda kendisini ve ailesini öldüreceğini söyleyerek S.'ü tehdit ettiği ayrıca S.'ü telefonla arayarak sürekli rahatsız ettiği, mağdur S.'ün de bu durumu sanık Ö.'e anlattığı, Ö.'in de 23/11/2016 tarihinde katılan A.yi telefonla arayarak mağdur S.'ün erkek arkadaşı olduğunu onu rahatsız etmemesini söylediği, katılan A.nin mağdur S.'ün başka bir erkekle arkadaşlık yaptığını öğrenmesi üzerine bu konuyu konuşmak için akşam saatlerinde arkadaşı maktül Y. D. ile birlikte Manisa'ya geldiği, katılan A.nin saat 22:30 sıralarında Ulupark içerisinde mağdur S. ile buluştuğu bu sırada mağdur S.'ün yanında ablası Burcu eniştesi Anıl ve erkek arkadaşı sanık Ö.'in de olduğu katılan A.nin mağdur S. ile yalnız konuşmak istediği, Ö.'in bunu kabul etmediği ancak S.'ün müsaade edin konuşalım dediği ve katılan A. ile birlikte 6-7 metre kadar yürüdükten sonra katılan A.nin mağdur S.'e hitaben "şerefsiz, o...., benden ayrılamazsın" dediği, mağdur S.'ün katılan A.ye "evet öyleyim" demesi üzerine A.nin S.'ün yüzüne tokat attığı, bu olayı gören sanık Ö.'in koşarak katılan A.nin yanına geldiği ve cebinden çıkardığı sustalı tabir edilen bıçakla katılan A.ye saldırdığı, o arada mağdur S.'ün ablası B. ve Y.'un onları ayırmak için yanlarına gittiği, Ö.'in elinden bıçağı almak isterlerken mağdur S.'ün avuç içerisinden bıçakla yaralandığı, bunu gören ablası B.'nun S.'ü sırtından tutarak geri çektiği, sanık Ö.'in ise elinde bulunan bıçağı A. ve kavgayı ayırmak isteyen maktül Y.'a doğru rastgele savurmaya başladığı, bıçağın maktül Y.'un göğsüne isabet ettiği ve bunun üzerine Y.'un "ben yaralandım" diyerek kenara çekildiği, katılan A.nin ise koşarak parkın içerisine kaçtığı, sanık Ö.'in de katılan A.nin peşinden gittiği ve sanık Ö.'in parkın içerisinde katılan A.yi bir süre kovaladığı, katılan A.nin maktül Y.'un bulunduğu yerden geçtiği sırada onun yerde kanlar içerisinde yattığını görmesi üzerine durduğu ve maktül Y.'un yanında bulunan mağdur S.'e tokat attığı ayrıca peşinden gelen sanık Ö.'in kolundan tutarak ve sarsarak elinde bulunan bıçağın yere düşmesini sağladığı, bu sırada olay yerine polis memurlarının geldiği ve olaya müdahale ettikleri maktül Y.'un hastaneye götürüldüğü ancak otopsi raporunda belirtildiği üzere kesici delici alet yaralanmasına bağlı kalp kesisi ve kanama sonucu vefat ettiği, göğsünün sol yanı dış kısmına isabet eden ikinci bıçak yarasının ise öldürücü nitelikte olmadığı şeklinde gelişen olayda;
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanık Ö.'in maktül Y.'un olası kastla öldürme suçundan TCK.nın 81/1,21/2,62,53, katılan A. 'yi öldürmeye teşebbüs suçundan TCK.nın 81/1,35,62,53 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği, istinaf başvurularının süresinde olduğu anlaşılmakla;
1-Sanık hakkında katılan A.yi öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükümde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığından bu suça yönelik istinaf başvurularının esastan reddine,
2-Sanık hakkında maktül Y.'u olası kastla öldürme suçundan hüküm kurulmuş ise de; maktülde meydana getirilen darbenin sayısı ve şiddeti, hedef alınan hayati bölge dikkate alındığında eylemin kasten insan öldürme suçunu oluşturduğu gözetilmeden olası kastla öldürme suçundan hüküm kurulması yasaya aykırı bulunduğundan Manisa 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 12/09/2017 tarih, 2017/25 E.-2017/224 K. sayılı kararının CMK.nın 280/2 maddesi uyarınca kaldırılarak sanık Ö.'in maktül Y.'u kasten öldürme suçundan eylemine uyan TCK.nın 81/1,62,53 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, sanığa atılı suçun niteliği, verilebilecek ceza miktarı dikkate alınarak tutukluluk durumunun devamına karar verilmesini kamu adına talep etmiştir.
