Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 Sayılı CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda; Dairenin yetkisi, başvuranların hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından aynı Kanunun 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında yapılan inceleme sonucunda;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, deliller, gerekçe ve istinaf dilekçesi incelendi:
Suça sürüklenen çocuk ..... suç tarihi itibari ile 15 yaşından büyük olup, TMK hükümleri ve TCK'nın 31. maddesi gereğince kural olarak aksine somut bir savunma ve delil de bulunmamakla atılı eylemin farik ve mümeyyizi olup, 5395 Sayılı ÇKK'nın 35/1 maddesi kapsamında sosyal inceleme raporu alınmasında hukuki zorunluluk ve yarar bulunmadığı, kaldı ki ilk derece mahkemesince sosyal inceleme raporu alınması için gerekli araştırma yapıldığı ancak suça sürüklenen çocuğun 18 yaşını doldurduktan sonra bulunabildiği için rapor telafisi mümkün olmadığından bu husus eleştiri nedeni sayılmamıştır.
Suça sürüklenen Çocuk .....'ın yargılama sırasında 09/06/2016 ve 04/10/2016 tarihli celselerde 18 yaşını doldurmadığı için duruşmanın CMK'nın 185. maddesi gereğince kapalı yapılması gerektiği halde açık yapıldığı, daha sonra kapalı duruşmaya dönüldüğü, suça sürüklenen çocuk O. Y.'ın karar duruşmasında 18 yaşını ikmal ettiği için yukarıdaki celselerin telafisinin mümkün olmadığı gibi herhangi bir zarar oluşturmayan bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.
Ancak;
Anayasanın 141., 5271 Sayılı CMK'nın 34. ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının kanun yolu denetimine olanak verecek biçimde açık olması ve kanun yolu inceleme ve denetim merciniin bu işlevini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere dair değerlendirmelerin, eylemin ve yüklenen suçun yasal unsurlarının ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekmektedir;
Ayrıca halen yürürlükte bulunan 5271 Sayılı CMK'nın 289/1-g maddesinde “hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi” hukuka kesin aykırılık halini oluşturmakta olup, mutlak bir bozma nedenidir.
Bu hususlar ışığında;
TCK'nın 50/3 maddesinde daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşulu ile fiilin işlendiği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış olanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası TCK'nın 50/1 maddesindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrileceği belirtilmektedir.
TCK'nın 50/3 maddesinin bu emredici hükmüne rağmen sabıkasında hapis cezası bulunmayan suça sürüklenen çocuk O. Y.'ın kamu malına zarar verme suçu sabit olduğu kanaatiyle TCK'nın 152/1-a, 31/3, 62. maddeleri gereğince 6 ay 20 gün hapis cezası verilen kararda, suça sürüklenen çocuk O. Y.'a verilen hapis cezası bir yıldan daha az süreli olup, TCK'nın 50/3 maddesi gereğince 50/1 maddedeki seçenek yaptırımlara çevrilmesi zorunlu olduğu halde çevrilmeyen ve çevrilmemesinin gerekçesinin denetime olanak verecek şekilde açıklanmayan mahkeme kararının CMK'nın 230. maddesinde öngörüldüğü şekilde yasal ve yeterli gerekçeyi içermediği anlaşılmakla;
SONUÇ: Anayasanın 141. ve CMK'nın 34. ve 230. maddelerine muhalefetle tesis edilen mahkeme hükmünün CMK'nın 280/1-b, 289/1-g maddeleri dikkate alınarak mutlak hukuka aykırılık hali nedeni ile BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, CMK'nın 286/1 maddesi gereğince KESİN olmak üzere, 07.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)