(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 7, 53) (5271 S. K. m. 231, 273, 279)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 Sayılı CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve esas hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek aynı Kanunun 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında yapılan inceleme sonucunda;
İstinaf talebinin CMK'nın 273. maddesi uyarınca süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, başvuranın istinaf başvurusunda bulunma hakkının olduğu gözetilerek;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, deliller, gerekçe ve istinaf dilekçesi incelendi;
TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe istinaf bulunmadığından eleştiri nedeni yapılmakla yetinilmiştir.
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının, kasten işlenen suçtan dolayı, hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması ve ilgili 53. maddesinin (1), (2), ve (4) numaralı fıkralarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 08.10.2015 tarihli ve E.2014/140, K.2015/85 sayılı kısmi iptal kararının, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden koşulları oluşması halinde infaz aşamasında gözetilerek TCK'nın 53/1 maddesinin uygulanması mümkün görülmekle sanık hakkında TCK'nın 53/1 madde ve fıkrasının uygulanmaması eleştiri nedeni yapılmakla yetinilmiştir.
Ancak;
Sanık hakkında İvrindi Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/71 Esas sayılı, 13.04.2009 tarihli iddianamesi ile 2006 yılı suç tarihinde görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması istemi ile TCK'nın 257/1, 53. maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasının İvrindi Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/65 Esas sayılı dava dosyası üzerinden yapılan yargılaması sonucunda 2009/80 Karar sayılı, 15.05.2009 tarihli kararı ile CMK 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasına geri bırakıldığı, kararın 25.05.2009 tarihinde kesinleştiği, sanığın 2006-2007-2008 yıllarında işlediği 1163 Sayılı Kanuna muhalefet suçundan İvrindi Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/116 Esas, 2013/129 Karar sayılı, 24.12.2013 Karar 27.04.2016 Kesinleşme tarihli ilamı ile mahkumiyetine karar verildiği, iş bu dosya üzerinden ihbar üzerine İvrindi Asliye Ceza Mahkemesinin dava dosyasını yeniden esasa alarak 2016/154 Esas sayılı dava dosyası üzerinden kovuşturmaya devamla duruşma açarak açıklanması geri bırakılmış hükmü CMK'nın 231/11. maddesi gereğince açıklayarak mahkumiyet hükmü tesis ettiği dikkate alındığında,
1-) CMK'nın 231/11. maddesinde açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün hangi şartların gerçekleşmesi halinde açıklanacağı açıkça belirtilmiş olup bu düzenlemeye göre hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın, denetim süresi içinde kasıtlı bir suçtan mahkum olması durumunda hüküm açıklanacaktır. Bunun için ikinci suçun denetim süresi içerisinde işlenmesi ve kasıtlı bir suç olması yeterlidir. İkinci suçun kesinleşme tarihinin önemi yoktur. İkinci suçun şikayete bağlı veya re'sen soruşturulan bir suç olması da sonuca etkili değildir. Yine ikinci suçtan mahkumiyetin adli para cezası ya da hapis cezası olması yanında TCK'nın 50. maddesindeki seçenek yaptırımlara çevrilmiş olmasının da önemi olmadığı gibi kesin nitelikte olmasının da önemi yoktur. Kanun koyucu ikinci suçun kasıtlı bir suç olmasını yeterli görmüş, ikinci suçtan verilecek mahkumiyet hükmünün niteliği konusunda bir sınırlama getirmemiştir.
Bu açıklamalar ışığında ihbar konusu ilamın suç tarihinin açıklanmasına geri bırakılan hükmün kesinleşme tarihinden önce olmakla CMK'nın 231/11. maddesi açıklanması geri bırakılmış hükmün açıklanması koşulları oluşmadığı halde yasal olmayan gerekçe ile açıklanarak sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
2-) İhbar konusu ilamın 1163 Sayılı Yasanın Ek 2/2. maddesinin uygulanmasına ilişkin olup ihbara dayanak hükümden sonra 02.12.2016 tarihli 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 12. maddesi ile TCK'nun 75. maddesinde yapılan değişiklik ile bu suçun ön ödeme kapsamına alınması itibari ile öncelikle ihbara konu ilamın mahkemesinden uyarlanmasının istenerek sonucuna göre CMK'nın 231/11. maddesi hükmün açıklanmasının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmediği,
3-) Açıklanması geri bırakılmış hüküm tarihinden sonra, hükmün açıklanmasından önce 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanunun 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan "kazanç" sözcüğünün "menfaat" olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, kanunun değişik metnine göre atılı suçun unsurlarının tayin ve tespiti ile gerekçenin buna göre oluşturulması gerektiği dikkate alındığında bu itibarla açıklanması geri bırakılan hükümde ve yargılama sonucunda açıklanan ve istinafa konu olan hükümde tekrar edilen gerekçesinin hüküm tarihinde sonra yürürlüğe giren 6086 sayılı yasanın 1. maddesi ile yapılan değişikliği ve mukayeseyi kapsar şekilde yeterli ve yasal gerekçeyi içermediği anlaşılmakla,
Bu nedenlerle Anayasa'nın 141 ve 5271 sayılı CMK'nın 34 ve 230. maddelerine muhalefetle tesis edilen mahkeme hükmünün CMK'nın 289/1-g maddesi atfı ile CMK'nın 280/1-b maddesi dikkate alınarak mutlak hukuka aykırılık hali nedeni BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 17.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)