(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 232, 273, 279, 283, 284, 286, 289, 325) (5237 S. K. m. 44, 53, 58, 61, 62, 151, 152)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 Sayılı CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve esas hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek aynı Kanunun 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında yapılan inceleme sonucunda;
İstinaf talebinin CMK'nın 273. maddesi uyarınca süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, başvuranın istinaf başvurusunda bulunma hakkının olduğu gözetilerek;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, deliller, gerekçe ve istinaf dilekçesi incelendi;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/8-54 Esas 2013/307 Karar sayılı, 18.06.2013 tarihli kararı dikkate alındığında sanığa adli sicil kaydı okunmakla, hakkında iddianamede uygulanması talep edilmeyen TCK’nın 58. maddesinin uygulanması için ayrıca CMK’nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmesinin gerekmediği kanaatine varılmakla bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak;
1-) T.C. Anayasasının "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır" şeklinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı CMK'nın 34. maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir",
5271 sayılı CMK'nın 230. maddesinde de;
"(1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:
a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.
d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.
(2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
(3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
(4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir", hükümlerine yer verilmiştir.
Buna göre, Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur.
5271 sayılı CMK'nın 230. maddesinde belirtildiği üzere, mahkemenin karar gerekçesinde suç oluşturduğu kabul edilen fiil gösterilmeli, mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmelidir. Yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, verilen hüküm tarafları tatmin etmeyecek ve kararın sağlıklı bir şekilde denetim imkanını da ortadan kaldırmış olacaktır.
Ayrıcahalen yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 289/1-g maddesinde “hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi” hukuka kesin aykırılık halini oluşturmakta olup, mutlak bir bozma nedenidir.
Bu açıklamalar ışığında;
Sanığın, bulunduğu koğuşta yangın çıkarması ve neticesinde koğuşta bulunan kamu malı niteliğindeki 04.11.2014 tarihli hasar tespit tutanağında belirli eşyalara zarar vermesi şeklinde gerçekleşen eyleminin genel güvenliği kasten tehlikeye sokmak ve yakarak mala zarar verme suçlarını oluşturduğu, TCK’nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı uyarınca en ağır cezayı gerektiren fiilden hüküm kurulması gerektiği, buna göre de sadece TCK’nın 152/1-a, 2-a madde ve fıkrasında tanımlanan yakarak mala zarar verme suçundan dolayı cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, TCK'nın 44. maddesi değerlendirilmeden gerekçesiz olarak ayrıca genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan da mahkumiyetine hükmedilmesi suretiyle Anayasa'nın 141 ve CMK'nın 34 ve 230. maddelerine muhalefet edildiği,
Kabul ve uygulamaya göre;
2-) Yargılama giderlerinin sanığa yüklenmesinde ilgili kanun maddesinin (CMK'nın 325/1 maddesi ) yazılmaması suretiyle CMK'nun 232/6 maddesine aykılırılık bulunduğu,
3-) Mala zarar verme suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK'nın 152/1-a maddesi gereğince, temel cezanın belirlenmesinden sonra, aynı kanunun 152/2-a maddesi gereğince cezanın arttırılması gerektiği gözetilmeden, kamu malına zarar vermek suçundan mahkumiyet hükmü tesis edildiği belirtilirken hükümde çelişkiye düşülerek TCK'nın 151/1 maddesi gereğince temel ceza tayin edilmesi ve tayin olunan temel cezanın eylemin yakarak işlenmesi nedeni ile TCK'nın 152/2-a maddesi gereğince artırılması gerektiğinin gözetilmeyerek gerekçesiz olarak TCK'nın 152/2-a maddesinin uygulanmaması, Uygulamaya göre asgari hadden hüküm kurulduğu belirtilmesine rağmen TCK'nın 151/1 maddesi gereğince temel ceza tayin edilirken alt sınırın 4 ay hapis cezası veya karşılığı adli para cezası olduğu dikkate alındığında gerekçesiz olarak ve çelişkili anlatımla alt hadden de uzaklaşılarak fazla ceza tayini ve hükümde karışıklığa yol açılması suretiyle Anayasa'nın 141 ve CMK'nın 34 ve 230. maddelerine muhalefet edildiği anlaşılmakla;
Bu nedenlerle Anayasa'nın 141. ve CMK'nın 34 ve 230. maddelerine muhalefetle tesis edilen mahkeme hükmünün CMK'nın 280/1-b, 289/1-g maddeleri dikkate alınarak mutlak hukuka aykırılık hali nedeni ile sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken CMK'nın 283/1 maddesi gereğince istinaf yoluna sanık lehine başvurulmakla yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz hükmünün GÖZETİLMESİNE,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
CMK'nun 284/1, 286/1 maddeleri gereğince kesin olmak üzere 30.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)