(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 273, 279, 280, 284, 286, 289) (5237 S. K. m. 35, 58, 86) (YİBK 10.04.1992 T. 1991/7 E. 1992/4 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 Sayılı CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve esas hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek aynı Kanunun 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında yapılan inceleme sonucunda;
İstinaf talebinin CMK'nın 273. maddesi uyarınca süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, başvuranın istinaf başvurusunda bulunma hakkının olduğu gözetilerek;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, deliller, gerekçe ve istinaf dilekçesi incelendi;
T.C. Anayasasının "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır" şeklinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı CMK'nın 34. maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir",
5271 sayılı CMK'nın 230. maddesinde de;
Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur.
5271 sayılı CMK'nın 230. maddesinde belirtildiği üzere, mahkemenin karar gerekçesinde suç oluşturduğu kabul edilen fiil gösterilmeli, mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmelidir. Yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, verilen hüküm tarafları tatmin etmeyecek ve kararın sağlıklı bir şekilde denetim imkanını da ortadan kaldırmış olacaktır.
Ayrıca halen yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 289/1-g maddesinde “hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi” hukuka kesin aykırılık halini oluşturmakta olup, mutlak bir bozma nedenidir.
Bu açıklamalar ışığında;
1-) 10.4.1992 gün 1991/7-4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince kısa kararla gerekçe arasındaki çelişkinin mutlak hukuka aykırılık hali olduğu da dikkate alınarak, sanığın kamu görevlisi mağdur K. Ö.'e hakaret suçu tamamlandığı ve bu yönde gerekçe ihdas edildiği halde gerekçe ile kısa karar arasında da çelişki oluşturarak tayin olunan cezadan TCK'nın 35. maddesi gereğince indirim yapıldığı,
2-) Sanık hakkında kasten yaralama suçundan mahkumiyet hükmü tesis edilirken hükümde uygulanmayan TCK'nın 86/3-e madde, fıkra ve bendinin gerekçesi yazılıp (sanığın silahtan sayılan gözlük ve tespih kullanması) gerekçe ile bağdaşmayan ve uygulanma gerekçesi gösterilmeyen TCK'nın 86/3-a-c madde, fıkra ve bendlerinin uygulandığı,
3-) Sanık hakkında sabit görülen suçlarından mahkumiyet kararları verilirken hakkında tekerrür nedeni ile TCK'nın 58. maddesi uygulanırken yasal şartlara haiz, tekerrüre esas birden fazla ilam varsa en ağır olanın (2. tekerrür varsa öncelikle yoksa en fazla cezayı içeren ilamın) tercih edilerek hükmün buna göre tesis edilmesi gerekirken hükümde ve infazda tereddüte yol açacak şekilde yasal olmayan teknikle birden fazla ilam gösterilerek tekerrür hükümlerinin uygulandığı anlaşılmakla;
Bu nedenlerle Anayasa'nın 141 ve CMK'nın 34 ve 230. maddelerine muhalefetle tesis edilen mahkeme hükmünün CMK'nın 280/1-b, 289/1-g maddeleri dikkate alınarak mutlak hukuka aykırılık hali nedeni ile sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, CMK'nın 284/1, 286/1 maddeleri gereğince kesin olmak üzere 20.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)