(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 209, 229, 230, 241, 273, 279, 280)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 Sayılı CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve esas hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek aynı Kanunun 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında yapılan inceleme sonucunda;
İstinaf talebinin CMK'nın 273. maddesi uyarınca süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, başvuranın istinaf başvurusunda bulunma hakkının olduğu gözetilerek;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, deliller, gerekçe ve istinaf dilekçesi incelendi;
1-) T.C. Anayasasının "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır" şeklinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı CMK'nın 34. maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir",
5271 sayılı CMK'nın 230. maddesinde de;
"(1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:
a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.
d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.
(2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
(3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
(4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir", hükümlerine yer verilmiştir.
Buna göre, Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur.
5271 sayılı CMK'nın 230. maddesinde belirtildiği üzere, mahkemenin karar gerekçesinde suç oluşturduğu kabul edilen fiil gösterilmeli, mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmelidir. Yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, verilen hüküm tarafları tatmin etmeyecek ve kararın sağlıklı bir şekilde denetim imkanını da ortadan kaldırmış olacaktır.
Ayrıca halen yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 289/1-g maddesinde “hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi” hukuka kesin aykırılık halini oluşturmakta olup, mutlak bir bozma nedenidir.
Bu açıklamalar ışığında;
01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 241. maddesinde atılı suçun; "Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi,..." biçiminde tanımlandığı, bu düzenlemeye göre suçun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup, bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin öneminin bulunmadığı, tefecilik suçunun ekonomi, sanayi ve ticarete ilişkin suçlar bölümünde topluma karşı suçlar kısmı içinde bulunduğu, 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi, suçun mağdurunun aynı kişi olmasını suçun zorunlu unsuru haline getirmiş iken, 08/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanunun 6. maddesi ile anılan madde ve fıkraya eklenen "Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır." hükmü ile zincirleme suçun kapsamının genişletildiği ve mağduru aynı kişi olsun ya da olmasın maddenin son fıkrasındaki istisnalar dışındaki tüm suçlarda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün hale getirildiği, bu nedenle birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin zincirleme biçimde tefecilik suçunu oluşturacağı dikkate alındığında;
Hukuki kesinti (iddianame tanzim tarihi ) tarihine kadar olan kazanç elde etme amaçlı faiz karşılığı para verme eylemlerinin tek suç teşkil edip, aynı gerçek kişi mağdura farklı tarihlerde birden fazla, yada farklı birden fazla gerçek kişiye kazanç elde etme amaçlı faiz karşılığı para verme eyleminin zincirleme tek suç teşkil edeceği ve suç tarihinin de teselsülün sona erdiği son faiz karşılığı para verme tarihi olacağı göz önüne alınmaksızın, zincirleme tek eylemin parçalanarak Hazineye karşı ve katılan gerçek kişiye karşı ayrı işlendiğinden bahisle ayrı ayrı mahkumiyet kararları verildiği, ayrıca B. B., E. O., H. İ. D. ve A. A. yönelik tefecilik eylemlerinden de suç duyurusunda bulunulmak suretiyle yasal olmayan gerekçe ile (zincirleme tek tefecilik suçundan, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.10.2009 gün ve 8-124-224 sayılı kararında da açıkça işaret edildiği gibi, TCK'nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanunun 3/1. maddesindeki "suç işleyen kişi hakkında fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, faiz karşılığı para verilen kişi adedi ve suça konu meblağların miktarları dikkate alındığında meydana gelen kamu zararı, kasta dayalı kusur ağırlığı ,suçun konusunun önem ve değeri itibariyle alt sınırdan hak ve nesafet ile eylemin niteliği ile doğru orantılı ayrılarak) birden fazla mahkumiyet kararı verilerek ve aynı suç kapsamındaki eylemler nedeni ile suç duyurusunda bulunulmasına karar verilerek Anayasa'nın 141 ve CMK'nun 34 ve 230. maddelerine muhalefet edildiği,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2-) Katılan kurumun gerekçeli karar başlığında suçtan zarar gören olarak yazılmak suretiyle CMK'nın 232/2-b maddesine muhalefet edildiği,
3-) Suç tarihi 2012-2013 tarihleri olmasına rağmen Vergi Denetim Kurulu ihbar tarihinin suç tarihi olarak yazılması suretiyle CMK'nın 232/2-c maddesine muhalefet edildiği
4-) Mahkumiyetine karar verilen sanıklara yargılama giderlerinin yüklenmesinde ilgili kanun maddesinin (CMK'nın 326/2 maddesi) yazılmaması suretiyle CMK'nın 232/6 maddesine muhalefet edildiği,
5-) İddianamede sanıklar hakkında bir kez TCK’nın 37/1 maddesi delaleti ile 241/1, 43/1, 53/1 maddelerinin uygulanması talep edildiği halde sanıklar veya müdafiine ek savunma hakkı tanınmadan yazılı şekilde uygulama yapılarak karar verilmesi suretiyle CMK'nın 226. maddesine aykırı olarak sanığın savunma hakkının kısıtlandığı,
6-) Tanıklar A. U., H. İ. D., S. D.'in CMK'nın 211. maddesi kapsamında somut bir mazeret ve gerekçe olmadan sanıklar müdafiinin yokluğunda ve belirli gün ve saat dışında dinlendikleri, sanıklar müdafiinin tanıkların yeniden dinlenmesi iradesi de bu hususta karar verilmemekle zımnen reddedilmiş bulunmakla ilk derece mahkemesince sanıklar ve sanıklar müdafiinin tanıklara doğrudan soru sorma hakkının kısıtlandığı, bu suretle CMK'nın 181/1, 201/1, 211 maddelerine muhalefet edildiği,
7-) Katılma talepleri hakkında hazır bulunan sanık ve sanıklar müdafiinden diyecekleri sorulduktan sonra katılma talebinin değerlendirilmesi gerekliliği gözetilmeden doğrudan katılma karar verilmesi suretiyle CMK'nın 238/3 maddesine muhalefet edildiği anlaşılmakla,
Bu nedenlerle gerekçesizlik itibariyle Anayasa'nın 141 ve CMK'nın 34 ve 230. maddelerine muhalefetle, "Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması" itibariyle CMK'nın 181/1, 201/1, 211, 238/3, 226. maddelerine muhalefetle tesis edilen mahkeme hükmünün CMK'nın 280/1-b, 289/1-g-h maddeleri dikkate alınarak mutlak hukuka aykırılık hali nedeni ile sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
CMK'nın 284/1,286/1 maddeleri gereğince kesin olmak üzere 31.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)