(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 231, 273, 279, 280, 284, 286, 289) (5237 S. K. m. 257) (YCGK 03.02.2009 T. 2008/11-250 E. 2009/13 K.) (5. CD. 14.04.2015 T. 2014/10041 E. 2015/10302 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla,5271 Sayılı CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve esas hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek aynı Kanunun 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında yapılan inceleme sonucunda;
İstinaf talebinin CMK'nın 273. maddesi uyarınca süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, başvuranın istinaf başvurusunda bulunma hakkının olduğu gözetilerek;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, deliller, gerekçe ve istinaf dilekçesi incelendi;
Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur.
5271 sayılı CMK'nın 230. maddesinde belirtildiği üzere, mahkemenin karar gerekçesinde suç oluşturduğu kabul edilen fiil gösterilmeli, mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmelidir. Yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, verilen hüküm tarafları tatmin etmeyecek ve kararın sağlıklı bir şekilde denetim imkanını da ortadan kaldırmış olacaktır.
Ayrıca halen yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 289/1-g maddesinde “hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi” hukuka kesin aykırılık halini oluşturmakta olup, mutlak bir bozma nedenidir.
Bu açıklamalar ışığında;
TCK'nn 257. maddesinde belirtilen suçun oluşması için görevin gereklerine aykırı davranış veya ihmal ve gecikmenin yanında “kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir menfaat sağlanması” öğelerinden birinin de gerçekleşmesi gerektiği gözetildiğinde; kovuşturma aşamasında alınan Prof. Dr. Veli Özer Özbek tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda da isabetle olarak belirtildiği gibi sanığın ilgili kişiye ihale yapılmaksızın ticari taksi hattını tahsis etmek suretiyle menfaat sağlayarak görevinin gereklerine aykırı hareket ettiği ve bu suretle atılı görevi kötüye kullanma suçunun maddi unsurlarının oluştuğu, somut maddi bir zarar bulunmaması durumunun sanık hakkında CMK'nın 231/5 maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu değerlendirilirken göz önüne alınabileceği zira; CMK'nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, gerek Yargıtay 5.CD tarafından ve gerekse Dairemizce de benimsenen 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, CMK'nın 231/6-c maddesinde düzenlenen "giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, olayda da bu anlamda basit bir araştırma ile belirlenebilir, somut bir maddi zarar bulunmamakla bu durumun sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanması yönünden değerlendirilebileceği, buna göre Lapseki Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/40 Esas, 2016/289 Karar sayılı, 08.06.2016 tarihli önceki kararının hukuka uygun ve isabetli olduğu, ancak itiraz üzerine Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/602 Değişik İş sayılı, 05.08.2016 tarihli kararı ile görevi kötüye kullanma suçunun unsurları ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanması koşullarının karıştırılarak ve kişiye haksız menfaat temin edilmesinin de atılı suçun unsuru olduğu gözetilmeksizin atılı suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle kararı kaldırması üzerine ilk derece mahkemesince yasanın bu karar doğrultusunda Yargıtay 5.CD'nin yerleşik içtihatlarına (Emsal karar; Yargıtay 5.CD'nin 2014/10041 Esas, 2015/10302 Karar sayılı, 14.04.2015 tarihli kararı) da aykırı şekilde yanlış yorumlanarak yasal olmayan ve dosya kapsamı ile bağdaşmayan gerekçe ile sanık hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmakla;
Bu nedenlerle Anayasa'nın 141 ve CMK'nın 34 ve 230. maddelerine muhalefetle tesis edilen mahkeme hükmünün CMK'nın 280/1-b, 289/1-g maddeleri dikkate alınarak mutlak hukuka aykırılık hali nedeni ile sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, CMK'nın 284/1, 286/1 maddeleri gereğince kesin olmak üzere 26.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)