DAİREMİZCE İSTİNAF İNCELEMESİ SIRASINDA ALINAN BEYANLAR:
Sanık Ö. Ö. Dairemizce istinaf incelemesi sırasında verdiği savunmasında; Daha önce bu konuda ifade vermiştim o ifadelerimi tekrar ederim demiş olup sanığın dosya içinde bulunan yargılama aşamasında verdiği önceki savunmaları okunup sorulduğunda: Okunan ifadelerim doğrudur aynen tekrar ederim ancak şu hususu özellikle belirtmek istiyorum ben maktül Y.'un nasıl yaralandığını yani bıçaklandığını halen daha anlayabilmiş değilim maktüle karşı herhangi bir eylemim olmadı bu olay sırasında ben bıçağı nişanlımın eski arkadaşı olan A.ye savurduğumda kendisi ile aramızda 50 cm kadar mesafe vardı bu mesafeden zaten A.nin vurulması mümkün değildi hatta Y. bu arada A.nin arkasındaydı böyle olmasına rağmen maktülün nasıl yaralandığını anlayabilmiş değilim maktül yaralandıktan sonra ben A.nin arkasından koştum ancak yakalamam mümkün olmadı şu hususu özellikle belirtmek istiyorum ben S.'ün önceki arkadaşı olan A.yi kovaladığım sırada elimde bıçak yoktu bıçağı daha önce yere atmıştım elimde bu anda hiç bir şey yoktu bu olayın başlangıcında S. elimde bulunan bıçağı almak istediği sırada elinden yaralandı. Bu olaydan dolayı pişmanım. Bilerek ve isteyerek maktülü yaralamış değilim, bu olay sırasında bıçağı rastgele 3-4 defa salladım, ayrıca suçta kullanılan sustalı bıçakta benim her zaman arabamın torpido gözünde bulunuyordu, ancak buluşmaya gittiğimde bıçağı torpido gözünden çıkarıp yanıma almıştım böyle olacağını bilseydim yanıma almazdım, keşke almasaydım demiştir.
Katılan Melike D. Dairemizce istinaf incelemesi sırasında yazılan talimat gereğince talimat mahkemesinde verdiği beyanında; İddianame konusu olayı anladım. Bu olay sebebiyle ölen Y. D. benim eşim idi. Kendisinin ölmesi nedeniyle mağdur oldum. Bu olay sebebiyle sanık Ö. Ö. hakkında hükmedilen cezanın az olduğunu düşünüyorum. Olayla ilgili bilgim ve görgüm yoktur. İstinaf yoluna da sadece bu sebeple başvuru yaptım. Sanık hakkındaki şikayetim devam etmektedir. En üst hadden cezalandırılmasını istiyorum demiştir.
