(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 61, 248, 249) (5271 S. K. m. 273, 279, 280, 284, 286, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla,5271 Sayılı CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve esas hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek aynı Kanunun 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında yapılan inceleme sonucunda;
İstinaf talebinin CMK'nın 273. maddesi uyarınca süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, başvuranın istinaf başvurusunda bulunma hakkının olduğu gözetilerek;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, deliller, gerekçe ve istinaf dilekçesi incelendi;
İlk derece mahkemesinin 2016/203 Esas 2016/328 Karar sayılı, 24.11.2016 tarihli hükmünün istinafı sonucunda Dairemizin 2017/1 Esas 2017/8 Karar sayılı 04.01.2017 tarihli kararı ile; Zimmet suçu yönünden öncelikle; temel cezanın tayininde TCK'nın 61. maddesi uygulaması ve etkin pişmanlık (TCK'nın 248. Maddesi), daha az cezayı gerektiren hal (TCK'nın 249 maddesi) uygulamaları yönünden denetime esas teşkil edecek şekilde zimmet miktarının belirlenmesi gerektiği dikkate alındığında dava dosyasının ve eklerinin emekli Sayıştay denetçilerinden oluşturulacak bilirkişi heyetine tevdii ile alınacak rapor ile sanığın görevi gereği yasal olarak kendisine tevdii edilen malı belli bir süre kullanıp hakkında herhangi bir uyarı, ihbar, şikayet veya soruşturma olmaksızın kendiliğinden kuruma yatırması halinde kullanma zimmetinin ve Merkez Müdürlüğü tarafından yapılan denetimle ortaya çıkarılan miktar yönünden de temellük zimmetinin oluşacağı dikkate alındığında, sanığın kullanma zimmetine konu paradan nemalandığı miktar ile temellük zimmetine konu olan miktar toplanarak zimmet miktarının belirlenmesinden sonra, bu miktar üzerinden yapılacak uygulama ile sanığın zincirleme basit zimmet suçundan cezalandırılması gerektiğinin gözetilmediğinden bahisle mahkeme hükmünün CMK'nın 280/1-b, 289/1-g maddeleri dikkate alınarak mutlak hukuka aykırılık hali nedeni ile bozulmasına karar verilmesine, ilgili kararımızın CMK'nın 284/1, 286/1 maddeleri gereğince kesin nitelikte olmasına ve ilk derece mahkemesince gerek duruşma sırasında verilen ara kararda gerekse nihai karar ve gerekçesinde Dairemiz bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak hüküm tesis edildiği bildirilmesine rağmen;
Sanık hakkında sonuç olarak zincirleme basit zimmet suçundan hüküm tesis edilmesi gerektiği yollu Dairemiz kararına rağmen fikri içtima hükümleri gözetilmeksizin sanık hakkında basit zimmet ve kullanma zimmeti suçundan iki ayrı mahkumiyet hükmü tesis edilerek CMK'nın 284/1. maddesine aykırılık ile dosya kapsamı ile bağdaşmayan ve yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulduğu,
Uygulamaya göre de;
Emsal nitelikteki Yargıtay 5. CD'nin 2014/959 Esas 2016/4336 Karar sayılı, 28.04.2016 tarihli kararında da işaret edildiği üzere, sabit görülen eylemin temellük zimmeti kısmına ilişkin 7613,17.TL'lik kurum zararını soruşturma aşamasında ödeyen sanığın ödeme iradesinin soruşturma aşamasında oluştuğu, akabinde sabit görülen suçun kullanma zimmeti kısmına ilişkin nemaya ait zarara dair ancak bilirkişi incelemesi ile belirlenebilen 13,39.TL'lik kurum zararının kovuşturma aşamasında karşılandığından bahisle yasal olmayan gerekçe ile sanık aleyhine TCK 248/2-2. cümle gereğince eksik ceza indirimi ile fazla ceza tayin edildiği anlaşılmakla;
Bu nedenlerle Anayasa'nın 141 ve 5271 sayılı CMK'nın 34 ve 230. maddelerine muhalefetle tesis edilen mahkeme hükmünün CMK'nın 280/1-b, 284/1, 289/1-g maddeleri dikkate alınarak mutlak hukuka aykırılık hali nedeni ile BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
CMK'nın 284/1, 286/1. maddeleri gereğince kesin olmak üzere 25.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)