(5271 S. K. m. 34, 230, 279, 280, 286) (5237 S. K. m. 250)
Yerel mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 Sayılı CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda; dairenin yetkisi, başvuranların hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından aynı Kanunun 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında incelemeye geçilerek;
1-) Sanık İ. B. hakkında müşteki H. A.'a yönelik irtikap suçu iddiası ile açılan kamu davasından beraat kararına yönelik katılan Maliye Hazinesi vekilinin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, deliller, gerekçe ve istinaf dilekçesi incelendi;
Ceza Yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak biçimde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Anayasa m. 38/4, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m. 6/2, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m. 11, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi m. 14/2) de nazara alınarak; sanığın aşamalarda değişmeyen savunmaları ve tüm dosya kapsamı ile sanığın leh ve aleyhindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaati karşısında,
İstinaf başvurusunda bulunan başvuranın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla İSTİNAF BAŞVURUSUNUN CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
Dair CMK'nın 286/2-f maddesi gereğince KESİN OLMAK üzere;
2-) Sanık İ. B. hakkında katılan H. Ş.'e yönelik irtikap suçundan, katılan S. T.'a yönelik irtikap suçundan, sanık T. E. hakkında katılan H. Ş.'e yönelik irtikap suçuna yardım eyleminden ve katılan S. T.'a yönelik irtikap suçuna yardım suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik katılan Maliye Hazinesi vekilinin ve sanıkların istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, deliller, gerekçe ve istinaf dilekçeleri incelendi;
Mahkemenin kararında bozma nedenleri dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların bozma nedenlerinde belirtilen haller dışında kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmakla sair itirazların reddine;
Ancak;
1-) İddianamede sanıklar hakkında TCK’nın 250/2. maddesinin uygulanması talep edilmediği halde sanıklara her bir mağdur yönünden ayrı ayrı bu maddenin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanınmadığı, iddia makamının esas hakkındaki mütalaasında sanıklar hakkında TCK'nın 250/2. maddesinin uygulanması talep edilmekle iddia makamının esas hakkındaki mütaalasının okunması sırasında sanık İ. B. müdafii hazır bulunmakla CMK'nın 226/4. maddesi de dikkate alınarak sanık İ. B. hakkında ek savunma hakkının verilmiş sayılabileceği ancak sanık T. E.'in iddia makamının esas hakkındaki mütalaasının okunması sırasında da hazır bulunmadığı ve tebliğ de edilmediği dikkate alınarak yazılı şekilde uygulama yapılarak karar verilmesi suretiyle CMK'nın 226. maddesine aykırı olarak sanık T. E.'in savunma hakkının kısıtlandığı,
Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur.
CMK'nın 230. maddesinde belirtildiği üzere, mahkemenin karar gerekçesinde suç oluşturduğu kabul edilen fiil gösterilmeli, mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmelidir. Hükümde gerekçe ile uyumlu ve infazda tereddüte yol açmayacak açıklıkta olmalıdır. Yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, verilen hüküm tarafları tatmin etmeyecek ve kararın sağlıklı bir şekilde denetim imkanını da ortadan kaldırmış olacaktır.
Ayrıca halen yürürlükte bulunan CMK'nın 289/1-g maddesinde “hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi” hukuka kesin aykırılık halini oluşturmakta olup, mutlak bir bozma nedenidir.
Bu açıklamalar ışığında;
2-) Suç tarihinde Bodrum Devlet Hastanesinde genel cerrahi uzman Doktor ve bu suretle kamu görevlisi olan ve sabit görülen suçları TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle göz önüne alınarak TCK'nın 53/5. maddesi uygulanması gerekirken uygulama sırasında TCK'nın 53/1-e maddesi yazılmak suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edildiği,
3-) Sanık İ. B. hakkında müşteki H. Ş.'e yönelik irtikap suçundan; müşteki S. T.'a yönelik irtikap suçundan mahkumiyet hükümleri tesis edilirken her iki hükümde de müşterek olarak; erteleme hükmünün TCK'nın 51/1. maddesi gereğince sadece hapis cezasına ilişkin uygulanabileceği dikkate alınmaksızın TCK'nın 53/1. maddesi uygulaması ve TCK'nın 53/5. maddesi uygulamasından sonra yazılmak ve hapis cezasına ilişkin uygulandığı da belirtilmemek suretiyle hükümde fiilen hak yoksunluğu uygulamalarının da erteleme kapsamına alındığı,
4-) Sanık İ. B. hakkında müşteki H. Ş.'e yönelik irtikap suçundan; müşteki S. T.'a yönelik irtikap suçundan mahkumiyet hükümleri tesis edilirken her iki hükümde de müşterek olarak; TCK'nın 53/1. maddesinin erteli hapis cezaları kısa süreli olmamakla sanık hakkında uygulanabileceği, ancak erteli kısa süreli olmayan hapis cezası hakkında TCK'nın 53/1. maddesi uygulanmasında TCK'nın 53/3. maddesi gereğince "mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir." hükmünün gözönüne alınmadığı anlaşılmakla,
Bu nedenlerle 1 nolu neden yönünden CMK'nın 226. maddesine muhalefetle, 2-3 ve 4 nolu nedenler yönünden Anayasa'nın 141 ve CMK'nın 34 ve 230. maddelerine muhalefetle, tesis edilen mahkeme hükmünün CMK'nın 280/1-b, 289/1-g-h maddeleri dikkate alınarak mutlak hukuka aykırılık hali nedeni ile BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, CMK'nın 284/1, 286/1 maddeleri gereğince kesin olmak üzere 05.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)