Katılan A. Ö. Dairemizce istinaf incelemesi sırasında yazılan talimat gereğince talimat mahkemesinde verdiği beyanında; İddianame konu olayı anladım. Şikayetçi S. ile 2010 yılından beri sevgiliydik, olayın gerçekleştiği tarih olan 24/11/2016 tarihine kadar da bu ilişkimiz aslında devam ediyordu. Aramızda gerginlikler tartışmalar oluyordu ancak ilişkimizde devam etmekteydi. Bu şekilde ilişkimiz devam ederken sanık Ö. bana facebooktan mesaj atarak "benim S.'le ilişkim var artık S.'ün peşini bırak, biz nişanlanacağız "diye mesaj çekti. Bende mesajın üzerine S.'le iletişime geçerek böyle bir şeyin olup olmadığını sordum. Kendisi o esnada böyle bir şeyin olmadığını söyledi. Hatta sonrasında Ö.'le birlikte tekrar beni aradılar. Konuştuğumuz esnada her ikisinin de farklı beyanlarda bulunması ve S.'ün ağladığını görmem üzere gözlerimle görmek, olayla ilgili tam olarak ne yaşandığını görmek için Manisa'ya gitmeye karar verdim. Maktul Y. D. benim samimi arkadaşım olur. Ben Manisa'ya gideceğimi söyleyince kendisi de gelmek istediğini söyledi bunun üzerine olay tarihinde akşam saat 10:00 sularında birlikte yola çıktık Manisa'ya gittik. Manisa'da önce S.'ün ablası ve eniştesi olan B. ve A.'la görüştük. Kendileri S.'ün bir hata yaptığını, 7 yıllık ilişkiyi heba ettiğini söylediler. Aramızda bu şekilde konuşma devam ederken S. ile konuşmak için B., A. ve Y. ile birlikte Şehzadeler Parkının içerisinde bulunan Ö. ve S.'ün yanına gittik. Yanlarına gittikten sonra S.'e kendisi ile konuşmak istediğimi söyledim, bunun üzerine Ö. araya girerek ne konuşacaksın lan, ne konuşacaksan burada konuş şeklinde söylemlerde bulundu. Bende S. ile yalnız konuşmak istediğimi beyan ettim. Bu şekilde konuşmalar devam ederken, S.'le yalnız konuşma konusunda anlaştık ve bulunduğumuz ortamdan yürüyerek ayrıldık. S.'le birlikte yürürken ben S.'e neden böyle yaptın, 7 yıllık ilişkimizi bitirdin diye sorunca, oda bana "Allah senin belanı versin" dedi, söylediği şeyler ve olayın yarattığı eylemin etkisi ile kendisine bir tokat attım. Tokat atmam üzerine tartışmaya başladık. Tartışma sürerken birden Ö.'in elinde bıçakla arkamdan geldiğini gördüm. Bıçağı görür görmez kaçmaya başladım. Parkın etrafında dönüyorduk, 1 tur attıktan sonra Y.'un yerde yattığını gördüm. Durup Y.'u incelemeye başlayınca Y.'un vücudundan kanlar aktığını göndüm bu esnada Ö. elinde bıçakla hiddetli bir şekilde gelerek beni yaralamaya çalıştığını gördüm. Ben Ö.'i görünce beni bıçaklayacaksan bıçakla, ancak arkadaşım yaralı, onu buradan kaldırmam gerektiğini söyledim ve elini tuttum, ellerini tuttuğum esnada polis geldi. Olay bundan ibarettir. Bu olayda ben Ö. veya S.'ü tahrik edebilecek şekilde S.'e karşı sinkaflı söz ve cümleler kurmadım. Olay sebebi ile samimi dostum olan Y. D.'nın ölmesi nedeniyle sanıktan şikayetçiyim. Yine bu olay sebebiyle benim herhangi bir yaralanmam olmadı demiştir.
DEĞERLENDİRME:
Mağdur S.'ün Kütahya ilinde öğrenci olduğu sırada katılan A. Ö. ile tanışarak arkadaş oldukları ancak arkadaşlık süresi içerisinde katılan A.nin mağdur S.'e şiddet uyguladığı, mağdur S.'ün ayrılmaya karar verdiği okulu bitirip Manisa iline geldiği ve Karmak isimli fabrikada çalışmaya başladığı, aynı fabrikada kendisi gibi işçi olan sanık Ö. Ö. ile tanıştıkları, arkadaşlık yapmaya başladıkları, 2016 yılının Ağustos ayında mağdur S.'ün katılan A.yi telefonla arayarak ayrılmak istediğini söylediği ancak A.nin kabul etmediği, katılan A.nin mağdur S.'ü telefonla sürekli arayarak rahatsız ettiği, mağdur S.'ün durumu sanık Ö.'e anlattığı, sanık Ö.'in de 23/11/2016 tarihinde katılan A.yi telefonla arayarak mağdurun erkek arkadaşı olduğunu, onu rahatsız etmemesini söylediği, bu kez katılan A., mağdur S.'ün başka bir erkekle arkadaşlık yaptığını öğrenmesi üzerine bu konuyu konuşmak için yanına maktül olan arkadaşı Y. D.'yı da alarak Manisa iline geldiği anlaşılmıştır.
