(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 273) (5237 S. K. m. 53, 257)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 Sayılı CMK.'nun 279. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve esas hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek aynı Kanunun 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında yapılan inceleme sonucunda;
İstinaf talebinin CMK'nın 273. maddesi uyarınca süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, başvuranın istinaf başvurusunda bulunma hakkının olduğu gözetilerek;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, deliller, gerekçe ve istinaf dilekçesi incelendi;
Sanıklardan M. S.'ın suç tarihinde Muğla ili, Bodrum ilçesi, Yalıkavak beldesi Belediye Başkanı olarak, diğer sanık H. B.'un da aynı belediye de imar müdürü olarak görev yaptıkları, beldenin Gökçebel köyü Değirmenaltı mevkiinde 43 sayılı parsel de taşınmazı bulunan katılan tarafından Muğla 1.İdare Mahkemesinde 2012/354 Esas sayılı dosya ile sanıklar tarafından verilen yapı ruhsatının hukuka aykırı olduğu, kamu yararı planlama esasları ve şehircilik ilkelerine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülerek işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması amacı ile dava açtığı, mahkeme tarafından 24/07/2012 tarihinde katılanın talebi kabul edilerek 42 parselde bulunan taşınmaz hakkındaki dava konusu işlemlerin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın 17/08/2012 tarihinde belediye vekiline tebliğ edilmesine rağmen mahkeme kararına aykırı bir şekilde sanıklar tarafından söz konusu 42 parselde bulunan taşınmaz için 17/09/2012 tarihinde yapı kullanma izin belgesi düzenlenerek üzerlerine atılı görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri mahkeme tarafından kabul edilerek her iki sanığın da cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere mahkemenin yargılama sonucuna uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının reddine,
Gerekçeli karar da sanıklar hakkında TCK'nın 53/5 maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmemiş ise de bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği denildiği, kısa karar da ise sanıklar hakkında sonuç olarak hapis cezasına hükmedilmemiş olduğundan TCK'nın 53.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına şeklinde karar verilerek çelişki oluştuğu, yüklenen suçun TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak sureti ile işleyen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanıklar hakkında aynı kanunun 53/5 maddesi gereğince hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesini gerektiğinin gözetilmemesi kazanılmış hak niteliğinde bulunup sanıklar aleyhine istinaf talebi bulunmamakla eleştiri yapılmakla yetinilmiştir.
Ancak;
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34, 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının kanun yolu denetimine olanak verecek biçimde açık olması ve kanun yolu inceleme ve denetim merciniin bu işlevini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, eylemin ve yüklenen suçun yasal unsurlarının ne olduğunun ve ceza hesaplamasının açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken;
1-5237 sayılı TCK'nın 61.maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1.fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı kanunun 3.maddesinin 1.fıkrasındaki " suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur", şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabet ile değerlendirilip, olayın oluş şekli meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kastının yoğunluğu göz önüne alınarak temel cezanın hak ve nesafete uygun bir şekilde belirlenmesi denetime olanak verecek şekilde gösterilmesi gerektiği gözetilmeden sanıklar hakkında TCK'nın 257/1 maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılarak aynı kanunun 61/1 maddesindeki ölçütler dikkate alınarak denilmek sureti ile soyut gerekçelerde alt sınırdan uzaklaşılması,
2-Sanıklar hakkında mali ve sosyal durum araştırması da yaptırılmadan gerekçesiz olarak hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinde hüküm fıkrasında alt sınırdan ayrılarak günlüğü 40.00 TL'den adli para cezasına çevrildiği "bir gün karşılığının takdiren 20,00 TL. olarak belirlenmesine ve günün 40,00 TL. ile çarpılması ile sonuç olarak 9.000,00 TL. adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilerek çelişki oluşması;
Bu nedenlerle Anayasa'nın 141. ve 5271 sayılı CMK'nun 34. ve 230. maddelerine muhalefetle tesis edilen mahkeme hükmünün CMK'nun 280/1-b, 289/1-g maddeleri dikkate alınarak mutlak hukuka aykırılık hali nedeni ile BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
CMK'nın 286/1 maddesi gereğince kesin olmak üzere 10.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)