(5271 S. K. m. 176, 190, 280, 289) (5237 S. K. m. 29, 86)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık hakkındaki 16/07/2013 tarihinde kesinleşen İzmir 21. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/559 Esas 2013/646 Karar sayılı hükmü, tekerrüre (ikinci kez) esas oluşturduğu halde, tekerrür hükümlerinin uygulanmaması, dosya kapsamında oluşa ve mahkemenin kabulüne göre sanık ve şikayetçi arasında meydana geldiği kabul edilen tartışmanın sanık lehine haksız tahrik hali oluşturan bir durum olmadığı halde sanık lehine tahrik hükmü uygulanması suretiyle ve kabule göre de; cezanın 1/4 inden 3/4 üne kadar indirileceğini öngören TCK'nun 29. maddesinin uygulanması sırasında haksız hareketin boyutu dikkate alınarak asgari hadden ceza indirimi yerine 1/2 oranında indirim yapılarak sanık hakkında eksik ceza tayini, aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
İddianame sanığa tebliğ edilmeyerek iddianamenin tebliği ile duruşma günü arasında bir haftalık süre bulunması koşuluna uyulmaması ve 20/10/2016 tarihli duruşmada sanığa isnat edilen suçlama anlatıldıktan sonra bu eksikliğin giderilmesi için sanığa duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı olduğu da hatırlatılmayarak 5271 sayılı CMK'nun 176/4. ve 190/2. maddelerine aykırı davranılması suretiyle hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması,
Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf nedenleri yerinde görülmekle CMK'nın 289/1-h, 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 15.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)