Mağdur S.'ün katılan A. ile konuşmak için yanında ablası B., eniştesi A. ve sanık Ö. ile birlikte Manisa ilinde bulunan Ulupark'a konuşmak amacıyla gittiği, katılan A. ve maktül Y.'un birlikte geldikleri, katılan A.nin mağdur S. ile yalnız konuşmak istediği, sanık Ö.'in bunu kabul etmediği, mağdur S.'ün "müsaade edin konuşalım" dediği ve katılan A. ile birlikte 6-7 metre kadar yürüyüp gruptan ayrılıp konuşurlarken katılan A.nin mağdur S.'e "benden ayrılamazsın, şerefsiz, o..." dediği, mağdur S.'ün de "evet öyleyim" diyerek karşılık vermesi üzerine katılan A.nin S.'e tokatla vurduğu anlaşılmıştır. Bunu gören sanık Ö. üzerinde taşıdığı 6136 sayılı yasa kapsamında kalan bıçağını çıkararak katılan A.ye saldırdığı, tanık B. ve maktül Y.'un onları ayırmak için yanlarına gittiği, mağdur S.'ün bıçağı Ö.'in elinden almak isterken elinden yaralandığı, tanık B.'nun mağdur S.'ü tutarak geri çektiği, sanığın bıçağı katılan A. ve Y.'a doğru savurmaya devam ettiği sırada bıçağın 2 kez maktülün göğüs kısmına isabet ettiği ve maktülün "ben yaralandım" diyerek bağırması üzerine kenara çekildiği, sanık Ö.'in elinde bıçak ile kendisinden kaçan katılan A.nin peşine takılarak park içerisinde kovaladığı, kovalamaca sırasında katılan A.nin maktül Y.'un yanından geçerken maktülün yaralandığını ve kanlar içerisinde yattığını görmesi üzerine durduğu, katılan A.nin mağdur S.'e tokat attığı, Ö.'in elinden tutarak ve sarsarak bıçağın yere düşmesini sağladığı, olay yerine gelen polislerin de olaya müdahale ettikleri anlaşılmıştır.
Sanık Ö.'in katılan A.ye yönelik tahrik altında kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işlediği, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, istinaf başvurusunda bulunan sanık vekillerinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Sanık Ö.'in maktül Y. D.'ya yönelik olası kasıtla insan öldürme suçundan ilk derece mahkemesi tarafından mahkumiyetine karar verilmiş ise de; maktül Y.'un sol meme alt iç kısmına isabet eden kesici delici alet yarası, göğsün sol yanı dış kısmına isabet eden kesici delici alet yarası sonucu yaralandığı ve sol meme alt iç kısmına isabet eden bıçak darbesi neticesinde öldüğü, maktülde iki adet bıçak yarası olduğu, hedef alınan hayati bölgelerde dikkate alındığında sanık Ö.'in eyleminin kasten insan öldürme suçunu oluşturduğu, maktül Y.'un sanığa yönelik tahrik içeren herhangi bir eyleminin olmadığı, TCK.nın 29.maddesinin şartlarının da oluşmadığı kanaatine varılarak sanık hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelere binaen;
1-Sanık Ö. Ö. hakkında katılan A. Ö.'e yönelik kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet kararına karşı sanık vekillerinin yapmış olduğu istinaf başvurusu gereğince yapılan incelemede:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
İstinaf başvurusunda bulunan sanık vekillerinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Sanık Ö. Ö. hakkında maktül Y. D.'ya yönelik olası kasıtla kasten insan öldürme suçundan verilen mahkumiyet kararına karşı sanık vekilinin ve katılan M. vekilinin yapmış oldukları istinaf başvuruları gereğince yapılan incelemede:
Manisa 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin sanık Ö. Ö. hakkında maktül Y. D.'ya yönelik olası kasıtla kasten insan öldürme suçundan verilen mahkumiyete yönelik 12/09/2017 tarih, 2017/25 Esas-2017224 Karar sayılı hükmünün CMK 280/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Sanık Ö. Ö.'in sabit görülen kasten insan öldürme suçundan eylemine uyan TCK nin 81/1 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, kastın yoğunluğu göz önüne alınarak MÜEBBET HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Şartları oluşmadığından TCK.nın 29.maddesinin sanığın eylemine uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
Sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ve cezanın geleceği üzerindeki olası etkilerine göre verilen cezasından 5237 Sayılı TCK’nın 62/1 maddesi gereğince taktiren l/6 oranında indirim yapılarak 25 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararındaki iptal edilen hususlar gözetilerek 5237 Sayılı TCK 'nın 53/1-2-3 madde fıkralarının TATBİKİNE,
Sanığa verilen hapis cezasının süresine göre sanık hakkında verilen hapis cezasına 5237 Sayılı TCK'nın 50.51,CMK.nın 231.maddelerinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin 5237 sayılı TCK.nın 63.maddesi gereğince sanığa verilen cezasından MAHSUBUNA,
Sanığın üzerine atılı suçun niteliği, kanıt durumu, sanığın müsnet suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, kanunda öngörülen ceza miktarı, kaçma şüphesinin bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanık açısından tutuklama nedenlerinin varlığını gösteren yeterli delillerin bulunduğu, adli kontrol uygulamasının bu aşamada yetersiz kalacağı ve tutuklama tedbirinin işlendiği iddia edilen suça ve bu suçun kanunda öngörülen cezasına nazaran ölçülü olduğu anlaşıldığından, CMK.100 ve devamı maddeleri gereğince sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, hüküm özeti düzenlenerek Cezaevi Müdürlüğüne gönderilmesine,
Tahliye isteminin reddine,
Sanığın tutukluluk halinin devamına ilişkin kararın kendisi yahut C. Başsavcılığı aracılığıyla tutuklunun yakınına veya belirlediği bir kişiye gecikme olmadan haber verilmesine,
Sanık ve müdafiinin tutukluluk halinin devamına ilişkin karara karşı İzmir Bam 2. Ceza Dairesine itiraz hakkının olduğunun hatırlatılmasına, (sanığa hatırlatma yapıldı.)
Manisa Adli Emanetin 2017/94 sırasında kayıtlı bulunan kapalı zarf içerisinde 1 adet DVD'nin DOSYADA DELİL OLARAK SAKLANMASINA,
Manisa Adli emanetin 2016/3575 sırasında kayıtlı bulunan;
-1 adet üzerinde ''Colombia'' ibaresi yazılı bulunan sustalı tabir edilen namlusu açık ucu kırmızı lekeli bıçağın TCK 54 maddesi gereğince MÜSADERESİNE,
-1 adet Üzerinde ''Colombia'' ibaresi yazılı bulunan sustA. tabir edilen bıçaktan alınan kan numunesi (svap), 1 adet Olay yerinden alınan kan numunesi (svap), 1 adet Olay yerinden alınan kan numunesi (svap)'ın DOSYADA DELİL OLARAK SAKLANMASINA,
-1 adet Gri renkli üzere kırmızı rekeli fanila,
-1 adet Gri renkli iç kısmında ve ön kısmında Cat, yan kısımlarında Caerpiller ibareleri yazılı 40 numarA. bordro renkli bağcıklı bot,
-1 adet Gri renkli adidas marka 5 beden sol ön kısmında adidas amblemi altında HOTHBLIZZADR FORCE, sol kol altından fermuarlı ve cepli, cep kısmında adidas amblemi, STAR WARS ibareleri yazılı, sol kısmında figür bulunan tşört,
-1 adet Siyah renkli fermuarlı, adidas marka S beden şişme naylon mont,
-1 adet Açık gri renkli Collezione Denim marka 30-32 beden kot pantolonun karar kesinleştiğinde sahiplerine iadesine,
İlk derece mahkemesinde katılan Melike kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 3.960 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan M.'ye verilmesine,
İstinaf incelemesi sırasında katılan Melike kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi de dikkate alınarak 2.180 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan Melike'ye verilmesine,
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan 1.983,95 TL yargılama gideri ile istinaf incelemesinde yargılama gideri olarak yapılan 150 TL davetiye bedeli olmak üzere toplam 2.133,95 TL nin SANIKTAN TAHSİLİNE,
Sanık Ö. Ö., Sanıklar vekillerinin YÜZÜNE KARŞI, katılanlar ve katılan Melike vekilinin YOKLUĞUNDA,
Kararlara karşı sanık yönünden kararın tebliğ tarihinden itibaren ONBEŞ gün içerisinde, bulunduğu Cezaevi Müdürlüğü'ne dilekçe vermek veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, sanık müdafisi ve katılan yönünden karar tebliğ tarihinden itibaren ONBEŞ gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek ve TEMYİZ yolu açık olmak üzere Cumhuriyet Savcısı Elmas Coşkun'un(27880) huzuru ile oybirliği ile 13.02.2018 tarihinde isteme uygun verilen karar açıkça okundu ve açıklandı. (¤¤)