Yerel Mahkemece verilen hüküme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 Sayılı CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve esas hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek aynı Kanunun 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında yapılan inceleme sonucunda;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, deliller, gerekçe ve istinaf dilekçesi incelendi;
TCK'nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanunun 3. maddesinin 1. fıkrasındaki "suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması gerekirken yazılı şekilde gerekçesiz temel ceza tayin edilmesi sanık hakkında alt sınırdan ceza tayin edilmekle eleştiri nedeni yapılmakla yetinilmiştir.
Sanık hakkında ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanmakla koşullu salıverme hükümlerinin uygulanamayacağı dikkate alınmaksızın, "... kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. Fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına" karar verilmesi infazı kabil olmamakla ilgili hak yoksunluğunun bihakkın infaz tarihine kadar uygulanmasının infaz aşamasında resen gözetileceği dikkate alınarak sonuca etkili görülmemiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararı yanlış yorumlanarak, TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin (Seçme ve seçilme ehliyetinden) uygulanmaması infaz aşamasında gözetilebileceği dikkate alınarak eleştiri nedeni yapılmakla yetinilmiştir.
Mahkemenin kararında eleştiri nedenleri ve düzeltme yapılan husus dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların eleştiri nedenleri ve düzeltme yapılan husus dışında kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından sair istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık hakkında TCK'nın 292/1. maddesi uyarınca uygulama yapılırken bu hükme yollama yapan 5275 sayılı CGTİK'nın 97/1. maddesi gösterilmeyerek CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
Nedeni ile hukuka aykırılık mevcut olup, başvuranın istinaf itirazları bu itibarla yerinde ise de bu hususun esasa etkili olmayıp düzeltilmesinin de yeniden yargılamayı gerektirmediği, bu hususta Dairemizce CMK'nın 280/1-a maddesi delaleti ile CMK'nın 303. maddesi kapsamında karar verilmesinin mümkün olduğu kanaatine varılmakla;
İstinaf kapsamındaki hükmün temel cezanın belirlendiği bölümünde yer alan "...TCK 292/1 maddesi..." ibaresinden önce gelmek üzere "...5275 sayılı CGTİK'nın 97/1. maddesi delaletiyle..." yazılması suretiyle,
Sair yönleri usul ve yasaya uygun olan Hükmün CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 31/12/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.(¤¤)