(2709 S. K. m. 141) (3628 S. K. m. 18) (5271 S. K. m. 34, 230, 260, 273, 280, 284, 289) (5237 S. K. m. 53)
CMK’nın 260/1. maddesine göre rüşvet verme suçundan katılan sıfatım alabilecek surette zarar görmüş olan T.C. Adalet Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından istinaf edilmesi karşısında 3628 sayılı Yasanın 18. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak katılma talebinin kabulüne karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
İstinaf talebinin CMK’nın 273. maddesi uyarınca süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, başvuranların istinaf başvurusunda bulunma hakkının olduğu gözetilerek;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, deliller, gerekçe ve istinaf dilekçesi incelendi;
1-) Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nın 34, 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının kanun yolu denetimine olanak verecek biçimde açık olması ve kanun yolu inceleme ve denetim merciniin bu işlevini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, eylemin ve yüklenen suçun yasal unsurlarının ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 600/245 Esas - Karar sayılı, 04.05.1987 günlü kararı ve bu karar doğrultusundaki emsal nitelikteki Yargıtay 5.CD’nin 2014/6667 Esas, 2016/6949 Karar sayılı, 29.06.2016 tarihli, 2014/3248 Esas, 2016/8032 Karar sayılı 28.09.2016 tarihli kararları da göz önüne alındığında;
Rüşvet suçunun konusu, işin yapılması veya yapılmaması olduğundan, şarta bağlı rüşvet sözleşmesinin yapılamayacağı, zira şart gerçekleşmediğinde rüşvet sözleşmesinin gereğinin yerine getirilemeyeceği, başka bir anlatımla bu durumda anlaşma konusunun ortadan kalkacağı göz önüne alındığında sanıkların Avukat olan katılan A.Y.’ye (suç tarihi itibariyle) henüz yapılmamış icra takibine itiraz etmemesi karşılığında 5.000 TL bedelli senet vererek menfaat teklifinde bulunmaları şeklide sübutu kabul edilen eylemin kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği gözetilmeden suç niteliğinde yanılgıya düşülerek yasal olmayan ve dosya kapsamı ile bağdaşmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nın 34, 230. maddelerine muhalefet edildiği,
Uygulamaya göre de;
2-) Haklarında tayin olunan kısa süreli olmayan hapis cezaları ertelenen sanıklar hakkında TCK’nın 53/3 maddesine göre “Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir.” düzenlemesinin gözetilmediği,
3-) Sanık Y.A. müdafii Avukat N.Ö.’nün ad ve soyadının gerekçeli karar başlığında yazılmaması suretiyle CMK’nın 232/2-b maddesine muhalefet edildiği anlaşılmakla,
Bu nedenlerle Anayasanın 141 ve CMK’nın 34 ve 230. maddelerine muhalefetle tesis edilen mahkeme hükmünün CMK’nın 280/1 -b, 289/1-g maddeleri dikkate alınarak mutlak hukuka aykırılık hali nedeni ile sair hususlarda mahallinde ikmal edilmek üzere BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
CMK’nın 284/1 maddesi gereğince kesin olmak üzere 09.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)