(5271 S. K. m. 226, 277, 279, 280, 286, 289) (5237 S. K. m. 43, 53, 257)
Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, istinaf dilekçelerinin CMK'nın 277/1 maddesi uyarınca istinaf hakkı bulunanların istinaf hakkı, istinaf süresi, dairenin görevi yönünden bir eksiklik bulunmayan dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenmek suretiyle CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, deliller, gerekçe ile istinaf dilekçesi incelendi;
Olay tarihinde Karşıyaka Belediye Başkanı olan sanık K. G. ile aynı belediyede fen işlerinden sorumlu müdür olan sanık T. Ç. hakkında görevi kötüye kullanma suçundan (4 Kez) 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmaları nedeniyle sanıkların kararı istinaf etmeleri üzerine dairemize gelen dosyanın incelenmesinde;
Mahkemece dava konusu olayda, Karşıyaka belediyesinde bilirkişi raporu ile de tespit edilen imar planı ve İmar Kanunu ve ilgili yönetmeliklere aykırı ruhsatlar düzenlendiği, 5423 nolu parseldeki binayla ilgili kesinleşmiş 2014/198 Esas sayılı İdare Mahkemesi kararının uygulanmadığı, yapı ruhsatı mevzuata uygun olmayan binalar için tatil ve yıkım kararları verilmediği, binalarda zemin etüdü, aplikasyon raporları, mimarı, statik, mekanik ve elektrik projelerinin bulunmadığı, imar tasdik tarihlerinden yani imar ıslaf ve revizyonları kesinleşmeden önce kadastral mülkiyetlerin verildiği, ruhsat verilmeden inşaata başlanması hususunda denetim yapılmadığı görülmüş olup bu nedenle sanıklar belediye başkanı Kadir Gedik ve imar işleri müdürü T. Ç.'in görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle katılanların mağduriyetine yol açtıkları ve ruhsat verdikleri kişilere haksız menfaat temin ettikleri kanaatine varılarak görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri kanaatiyle atılı eylemden mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
Olayda, sanıkların savunması katılanların şikayetleri, bilirkişi heyeti raporu, tutanak ve tüm dosya kapsamı ile görevi kötüye kullanma suçunun oluştuğuna yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işledikleri kabul edilen sanıklar hakkında iddianamede talep edilmemekle CMK'nın 226. maddesi gereğince ek savunma hakkı tanınarak TCK'nın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmemiş ise de; aleyhe istinaf olmadığından bu husus bozma nedeni sayılmamıştır.
Ancak görevi kötüye kullanma suçu kamu görevlilerinin kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olma ya da kişilere haksız menfaat sağlamaları halinde oluşur.
Bir kamu görevi ile görevlendirilen kişiler bu faaliyetin yürütülmesi sırasında, görevlerinin gerekli kıldığı yükümlülüklere uygun hareket etmek zorunda oldukları aşikardır.
Öyle ki; kamu faaliyetlerinin gerek eşitlik gerek liyakatlilik açısından adalet ilkelerine uygun yürütüldüğü hususunda toplumda hakim olan güvenin ve inancın sarsılmaması gerekir.
Onun için görevi kötüye kullanma ve benzeri suçlarda zarar gören kişiler olmakla birlikte bu suçların esasen zarar göreni kamu düzenidir.
Zaten bu ve benzeri suçlar Türk Ceza Kanununda Kamu İdaresinin Güvenirliliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar bölümünde düzenlenmiştir.
Bu durumda kişiler bireysel olarak zarar görse de suçtan esasen zarar gören kamu düzeni olması nedeniyle sanıkların tek eylemi ile kişi mağduriyeti veya kamu zararı ya da kişilere haksız menfaat temininde suçun oluşmakta birden fazla eylemle birden fazla kişiye karşı mağduriyet ya da bir kişi aleyhine birden fazla mağduriyet ya da bir kişiye birden fazla ayrı ayrı zamanlarda haksız menfaat halinde zincirleme şeklinde görevi kötüye kullanma suçu oluşur.
Dava konusu olayda da birden fazla eylemle birden fazla kişi mağdur olmuş ise de; suçun mağdurunun kamu düzeni olması nedeniyle, sanıkların eylemleri zincirleme görevi kötüye kullanma suçu olup, suçun ağırlığına göre TCK'nın 257/1 maddesi gereğince cezalandırılmaları ve TCK'nın 43. maddesi gereğince cezadan artırım yapılması gerekirken katılan mağdur sayısınca ceza verilmek suretiyle savunma hakkı kısıtlanarak 289/1-h maddelerine muhalefet edildiği anlaşılmakla;
Bu nedenlerle ilgili mahkeme hükmünün CMK'nın 280/1-b ve 289/1-h maddeleri dikkate alınarak mutlak hukuka aykırılık hali nedeni ile BOZULMASINA, CMK'nın 284/1, 286/1 maddeleri gereğince KESİN OLMAK üzere;
Dosyanın gereği icra edilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dair oybirliği ile olmak üzere 25.04.2017 tarihinde karar verildi. (¤¤)